Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Ali Kılıçer, Van’ın deprem gerçeğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kentin coğrafi yapısının bilimsel olarak incelendiğinde yerleşim için uygun olmadığını ifade eden Kılıçer, Van Ovası’nın bir yeraltı suyu havzası olduğunu ve bu nedenle yapılaşmanın baştan hatalı olduğunu söyledi.

Van merkezinin çevresi dağlarla çevrili bir çanak yapıya sahip olduğunu belirten Kılıçer, bu durumun doğal olarak yeraltı su hareketliliğini artırdığını aktardı.

“KAZILARDA 3–5 METRE SONRA SUYA ULAŞILIYOR”

Urartu dönemine atıfta bulunan Kılıçer, “Van özelinde konuşursak şunu çok net söylemek gerekir: Bu kent yanlış bir yerde kurulmuş durumda. Bunu söylerken duygusal değil, tamamen bilimsel verilerle konuşuyorum. Van Ovası bir yeraltı suyu havzası ve etrafı dağlarla çevrili, çanak şeklinde bir yapıya sahip. Bu da doğal olarak suyun yukarıdan aşağıya doğru hareket etmesine neden olur, bu bir fizik kuralıdır, aksi mümkün değil. Böyle bir coğrafyada gidip şehri ovaya kurarsanız, yeraltı suyu mutlaka sorun haline gelir, bugün bunun sonuçlarını açıkça görüyoruz. İskele ve Alipaşa taraflarında yapılan kazılarda 3–5 metre sonra suya ulaşılıyor, bu bir tesadüf değil, bölgenin doğal yapısının bir sonucu. Urartu döneminde yaşayan bir mühendis bile bu ovaya baksa ‘Buraya şehir kurulmaz’ derdi. Çünkü o dönemin insanı toprağı okuyabiliyordu, arazinin dilini biliyordu. Biz ise tam tersini yaptık, şehri en riskli alana kurduk, sonra da binalar yıkılınca şaşırdık.” diye konuştu.

Van Kira Fiyatlarııa

“EDREMİT HATTI, ÇEVRE YOLU VE YÜKSEK KESİMLER ZEMİN AÇISINDAN ÇOK DAHA SAĞLAM”

Van’ın daha güvenli alanlarının Edremit hattı ve yüksek kesimler olduğunu ifade eden Kılıçer, “Oysa Edremit hattı, çevre yolu ve yüksek kesimler zemin açısından çok daha sağlam. Hem daha güvenli hem de maliyeti çok daha düşük. Aynı binayı ovada yaptığınızda 50 milyon liraya mal ediyorsunuz, sağlam zeminde ise bunu 5 milyona yapmak mümkün. Ama biz ne yaptık? Ovaya indik, yolu da oradan geçirdik, yerleşimi de oraya sıkıştırdık. Sonra deprem olunca ‘Niye yıkıldı?’ diye sorduk. Asıl sorulması gereken şu: Biz bu şehri neden buraya kurduk? Bugün Türkiye’deki tüm yapılar toplandığında Konya Ovası kadar alan kaplıyor. Bu kadar geniş bir coğrafyada yaşıyoruz ama gidip en riskli alanlara yapı yapıyoruz. Bu bir tercih meselesi, aynı zamanda ciddi bir planlama sorunu.” dedi.

VAN BEŞYOL MEYDANI

“VAN’DA 7’NİN ÜZERİNDE YIKICI BİR DEPREM BEKLENTİSİ YOK”

Van’da 2011 yılının 23 Ekim ve 9 Kasımında meydana gelen depremleri hatırlatan Kılıçer, bu felaketlerde çok sayıda vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsatarak şunları söyledi:

“Bu yüzden şunu söylüyorum: Çarpık kentleşme, çarpık afet yönetimini doğurur, bu ikisi birbirinden ayrı düşünülemez. Nerede ve nasıl yapılaşacağınızı yanlış belirlerseniz, afet geldiğinde sonuç ağır olur. Şu an için Van’da 7’nin üzerinde yıkıcı bir deprem beklentisi yok, ancak bu, risk olmadığı anlamına gelmez. Orta ölçekli depremler her zaman olabilir, yanlış yerde kurulmuş bir şehirde ise orta büyüklükte bir deprem bile büyük yıkıma yol açar, elbette bireysel önlemler önemli. Ancak asıl mesele yine aynı noktaya geliyor: Doğru kentleşme, doğru imar ve doğru planlama, bunları yaparsak deprem olur, ama yıkım olmaz.”

Kaynak: Fatma Öztürk