Rüçhan Çamay'ın kızı, yapımcı ve yönetmen Turgut Demirağ’ın torunu olarak sanatla iç içe bir hayat sürdü Melike Demirağ. 3 Haziran 1956’da İstanbul’da doğan sanatçı, babasının yönettiği Üç Kızgın Cengaver filmindeki küçük rolüyle 15 yaşında sinemaya adım attı. Ancak asıl ününü, 18 yaşında başrolünü Yılmaz Güney’le paylaştığı Arkadaş filmiyle kazandı. Filmin müzikleri arasında yer alan ve Şanar Yurdatapan’ın bestelediği Arkadaş şarkısı, Demirağ’ın müzik kariyerine güçlü bir başlangıç yaptı.

Sanatçı, Sürü, Gönderilmemiş Mektuplar, Yedi Tepe İstanbul gibi önemli projelerde de yer aldı. Ancak müziğe olan ilgisi, onun sinemadaki başarısının önündeki en büyük engel değildi. Filmleri kadar albümleriyle de adından söz ettiren Demirağ, Geri Dönüşüm, Merhaba Arkadaş, Ninni, Ağlamak Ayıp Değil, Aşk Bestesi ve Hani gibi albümleriyle müzik dünyasında sağlam bir yer edindi.

Sanat dünyasına olan ilgisi ve ailesinin etkisiyle erken yaşta setlere adım atan Demirağ, Üç Kızgın Cengaver filminde bir oyunculuk deneyimi yaşadı. Ancak o dönem yaşadığı bazı zorluklar, onu sinemadan uzaklaştırmaya yöneltti. Özellikle babasının sinirlenmesi nedeniyle, bir daha babasının filminde oynamama kararı aldı. Bu tecrübeyi hayatının dönüm noktalarından biri olarak nitelendiriyor.

Yine de sinemadan tamamen uzaklaşmak mümkün olmadı. Arkadaş filminde canlandırdığı "Melike" rolü, ona büyük bir beğeni kazandırdı. Ardından, Sürü filminde Tarık Akan ve Tuncel Kurtiz ile başrolleri paylaşarak, Türk sinemasının en önemli yapımlarından birinde yer aldı. "Berivan" karakteriyle gösterdiği başarı, sinemaya olan ilgisinin geri dönmesini sağladı. Ancak şarkıcılık, onun gerçek tutkusuydu. Müzik, ona bir başka özgürlüğü ve mutluluğu sundu.

Müzik kariyerinde çok sayıda albüm çıkaran Demirağ, aynı zamanda Antalya Altın Portakal Film Festivali gibi önemli etkinliklerde sahne alarak, Sezen Aksu, Nükhet Duru, Edip Akbayram gibi sanatçılarla birlikte konserler verdi. Antalya’daki konserlerde mahallelere gidip, sanatın halkla buluşmasına öncülük etti.

Türk sinemasının en prestijli ödüllerinden biri olan Altın Portakal, 30 yıl aradan sonra Demirağ’a, Sürü filmindeki "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü olarak geri döndü. 12 Eylül darbesi nedeniyle verilemeyen ödüller, 30 yıl sonra yeniden sahiplerine takdim edildi ve Demirağ, bu ödülü almanın büyük bir anlam taşıdığını belirtti. Bu ödül, sadece bir sinema ödülü değil, aynı zamanda Türk sinemasının geçmişine dair bir özür ve teşekkür anlamı taşıyordu.