Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kılıçer, Van'ın afet risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Afet denildiğinde akla ilk olarak depremin geldiğini belirten Kılıçer, bunun doğal olduğunu ancak afet yönetiminin yalnızca deprem üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Deprem açısından değerlendirildiğinde Van'da özellikle Tuşba, İpekyolu, Muradiye, Çaldıran ve Erciş çevresinin aktif fay hatlarının etkisi altında bulunduğunu belirten Kılıçer, bu bölgelerde deprem riskinin ön planda olduğunu söyledi.
Afet yönetiminin yalnızca deprem üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirten Kılıçer, Bahçesaray'da çığ tehlikesinin, Başkale'de ise deprem riskinin öne çıktığını ifade etti. Sel baskınları ve kaya düşmelerinin de Van genelinde dikkate alınması gereken afet türleri arasında yer aldığını dile getiren Kılıçer, özellikle İpekyolu ilçesinde son yıllarda yetersiz altyapının da etkisiyle küçük yağışlarda dahi su baskınlarının yaşandığını kaydetti.

“BU İLÇELERDE DEPREM RİSKİ HER ZAMAN ÖN PLANDA”
Van'ın genelinde afet riski bulunmayan bir ilçeden söz etmenin mümkün olmadığını dile getiren Kılıçer, “Afet deyince aklımıza sürekli deprem geliyor, bu da oldukça doğal. Çünkü insanların en fazla can kaybına maruz kaldığı ve en çok korktuğu doğal afetlerden biri deprem.
Bu nedenle afet yönetiminden bahsettiğimizde ister istemez konu hep depreme kayıyor. Ancak afet yönetimini yalnızca deprem üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Deprem açısından baktığımızda Van'da özellikle Tuşba, İpekyolu, Muradiye, Çaldıran ve Erciş çevresinin aktif fay hatlarının etkisi altında olduğunu söyleyebiliriz, bu ilçelerde deprem riski her zaman ön planda.” dedi.

“SADECE DEPREMİ KONUŞURSAK EKSİK KALIRIZ”
Heyelanın Van'da en az görülen afet türlerinden biri olduğunu belirten Kılıçer, bunun temel nedeninin ilin jeolojik ve iklimsel yapısı olduğunu ifade etti.
Yoğun yağışın ve uygun zemin koşullarının heyelan oluşumunda belirleyici olduğunu söyleyen Kılıçer, “Sadece depremi konuşursak eksik kalırız, örneğin Bahçesaray denildiğinde mutlaka çığ tehlikesinden söz etmemiz gerekir. Başkale'yi ise yine deprem açısından değerlendirmek gerekiyor.
Bunun yanında sel baskınları ve kaya düşmeleri de il genelinde dikkate alınması gereken afet türleri arasında yer alıyor. İpekyolu ilçesinde ise son yıllarda yetersiz altyapının da etkisiyle sel baskınlarının daha fazla yaşandığını görüyoruz. Artık küçük bir yağışta bile yolların yürünemez hale geldiğine şahit oluyoruz.” ifadelerini kullandı.
“VAN’A BAKTIĞIMIZDA ‘AFET RİSKİ YOK’ DİYEBİLECEĞİMİZ BİR İLÇEYİ GÖSTERMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Kılıçer, Van'daki afet risklerini öncelik sırasına göre değerlendirdiğinde ilk sırada depremin yer aldığını, ardından sel ve çığ risklerinin geldiğini, kaya düşmelerinin ise özellikle Hakkari sınırına yakın kesimlerde daha yoğun görüldüğünü söyleyerek şu sözleri kaydetti:
“Van'ın geneline baktığımızda ‘afet riski yok’ diyebileceğimiz bir ilçeyi göstermek mümkün değil. İlçelerin büyük bölümünde deprem tehlikesi var, bunun yanında bulundukları coğrafi konuma ve iklim şartlarına göre çığ, sel ve kaya düşmesi gibi farklı afet riskleri de öne çıkıyor. Van'da en az karşılaştığımız afet türü ise heyelan. Çünkü heyelanın oluşabilmesi için yoğun yağış ve uygun jeolojik yapı gerekiyor.
Bizim coğrafyamız buna çok elverişli değil, küçük çaplı heyelanlar görülse de Karadeniz Bölgesi'ndeki gibi büyük ölçekli heyelanlardan söz etmemiz mümkün değil. Bu nedenle Van'da afet risklerini sıralayacak olursam ilk sıraya depremi koyarım. Ardından sel ve çığ gelir, sonrasında ise özellikle Hakkari sınırına yakın bölgelerde daha sık görülen kaya düşmeleri yer alır.”




