1. HABERLER

  2. ONE EKONOMİ

  3. OSB Başkanı Bozkurt, TSO Başkanı Takva'ya Resti Çekti!

OSB Başkanı Bozkurt, TSO Başkanı Takva'ya Resti Çekti!

OSB Başkanı Bozkurt, TSO Başkanı Takva'ya Resti Çekti!
A+ A-

WanHaber.com – One Ekonomi sayfasının bu haftaki konuğu Van Organize Sanayi Bölgesi (Van OSB) Başkanı Şemsettin Bozkurt.

7 ay önce yapılan OSB seçimlerinde başkanlık görevine seçilen Şemsettin Bozkurt, WanHaber.com – One Ekonomi sayfasına bomba açıklamalarda bulundu. Göreve geldiği günden bu güne kadar yaptıkları hizmetlere değinen Bozkurt, One Ekonomi’ye Van OSB’nin plan, program ve hedeflerini açıkladı. OSB’nin yeni hizmet binasına kavuşacağını söyleyen Bozkurt, yatırımcılara alt yapısına kadar her şeyi tamamlanmış bedava arsalar temin ettiklerini vurguladı. Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Başkanı Necdet Takva’ya ağır göndermelerde bulunan Bozkurt, Takva’yı kastederek; “Bizim seçimlerimize müdahil oldular sonra da pişkin pişkin olmadıklarını iddia ediyorlar. TSO’nun birçok kuruma (Bakanlığa, Tekno Kent’e) borcu var bu borçları ödeyemeyen kişilerin Fuar ve Kongre Merkezi’ne talip olmalarına da anlam veremiyorum. Biz sanayicilerin aidatlarıyla Beyaz Sarayda israf içinde yaşayan Takva’ya önerim çok biliyorsa gitsin üniversitede hocalık yapsın” dedi. 

Uğur Tunçdemir - Burhan Ergin / WanHaber.com - One Ekonomi

4-372.jpg

- Öncellikle sizi tanıyabilir miyiz?

1969 Van Çaldıran doğumluyum. İlkokulu kendi köyüm olan Yukarı Sağmalı’da okudum. 7 yaşındayken Çaldıran depremiyle karşı karşıya kaldık ve bu deprem sonrası Van merkeze göç etmek zorunda kaldık. Ortaokul ve liseyi Çaldıran Lisesinde okudum ama ailemin maddi imkansızlıklarından dolayı liseyi bitiremedim. 14 yaşında ayakkabı boyacılığı ile iş hayatına başladım. Daha sonra hamal arabası kullandım, inşaat işçiliği yaptım. Bunun yanında eğitimin eksikliğini hissettiğim için açık öğretime kayıt oldum ve liseyi açık öğretimde bitirdim. Daha sonra yine öğrenmenin ve bilimin eksikliğini hissettiğim için sınavlara girerek Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümünü kazandım ve halen okuyorum. Daha 17 yaşındayken Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde inşaat taşeronluğuna başladım ve 150’ye yakın insan istihdam ettim. O yaşta taşeronluktan kazandıklarım ile çok büyük bir finansa sahip oldum. Kentte çok az kurumun makam aracı var iken,  ben makam aracımın sahibi oldum. Dolayısıyla ticarete bu şekilde başlarken, bir yandan da zahirecilik yaptık. Nakliye araçlarımız oldu. 3 kardeşiz, 2000 yılında ben sanayiye girdim. Dünyadaki enerji kaynaklarının hızla tükendiğini gözlemlerken, bizde strafor üretmeyi hedefledik. Bununla ilgili fizibilite çalışmalarımızı yaptık. Yaklaşık o dönemin parasıyla 2 milyon dolara mal olan bir yatırım yaptık. Bu yatırımımızı da bugüne kadar büyüterek devam ettiriyoruz.  Dolayısıyla bir yandan inşaat müteahhitliği, bir yandan da sanayicilikle uğraşıyoruz. Ben bir dönemde HDP’de siyaset yaptım. Bunun yanında HDP’nin geleneğinden gelen birçok siyasi partide siyaset yaptım. En son Van il disiplin kurulu başkanıydım. Bu görevimden Van OSB’de aday olmak için 7 Haziran’dan sonra istifa ettim ve OSB’de seçim çalışmalarını başlattık. Daha sonra seçimlerden ciddi bir oy oranı alarak OSB başkanlığına seçildim. OSB’de üretim yapan Bospor Strafor’unda aralarında yer aldığı Bosaş Group’un yönetim kurulu başkanıyım.


- Yaklaşık 7 aydır başkanlık görevini yürütüyorsunuz. Göreve geldiğiniz günden bu güne neler yaptınız? 

Ben Van Organize Sanayi Bölgesi’nde 3. etapta fabrikasını kuran bir yatırımcıyım. Dolayısıyla burada alt yapı ve üst yapıdan kaynaklı sorunları iyi biliyorum. OSB’de bir çok sorun baş gösterdiğinde bizler de buna müdahil olup sorunları çözme noktasında daha iyisini yapabileceğimizi düşündük. Ve kendi kendimize birkaç soru yönelttik. Van Organize Sanayi Bölgesi’nin neden güvenlik açısından çevre duvarlarının olmadığı, toplu taşıma araçlarının olmadığı, Van OSB’nin hak ettiği şekilde görünür kılınmadığı, Van OSB’de üretilen ürünlerin hem yerel, hem ulusal bazda tanıtımının eksik olduğu ve bu sorunlarla ilgili çözüm noktasında katkı sunacağımızı düşündük. Dolayısıyla hem Van Organize Sanayi Bölgesi’ndeki sanayicilerle, hem de mevcut yönetimle birçok istişare toplantıları gerçekleştirdik. Bunun neticesinde biz yönetime talip olduk ve yaklaşık yüzde 70 gibi bir kabulle OSB’nin yönetimine seçildik. Yönetime seçildiğimiz günden bu yana sorunları teşhis ederek, çözmeye çalışıyoruz. Yaklaşık 20 yıldır Van Organize Sanayi Bölgesi’nde ihmal edilen toplu taşıma araçlarını Van Büyükşehir Belediyemizle görüşerek çözdük. Şimdi bir buçuk saate bir Van Büyükşehir Belediyemizee ait otobüslerimiz OSB’de hizmet veriyor. Ben bir kez daha Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarımız Sn. Hatice Çoban ve Sn. Bekir Kaya’ya teşekkür ediyorum. Daha sonra OSB’mizdeki birçok sahipsiz hayvan için yemlikler konuldu. Bu hayvanlar bu yemlikler sayesinde aç kalmaktan ve sağa sola saldırmaktan korundular. Baharla birlikte de OSB’ye ihtiyaca göre hayvan barınağı tesis edileceği ile ilgili söz aldık, bu da inşallah yerine gelecek. Çok önemli olan ulaşım sorununu çözdük. Van Organize Sanayi Bölgesi yaklaşık 20 yıldır kurulmuş, ama yön tabelaları yoktu. OSB’ye bütün firmaları gösteren yön tabelaları planladık ve koyduk. Henüz onunla ilgili çalışmalarımız bitmedi sürecek devamında Van OSB’nin girişine hem pusulayı gösteren, hem de haritayı gösteren bütün fabrikaların içinde bulunduğu ışıklı bir tabela da yerleştireceğiz. Dolayısıyla OSB’de bütün noktalara ulaşım çık rahat olacak yük almak ve yük  indirmek için gelen, alışveriş için gelen ve nakliye firmaları bu konuda hiç kimseye adres sormadan istedikleri adresi bu yön tabelaları sayesinde rahatlıkla bulabilecek.


