Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, Van Gölü’nün ekolojik yapısı ve biyolojik üretim süreci hakkında açıklamalarda bulundu.
Dr. Akkuş, kıyıdan bakıldığında Van Gölü’nün durgun ve geniş bir su kütlesi olarak algılandığını ancak gölün altında sürekli devam eden bir biyolojik faaliyet bulunduğunu söyledi. Gölün gün boyunca fotosentez yoluyla besin ürettiğini ve bu üretimin mikroskobik canlıların yaşamını desteklediğini ifade etti.
“GÖL KENDİ İÇİNDE YAŞAYAN, NEFES ALAN BİR SİSTEM GİBİ ÇALIŞIYOR”
Klorofil yoğunluğunu gösteren verilerin göldeki biyolojik üretimi ortaya koyduğunu belirten Akkuş, renk farklılıklarının suyun farklı bölgelerindeki klorofil seviyelerini gösterdiğini aktardı. Erciş Körfezi’nin göle en fazla su girişinin gerçekleştiği alanlardan biri olduğunu ifade eden Akkuş, “Çoğu kişi Van Gölü’nü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi olarak görüyor ama aslında durum böyle değil. Göl gerçekten de kendi içinde yaşayan, nefes alan bir sistem gibi çalışıyor. İçindeki mikroskobik yaşam sürekli bir döngü halinde devam ediyor. Klorofil verileri bizim için sadece teknik bir ölçüm değil, aynı zamanda gölün sağlık durumu hakkında bize bilgi veren bir gösterge. Akarsularla gelen besinlerin nasıl dağıldığını ve besin zincirinin nasıl başladığını bu verilerle anlayabiliyoruz.” dedi.

“VAN GÖLÜ KORUNMASI GEREKEN YAŞAYAN BİR ORGANİZMA”
Van Gölü’nde suyun sürekli hareket halinde olduğunu dile getiren Akkuş, bu dolaşımın su katmanları arasında karışımı sağladığını ve ekosistem dengesine katkı sunduğunu belirtti.
Van Gölü’nde inci kefali ve mikrobiyalit yapılar içinde tespit edilen diğer küçük balık türlerinin yaşadığını ifade eden Akkuş, şu sözleri kaydetti:
“Gölün her bölgesi aynı tepkiyi vermiyor. Sıcaklık, besin miktarı ve akıntılar değiştikçe biyolojik hareketlilik de değişiyor. Bu yüzden Van Gölü’nü durağan bir su kütlesi olarak değil, sürekli değişen ve etkileşim halinde olan canlı bir ekosistem olarak görmek gerekiyor. Sonuç olarak Van Gölü sadece izlenen bir manzara değil, korunması gereken yaşayan bir organizma. Bu doğal döngü zarar görürse gölün ekolojik dengesi de ciddi şekilde etkilenir.”




