Hakan Günday, 29 Mayıs 1976'da Rodos’ta doğdu ve ilk yıllarını Brüksel’de geçirdi. Eğitimine burada başlamış, ardından Ankara'ya taşınarak Tevfik Fikret Lisesi'ni tamamladı. Üniversite eğitimine Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Fransızca Tercümanlık bölümüyle devam etti. Bir yıl sonra Université Libre de Bruxelles’in Siyasal Bilimler bölümüne geçiş yaptı. Eğitim hayatını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde sonlandırarak, edebiyatla olan bağını sağlamlaştırdı.
Hakan Günday, edebiyat dünyasına adımını, 2000 yılında, üniversite yıllarında yazdığı ilk romanı "Kinyas ve Kayra" ile attı. Bu eser, Türk yeraltı edebiyatının önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Günday, iki eski arkadaşın zorlu yaşam öykülerini, yeraltı dünyasında geçen olaylarla harmanlayarak, Türk edebiyatına önemli bir katkı sundu. Kitap, hem diziye hem de filme uyarlanmaya çalışılmıştır. Günday, bu kitabı ünlü yazar Nevzat Çelik'e ithaf etti.
2002 yılında "Zargana" adlı ikinci romanını yayımladı. Zargana, 12 yaşındaki bir çocuğun, evlatlık olduğunu öğrenip evden kaçması ve sonra yaşadığı korkunç olayları konu alıyordu. Yazar burada, çocuğun ruhsal ve fiziksel travmalarını derinlemesine ele alarak, insanın en temel duygularını sorgulayan bir yapıt ortaya koydu.
2003 yılında yayımladığı "Piç" kitabında, Günday, toplumsal sistemin dışına itilmiş bireylerin içsel karmaşalarını ve arayışlarını, bir "piç"in bakış açısıyla anlattı. Kitapta yer alan "Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir." cümlesi, yazarın romanın özünü net bir şekilde ifade ettiği anlamlı bir alıntıdır.
2005 yılında "Malafa" adlı eserini yayımlayarak, karakter psikolojilerini ön plana çıkardı ve bir kuyumcu dükkanındaki satış işlemleri üzerinden toplumsal eleştirilerini sürdürdü. Bu kitap aynı zamanda tiyatro sahnesine de uyarlanarak büyük bir ilgi gördü.
2007 yılında "Azil" adlı romanını yayımlayan Günday, burada uyumsuzluk, dahilik ve delilik arasındaki ince çizgide gidip gelen bir gencin sorgularını derinlemesine inceledi. Eser, felsefi bir bakış açısıyla modern bireyin karşılaştığı kimlik ve varlık sorularını masaya yatırdı.
2009 yılında "Ziyan" adlı romanını yayımlayan yazar, bu eserle "Azil" kitabının devamını yazdı. Kitap, zorunlu askerlik hizmetini işleyerek, bireyin toplumdaki yerini, ait olduğu kimlik ile karşı karşıya kaldığı baskıyı sorgulayan derinlikli bir yapıt ortaya koydu.
2011 yılında yayımladığı "Az" adlı romanında, farklı şiddet türlerini -çocuk şiddeti, psikolojik şiddet, hayatın şiddeti ve hırsın şiddeti- birbirinden bağımsız fakat iç içe geçmiş bir şekilde ele aldı. Yazar, şiddet ve insanlık arasındaki ilişkiyi derinlemesine işlerken, şiddetin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini sorguladı.
Hakan Günday, 2013 yılında yayımladığı "Daha" adlı romanıyla büyük bir uluslararası başarı elde etti. Bu eser, Fransa'da düzenlenen Prix Medicis (Yabancı Roman) ödülünü kazandı ve 2014 yılında Türk-Fransız Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu.
Tiyatro ile de ilgilenen Günday, Dot Tiyatro Grubu’nda oyun yazarlığı yaparak, edebiyatın farklı alanlarında kendini göstermiştir. Yazar, toplumsal eleştirilerini tiyatroda da sürdürmüş, kelimeleriyle bir başka dünya yaratmayı hedeflemiştir.
Hakan Günday, yazdığı her romanıyla, insan ruhunun karanlık taraflarını, toplumun dışına itilmiş karakterlerin içsel çelişkilerini ve modern dünyadaki adaletsizlikleri cesurca gözler önüne serdi.
