1942 yılında İstanbul’un Erenköy semtinde dünyaya gelen Mustafa Miyasoğlu Topbaş, iş ve hayır hizmetleriyle tanınan köklü bir aileye mensuptur. Babası Musa Topbaş, annesi ise Hacı Fahri Kiğılı’nın kızı Fatma Feride Hanım’dır.
İlk öğrenimini Erenköy Zihni Paşa İlkokulu’nda tamamlayan Topbaş, çocukluk yıllarında özel olarak Kur’an eğitimi aldı. 1953 yılında İstanbul İmam Hatip Okulu’na kaydoldu. Dönemin en önemli eğitim kurumlarından biri olan okulda, Mehmet Celaleddin Ökten, Mahir İz ve Nurettin Topçu gibi alanlarında iz bırakmış isimlerin öğrencisi olma fırsatı buldu. Ayrıca Ahmet Davutoğlu, Yaman Dede (Abdülkadir Keçeoğlu), Mahmud Bayram, Ali Rıza Sağman ve Mehmet Zekai Konrapa gibi değerli hocalardan da eğitim aldı. Amcası ve yaşıtı Abidin Topbaş ile birlikte 1960 yılında mezun oldu.
Öğrencilik yıllarında fikir ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek ile tanışan Topbaş, onun düşünce çevresinde yer aldı. Büyük Doğu hareketini yakından takip ederek fikirlerine hem manevi hem de maddi destek verdi. Necip Fazıl’ın sohbetlerine düzenli olarak katıldı ve eserlerinden derin şekilde etkilendi.
Eğitim hayatının ardından ticaret ve sanayi alanında faaliyet göstermeye başlayan Topbaş, 1962 yılında askerlik görevini Siirt’in Tillo ilçesinde yedek subay öğretmen olarak yerine getirdi. Bu dönemde eğitim ve gençlerin yetiştirilmesi konularına özel ilgi duymaya başladı. Askerlik sonrasında yeniden iş hayatına dönse de eğitim, kültür ve sosyal yardım faaliyetlerinden hiçbir zaman uzaklaşmadı.
İlim Yayma Cemiyeti bünyesinde aktif görevler üstlenen Topbaş, iş hayatını yalnızca ticari faaliyetlerle sınırlı tutmayarak ihtiyaç sahiplerine yardım eden, öğrencilere burs sağlayan ve gençlerin gelişimine katkı sunan bir merkez hâline getirdi. Daha sonra bu hizmetlerini kuruluşunda öncülük ettiği Hüdâyi Vakfı çatısı altında sürdürdü. Vakfın faaliyet alanlarının genişlemesine önemli katkılar sağlayan Topbaş, özellikle Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklardan gelen gençlerin eğitimlerine destek vererek onların yetişmesine yardımcı oldu.
Tarih, edebiyat, şiir ve dini ilimlere duyduğu ilgi sayesinde 1990’lı yıllardan itibaren yazı hayatına yönelen Topbaş, düşünce ve kültür dünyasına eserleriyle de katkıda bulunmaya başladı.