BEDAVA ARSA VERİYORUZ!

Bunun dışında Tekstil Kent ile Fuar ve Kongre Merkezi’nin inşaat izleme takip ve prosedür kısımları Van Organize Sanayi Bölgesi’ne aittir. Biz göreve geldiğimizde Fuar ve Kongre Merkezi’nin devam eden çevre düzenleme işleri vardı. Bize eksik kalan kısımlarla ilgili Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü bir eksik tespit komisyonu aracalığı ile eksiklikler  tespit edilerek bildirildi. Bununla ilgili tamamlayıcı ek ihalelerini ilgili kurumların önermeleri doğrultusunda gerçekleştirdik. Şu anda yüzde 70’e yakın fiziksel gerçekleşme oranı oldu. Hakeza Tekstil Kent’te yine öyle işlerin tamamlanması için Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü bir keşif hazırladı ve Tekstil Kent’in eksik kalan işleri ve kanalizasyon işlerinin proje ve ihale işlemlerini ilgili kurumların önermeleri doğrultusunda biz tamamladık. Yine buradada fiziksel gerçekleşme oranları yaklaşık yüzde 80’i buldu. Bu kurumların kaynakları tamamen DAKA tarafından karşılanıyor. Bizde bunları izliyor ve kontrol ediyoruz. Biz göreve geldikten sonra yatırımcıya yer sağlamak için 4. etabın projelerini onaylattırdık. Dolayısıyla bakanlıkta ihale günü aldırdık. 19 Kasım 2015’te altyapı ihalesini gerçekleştirildik. Baharla birlikte inşallah 4. Etaptaki altyapı işlerimiz başlayacak. Burada da yaklaşık 30 firmamıza bedava arsa tahsisinde bulunacağız. 


OSB YENİ HİZME BİNASINA KAVUŞACAK!

Bunun dışında şu an bulunduğumuz bina çok eskidir. Van Organize Sanayi Bölgesi kurulurken, bu bina şantiye binası olarak kullanılıyor. Bu şantiye binasında 20 yıldır Van Organize Sanayi Bölgesi yönetimi hizmet üretiyor. Dolayısıyla bizim ihtiyaç olarak gördüğümüz iyi bir idari bina gerçekten de buradaki 150 fabrikayı ve gelecekte de genişleyerek büyüyecek olan ve 500’e yakın fabrikaya çıkacak olan Van Organize Sanayi Bölgesi’ne yakışır bir bina kazandıracağız. Bilim ve Sanayi Teknoloji Bakanlığımız 2016 yılı bütçesine aldırdı. İnşallah bu idare binamız 3 bin 500 metrekare olacak. Yeni binamızın içerisinde inşallah inşaat, ruhsat, makine, elektirik, muhasebe, konferans salonu, yönetim kurulu ve diğer kalemlerinde yer alacağı bütün departmanlar olacak. Projelerini hazırladık ve inşallah bir aksilik olmazsa 2016 yılı içerisinde idare binamızın da temellerini atacağız. Van Organize Sanayi Bölgesi’ne yakışır modern bir bina kazandıracağız inşaallah. 

3-445.jpg

- OSB'nin plan, program, hedefleri nelerdir?

OSB’nin kuruluş amacı kentteki işsizliğe çare bulmaktır. OSB’lerin aslında yapıları özerk ve halka aittir. Altyapısı hazır ve devlete ait bedava olan arsalar üzerine işyeri kurmaya hazır parsellerdir. Bizim işimiz yatırımcıya arsaları vermektir. Bizim en büyük hedefimiz OSB’ye yatırımcı kazandırmaktır. Buraya yatırımcı kazandırırken, kentteki işsizliğe de çare bulmaktır. Bunu da biz şu şekilde hedefledik; Önümüzdeki 4. Etaba biz 30 fabrika daha kazandırdığımızda bu yaklaşık 170 fabrikaya çıkacak. 5. Etabımız daha büyük olacak. 5. Etapta 100’den fazla firmaya yer sağladığımızda kentimize yaklaşık 300’ün üzerinde fabrika kazandıracağız.


MİLLİ GELİRİ ARTTIRACAĞIZ!

Bu fabrikalarda da yaklaşık 30 bin istihdam sağlanmış olacak. Bu anlamda rakamlara baktığımızda kentteki üretimin artması desteklenmesi durumunda bugünkü 3 bin 500 dolar civarında olan Van ve bölgedeki milli gelirin o anlamda ülkedeki milli gelir payına denk 10 bin dolar olmazsa bile 7-8 bin dolar civarlarına çıkabileceğine inanıyoruz. Van Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırımın ve istihdamın artması için kentteki bütün bileşenlerin ortaklaşması lazım. Tabi ben burada bir sitemde bulunmak istiyorum. Maalesef ortaklaşamıyoruz, Hep birbirimizi ötekileştiriyoruz. Yani bu ötekileştirmeden, bu bencillikten, bu kariyerizimden kurtulmamız lazım. Ben bilirim, ben yaparım tekçi bir anlayışIa dünyayı çatışmalardan, savaşlardan ve ihtilaflardan kurtaramayız. Dolayısıyla herkes bu kentte ortaklaşmalıdır. Belediyemizle, Valiliğimizle, ilçe belediyelerimizle, ticaret odamızla ve diğer kurumlarımızla ortaklaşıp öyle çalışmalıyız. Ranta dayalı bir kent ekonomisi değil, üretime dayalı bir kentin ekonomisini biz nasıl büyütebiliriz? Bunları konuşup tartışıp ön plana çıkarmamız lazım.

- Onlarca teşvike rağmen Van OSB neden büyümüyor?

Ben defalarca her platformda bu sorunu dile getirdim. Öncellikle Van iklimsel olarak çok dezavantajlı bir bölgededir. Kış turizmi, yaz turizmi açısından avantaj sayılabilir ama üretim anlamında bu soğuk iklim muazzam bir dezavantaja dönüşüyor. Bu dezavantajı da somutlaştırdığımız zaman Gaziantep ve ılık bölgelerde 12 ay üretim yapılırken, Van’da ancak 8 ay üretim yapılabiliyor. Dolayısıyla eşit olmayan koşullarda yapılamayan üretimden eşit şekilde vergi alınmasının zulüm ve haksızlık olduğunu düşünüyorum. 


BEN KENDİME DERT EDİNİYORUM!

