Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van Gölü Havzası'nda yağış düzeninin son yıllarda değiştiğini ifade etti. Geçmişte sonbahar ve ilkbahar yağışlarının havzaya önemli ölçüde su kazandırdığını belirten Alaeddinoğlu, iklim değişikliğinin etkisiyle özellikle sonbahar yağışlarında belirgin azalma yaşandığını söyledi.
Alaeddinoğlu, bu yıl yüksek rakımlı alanlarda etkili olan kar yağışının yalnızca bu yılı değil, 2027 yılına kadar havzanın su varlığını destekleyecek önemli bir rezerv oluşturduğunu dile getirdi.
“KAR SULARI YER ALTI SU REZERVLERİ İLE AKİFERLERİN BESLENMESİNE KATKI SAĞLIYOR”
Geçmiş yıllarda yağışların önemli bir bölümünün sonbahar döneminde, özellikle kasım ayında gerçekleştiğini ifade eden Alaeddinoğlu, “Geçmiş yıllarda yağışların önemli bir bölümü sonbahar döneminde, özellikle kasım ayında gerçekleşirdi. İlkbaharda nisan yağışlarının da eklenmesiyle birlikte havza önemli ölçüde su kazanırdı.
Ancak iklim değişikliğinin etkisiyle yağış düzeni değişti, sonbahar yağışları ya hiç görülmemeye başladı ya da beklenen seviyenin oldukça altında kaldı. Bu yıl yüksek rakımlı alanlarda etkili olan yoğun kar yağışı ise büyük önem taşıyor. Çünkü kar, yağmurun aksine kısa sürede yüzey akışına geçmiyor. Kademeli olarak eriyerek toprağa nüfuz ediyor ve yer altı su rezervleri ile akiferlerin beslenmesine katkı sağlıyor.” dedi.
“YAĞAN KARIN ETKİSİ YALNIZCA BUGÜNKÜ SU VARLIĞIYLA SINIRLI KALMAYACAK”
Bu yıl yüksek rakımlı alanlarda etkili olan yoğun kar yağışının büyük önem taşıdığını belirten Alaeddinoğlu, karın su kaynaklarının beslenmesindeki rolüne değindi.
Alaeddinoğlu, bu sürecin havzadaki barajların doluluk oranlarını artıracağını ve son yıllarda kuraklığın etkisiyle yaşanan su sıkıntısının hafiflemesine katkı sağlayacağını belirterek, “Yer altındaki su dolaşımı uzun zaman alan bir süreç, bu nedenle bu kış yağan karın etkisi yalnızca bugünkü su varlığıyla sınırlı kalmayacak.
Eriyen kar suları, yer altı kaynaklarını beslemeyi sürdürecek ve bunun yansımaları akarsular ile gölde yaklaşık 2027 yılına kadar hissedilecek. Bu sürecin havzadaki barajların doluluk oranlarını büyük ölçüde artırması ve son yıllarda kuraklığın etkisiyle yaşanan su sıkıntısını önemli ölçüde hafifletmesi bekleniyor.” ifadelerine yer verdi.





