Asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Charles Bukowski, 16 Ağustos 1920’de Almanya’nın Andernach şehrinde doğdu. Alman bir anne ve Polonya kökenli bir Amerikan askerinin çocuğu olarak dünyaya gelen Bukowski, ailesinin Almanya’daki karışıklıklar nedeniyle 2 yaşında Los Angeles’a göç etti. Bu süreç, onun hayatında kalıcı izler bırakan bir dönüm noktası oldu. Ailesinin geçim sıkıntıları nedeniyle yaşadığı şiddet, özellikle babasının ona uyguladığı baskılar, genç yaşlardan itibaren hayatını derinden etkiledi. Bukowski, bu olumsuz koşullar nedeniyle dağınık bir yaşam sürmeye başladı.
Okul yıllarında asi bir kişiliğe bürünen Bukowski, topluma ve kurallara karşı tutumunu erken yaşlardan itibaren benimsedi. Los Angeles’ta eğitimini sürdüren Bukowski, Los Angeles Lisesi’ni bitirdikten sonra Los Angeles Üniversitesi’ne kaydoldu, ancak burada yalnızca iki yıl kaldı ve eğitimini yarım bıraktı. Eğitim hayatında da, yazmaya olan ilgisini geliştiren Bukowski, çok küçük yaşlardan itibaren alkolle tanıştı ve bu alışkanlık onu hayatı boyunca takip etti.
Genç yaşlarda edebiyatla ilgilenmeye başlayan Bukowski’nin yazdığı ilk eserler, babası tarafından bulunarak yok edilmiştir. Ancak, Bukowski pes etmeyerek, babasının baskılarına rağmen yazmaya devam etti. 24 yaşında “Aftermath of a Lengthy Rejection Slip” adlı kısa öyküsünü ve iki yıl sonra “20 Tanks From Kasseldown” adlı eserini yayımlayarak yazarlık kariyerine ilk adımlarını attı. Ancak, bu eserlerin yayın sürecindeki zorluklar nedeniyle yazıya ara verip Amerika’yı gezdi, çeşitli işlerde çalışarak ve ucuz otellerde konaklayarak geçirdiği yıllarda deneyim kazandı.
1950'lerin başında, ABD Posta İdaresi'ne posta kuryesi olarak giren Bukowski, bu işte kısa süre kaldı ve 1955’te alkol koması nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Bu olayın ardından bir daktilo alarak şiir yazmaya başladı. 1957’de, şair Barbara Frye ile evlendi ancak bu evlilik iki yıl sonra sonlandı. Aynı yıl, ilk şiir kitabı “Flower, Fist and Bestial Wail” yayımlandı. Bukowski, postanedeki eski işine geri döndü ve burada on yıl daha çalıştı. 1964 yılında, Francis Smith ile birlikte yaşamaya başladı ve bu ilişkiden Marina Louise adlı bir kızı oldu.
1969 yılında, Black Sparrow Yayınevi’nden aldığı bir teklif ile tüm zamanını yazarlığa adamaya karar veren Bukowski, Postane adlı romanını bitirdi ve yayımladı. Yayınevinin desteğiyle, sonraki yıllarda birçok kitabı yayımlandı ve Bukowski, kitaplarını bu yayınevi aracılığıyla çıkarttı. 1970'lerin sonunda, Bukowski'nin hayatı daha da değişti; 1976 yılında Linda Lee Beighle ile tanıştı ve 1985'te evlendiler. Linda, Bukowski’nin bazı kitaplarında Sara adıyla anıldı.
Bukowski, hayatını yazarlıkla geçirecek kadar cesur bir adım atarken, aynı zamanda alkolizm, depresyon ve topluma yabancılaşma gibi temaları eserlerine yansıttı. Şiirleri ve romanlarında, genellikle toplum dışı figürlerin iç dünyalarını, yalnızlıklarını ve hayal kırıklıklarını işledi. 1994 yılında, 74 yaşında lösemi nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümünden önce, kendisine ait bir dünya yaratarak Amerikan edebiyatında kendine sağlam bir yer edindi.
Bukowski'nin eserleri, genellikle özgün dili, sarsıcı ve bazen rahatsız edici üslubu ile tanınır. Şiirlerinde ve romanlarında, çoğu zaman kendi yaşamını yansıtan bir karakter olan Henry Chinaski’yi kullandı. Bukowski'nin eserlerinde, kendisi gibi toplum dışı bireylerin yaşamlarına dair kesitler yer aldı. "Ekmek Arası" adlı eserinde çocukluğuna, "Factotum" adlı eserinde ise evden kaçtığı dönemdeki zorluklara yer verdi. "Kadınlar" adlı kitabında ise hayatına giren kadınları ve ilişkilerini anlattı.
Bukowski, aynı zamanda çok sayıda şiir, kısa hikaye ve roman kaleme alarak edebiyat dünyasında geniş bir etki alanı oluşturdu. Türkiye'de de Sokak Dergisi’nde yayımlanan öyküleriyle tanınmaya başlanan Bukowski’nin eserleri, dünya çapında birçok dile çevrildi ve kendisine sadık bir hayran kitlesi kazandırdı. Hayatını edebiyatla geçiren Bukowski, alkolizmin, yalnızlığın ve hayal kırıklığının içsel dünyasını şiirlerine ve romanlarına yansıttı. Kendisini ve çevresini eleştirel bir bakış açısıyla gözler önüne seren eserleri, edebiyat dünyasında derin bir etki bırakmış ve Bukowski’yi anında tanınan bir figür haline getirmiştir.
Ona dair en çok bilinen alıntılardan biri de şudur: "Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu, ama acı çekip ayyaş olunabilirdi." Bu, onun hayatındaki çalkantılı yılların ve yazdığı eserlerin özünü yansıtan bir ifadedir.