Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, havzayı etkileyen yağış rejimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alaeddinoğlu, geçmişte kasım ve nisan aylarında yoğunlaşan yağışların günümüzde belirgin şekilde değiştiğini ifade etti.
Alaeddinoğlu, özellikle kar yağışının yüzey akışına hızlıca katılmak yerine yer altı su sistemlerini beslediğini ve bu sürecin su döngüsü açısından kritik olduğunu belirtti.

“HAVZAYI ETKİLEYEN İKİ BELİRGİN EKSTREM DEĞER BULUNUYOR”
Kar sularının toprağa sızarak yer altına ulaştığını, burada uzun sürede ilerleyerek kaynak sularını oluşturduğunu ifade eden Alaeddinoğlu, “Bu havzayı etkileyen iki belirgin ekstrem değer var; biri kasım ayı, diğeri ise nisan ayıydı. Geçmişte bu havza özellikle kasım ve nisan dönemlerinde yoğun yağış alırdı.
Kış aylarında da yağış olurdu ama en yüksek yağışlar genellikle bahar döneminde, özellikle kasım ve nisan aylarında gerçekleşirdi. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu yağış düzeninde ciddi bir kayma söz konusu. Sonbaharda beklenen yağışların artık düşmemesi, çok net bir şekilde radikal bir değişime işaret ediyor.”

“AKARSULAR YIL BOYUNCA AKIŞINI SÜRDÜREBİLİR HALE GELİR”
Yer altı sularının hareket hızının zemin yapısına bağlı olarak değiştiğini belirten Alaeddinoğlu, “Kar yağışı hem havza hem de bölge ve ülke açısından büyük bir önem taşıyor. Çünkü kar yağışı, yağmur gibi hızla yüzey akışına geçip akarsular aracılığıyla göl ya da denizlere ulaşmaz; bunun yerine büyük oranda yer altı su sistemlerini besler.
Bu da yaz aylarında yaşanan aşırı sıcaklıklara rağmen yer altı sularının korunmasını sağlar, yani buharlaşma kaybı daha az olur. Yer altındaki su, zayıf zonlardan yüzeye çıkarak kaynakları oluşturur ve bu kaynaklar da akarsuları besler. Böylece akarsular yıl boyunca akışını sürdürebilir hale gelir.”
“YAZ MEVSİMİNİ CİDDİ BİR SORUN YAŞAMADAN GEÇİRME İHTİMALİMİZ YÜKSEK”
Alaeddinoğlu, bu yıl gerçekleşen kar yağışlarının havza için su açısından olumlu bir durum oluşturduğunu ve yaz aylarında su dengesine katkı sağlayacağını ifade ederek şu sözleri kaydetti:
“Bu yıl gerçekleşen kar yağışı, havza açısından 2026’yı büyük ölçüde güvence altına almış durumda. Bu verilerle baktığımızda, yaz mevsimini ciddi bir sorun yaşamadan geçirme ihtimalimiz yüksek görünüyor. Ayrıca yer altına süzülen suyun hareketi, yüzey akışındaki gibi hızlı değildir; toprağın yapısına bağlı olarak günde yaklaşık bir metre ilerleyebilir. Bu süreç bazı bölgelerde 1 yıl, bazı bölgelerde 2 yıl, hatta 10 yıla kadar uzayabilir.
Dolayısıyla bu yıl düşen yoğun kar yağışının etkisinin yalnızca bu yılla sınırlı kalmayacağını, 2027’ye de taşacağını söyleyebiliriz. Kaynak suları önümüzdeki yıllarda da yer altı sistemlerini ve akarsuları beslemeye devam edecek. Bu da havzanın su ihtiyacının en azından bir bölümünün karşılanacağı anlamına gelir. Yani sadece gelecek yıl beklenen yağışları değil, bu yıl kar olarak düşen yağışları da 2027 için bir avantaj olarak değerlendirmek gerekir.”
“KAR ÖRTÜSÜ HENÜZ TAM ANLAMIYLA ERİME SÜRECİNE GİRMEDİ”
Kar örtüsünün erime süreciyle birlikte akarsu rejimi, baraj doluluk oranları ve göl seviyelerinde değişim yaşanabileceğini belirten Alaeddinoğlu, “Şu an sıcaklıkların aşırı seviyelere çıkmaması, yüksek kesimlerdeki kar örtüsünün henüz tam anlamıyla erime sürecine girmediğini gösteriyor.
Bu karların erimeye başlamasıyla birlikte hem akarsu debilerinde hem baraj doluluk oranlarında hem de Van Gölü başta olmak üzere göllerde belirgin bir iyileşme beklenebilir. Bu yıl, su kaynakları açısından daha olumlu bir tablonun ortaya çıkabileceği bir dönem olarak değerlendirilebilir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.





