İstanbul’da doğan Balcıgil, eğitimine de burada başlamıştır. İşletme alanında eğitim almış olmasına rağmen, bu alanda pek bir deneyim kazanmamıştır. 1975 yılından itibaren gazeteciliğe adım atmış, Tempo ve Yeni Gündem gibi önemli gazeteler ile televizyon ve dergilerde muhabir, editör ve yönetici olarak çalışmıştır. 1977-1980 yılları arasında Birikim Yayınları’nda yayınevi yöneticiliği yapan Balcıgil, özellikle Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerindeki toplumsal içerikli yazı, araştırma ve incelemeleriyle dikkatleri üzerine çekmiştir.

Gazetecilik kariyerinde başarılar elde ettikten sonra televizyon dünyasında daha fazla yer almaya başlamıştır. ATV, Star, Show, Kanal 6, ve HBB gibi kanallarda Haber Daire Başkanlığı ve Haber Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş, “Osman Balcıgil’le Gece Hattı” ve “Kırmızı Koltuk” gibi başarılı televizyon programlarını hayata geçirmiştir. Bu programlar, televizyon tarihine damgasını vurmuş ve geniş izleyici kitlesi tarafından ilgiyle izlenmiştir.

2000 yılında gazeteciliği bırakıp, kendini tamamen yazı çalışmalarına adamıştır. Balcıgil, 1988’de Latin Amerika’da gerçekleştirdiği “İnkaların Torunları Şaşkın” adlı röportajı ile Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın röportajı ödülünü kazanmıştır. O günden itibaren, gazeteciliğin ötesinde edebi ve kültürel yazılar yazmaya devam etmektedir. Sosyal, siyasi ve kültürel konularda kaleme aldığı yazılar, çeşitli yayınlarda ve kendi internet sitesinde yer almaktadır.

Balcıgil, 2011’de yayımlanan “Ters Kanatlı Şahin” adlı casusluk öyküsünün ardından, verimli bir yazı dönemi geçirmiş ve ardı ardına birçok roman yazmıştır. Eserlerinde, gerçek olaylar ve karakterlerden ilham alarak, romanları adeta birer belgesel roman olarak şekillenmiştir. Sabahattin Ali’nin hayatını anlatan “Yeşil Mürekkep” gibi biyografik romanlarında tarihi gerçeklere sadık kalarak, gazeteci kimliğinden gelen bir titizlikle çalışmıştır. Bunun yanı sıra Afife Jale, Celile Hanım gibi tarihsel figürlerin romanlarını yazarken de aynı belgeselci duyarlılığı ve titizliği göstermiştir.

Balcıgil, edebi kariyerinde gerçekçi bir üslup benimsemiş ve eserlerinde toplumsal olayları, insan hikayelerini sade bir dille anlatmıştır. Yazıları, geniş okur kitlesi tarafından ilgiyle okunmakta, yazar düzenli olarak söyleşilere katılarak kitapları üzerine tartışmalara girmektedir.