Özge Özacar, 22 Nisan 1995’te İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Özacar, üniversite yıllarında adını duyurmaya başlamıştır. Eğitim hayatı boyunca Zeynep Günay Tan, Merve Taşkan ve Harika Uygur gibi ünlü isimlerden oyunculuk dersleri alarak, dizi sektöründe kendine sağlam bir yer edinmiştir. Aynı zamanda iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Özge Özacar, oyunculuk kariyerine 2015 yılında yayımlanan Küçük Tatlı Yalancılar dizisiyle adım atmıştır. Ardından, Lise Devriyesi ve Oyunbozan gibi projelerde rol alarak geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanınmıştır. Özacar’ın oyunculuk kariyerindeki başarısı, onu hızla popüler yapmıştır.

Bununla birlikte, Özge Özacar’ın sadece oyunculukla ilgisi yoktur. Dans etmeyi ve şarkı söylemeyi de çok seviyor. Sanata olan ilgisi, sadece sahneyle sınırlı kalmayıp, kültür-sanat dünyasında da aktif bir şekilde yer almasına olanak tanımaktadır.

Özge Özacar, oyunculuk kariyerinin başlangıcını bir röportajında şu şekilde anlatmaktadır: “Oyunculuk hayatım, üniversitemin ilk senesinde başladı. O dönemde, aynı zamanda aktif olarak bir haber merkezinde de görev alıyordum. O işte geçirdiğim her an, bana çok şey öğretti ve bugün sahip olduğum iş disiplininin temelini oluşturdu. 18 yaşımdayken, üniversiteye girişimle birlikte oyunculukla ilgilenmeye başladım. Eğitimlerim, İletişim Fakültesi'ndeki çalışmalarım ve oyunculuk alanındaki eğitimlerim paralel bir şekilde ilerledi."

Özge Özacar’ın burcu Boğa’dır ve bu özelliklerinin oyunculuk tarzına yansıdığını ifade etmektedir. Bir röportajda Boğa burcunun sabırlı yapısının ona fayda sağladığını ve doğal yaşam ile olan ilgisinin de bu burçtan kaynaklandığını belirtmiştir. Aynı zamanda astrolojiye olan ilgisi nedeniyle yükseleni olan Kova burcunun rasyonel yapısı ve öğrenmeye duyduğu bitmek bilmeyen istekten çok etkilendiğini eklemiştir.

Özge Özacar, sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda kültür-sanat dünyasına da büyük ilgi duyan bir isimdir. Fransız kültürüne özel bir ilgisi vardır ve bu ilgisi çocukluk yıllarına kadar uzanır. Fransızca diline olan sevgisi, önce internet üzerinden aldığını eğitimlerle sonra da çeşitli kurslarla pekiştirilmiştir. Fransız kültürünün müzik, edebiyat, felsefe ve mutfak gibi birçok alanına olan ilgisi, onun kültürel zenginliğe olan duyduğu derin saygıyı ortaya koyar. Ayrıca, İstanbul’un kültürel çeşitliliği ve zenginliği, Özacar’ın sanatla iç içe yaşamına ilham vermekte ve şehrin sergilerini keşfetmeye büyük bir ilgi duymasına yol açmaktadır.