Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tunçtürk, tarımsal üretimin ardından tarlada kalan bitki sapı, kök, yaprak, koçan ve diğer bitki artıklarının tamamının anız olarak adlandırıldığını belirtti. Anızın çiftçiler tarafından çoğu zaman atık olarak görüldüğünü ifade eden Tunçtürk, bu bitki artıklarının toprağın organik maddesine ve besin döngüsüne katkı sağlayabilecek önemli bir biyokütle olduğunu söyledi.

Tunçtürk, Doğu Anadolu’daki tarım alanlarında toprakların organik madde bakımından yeterince zengin olmadığını belirterek, anızın içerisinde bulunan organik maddenin toprağın yapısının korunması, su tutma kapasitesinin artırılması ve toprak canlılarının beslenmesi açısından önemli olduğunu vurguladı.
Tunçtürk, anızın yakılması yerine toprağa karıştırılmasının, organik madde bakımından zayıf toprakların zenginleşmesine katkı sağlayacağını söyledi.

“MİKROORGANİZMALAR VE SOLUCANLAR GİBİ CANLILAR DA ZARAR GÖREBİLİYOR”
Anız yangınları sırasında toprakta bulunan faydalı mikroorganizmalar ile solucanlar gibi canlıların da zarar görebileceğini belirten Tunçtürk, “Çiftçiler anıza genellikle atık, işe yaramayan bir ürün olarak bakıyor. Oysa anız, toprağın organik maddesine ve besin döngüsüne katkı sağlayabilecek önemli bir biyokütledir.
Son yıllarda Van’da ve Doğu Anadolu’da anız yangınları giderek artıyor. Doğu Anadolu Bölgesi’ni diğer bölgelerden ayıran önemli unsurlardan biri, tarım alanlarındaki toprakların organik madde bakımından yeterince zengin olmaması.

Anızın içerisinde bulunan organik madde ise toprağın yapısının korunması, su tutma kapasitesinin artırılması ve toprak canlılarının beslenmesi açısından önemli. Bu nedenle anızın yakılması yerine toprağa karıştırılması, organik madde bakımından zayıf ve besin açısından düşük toprakların zenginleşmesine katkı sağlayabilir.
Anız yangınları sırasında toprakta bulunan faydalı mikroorganizmalar ve solucanlar gibi canlılar da zarar görebiliyor. Bu canlılar organik maddelerin parçalanmasında ve bitki besin elementlerinin bitkilerin kullanabileceği forma dönüştürülmesinde önemli rol oynuyor.” dedi.
“ANIZ YANGINLARININ BİR DİĞER RİSKİ DE…”
Anızın toprak erozyonunun önlenmesi açısından da önemli olduğunu dile getiren Tunçtürk, özellikle Doğu Anadolu’daki eğimli ve kurak alanlarda erozyonun önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi.
Tarlada bırakılan bitki artıklarının toprağın yüzeyini kapladığını ve yağışlarla oluşan yüzey akışları ile rüzgarın neden olduğu erozyonu nispeten önlediğini belirten Tunçtürk, “Anızın yakılması açısından bir diğer önemli konu erozyon. Özellikle Doğu Anadolu’da eğimli arazilerde ve kurak alanlarda toprak erozyonu önemli bir sorun.

Tarlada bırakılan anız, toprağın yüzeyini kaplayarak yağmur sularının yüzey akışını ve rüzgar erozyonunu nispeten önlüyor. Anız yakıldığında ise toprağın üzerindeki bu koruyucu örtü ortadan kalkıyor ve rüzgar ile su erozyonu daha kolay gerçekleşiyor. Anız yangınlarının bir diğer riski de yangının kontrolden çıkarak tarım alanlarından meralara, doğal bitki örtüsüne, ormanlık alanlara ve yerleşim yerlerine ulaşabilmesi.
Doğu Anadolu’da mera ve hayvancılık önemli bir ekonomik unsur olduğu için kontrolden çıkan anız yangınları mera alanlarına ve doğal bitki örtüsüne de zarar verebiliyor. Bunun yanında anız yangınları hava kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. İnsanların, hayvanların ve çevredeki canlıların dumandan etkilenmesi söz konusu.” ifadelerine yer verdi.
“ÇİFTÇİ, ANIZI NEDEN YAKIYOR?”
Tunçtürk, anız yakılmasının önüne geçilmesi için üreticilerin suçlanması yerine doğru ve uygulanabilir alternatiflerin gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Üreticilerin anızı yakmasının arkasında işçilik maliyetleri, zaman, tarım makinelerinin kullanımı ve tarlanın bir sonraki ekime hazırlanması gibi nedenlerin bulunduğunu belirten Tunçtürk, “Burada en önemli yaklaşım anız yakmak yerine anızı toprağa kazandırmak. Hasat artıklarının uygun yöntemlerle parçalanması gerekiyor.

Ancak burada bilim insanlarının veya gazetecilerin üreticileri suçlamak yerine onlara doğru ve uygulanabilir alternatifleri göstermesi gerekiyor. Çiftçi anızı neden yakıyor? İşçilik maliyetleri, zaman, tarım makinelerinin kullanımı ve bir sonraki ekim için tarlanın hazır hale getirilmesi gibi nedenler var.
Çiftçi açısından anız yakmak en basit yöntem olarak görülüyor. Bu nedenle çözüm yalnızca ‘anız yakmayın’ demek değil, anız yönetimini çiftçi için ekonomik ve uygulanabilir hale getirmek. Özellikle kurak ve verimsiz alanlarda anız yakmanın toprağı daha da verimsizleştirdiğinin ve çoraklaştırdığının anlatılması gerekiyor.
Bunun yerine anızın belirli bir süre toprakta kalmasının veya toprağa işlenmesinin; su kapasitesinin, toprak canlılarının ve organik madde miktarının artırılması açısından daha faydalı olduğu çiftçiye anlatılmalı.” diye konuştu.
“BAZI PRATİK SONUÇLARI VAR…”
Anız yakmanın kısa vadede bazı pratik sonuçlarının bulunduğunu da belirten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tunçtürk, tarla yüzeyindeki sapların hızlı şekilde ortadan kaldırılması ile bazı yabancı otlar ve hastalık-zararlıların bir bölümünün baskılanmasının bunlar arasında yer aldığını dile getirerek şunları söyledi:
“Anız yakmanın bazı kısa vadeli ve pratik faydaları da var; tarla yüzeyindeki sapların hızlı şekilde ortadan kaldırılması, bazı yabancı otların ve hastalık - zararlıların bir kısmının baskılanması gibi etkileri bulunuyor.
Ancak bunlar anız yakmanın uzun vadeli sonuçlarını değiştirecek ölçüde değil. Çiftçi ayrıca hasat sonrası tarlanın daha temiz ve düzenli görünmesini istediği, bir sonraki ekime tarlayı hızlı hazırlamak istediği, sap ve diğer artıkların parçalanmasını beklemek istemediği için anızı yakabiliyor.
Yakıt ve mazot fiyatlarının yüksek olması nedeniyle araziyi sürmek yerine anızı yakmayı daha kolay bir yöntem olarak görebiliyor. Bazı çiftçiler ise kemirgenler, hastalık ve zararlıları azaltacağını düşündüğü için anız yakıyor.”