Bu nedenle Van Organize Sanayi Bölgesi’nin veya üretimin büyümemesini hep kendime dert ediniyorum. Van’da neden bir holding çıkmıyor? Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın kendine bunu dert edinmesi lazım ve nihayetinde ticaret onun işidir. Niye kendine dert edinmiyor? Yani kurumsal bir holdingi neden Van’dan çıkaramıyoruz? Niye buna destek çıkmıyoruz? Üretime dayalı ekonomiyi ne kadar destekleyebiliyoruz? Örneğin bu sorunları Van Büyükşehir Belediyesi, Van Valiliği’nin kendilerine dert edinmesi gerekiyor. Van ekonomisi neden büyümüyor? Kentte kayıt dışı ekonomilerde bazı büyümeler gerçekleştiriyoruz ama bu sürdürülebilir bir durum değildir. Biz kayıt altında olan, vergisini veren, üretime dayalı kent ekonomisini büyütmeyle alakalı Van’daki bütün kurumlarımızla ortaklaşmak olmak istiyoruz. Ama bazı kurumlarımız ne yapıyor? Bunlar bu işi bilmiyor. Bunlar bu işi yapamazlar. Biz biliriz, biz yaparız mantığıyla yürüyorlar. Peki, bende kendilerine soruyorum. Bir vergi levhası olmayan birinin ticaret üzerinde nasıl söz hakkı olabilir. Böyle bir şey olabilir mi? Onun için Van Organize Sanayi Bölgesi’nde 20 yıldır üretim yapan, üretirken ürününü pazarda pazarlayabilen,  Pazar ağını genişleten ve bunun için mücadele eden bir tecrübe var. Bu tecrübeden Van Büyükşehir Belediyesi, Van Valiliği, Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın da istifade etme ve faydalanma gibi bir ihtiyacı yanı başımızda dururken, bunlar ötekileştirerek, bunlar bilmezler, etmezler ve bunların işi değil söylemleri inciticidir. Dolayısıyla kendilerine dönüp bir bakmaları gerekiyor. Biz nereden, nereye geldik? Hangi durumdayız. Kent ekonomisine biz ne kattık? Ne tür projeler hayata geçirdik? Yani salt bazı soyut söylemlerle, sayısal verilerle kamuoyunu yanıltıp manipüle etmekle bu işler yürümüyor. Biz istihdam sağlıyoruz. Biz üretim yapıyoruz. Bizim ranta dayalı bir ilişkimiz olmaz. İnanın ki üzülüyoruz. Biz kimin kime ne sattığını, kimin kimi aldığını kimi sattığını bilmeyiz. Biz ürettiklerimizle piyasada kendimizi var ederiz. Dolayısıyla inanın almadan, satmadan bahsedenler üretimden uzak sadece alma ve satma ile uğraşır her halde almayı ve satmayı çok iyi biliyorlar ki, bilinç altlarına yerleşmiş ve bunu dile getiriyorlar. Bizim bu tür söylemlerle işimiz olmaz.


VAN TSO MANİPÜLATİF HAREKETLERDEN VAZGEÇMELİ, GERÇEĞE DÖNMELİDİR!

Bu bölgenin gelişmesi için elimizi taşın altına koyduk. Tek derdimiz üretim yapmaktır. Eğer bir kahramanlık yapmak istiyorlarsa gelip burada üretim yapıp istihdam sağlasınlar. Büyümememizin altında kentteki dinamiklerin ortaklaşmaması yatıyor. Mesela Shopping Fest yapıyorlar ama Van OSB’de üretilen bir ürünü çıkarmıyorlar. Tek üretim üssüdür. Uluslararası bazda bir takım markaları çıkarıyorlar. Bunlar hep manipülatif hareketlerdir. Van Ticaret ve Sanayi Odası bu manipülatif hareketlerinden vazgeçmelidir. Artık gerçeğe dönmelidir. Yani yatırımcının, sanayicinin karşısında değil, yanında yer almalıdır.

BİZİM SEÇİMLERİMİZE MÜDAHALE ETTİLER VE SONRA DA PİŞKİN PİŞKİN İNKÂR EDİYORLAR!

Gelip bizim seçimlerimize müdahale ettiler ve sonrada pişkin pişkin biz müdahale etmedik dediler. Biz kamera kayıtlarını mı çıkaralım? Gece gündüz gelip burada çalışma yürütüyorlardı hakeza diğer STK’lar içinde yine öyle. Benim il eş başkanımı devreye koyarak burayı dizayn etmeye çalıştı. Mesela benim şahsıma siz daha ikinci planda olun, biz Köroğlu’nu destekleyelim dediler. Köroğlu bizim arkadaşımız ve sanayicimizdir. Necdet Takva’da bizim sanayicimizdir ama bu kadar manipülasyona, bu kadar spekülasyona gerek yoktur. Ben bazen dayanamıyorum ve hemen cevap veriyorum. Van İdare Bölge Mahkemesi 1 yıl önce AK Parti ve HDP Milletvekillerinin gözü önünde karar alınıp Erzurum’a gitti. Şimdi taşınan bir şeyde yok. Yerel hukuku tükettiğinizde oraya başvuracaksınız. Bir tiwitt atıp Erzurum gittikçe il olma özelliğini yitirecek diye Vanlı ile Erzurumluyu karşı karşıya getirmenin ve kamuoyunu manipüle etmenin bir anlamı var mı?

VERGİ TERKİNİNDEN VAZGEÇİN!

Sanki çok önemli bir şey yapıyormuş gibi kamuoyunu manipüle etmeye çalışıyor. Vergi terkini konusunda bakanlarla birlikte görüştük. Dediler ki ya vazgeçin bundan ülke bütçesinde girmiş ve tahakkuk etmiş olan bir borçtur bu borç. Başka bir şekilde gelin. İşte yapılandırmayla ilgili, faizlerin silinmesiyle ilgili bundan vazgeçin. Bunu 4 yıldır pişirip pişirip toplumun önüne koymanın bir anlamı yoktur.

5-263.jpg

KAHVALTI ORGANİZASYONU BİLE YAPAMAYANLAR FUAR VE KONGRE MERKEZİNİ Mİ İŞLETECEK?

Mesela bir kahvaltı organizasyonu düzenlediler.  Resmen bu bir rezaletti. Bu nasıl bir organizasyondur? Van için yüz karası bir organizasyondu, kimse kahvaltı yapamadı. Bu mudur! Van Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Fuar ve Kongre Merkezini bu kahvaltı organizasyonu gibi mi işletecekler? Yani bu manipülatif ve spekülatif hareketlerle mi yönetecekler? Biz diyoruz ki gelin birlikte yönetelim. Biz en iyisini yaparız demiyoruz. Biz üreticiyiz ve bu işin ağırlığını biliyoruz. Bizim bütün konuşmalarımız ekonomik olarak bizi bağlar. Ama bir odanın konuşmaları ekonomik olarak kendilerini bağlamıyor. Çünkü bizim aidatlarımız sabittir ve tahakkuk eder. 5 bin tane üye var, gider odaya verilir ve orada kullanılır.

VAN TSO DAHA BORÇLARINI ÖDEYEMİYOR!

Van Ticaret ve Sanayi Odası böyle mi yönetilir?  Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın hak ettiği şekilde yönetildiğine ben inanmıyorum. Yani hangi somut projeye imza atmıştır. Kentin ekonomisine hangi katkıyı sunmuştur? Ben defalarca kez kendilerine kamuoyuna açıklayın dedim. Ortaya bir proje çıkardınız ve o proje ile iktidar oldunuz. Peki, nerde o proje? Mesela borcunuz var veremiyorsunuz. Borcunu veremeyen bir oda nasıl bizden daha iyi burayı (Fuar ve Kongre Merkezi’ni) işletir. Bakanlığa borçları var, Tekno Kent’te hisse borçları var ve ödeyemiyorlar. Şu an icralık olmuşlar. Bir kurum böyle mi yönetilir? Mesela yıllardır gümrük kapılarının modernizasyonuyla ilgili kamuoyunu manipüle ediyor. Gümrük modernizasyonun sorumluluğu Necdet Takva’ya aittir, TOBB’a aittir. Bu onların utancıdır. Onların yapması gerekiyor. Bu manipülatif hareketlerden vazgeçsin. Bizim Van için ortak hareket etmemiz gerekiyor. Bu kentte bencillik yapmamamız lazım. Bu kent geri bırakılmıştır. Ekonomiye ve üretime dayalı bir büyümemiz yok. Onun için kurumların başında bulunanların sorumluluğu ve vebali çok büyüktür. Biz asla kendimizi gündemde tutmak için birilerini eleştirmeyiz. 

