Van Haber

Van Müftüsü Şık’tan varlıklı ailelere 'öncülük' çağrısı

Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık, taziye yemeklerinin dini bir zorunluluk olmadığını belirterek uygulamanın özellikle dar gelirli aileler üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi. Şık, varlıklı kesime “öncülük edin” çağrısı yaptı.

Abone Ol

Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık, taziye yemeklerine ilişkin Wanhaber’e yaptığı açıklamada, uygulamanın zamanla toplumsal bir yük haline dönüştüğünü ifade etti.

Konuya ilişkin kanaat önderleri, din alimleri, aşiret temsilcileri ve muhtarlarla istişarelerde bulunduklarını belirten Şık, toplumda yaygın bir rahatsızlık bulunduğunu ancak kimsenin ilk adımı atmak istemediğini söyledi.

Şık, taziye yemeklerinin dini bir zorunluluk olmadığını belirterek, özellikle dar gelirli ailelerin bu nedenle borçlandığını, hatta geçim kaynağı olan hayvanlarını kesmek zorunda kaldığını ifade etti.

“HERKES BUNUN BİR YÜK OLDUĞUNU BİLİYOR”

Müftü Şık, “Tabii bu taziye yemekleri konusunda pek çok kesimle istişare etme imkanımız oldu. Dini temsil eden, “seyda” dediğimiz zatlarla görüştük. Toplumda itibar edilen kanaat önderleriyle, bölgemizde “ağa” diye ünvanlandırılan kişilerle görüşmeler yaptık, muhtar heyetleriyle de bir araya geldik. Şunu gördük ki; herkesin bir taraftan beklediği ama dillendirmekten çekindiği bir mesele var: Taziye yemekleri. Herkes bunun bir yük olduğunu biliyor, bunun dini bir zorunluluk olmadığını biliyor. Bu nedenle ciddi sıkıntı yaşayan insanlar olduğunu da biliyor. Ancak kimse “Ben başlayayım, ben vermeyeyim” diyerek ilk adımı atmıyor.” ifadelerini kullandı.

“RAMAZAN AYI BU KONUDA ÖNEMLİ BİR FIRSAT OLABİLİR”

Müftü Şık, yaptıkları çağrıların ardından bazı ailelerin ve aşiretlerin taziye yemeklerinden vazgeçme yönünde karar aldığını, bazı camilerde de bu yönde eğilim oluştuğunu belirtti.

Ramazan ayının bu uygulamadan vazgeçilmesi için bir fırsat olabileceğini ifade eden Şık, “Bu toplumsal ızdırabı fark edince sorumluluğumuz gereği bir çalışma yapılması gerektiğine kanaat getirdik. Önce Merkezi Vaaz Sistemi’nde konuyu ele aldık, ardından video çekimleriyle kamuoyuna ulaştık. Bugün gelinen noktada birçok aile taziye yemeklerinden vazgeçtiklerini beyan ediyor. Bazı camilerde bu yönde eğilim oluştu, hatta bazı aşiretler nezdinde kararlar alınarak uygulamanın yaygınlaştırılması yönünde adımlar atıldı. Diğer illerde de bu işin abartıldığı ve bir önlem alınması gerektiği yönünde kanaat oluşmaya başladı. Ramazan ayı bu konuda önemli bir fırsat olabilir, çünkü Ramazan’da zaten taziye yemeği verilmez. Başlamış olan bu sürecin Ramazan vesilesiyle daha sağlıklı bir zemine oturabileceğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

Varlıklı kesime de çağrıda bulunan Şık, ekonomik gücü olan kişilerin sürdürdüğü bu geleneğin zamanla “mahalle baskısına” dönüştüğünü ve fakir aileleri zor durumda bıraktığını söyledi.

“İNSANİ OLMAYAN HİÇBİR ŞEY İSLAMİ DE OLMAZ”

Taziye yemeklerinin dini bir zorunluluk olmadığını yineleyen Şık, uygulamanın toplumsal dayanışma anlayışıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu sözleri kaydetti:

“Bazı çevreler kabul etmese de, bu nedenle faizli kredi çekmek zorunda kalan insanlar var. Geçimini sağlamak için beslediği hayvanını kesmek zorunda kalan kardeşlerimiz var. Bunlar az rastlanan örnekler değil. “Biz kendi aramızda yapıyoruz” denilebilir ancak şu gerçeği unutmamak gerekir: Taziye ile taziye yemeğinin aynı cümlede kullanılması doğru değildir, taziye sahiplerinin zaten bir hüznü var. İnsanlar yasını mı yaşasın, yoksa ikram telaşına mı düşsün? Bu insani değil ve insani olmayan hiçbir şey İslami de olmaz. Bu uygulamanın ciddi şekilde abartıldığını artık görmek gerekiyor.”

Şık, son olarak bu adetin toplumsal bir yük olmaktan çıkarılması için özellikle imkanı olanların öncülük etmesi gerektiğini söyledi.