Pablo Neruda, Latin Amerika'nın en önemli şairlerinden biri olarak, toplumsal ve siyasal şiirleriyle dünya edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Şili'nin şairi, Canto General adlı epik şiir dizisiyle, kıtasının tarihini, kültürünü ve o dönemin toplumsal gerçeklerini büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Neruda, 12 Temmuz 1904'te Şili'nin Parral kentinde, babası bir lokomotifçi ve annesi ise öğretmen olan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz 15 yaşında iken yerel bir gazetenin edebiyat eklerini düzeltmeye başlamış ve bu dönemlerde Çekoslovakyalı şair Jan Neruda'ya olan hayranlığından dolayı takma adı olan "Pablo Neruda"yı almıştır.
Şiirle erken yaşta tanışan Neruda, 1924’te yayımladığı Veinte poemas de amor y una cancion desesperada (Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı) adlı derlemesiyle büyük bir çıkış yaparak Latin Amerika’nın en çok satan şiir kitabını kaleme almıştır. Bu eserde, aşkı yalnızca bir duygu değil, aynı zamanda kozmik bir güç olarak ele almış ve kadına dair yazdığı dizelerle edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiştir.
1927 yılında diplomatlık kariyerine adım atan Neruda, Asya'da konsolosluk görevinde bulunduğu yıllarda toplumsal sorunlarla yüzleşmiş ve bu dönemde Residencia en la tierra (Yeryüzünde Konaklama, 1935) adlı eserini yayımlamıştır. Bu eser, Neruda'nın önceki şiirlerine nazaran daha doğrudan bir şekilde dünyanın acılarına, yozlaşmasına ve savaşlara karşı duyduğu derin öfkeyi yansıtmaktadır. 1936’da İspanya İç Savaşı patlak verince, Franco'ya karşı durarak diplomatik görevinden alınmış ve ülkesine dönmüştür.
Neruda, 1939'da yeniden diplomatlık görevine dönse de, politik olarak daha fazla radikalleşmiş ve 1948’de Şili hükümetinin komünist partiye karşı tutumu nedeniyle “devlet düşmanı” ilan edilmiştir. Arjantin’e kaçan şair, daha sonra Batı Avrupa, Sovyetler Birliği ve Çin'de yaşamını sürdürmüştür. 1950 yılında Canto General (Evrensel Şarkı) adlı dev yapıtını yayımlamış ve burada, Latin Amerika'nın tarihini, kültürünü ve toplumsal mücadelesini bir araya getiren bir şiirsel anlatı sunmuştur.
1950'lerin sonlarına doğru, Neruda daha sade bir şiir diline yönelerek, anlaşılması kolay ve doğrudan bir dil kullanmaya başlamıştır. Bu dönemde yazdığı Odas elementares (Temel Odalar, 1954) ve Tercer libro de las odas (Üçüncü Odlar Kitabı, 1957) gibi eserlerinde, bireysel varoluşun ve insanın temel duygularının en yalın biçimde anlatılmasına yer vermiştir. Ancak, Stalin'in ölümünün ardından Sovyetler Birliği’ne dair eleştirileri de artmıştır.
1970'te, Şili’nin komünist hükümetine katılmak üzere başkan adayı olan Neruda, Salvador Allende'nin ulusal cephesine katıldı. Aynı yıl, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Ancak, ödül aldığı yıl Şili'deki askeri darbenin ardından, 23 Eylül 1973'te, 69 yaşında, kanser nedeniyle yaşamını kaybetti. Neruda'nın ölümünden sonra yayımlanan Confieso que he vivido (Yaşadığımı İtiraf Ediyorum) adlı anı kitabı, onun hayatının ve sanatının derinliklerine dair önemli ipuçları sunmuştur.
Pablo Neruda, hem şiirsel dilindeki derinlik hem de toplumsal adalet için verdiği mücadele ile Latin Amerika'nın en büyük edebi figürlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.