TAKVA ÇOK FUAR MERAKLISIYSA NEDEN EMİTT’TE YOKTU?

- EMİTT Fuarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Van EMİTT Fuarında iyi bir şekilde tanıtıldı mı?

Mesela Necdet Takva bu kadar Van sevdalısı ve fuar meraklısıysa neden EMİTT Fuarına katılıp Van için emek vermedi? Fuar ve Kongre Merkezini bu kadar canla başla istiyordu ya neden gelmedi. Orası Van fuarı değil miydi? Deme ki bu işte çok farklı bir şey vardır. Bakın orada kentin tanıtımıyla ilgili bir fuar var, büyük emekler verilmiş ve eleştirebilirsiniz. Van’ın fuarı için bu kadar spekülasyon yapan Van Ticaret ve Sanayi Odası neden Van’ın tanıtımı için uluslararası bir fuarda kendini etkin kılmadı. İki tane yöneticisi geldi ve ben kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Çok da mütevazı arkadaşlarımızdır ama şimdi her yerde o boy gösteren başkan niye gelmedi? Her şeyde bir twit atan başkan niye kentin tanıtımı için bu zor günlerde, en fazla dayanışmaya ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde orada yoktu? Acaba biz olduğumuz için mi gelmedi? Neden gazetecilik adı altında bize saldırıyorlar. Eleştiri farklı bir şeydir, eleştirebilirsiniz ama saldırmak, hakaret etmek başkadır. Bakın bu yazan çevreler kendilerine göre yazmıyor. Bir takım çevreler bunları manipüle edip ve besliyor. 


- Van basınına sızmış troller var derken kimi kastettiniz?

Basında özellikle bana karşı harekete geçen troller var. Yani hiç bizimle hiçbir ilgisi alakası olmayan ama bizim üzerimizden çeşitli saldırılara geçen gerek kod isimlerle, gerekse kendi isimleriyle bize saldıranlar var. Şimdi ben Van’daki basını trollukla suçlamıyorum. Van Basınına sızmış bazı troller var diyorum ve bunlarda belge ile sabittir. Mesela Van Ticaret ve Sanayi Odası bir bakanla görüşüp ilgisiz alakasız bir sürü arap saçına dönmüş sorunlar yumağı sunduğu zaman kahraman ilan ediliyor ama ben daha somut ve daha radikal önermelerle görüştüğüm zaman ihanetçi oluyorum. Bu nasıl bir anlayıştır? 


BURADA KDV’LER YÜZDE 18’DEN YÜZDE 8’E DÜŞÜRÜLMELİDİR!

Ben daha radikal şeyler söylüyorum. Ben bakanlara kentin büyümemesinin altında 3 nedenin olduğunu söyledim. Buradaki teşviklerin yüzde 90’ı simgeseldir. Pratik yaşamda hayat bulmuyor. Burada sosyoekonomik durumun düzelmesi yaşam standartlarının yükselmesi için üreticiler  açısından KDV’lerin yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmesi gerekiyor. Gelir vergilerinin en az yarı yarıya indirilmesi lazım. SSK’ların yüzde 50 indirimli olması lazım. Bölgemizde kaçak işçi çalıştırılıyor. İnsanlar sosyal güvenceli olarak çalıştırılamıyor. Dolayısıyla bütün bu yükler üreticinin sırtındayken, birileri rantla, ihaleyle kendini zengin ederken, kaç işyerine ortak olduğunu bilmezken, biz üreticilerde bu tür sorunlarla cebelleşiyoruz. Sırtımızdaki korkunç vergi yükleri ile uğraşıp duruyoruz. Bakın bu kentte yaşayan halkın yüze 80’i yoksul. Gelin ortaklaşalım ortak hareket edelim.


İRAN BİR POTANSİYEL TEHLİKEDİR!

Mesela sürekli pof poflamalarla İran pazarı diye bize umut satmaya çalıştılar. Ben orada bir potansiyel tehlike  görüyorum. Geçen gün DAKA açıkladı. Hemen yanı başımızdaki İran’da tam 20 yıl boyunca SSK, vergi hiçbir şey yok. Her şey bedava. Zaten Van’da bu işsizlik, yoksulluk varken yanı başımızdaki ülkeye ekonomik göç hemen yaşanır. Sermayeler kimsenin babasının malı değil. Kendilerini nerede daha rahat hissederlerse oraya giderler. Devlet buradaki üreticilerin elini güçlendirmeli. Kentin STK’ları üretime dayalı, ekonominin büyümesi için ortaklaşmalı. 


- Güç Birliği Platformundan bir şey çıkar mı?

Bizim dile getirdiğimiz sorunlar bu platformda gündeme gelebilir. Çok iyi bir fırsattır sonuçta çıkabilir. Fakat birbirimizi ötekileştirmeden, ideolojilerimizi, inançlarımızı, önceliklerimizi ve kendi doğrularımızı ön plana sürmeden ortaklaşırsak birçok şeyin üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Güç Birliği Platformu bu kentte bütün ekonomi aktörlerinin, bütün kanaat önderlerinin, bütün yerel kurumları ve merkezi düzeyde temsiliyeti olan insanları bir araya getirmeyi hedeflemiştir önemlidir. Burada kentteki problemlerin teşhisine yönelik projeler üretilip o sorunların çözümüne dair perspektifler sunulmalıdır. Dolayısıyla ortaklaşırsak birçok sorunu çözeceğimize inanıyoruz ama maalesef daha ilk toplantıda merkezi ve yerel yönetimlerden, siyasi çevrelerden tam anlamıyla katılan olmadığını görünce büyük bir üzüntü yaşadım. Benim bu konuda kaygılarım ve endişelerim var. Van ekonomisi her şeyin önünde olmalıdır. Birbirimizi dinleyip tahammül etmeliyiz, kent için çabalamalıyız.


- OSB, üyelerine hizmet ederken muhalif ayrımı gözetiyor mu? 

Bütün arkadaşlarım beni tanıyor ve biliyor çünkü ben hepsine söz verdim. Ben bütün siyasi kimliklerimden aidiyet ve ideolojik bağlarımdan arınarak Salt ekonomik önermelerimle OSB’ye talip oldum. Sadece kent ekonomisini ve üretimi önceleyen bir programla burada çalışmalarımı sürdürüyorum. Bizim burada hiç kimse muhalif diye tanımlanamaz. Çünkü herkes aynı pencereden dünyaya bakıyor, hepimiz burada üreticiyiz. Kaygılarımız kuşkularımız sevinç ve mutluluklarımız ortak.


BİZ BÜTÜN SANAYİCİLERİMİZİN HİZMETKÂRIYIZ!

