Van Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Van’ın ekonomik yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, kentin mevcut koşullarının yanlış okunduğunu ve bu nedenle bugüne kadar atılan birçok adımın kalıcı sonuç üretmediğini ifade etti.
Van’ın sanayi ya da tarım kenti olarak tanımlanmasının gerçekçi olmadığını dile getiren Takva, kentin ekonomik geleceğinin mevcut avantajlar üzerinden planlanması gerektiğini vurguladı.
Van’da sanayi altyapısının sınırlı olduğuna işaret eden Takva, ağır sanayinin bulunmadığını, büyük ölçekli üretim tesislerinin yetersiz kaldığını ve organize sanayi bölgelerinin mevcut kapasitesinin talebi karşılamadığını belirtti. Lojistik maliyetlerin yüksekliği, hammaddeye erişimde yaşanan zorluklar ve pazarlara olan uzaklığın sanayi yatırımlarını doğal olarak sınırladığını anlatan Takva, bu koşullarda Van’ı sanayi kenti olarak konumlandırmanın bugünkü gerçeklerle örtüşmediğinin altını çizdi.

“VAN’IN EKONOMİSİ DOĞRU OKUNMADIĞI SÜRECE ATILAN ADIMLAR KALICI SONUÇ ÜRETMEZ”
VANTSO Yönetim Kurulu Başkanı Takva, “Van’ın ekonomik yapısını değerlendirirken önce gerçekçi olmak zorundayız. Van’ı ne sanayi kenti olarak tanımlayabiliriz ne de klasik anlamda bir tarım kenti olarak. Bu iki tanım da Van’ın mevcut koşullarını tam olarak karşılamıyor. Biz yıllardır şunu söylüyoruz: Van’ın ekonomisi doğru okunmadığı sürece atılan adımlar kalıcı sonuç üretmez. Sanayi açısından baktığınızda, Van’da ağır sanayi yok. Büyük ölçekli üretim tesisleri yok, organize sanayi bölgelerimiz var ama kapasite sınırlı. Lojistik maliyetler yüksek, hammaddeye erişim zor, pazar mesafeleri uzun. Bunlar sanayi yatırımlarını doğal olarak sınırlıyor. O yüzden Van’ı ‘sanayi kenti yapalım’ demek kulağa hoş gelse de, bugünkü gerçeklerle örtüşmüyor.” dedi.
“VAN KENDİ KENDİNE YETEN BİR TARIM ŞEHRİ DEĞİL”
Tarım alanında da benzer sınırlılıklar bulunduğunu dile getiren Takva, Van’ın yüksek rakımı, sert iklim koşulları ve yılda tek ekiliş sezonuna sahip olmasının tarımsal üretimi sınırlandırdığını kaydederek, “Tarım tarafında ise yine benzer bir durum söz konusu, Van yüksek rakımlı bir şehir. Ortalama rakım bin 700 metre ve yılda tek ekiliş sezonumuz var. İklim şartları sert, tarımsal üretim yapılıyor ama bu üretim Van’ı bir tarım üssü haline getirecek ölçekte değil. 2013 yılında Van’da tüketilen sebze ve meyvenin yaklaşık yüzde 90’ı dışarıdan geliyordu, bugün bu oran yüzde 85’lere düştü. Bu elbette olumlu bir gelişme ama hala Van kendi kendine yeten bir tarım şehri değil. Dolayısıyla biz şunu söylüyoruz: Van’ın ekonomik geleceğini hayalci yaklaşımlarla değil, mevcut avantajları üzerinden kurgulamak zorundayız. Bu noktada iki ana sektör öne çıkıyor: turizm ve hayvancılık.” diye konuştu.

