Milan Kundera, 1929 yılında Çekoslovakya’da dünyaya gelmiştir. Şair ve yazar olarak tanınan Kundera, toplamda 14 eser kaleme almış olup, dünya çapında en çok bilinen kitabı “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”dir.

Müzik ile tanışması, babasından aldığı piyano dersleriyle olmuştur. Şiir yazmaya ise lise yıllarında başlamıştır. Charles Üniversitesi’nde Edebiyat ve Estetik eğitimi alırken film ve senaryo yazarlığı alanında da çalışmalar yürütmüştür. Genç yaşta arkadaşlarıyla birlikte Komünist Parti’ye katılan Kundera, iki yıl sonra partiden düşünce ayrılıkları nedeniyle ihraç edilmiştir. 1952’de akademide göreve başlayan yazar, 1956 yılında yeniden partiye üye olmuş, ancak 5 Ocak’ta başlayan Prag Baharı’ndaki aktif rolü nedeniyle ikinci kez partiden uzaklaştırılmıştır.

Prag Film Akademisi’nde çalışmaya devam eden Kundera, aynı dönemde oyunlar ve denemeler yazmaya başlamıştır. İlk eseri “Perde” 1960 yılında yayımlanmış ve ilerleyen yıllarda eserlerinde sıkça gördüğümüz bir ayrıntıyı ortaya koymuştur: 7 rakamına özel bir ilgisi vardır; birçok kitabı yedi bölümden oluşur ve Perde’de de yedi makale yer alır.

Kundera, ülkesindeki siyasi baskı ve kısıtlamaları derinden hisseder ve bu kaygısını “Şaka” adlı romanında işler. Ancak Prag’a giren Rus tankları ve kurulan baskıcı düzen, yazarın hayatını ve kariyerini zorlaştırır. İşini kaybeder ve eserleri ortadan kaldırılır; ülkesinde sesini duyuramaz. 1975 yılında eşi Vera Hrabonkova ile Fransa’ya iltica ederek yazı hayatına özgür bir ortamda devam etme fırsatı bulur. Bu süreçte ne Çek ne de Fransız vatandaşı olarak tam anlamıyla bir ülkeye bağlı olamasa da eserlerini özgürce üretir.

Kundera’nın en bilinen eseri “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” hem edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırmış hem de sinemaya uyarlanmıştır. 1990 yılında yayımladığı “Ölümsüzlük” adlı kitabında ise yaşam ve varoluş üzerine derin sorgulamalara yönelmiştir.