OSB’de başkan ve yönetim sanayiciye başkanlık veya padişah olmak için gelemez. Buraya seçilen adam buraya hizmetkâr olur. Biz bütün sanayicilerin hizmetkârıyız. 7 tane yönetim kurulu üyemiz ve 20 tane personelimiz ile biz OSB’nin hizmetkârıyız. Biz bir hizmetçi edasıyla çalışıyoruz. Dolayısıyla bizde kimse ile aramızda bir ayrım kayrım ve fark yoktur. Ayrıca biz çok şeffaf ve ortaklaşmayı esas alan bir kurumuz. 

6-145.jpg
 
- Van'a yatırımcı neden gelmiyor? OSB Van'a yatırımcı çekmek için neler yapıyor?

Yatırımcıların buraya gelmesi için bir takım koşulların hazırlanması lazım. Bu koşullar içinde dediğim gibi ortaklaşma kültürümüz en başta geliyor. Mesela Van Büyükşehir Belediyesi 1 yıl içinde çok önemli alım ve yapım hizmetlerini gerçekleştirdi. Hakeza Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ve diğer özel kurumlarımız yine öyle güzel çalışmalara imza attı. Van henüz kent kimliğine ve büyükşehir statüsüne yakışır bir ivmeye kavuşmamıştır. Bu anlamda çok bakir bir bölgedir. Yani konut anlamında, işyeri anlamında, parkları anlamında, caddeleri anlamında alt yapısı anlamında hak ettiği seviyeye kavuşmamıştır. Bu taraftan diğer illerdeki OSB’lerin arazileri ücretlidir ama biz Van’da yatırımcıya ücretsiz arazi veriyoruz. Burada bütün alt yapısı tamamlanmış, yolu, elektriği, doğalgazı tamamlanmış hazır araziler ücretsizdir. Dolayısıyla burada yatırım yapan insanlar Ortadoğu’nun 3 ülkesine kolaylıkla erişebilir. Bizim İran ile çok ciddi bir sınırımız var. Bizler Kapıköy Sınır Kapısı’ndan İran’a ulaşmaya çalıştığımızda 100 kilometre civarında bir yolumuz var. Çevre yolu açıldığında yine Irak’a 300-350 kilometre civarında yakın bir yolumuz olacak. Hakeza Suriye yeniden inşa edilecek ve Suriye ile ilgili, Irak Kürdistan’ı ile ilgili, İran ile ilgili yine Irak’la ilgili çok potansiyel pazarlar bizi bekliyor. Bu pazarlar için biz Avrupa ve Asya’nın en stratejik noktasında Van bulunuyoruz. Dolayısıyla Van’ın doğal güzellikleri, Van’ın yer alt ve yer üst kaynakları da buna uygundur. Biz Van’ın ve Van OSB’nin geleceğini çok parlak görüyoruz. Burada üretim yapan firmalarımız kısmide olsa tam istediğimiz kadar olmazsa da ihracat gerçekleştiriyorlar. Yurt içinde çok ciddi bir payları var. Van Organize Sanayi Bölgesi içerisinde hemen hemen yaşamımızdaki ihtiyaç olan bütün ürünler üretilmektedir. Bölgemizde toplumsal barışın sağlanması durumunda Van iller arasında yatırım yapılabilecek en önemli cazibe merkezi haline gelecek diye inanıyorum. 


- Van'ın 2023 hedefi olan 1 Milyar TL ihracat rakamına Van OSB hazır mı?

İhracatı yapabilmemiz için bir kere doğru ürünü üretiyor olmamız lazım. Rekabetimizin güçlü olması gerekiyor. Yanı başımızdaki potansiyel tehlikeler bizi bekliyor. Yani biz pazarı kendimize avantaj olarak görürken, dezavantajları da gözden kaçırıyoruz. Orda (İran’da) yer bedava, kaynaklar bedava, oradaki enerji kaynakları bizimkinden 10 kat daha düşüktür. Vergi yok, enerji maliyetleri çok ucuz ve insan kanyağı, emek bedelleri çok daha uygundur. Dolayısıyla biz kendimize ortak bir akıl seçersek, içerde ve dışardaki denklemleri daha doğru okur ve daha doğru kurarsak ben bu rakamları gerçekleştirebileceğimize inanıyorum.

- Ajans Asya Fuarcılık ile aranızda ne geçti?

Ajans Asya Fuarcılık ile aramızda şahsi bir mesele yok. Bizden önce Fuar ve Kongre Merkezi kendilerine 17 bin metrekare olarak kiraya verildi. Bizden önceki yönetimde kentte akreditesi bulunan Ajans Asya Fuarcılık ile bir sözleşme neticesinde buradaki fuarların organizasyonu bir sözleşme ile taahhüt altına alınmıştı. Burada Ajans Asya Fuarcılık aylık 20 bin TL kira bedeli ve 2 milyon TL üzeri cirolarda da ise yüzde 12 karla teminat mektubu vererek, bizden önceki yönetimle anlaşma sağlamışlardı. Bizde kendilerini destekledik. Biz yönetime gelir gelmez de Ajans Asya Fuarcılık yetkilileri bizimle diyaloğa geçtiler. Bu işi böyle yürütemeyeceklerini, bunun altından kalkamayacaklarını, bölge koşullarının gittikçe kötüye gittiğini kendilerine Fuar ve Kongre Merkezinin daha önce tahakkuk etmiş olan borçları dâhil gelecekteki borçları da bedelsiz sayarak kendilerine vermemiz durumunda bu işi sürdürebileceklerini, aksi halde bu şekilde sürdüremeyeceklerini ve sözleşmenin feshine gideceklerini ifade ettiler. Bizlerde yönetim kurulumuzla bunu görüşerek, bir karara vardık. Sonuçta bizden önceki yönetimle yapılan bir sözleşme var ve tahakkuk edilen bir borcu bizim silme yetkimiz yok. Dolayısıyla Fuar Kongre Merkezi il özel idareler lağvedilirken Van Organize Sanayi Bölgesi’ne devredilmiş olan bir haktır. Bu hakta burada 20 bin TL gibi bir rakam ön görülerek karşılıklı anlaşma ile kiraya verilmiş ve burayı çalıştırıyorlardı. Bizlerinde burayı bedava veremeyeceğimiz için bundan sonraki süreçte fuar başına veya başka bir teklifle bize gelmeleri durumunda tekrar konuşacağımızı illettik. Daha sonra hemen akabinde Van Ticaret ve Sanayi Odası devreye girerek bu işin ticarete dönüştürülecek bir iş olmadığını, bunu Ajans Asya Fuarcılık’a bedava verilmesi gerektiği yönünde beyanları bize aktardılar. Necdet Bey kamuoyuna yaptığı açıklamada bu onların işi değil, yönetemezler, ben genel sekreterken söyledim ve benim söylemim üzerine Fuar ve Kongre Merkezi inşa edildi demiş. Başkan iken 4 yıldır sürdürdüğü vergi terkininden hiçbir sonuç almaz iken nasıl olurda sekreter iken tek bir söylemi ile Van’a fuar kazandırıyor, Bunlar ne kadar gerçekle bağdaşır durumlar onu da halkımızın takdirine bırakıyorum. 


