Doğu Anadolu’nun kapalı havzalarından biri olan Van, son yıllarda düşen yağış ve yükselen sıcaklıklarla mücadele ederken, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, bölgedeki kuraklığın yalnızca yerel bir sorun olmadığını, küresel iklim değişikliği ve insan etkilerinin birleşimiyle şekillendiğini ifade etti.
Prof. Dr. Alaeddinoğlu, Van’ın çevresel sorunları için önlem alınması gerektiğini belirterek, bölgedeki iklim değişikliğinin tarım ve hayvancılıkla geçinen vatandaşları doğrudan etkilediğini söyledi.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SADECE İNSANLARIN YARATTIĞI BİR ŞEY DE DEĞİL”
Bitkilerin su ihtiyacı artarken mevcut kaynakların yetersiz kaldığını ve uzun vadede bu durumun kırsal alanlarda göçü kaçınılmaz hale getirdiğini aktaran Alaeddinoğlu, “Burası aynı zamanda kapalı bir havza. Kapalı havzalar stratejik açıdan çok önemli, açık havzalar gibi değil, buradaki çevresel sorunları yönetmek çok daha zordur ve çok ciddi, yoğun bir çaba gerektirir. Uzun yıllardır bununla ilgili adımlar atılması gerekiyordu. Bu yeni bir sorun değil, iklim değişikliği bütün dünyayı ilgilendiren bir konu. Van’daki herhangi bir uygulama elbette belli ölçüde katkı sağlar ama buranın tek başına iklimi değiştirmesi mümkün değil. İklimi değiştiren, dünyada yaşanan genel olumsuzluklar, iklim değişikliği sadece insanların yarattığı bir şey de değil. Bu aslında doğal bir süreç, dünya bunu geçmişte defalarca yaşadı. Kuaterner dönemde dört kez bu süreç yaşandı, yani bu dünyanın ilk kez karşılaştığı bir durum değil. Bazen deniyor ya, ‘bu sıcaklık artışı dünyanın sonu’ diye. Hayır, dünyanın değil, insanlığın sonu olabilir, dünya bunu yaşadı, tekrar iyileşti. Isınır, sonra bir noktadan sonra tekrar soğur.” diye konuştu.

“ÖNLEM ALINMAZSA MALİYETİ AĞIR OLUR”
Prof. Dr. Alaeddinoğlu, sorunun dünya değil insanlıkla ilgili olduğunu, önlem alınmazsa ekonomik ve sosyal maliyetlerin ağır olacağını ve sürecin bilimsel çalışmalar ve stratejik kararlarla yönetilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bugün baktığınızda Artos Dağı’nda, kuzeye bakan yamaçta buzul teknesi var. Bu, geçmişte buranın yoğun buzullarla kaplı olduğunu gösteriyor. Morenler var, yani burası bir zamanlar buzlarla kaplıydı, bugün ise yağışın düşmemesini, karın olmamasını konuşuyoruz. Sorun dünya değil, insanlık; ya bu süreci yönetiriz ya da sonuçlarına katlanırız. Katlanmak hem ekonomik olarak daha pahalı hem de sosyal olarak çok daha yıkıcı travmalara yol açar.” şeklinde konuştu.






