Van İl Müftü Vekili Abdullah Erkan Çok, kurban ibadetinin yalnızca dini bir vecibe olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihine uzanan köklü bir ibadet olduğunu ifade etti.
Kurban ibadetinin tarihsel sürecine değinen Çok, insanlık tarihindeki ilk kurbanın Hz. Adem’in oğulları Habil ve Kabil ile başladığını belirtti. Habil’in kurbanının ihlas ve samimiyet nedeniyle kabul edildiğini, Kabil’in kurbanının ise kabul edilmediğini aktaran Çok, bu olayın aynı zamanda insanlık tarihindeki ilk çatışmaya da zemin hazırladığını ifade etti.

Kurbanın bir diğer önemli boyutunun Hz. İbrahim ve Hz. İsmail kıssası olduğunu belirten Çok, Hz. İbrahim’in rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmesi üzerine Hz. İsmail’in teslimiyet gösterdiğini, bu olayın ardından Allah tarafından bir koç gönderilerek kurban ibadetinin meşruiyet kazandığını söyledi.
“ÖNEMLİ OLAN; NİYET VE SAMİMİYET”
Kurban ibadetinin fıkhi hükmüne ilişkin değerlendirmede bulunan Çok, Hanefi mezhebine göre kurbanın vacip, diğer üç mezhebe göre ise sünnet-i müekkede olduğunu ifade ederek, “Kurban ibadetine baktığımızda bunun sadece İslam tarihiyle sınırlı olmadığını, insanlık tarihinde de önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz.
İlk kurban Hz. Adem’in oğulları Habil ve Kabil ile başlıyor. Habil hayvancılıkla uğraşırken Kabil tarımla uğraşıyor. Allah’a bir şey sunuyorlar. Habil’in sunduğu kabul ediliyor, Kabil’inki kabul edilmiyor. Burada önemli olan şey niyet ve samimiyet. Kurbanın bir diğer yönü Hz. İbrahim ve Hz. İsmail kıssasıdır.
Hz. İbrahim bir rüya görüyor ve bunu oğluna anlatıyor. Hz. İsmail de babasına teslimiyet gösteriyor ve kendisine emredileni yerine getirmesini söylüyor. Daha sonra Allah tarafından bir koç gönderiliyor ve bu olay kurban ibadetinin temelini oluşturuyor.” şeklinde konuştu.

“KURBAN İBADETİ FARKLI ŞEKİLLERDE YERİNE GETİRİLEBİLİYOR”
Bu kapsamda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yürütülen vekâletle kurban organizasyonlarına değinen Çok, “Bugün kurban ibadeti farklı şekillerde yerine getirilebiliyor, kişi kendi imkanıyla kurban kesebildiği gibi vekalet vererek de bu ibadeti yaptırabiliyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla yapılan organizasyonlarla kurbanlar hem yurt içinde hem de yurt dışında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.” dedi.
Kurbanlık hayvanlara ilişkin şartları da açıklayan Çok, kurban edilebilecek hayvanların koyun, keçi, sığır ve deve olduğunu; yaş ve sağlık şartlarının fıkhi ölçülere uygun olması gerektiğini belirtti.
Hayvanlarda ciddi kusur bulunmaması gerektiğini, sağlıklı ve belirlenen yaş kriterlerini taşıyan hayvanların kurban olabileceğini ifade etti.

“KURBAN ETİ NASIL DAĞITILMALI?”
Kurban etinin paylaşımına da değinen Çok, etin bir bölümünün ihtiyaç sahiplerine, bir bölümünün komşu ve akrabalara, bir bölümünün ise aileye ayrılmasının uygun görüldüğünü, ancak tamamının da ihtiyaç sahiplerine dağıtılabileceğini ifade etti.
Esas olanın niyet ve takva olduğunu vurgulayan Çok, “Allah’a ulaşacak olan ne etlerdir ne de kanlardır; Allah’a ulaşacak olan sizin takvanızdır” ayetini hatırlattı.
Kurban kesimlerinin belediyelerce belirlenen alanlarda yapılması gerektiğini belirten Çok, il ve ilçe kurban komisyonları aracılığıyla dini, sağlık ve çevre açısından denetimlerin sürdürüldüğünü de sözlerine ekledi.