“HAYVANCILIK VAN’IN TARİHSEL BİR GERÇEĞİ”
Bu tablo karşısında Van’ın ekonomik geleceğinin hayalci hedeflerle değil, kentin güçlü olduğu alanlar üzerinden kurgulanması gerektiğini yineleyen Takva, “Hayvancılık Van’ın tarihsel bir gerçeği ve bu şehir yüzyıllardır hayvancılıkla ayakta kaldı. Ancak uzun yıllar boyunca hayvancılığı sadece bireysel üretici üzerinden değerlendirdik. Küçük ölçekli, dağınık, verimsiz bir yapı oluştu, biz bu yapının artık değişmesi gerektiğini söyledik. Hayvancılığı endüstriyel ölçekte ele almak zorundayız dedik, işte bu noktada Besi Organize Sanayi Bölgesi fikri ortaya çıktı. Hayvancılığı planlı, altyapısı olan, çevreye duyarlı ve istihdam üreten bir modele dönüştürmek istiyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Turizmin ise Van’ın en güçlü ancak uzun yıllar yeterince değerlendirilememiş alanlarından biri olduğunu belirten Takva, Van Gölü gibi önemli bir doğal değere sahip olunmasına rağmen göl ile kent arasında sağlıklı bir ilişki kurulamadığını ifade etti. Van’da turizmin yalnızca yaz aylarıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini dile getiren Takva, kış, doğa, kültür ve inanç turizminin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Takva ayrıca, kar yağışının bir dezavantaj değil, doğru planlama ile avantaja dönüşebileceğine inandığını da dile getirdi.
“JEOTERMAL KAYNAKLAR YETERİNCE DEĞERLENDİRİLMİYOR”
Van’daki jeotermal kaynakların da önemli bir potansiyel barındırdığını hatırlatan Takva, yedi ilçede bulunan bu kaynakların uzun yıllardır yeterince değerlendirilmediğinden söz etti.
Jeotermalin yalnızca ısıtma amacıyla değil, sera yatırımları ve tarımsal üretim açısından da ele alınması gerektiğini kaydedin Takva, “Biz Van’da turizmi sadece yaz aylarına sıkıştırılmış bir faaliyet olarak görmüyoruz. Kış turizmi, doğa turizmi, kültür turizmi, inanç turizmi birlikte düşünülmeli. Kar yağışı bu şehir için bir dezavantaj değil, doğru planlama ile avantaja dönüşebilir. Ama bunun için altyapı, tanıtım ve vizyon gerekiyor. Van’ın bir diğer önemli avantajı jeotermal kaynakları ve yedi ilçemizde jeotermal sahalar var. Yıllardır bu kaynaklar boşa akıyor, bu kabul edilebilir bir durum değil. Jeotermali sadece ısıtma olarak değil, tarımsal üretim ve sera yatırımları açısından da değerlendirmek zorundayız. Çaldıran ve Erciş’te Jeotermal Sera Organize Sanayi Bölgeleri bu anlayışın bir sonucudur. Bu projeler hayata geçtiğinde Van sadece kendi ihtiyacını karşılayan değil, üretip satan bir şehir haline gelecek” ifadelerini kullandı.
“VAN’IN EKONOMİK YAPISI ÇOK FARKLI BİR NOKTAYA TAŞINABİLİR”
Van’ın sınır kenti olma özelliğine de değinen Takva, İran’a komşu olmanın ticaret, turizm ve lojistik açından önemli bir potansiyel sunduğunu şu ifadelerle anlattı:
“Van’ın ekonomik yapısını konuşurken sınır kenti olma özelliğini de göz ardı edemeyiz. İran’a komşu bir şehiriz, bu coğrafya ya avantaja çevrilir ya da kader olarak kabullenilir. Biz bunu avantaja çevirmek istiyoruz, ticaret, turizm ve lojistik açısından sınır kenti olmanın getirdiği potansiyel doğru yönetilirse Van’ın ekonomik yapısı çok farklı bir noktaya taşınabilir. Özetle şunu söylemek isterim: Van’ın kalkınması için her şeyi aynı anda yapmaya çalışmak yerine, güçlü olduğumuz alanlara odaklanmamız gerekiyor. Turizm, hayvancılık, jeotermal tarım ve sınır ticareti Van’ın stratejik sektörleridir. Bu alanlarda doğru planlama yapılır, yatırımlar desteklenir ve istikrarlı bir politika izlenirse Van kısa sürede ekonomik olarak çok daha güçlü bir şehir haline gelir.”