- Necdet Takva'nın "OSB'nin hem annesi hem babası biziz, OSB onların işi değil" söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Necdet Takva o anlamda çok talihsiz bir açıklama yapmıştır. Bir kere insanın annesi ve babası 5 yaşındaki bir çocuğu bile önce dinler. ve der ki bu çocuğumun nelere ihtiyacı var ne sorunları var? Sağlıklı bir ebeveyn çocuğuna sen yapamazsın, sen edemezsin, bu senin işin değil çocuğum gibi bir yaklaşım ile yaklaşamaz bu nasıl bir halet-i ruhiyedir ve bu ne kadar aklıselim bir anne babanın yaklaşımıdır. Bu bir kere çok sağlıklı bir söylem değil, Van’da hiçbir kurum, bir kurumun anası veya babası değildir. Bunu söyleyenler önce kendi çocuklarına doğru düzdün analık, babalık yapsınlar. Van Organize Sanayi Bölgesi’nin anaya ve babaya ihtiyacı yoktur. Bu söylemler kamuoyuna sunulacak söylemler değil. Tabi ki buranın kurucu üyeleri var ve biz bunlara minnettarız sonsuz saygı duyuyoruz. Van Organize Sanayi Bölgesi’ni kuran Van Büyükşehir Belediyesi, Van Valiliği, Van İl Özel İdaresi ve Van Ticaret ve Sanayi Odası’dır. Dolayısıyla ticaret odası ve diğer kurumlar kimsenin babasının malı değil Van’ın ve Van’lının malıdır. OSB kurulurken, burada bir yönetim oluşuyor ve Van Organize Sanayi Bölgesi bizim sanayicilerimizin verdiği emekler ve bedeller ile buralara geliyor.


NECDET BEY O BEYAZ SARAYDA BİZİM AİDATLARIMIZLA YAŞIYOR!

Mesela biz hiç demiyoruz Necdet Bey Van TSO’da beyaz sarayda yaşıyor. Muazzam bir israfları var, harcamalarının bir sorgulama, bir teftişi, bir sınırı yok. Mesela ismi Van Ticaret ve Sanayi Odası’dır. Peki, biz diyor muyuz oranın yarısı bizimdir. Bakın oranın yarısı ticaret yapanların, yarısı da sanayicinindir. Biz hiç demedik o modern görünümlü binanın altına niye o şeyleri getirip koydunuz? Yani o güzel modern binanın altına o kilimler yakışıyor mu? İnanın Van TSO hiç hak ettiği bir şekilde yönetilmiyor ve ben çok üzülüyorum. Odaya gelen ticaret hacmiyle ilgili ürünler kimlerle paylaşılıyor? Bu ürünlerden kimler faydalanıyor? Hangi projeler geliyor? Bunlar topluma karşı kapalı bir şekilde cereyan ediyor. Dolayısıyla bir ortaklaşma kültürü yoktur. Bizim Van’daki 260 STK bir araya gelip açıklama yaptığında Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın öncülük ettiğini yazıyor. Bakın Van Ticaret ve Sanayi Odası bizim odamızdır. Bizim aidatlarımızla ayakta duruyor. Dolayısıyla bizim vekilimiz olan bir oda kalkıp aslını bu kadar inkâr etmemelidir. Onlar vekil, biz asılız. Onlar gidicidir, Van Organize Sanayi Bölgesi’ndeki sanayiciler dünya döndükçe kalıcıdır. Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın yöneticileri değişecektir. Orası illa ki hak ettiği şekilde yönetilecektir. Onun için biz bu tür açıklamaları talihsiz buluyoruz. Tabi yine biz her zaman kamuoyunu aydınlatmak için çaba sarf edeceğiz. 

7-076.jpg

- Van TSO neden ısrarla Fuar ve Kongre Merkezi'ni istiyor? 

Fuar ve Kongre Merkezi Van Organize Sanayi Bölgesine bir sözleşme ile Van İl Özel İdaresi tarafından devredilmiş ve yüzde 100 Van OSB’nin hakkı bulunan bir yapıdır. Fuar ve Kongre Merkezi Kalkınma Bakanlığı tarafından yüzde yüz desteklenerek yapıldı. Peki, Van Ticaret ve Sanayi Odası neden en emek verilecek zamanlarda uzak durdu. İnşaat sürecinde bir kez bile buraya gelip emek vermedi ama bittikten sonra da bunu manipüle ederek sahip çıkıyor. Bunu kişisel menfaatlerle devşirmek istiyor. Aslında biz her zaman söylüyoruz doğru olan yaklaşım gelin birlikte yönetelim demesidir. Ben kendisine seslenmek istiyorum. Mademki çok istiyorsun neden EMİİT Fuarına gelmedin? Burada ikiyüzlülük var. Burada samimiyet yoktur. Fuar ve Kongre Merkezi benim babamın malı değil ama bana emanettir. Ben bu emanete sahip çıkmak zorundayım. Bu benim dönemimde gerçekleşen bir şey değildir. Bu değerli işadamımız Zahir Kandaşoğlu Van Belediyesi Van Valiliği diğer fuarcı ve turizimci arkadaşlarımız döneminde deve kervanı sırtında diyar diyar gezip Van’a kazandırmış oldukları bir projelerdir. Bakın burada bizim Van için ortak hareket etmemiz lazım.


VAN TSO’YA SOMUT SORULARIMIZ VAR!

Siz yönetemezsiniz, ben yönetirim mantığıyla kişisel performansınıza ve geçmişinize baktığımız zaman çok da başarılı görünmüyorsunuz. Yani kendi işinizde başarılı olmamışken, Fuar ve Kongre Merkezi’nde nasıl başarılı olacaksın? İşte ben bir takım iddialarda bulunmak istiyorum. Tekno Kent’in borcu, kahvaltıyla ilgili, hakeza kurumun adı K belgeleriyle ilgili yolsuzluğa karıştırıldı. Gelen projelerin, gelen taleplerin Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda kimlere dağıtıldığı ile ilgili bir takım somut sorularımız var. Biz topu taca atmıyoruz. Topu taca atmayla, iftira atmayla bir yere varamazsınız. Bizim ortaklaşmamız lazım.


İSPAT EDEMEYEN NAMERTTİR!

Biz ranttan beslenen bir kurum değiliz. Biz burada gönüllü çalışıyoruz ve kurumumuzda bir kuruş bile para almıyoruz. Çünkü biz sanayiciyiz. Bizim rant ile, alıp satmakla ile bir ilişkimiz yoktur ve olamaz. Almak ve satmakla ilişkisi olanlar bunu dile getirebilirler ve kamuoyunu yanıltmak da isteyebilirler. Hatta bize iftira bile atıp susturmaya çalıştırabilirler ama bunu ispat etmezlerse namerttirler müfteridirler. Onun için biz kendilerini ispata davet ediyoruz. Bu tutumlar asla bizi yıldırmaz doğru yolumuzdan saptırmaz durdurmaz ve daha da fazla kamçılar. ötekileştiren tutumlar bizi bir yere götürmez. Ama mutlaka anaysa veya babaysa o zaman analığını, babalığını iyi yapmalıdır. Bir ana çocuğuna bu şekilde yaklaşmaz. Dolayısıyla doğru bir şekilde yaklaşmalıdır. Necdet Bey Van Ticaret ve Sanayi Odası’nı çok kötü yönetiyor. Biz oranın çok daha iyi bir yönetime layık olduğunu ve Van Organize Sanayi Bölgesi’nin de mutlaka Van Ticaret ve Sanayi Odası ile, mutlaka belediye ile, mutlaka valilik ve diğer kurumlarla ortaklaşıp doğru yolu kent ekonomisi için, kent istihdamı için bulabilmesi gerektiğine inanıyoruz. 


