Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. COP toplantılarında alınan kararların bağlayıcı olmadığını belirten Sarı, bu kararların ülkeler tarafından uygulanması halinde iklim politikalarına yön verdiğini söyledi.

COP'un, iklim değişikliği konusunda taraf ülkelerin bir araya geldiği uluslararası bir konferans olduğunu belirten Sarı, burada alınan kararlar tavsiye niteliğinde olduğunu ülkelerin bu kararları kendi hükümet programlarına dahil edip uyguladığında sonuç alınabileceğini söyledi.

Şimdiye kadar 30 COP toplantısı gerçekleştirildiğini hatırlatan Sarı, önceki toplantılarda alınan birçok kararın uygulamaya geçirilemediğini, bu nedenle iklim değişikliğinin etkilerinin artarak devam ettiğini ifade etti. COP31'de beklentinin, alınacak kararların uygulamaya aktarılması olduğunu kaydeden Sarı, özellikle sera gazı emisyonları yüksek ülkelerin bu sürece katkısının önem taşıdığını dile getirdi.

Van Gölü ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi açısından da değerlendirmelerde bulunan Sarı, COP31'in bu alanlara doğrudan bir etkisinin olmayacağını ancak iklim politikalarının şekillenmesi açısından dolaylı katkılar sunacağını söyledi.

Vangolususicakligi1

“COP31'İN DOĞRUDAN BİR YANSIMASI OLMAYACAKTIR”

Türkiye'nin birçok kentinde COP31 sürecine ilişkin toplantılar düzenlendiğini aktaran Sarı, bu çalışmaların iklim değişikliğinin çevre ve su kaynakları üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağladığını ifade ederek şu sözleri kaydetti:

“Van Gölü ya da Güneydoğu Anadolu Bölgesi gibi iklim değişikliğinin etkilerini daha yoğun hissedebilecek bölgeler açısından COP31'in doğrudan bir etkisi olmayacaktır. Çünkü COP, doğrudan uygulama yapan bir mekanizma değil, ülkelerin iklim politikalarını şekillendirdiği uluslararası bir platformdur. Ancak burada yürütülen tartışmalar, alınan tavsiye kararları ve oluşturulan ortak politikalar zamanla ülkelerin çevre ve iklim stratejilerine yön verebilir. Bu da Van Gölü gibi iklim değişikliğine karşı hassas su ekosistemlerinin korunmasına yönelik çalışmaların güçlenmesine dolaylı katkı sağlayabilir.”

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ÇEVRE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN ANLAŞILMASINA KATKI SUNACAK”

Van Gölü gibi iklim değişikliğinden etkilenen su kaynaklarına ilişkin farkındalığın artmasına da katkı sağlayacağını belirten Sarı, “Bugün Türkiye'nin birçok ilinde Çevre Bakanlığı, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli platformlar COP31 sürecine ilişkin toplantılar düzenliyor. Bu toplantılar, iklim değişikliğinin Van Gölü, iç sular, sulak alanlar ve bölgedeki doğal yaşam üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılması, kamuoyunun bilinçlenmesi ve farkındalığın artması açısından önemli bir süreç oluşturuyor. Alınacak kararların tamamı uygulamaya geçmese bile COP31'in Türkiye'de gerçekleştiriliyor olması, iklim değişikliği konusunun daha geniş kesimler tarafından tartışılmasına ve çevre bilincinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı

COP31'in Türkiye'de düzenlenmesinin kamuoyunda iklim değişikliği konusunda bilgi düzeyinin ve farkındalığın artırılması açısından önemli olduğunu belirten Sarı, sürecin bu yönüyle de değer taşıdığını kaydetti.

Kaynak: Fatma Öztürk