Orhan Pamuk, 7 Haziran 1952 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarını, İstanbul’un köklü ve varlıklı semtlerinden Nişantaşı’nda, geniş bir aile ortamında geçirdi. Küçük yaşlardan itibaren resme büyük ilgi duyan Pamuk, uzun yıllar ressam olmayı hayal etti ve çocukluğundan gençlik dönemine kadar yoğun biçimde resimle uğraştı.

Ortaöğrenimini Robert Koleji’nde tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimine başladı. Ancak üç yılın ardından mimarlık mesleğini sürdürmek istemediğine karar vererek eğitimini yarıda bıraktı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde öğrenim gördü fakat gazetecilik yapmadı. Yirmili yaşlarının başında hayatını yazarlığa adama kararı alan Pamuk, kendisini tamamen edebiyata yöneltti.

Yedi yıllık bir çalışmanın ardından ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları 1982 yılında yayımlandı. Bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadığı değişimi konu alan eser, önemli edebiyat ödüllerine layık görüldü. Bunu Sessiz Ev izledi ve romanın Fransızca çevirisi Avrupa’da dikkat çekici bir başarı elde etti.

1985 yılında yayımlanan Beyaz Kale, bir Osmanlı bilgini ile Venedikli bir kölenin ilişkisi üzerinden Doğu-Batı temasını işleyerek Pamuk’un uluslararası tanınırlığını artırdı. Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri’ne giden yazar, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde misafir akademisyen olarak bulundu. Bu yıllarda üzerinde çalıştığı Kara Kitap, 1990’da yayımlandı ve hem Türkiye’de hem de yurt dışında büyük yankı uyandırdı.

1991 yılında kızı Rüya dünyaya geldi. Aynı yıl, Kara Kitap içerisindeki bir hikâyeden uyarlanan Gizli Yüz filmi sinemaya aktarıldı. 1994’te yayımlanan Yeni Hayat ise Türk edebiyatının en çok okunan romanlarından biri oldu.

Pamuk’un dünya çapında ses getiren eserlerinden Benim Adım Kırmızı, 1998 yılında yayımlandı. Osmanlı minyatür sanatını merkezine alan roman, Fransa, İtalya ve İrlanda başta olmak üzere birçok ülkede önemli ödüller kazandı. 1990’lı yıllardan itibaren insan hakları, ifade özgürlüğü ve kültürel meseleler üzerine kaleme aldığı yazılarla da dikkat çekti.

2002 yılında yayımlanan Kar, Türkiye’nin siyasi ve toplumsal gerilimlerini ele alan önemli romanlarından biri olarak değerlendirildi. Ardından 2003 yılında yayımladığı İstanbul: Hatıralar ve Şehir adlı eserinde hem kendi yaşam öyküsünü hem de İstanbul’un kültürel dokusunu edebi bir anlatımla bir araya getirdi.

Hayatının büyük bölümünü İstanbul’da geçiren Orhan Pamuk, yazarlığı tek meslek olarak benimsedi ve eserleri onlarca dile çevrildi. Uluslararası alanda giderek artan başarısı, 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmesiyle taçlandı. İsveç Akademisi tarafından verilen bu ödülle Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk Türk yazar olarak edebiyat tarihine geçti.

Romanlarında kimlik, hafıza, Doğu-Batı ilişkileri, şehir kültürü ve bireyin iç dünyası gibi temaları işleyen Orhan Pamuk, çağdaş dünya edebiyatının en önemli isimleri arasında kabul edilmektedir.