- Van OSB, Van TSO seçimlerinde kimi destekleyecek?

Bizim Van Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerindeki tavrımız ortak akıl olacaktır. Sanayi ve kent ticareti ile alakası olan önemli bir odanın seçimi olacaktır. Bu odanın seçimleri de biz ekonomi aktörleriyle, ekonomi çevreleriyle, OSB’de ve dışarıda bulunan aktörlerle bir araya gelip ortak aklı bulacağız. Bu ortak akılla biz hareket edeceğiz. Yani bu kentte bir kurum ben bütün STK’ları teslim alacağım olmayanları itibarsızlaştıracağım diye bir yaklaşım içerisinde olamaz bu kentte yapılabilecek en büyük zulümdür. Bana karşı gösterilen reaksiyonların temelinde bunlar vardır. Yani benden değilsen yok ederim, ya sen nasıl yok ediyorsun? Bir şekilde manipüle edip trollerini üzerime salıp beni itibarsızlaştırarak mı? Bu anlayış doğru bir anlayış değildir. Bu anlayışı biz deşifre edebilecek bir güçteyiz. Hiçbir zamanda yılmayız. Biz doğru olanın arkasında dururuz. Kent hepimizin kentidir. Bu kentte gerçekten katma değer sağlayan, kentin ekonomisinde ve üretiminde söz hakkı ve tecrübe sahibi olanlara biz saygı duymak zorundayız. Kendilerini var eden kişileri inkâr eden bir durum yaşanıyor Van Ticaret ve Sanayi Odasında, bu kadar da olmaz. Biz doğru bulmuyoruz, aksine birbirimizi dinlemeliyiz. Yani bir güç zehirlenmesi yaşayarak, bir yere varılmaz.


NECDET TAKVA ÇOK BİLİYORSA GİTSİN HOCALIK YAPSIN!

Ben kendi çevresinden rica ediyorum. Kendilerini bir eleştirsin. İcraatlarını tutup önüne koysunlar. Yani hiçbir şey kapalı kapılar arkasında kalamaz. Elbette her şey gün yüzüne çıkacaktır. Onun için eleştiriye açık olsunlar ve bizi de eleştirsinler ama hakaret etmesinler. Yan yana gelip ortak olalım, kentin sorunlarına birlikte çözüm arayalım. Mesela biz Başbakanlık ve Kalkınma Bakanlığı için randevu talep ettik. Bu da kesinlikle benim fikrimdi ama Başbakanlıkla olan randevuya bizi almadılar. Benim fikrimdi ve ben dedim ki böyle bir girişimde bulunalım. İki tane somut öneri yapalım. Diyelim ki bu kent için lütfen en acil, en ivedi olan problem kentteki insanların yaşamı tehlikededir. Hem ticari olarak, hem de can güvenliği açısından çözüm sürecinin mutlaka devam etmesi gerektiğini, kapalı olan kapıların açılması gerektiğini, siyasi partilerin ötekileştirilmemesi, bizim kentte yaşanan durumun ülkede de yaşanmaması, diyalog ve müzakere sürecinin devam etmesi ve kentteki esnaflara 30 binden 500 bine kadar KOSGEB kredilerinin dağıtılarak bir can simidi olmasıyla ilgili bir talebimiz vardı ama kalkınma bakanlığı ile ilgili toplantıda biz 25 kişi vardık ve randevu süremiz 45 dakikaydı. Tam 40 dakika Necdet Takva ilgili ilgisiz konuları bakan beye anlata anlata bakan beyi dinlemez duruma getirdi. Ya bakan beye dünya kadar not aktarmaya çalıştı ama hiçbirinden de bir sonuç alamadı. Bu yaklaşımın doğru olmadığına biz inanıyoruz. Kalkınma Bakanlığı’nı hangi konular ilgilendiriyorsa bizim o konuları dile getirmemiz gerekiyordu ama Necdet Bey 40 dakika konuştu biz 24 kişiye de 5 dakika kaldı. Kendimizi orada ifade edemedik. Yani bu kadar kariyerizm, bu kadar bencillik bu kenti bir yere götürmez. Bazı tatlı söylemler gerçekleştirerek, sayısal veriler kopyalayıp-yapıştırarak kentin sorunlarını çözemezsiniz. Ben bilirim, ben yaparım edasıyla bir yere varamazsınız. Dünyada en iyi bilen bütün filozoflar ve bilim adamları fakirdirler. Hiçbiri ticaret ve bir holdingin başında değildir. Benim Necdet Takva’ya önerim çok biliyorsan gitsin üniversitede hocalık yapsın. Bizim Van ile ilgili en büyük sorunumuz ortaklaşmadır. Ortak olmamız lazım. Başka çaresi yok.  

- Şemsettin Bozkurt, Van TSO seçimlerinde Zahir Kandaşoğlu ile birlikte mi hareket edecek?

Ben Van TSO seçimlerinde kendimi destekleyeceğim. Zahir Kandaşoğlu veya başka birini desteklemeyeceğim. Benim özgür iradem var ve izlenimler yapacağım. Ben bu kentte bir ekonomi aktörüyüm ve şuanda da önemli bir kurumun başındayım. Arkadaşlarımın teslim ettikleri emanetle ilgili bende onların fikir görüşünü almadan bir belirlemede bulunmam, sanayiciler kendi kendini destekler. Bizim gizli saklı kimseyi desteklemeye gibi bir niyetimiz yok. Onun için ortaya çıkabilecek bir ortak akıl ile hareket edeceğiz. Bu ortak akıl Necdet Takva’yı destekleyeceğimizi söylüyorsa biz onu destekleriz veyahut  Zahir Beyi destekleyeceğimizi söylüyorsa bizde onu destekleriz.

- Siz TSO’ya aday olmayı düşünüyor musunuz?

Ben şuan çok önemli bir konumdayım. Van Organize Sanayi Bölgesi, Van Ticaret ve Sanayi Odasından çok daha önemlidir. OSB bir üretim üssüdür.  Ben burada çok keyifle sanayicilerimize hizmet veriyorum. Benim Van TSO’da aday olma gibi bir derdim yok. İleriki günlerde zamanla ne olur bilemem.


- OSB'deki bazı yerler depo olarak kullanıldığı halde neden OSB yönetimi harekete geçmiyor?

Biz müteşebbis heyetle birlikte bir karar aldık. Şimdi bir takım yerler belki zorunlu bir şekilde depo olarak kullanılıyor. Fakat bir takım iddialar var ve bunlarda asılsızdır. Ben bilime ve bilgiye çok inanan birisiyim. Doğrulanabilen, ölçülebilen ve denetlenebilen bir yapıyla hareket ederim. Dolayısıyla bizim Kilim Mobilya üzerinden bir spekülasyon yürütülmeye çalışılıyor. Kilim Mobilya yaklaşık 2 bin metrekare alan üzerinde kurulmuş çok ciddi ve 40-45 kişiye yakın istihdamı olan ve bir firmadır dolayısıyla bir takım bölümlerinde de kendi satmış oldukları ürünleri depolayan bir durumu var. Fakat bizim öncelliğimiz burada kim neyi, ne kadar üretiyor. Bununla ilgili değil, bizim işimiz burada istihdam sağlamaktır. Söz konusu firma Hüseyinoğulları firmamızdır ve çok ciddi bir mobilya üretimi yapmaktadır. Dolayısıyla depo olarak kullanılan bir takım yerler var ise de biz bunlarla ilgili kendilerine yardımcı olur, bir kısım yaptırımlar uygularız. Amacımız oraları üretime dâhil etmektir. Buraların aidatlarını üretim yapsınlar diye 10 kat arttırdık. Biz depo olarak tespit edilmesi durumunda aidatı 10 kat artıracağımızı söylemiştik.


BİR KAPIYA KİLİT VURMAK NE BİZİM NE DE BAŞKASININ HADDİ DEĞİLDİR!

Bizim amacımız Van Organize Sanayi Bölgesi’nde birinin kapısına kilit vurmak değildir. Bu ne bizim haddimize, ne de başka birinin haddinedir. Bir istiyoruz ki herkes üretim yapıp kentte istihdam sağlasın. Biri burada kapısına kilit vurduğu zaman benim içim kan ağlar. Biz o kilidi nasıl açarız, orayı da üretime dâhil etmek için uğraşırız. Dolayısıyla şuan da depo olarak kullanılan pek fazla yerimiz yoktur. İşletmeye alınması için çok talep var. Onun için bölgemizde yaşanan kaos ve belirsizlik durumunda insanlar biraz kararsız olabilir ama Van Organize Sanayi Bölgesi çok ciddi bir potansiyele sahiptir. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Biz her zaman kendi küllerimizden kendimizi var etmeyi bilmişiz. Ben şahsen kendimde işçilikten gelmekteyim ve şuan çok ciddi ekonomi de söz sahibi olan, milyonları yönetmeye çalışan birisiyim. Bizim korkuya, endişeye, umutsuzluğa kapılmamamız lazım. Ben umuyorum ve diliyorum en kısa sürede ülkemiz toplumsal barışını sağlayabilecek güçte, kudrette ve iradededir. Çünkü Türkiye’de siyasetin kurumsal yapısı oturmuş vaziyettedir. Dış ülkelere gidip Türkiye’ye baktığınızda özellikle Ortadoğu’dan baktığınızda iktidarıyla, muhalefetiyle, siyasal mekanizmalarıyla tam oturmuş bir durum gözlemlenmektedir. Ortak akılın galip gelebileceğini, toplumsal barışın en kısa zamanda inşa edileceğini ben umut ediyorum. 

8-060.jpg

- Koskoca Van OSB'nin pazarlayabileceği bir ürünü yok mu?

Van’daki ihracatta yıllık 13 milyonun 5 milyonunu Van Organize Sanayi Bölgesi’nden karşılıyor. Özellikle uluslararası dolaşımda olan ürünlerimiz var. İhracat payımızda var. Bununda gelişmesi için biz çok büyük çabalar sarf ediyoruz.   


- Tekstil Kent neden açılmıyor?

Şimdi Tekstil Kent’in biz sadece emek boyutunu ve işlerinin takibiyle ilgileniriz. Tekstil Kent’in şuan geldiği nokta kötü bir nokta sayılmaz. Şuanda yüzde 80 inşaat kısımları bitti. Dolayısıyla yer seçimi belki çok doğru olmamıştır ama bununla ilgili bütün teknik tedbirler alındı. Şuanda Tekstil Kentte firmalarımız üretime başladı. Yaklaşık 300 kişi şuanda orada istihdam ediliyor. İnşallah baharla birlikte benimde destek verdiğim Van Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanlığımızın yürütmüş olduğu kadın istihdamına yönelik DAKA ile görüşmelerde bulunduk. Orada 100 kadının istihdam edileceği fabrikayla ilgili bizde destek verdi. DAKA ve Van Büyükşehir Belediyesi’nin ortak yaptığı bir projedir ve çok güzel olacaktır. Nisan veya Mayıs ayında devreye girecek. Orası yaklaşık 10 binin üzerinde çalışana istihdam sağlayabilecek potansiyeldedir, çok ciddi bir yere sahiptir. Dolayısıyla bekleyenler var ve hemen üretime geçmek isteyenler var. Kamuoyunda yansıtıldığı gibi atıf bir duruma düşürüldüğü doğru değildir. Bir takım teknik aksaklıklar olsa da baharla birlikte eksik kalan inşaat işleri hızla tamamlanacak. 


- Van'daki sanayicilerin sıkıntıları neler?

Van’daki sanayicilerin en büyük sorunu burada üretilen ürünlerin Van’da kullanılmaması, teşvik edilmemesidir. Van’da her türlü milliyetçilik var ama ekonomik milliyetçilik yoktur. Maalesef Van’ı sahiplenme milliyetçiliğimiz yok. Bu anlamda benim gördüğüm en büyük sorun kenti sahiplenme sorunudur. Eğer kentteki kurumlarımız ve ilgili şahıslar Van Organize Sanayi Bölgesi’nde üretilen ürünleri kullanırlarsa, Van OSB bu kent için önemli bir merkez olur. Van’ın akciğeridir, Van’a ciddi bir nefes aldıracaktır. Onun için vergilerde ve SSK’larda indirim sağlanması durumunda ve ürünlerimizin de kullanılmaya başlandığı anda bu sorunların ortadan kalkabileceğine inanıyorum. Van Organize Sanayi Bölgesi’nin Gaziantep ile, Kayseri ile, Konya ile yarışır duruma geleceğini düşünüyorum. Çünkü Vanlılarda bu bilgi birikim güç kuvvet ve kudret olduğunu görüyorum. Özellikle genç girişimcilerimizi görünce ben çok heyecanlanıyorum. Zaman zaman bir araya gelip bilgi, birikim ve tecrübelerimizi de paylaşıyoruz. Van’da büyük bir potansiyel var. Her şeyin temelinde bu toplumsal barışın sağlanması geliyor. Bu ortam sağlandığında inşallah bu tür sorunlar da ortadan kalkacaktır.

- Van'ın genel ekonomik durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şuan ki Van’ın ekonomik durumu pek de iç açıcı değil. Yani çözüm süreciyle birlikte Van’ın ekonomisi büyük bir ivme kazandı. Ülkenin batı yakası ile Doğu yakası adeta bütünleşti. Birbirine güven anlamında ticaretler, diyaloglar, yatırımlar gelişti. Fakat çözüm sürecinin bitmesiyle birlikte bir güvensizlik ortamı, bir belirsizlik ortamı yaşandı ve adeta kent ekonomisine felce uğrattı. Bunun için biz her cümlemizde toplumsal barışın sağlanması gerektiğini vurguluyoruz. Yıllardır devam eden Kürt sorunumuzun; Arifesinde bulunduğumuz anayasa yapımında demokratik bir güvence ile belli bir statüye kavuşturulması durumunda toplumsal barışının temelleri atılır diye düşünüyoruz. Kürt sorununu ortaya çıkaran nedenler ortadan kalkarsa bizim ekonomimizde buna göre büyüyecek ve geleceğe bizler bir daha güvenli bakacağız.

Böyle bir fırsatı bize verdiğiniz için ben WanHaber.com – One Ekonomi emekçilerine çok teşekkür ediyorum. Van basınına sizin aracılığınızla selam ve saygılarımı sunuyorum. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

2 Yorum