1. HABERLER

  2. ONE EKONOMİ

  3. Halil Tandoğan: Durum Ortada, Kral Çıplak!
Halil Tandoğan: Durum Ortada, Kral Çıplak!

Halil Tandoğan: Durum Ortada, Kral Çıplak!

One Ekonomi’nin bu haftaki konuğu Van Arıcılar Birliği Başkanı Halil Tandoğan.

A+A-

WanHaber.com ‘One Ekonomi’ sayfasının bu haftaki konuğu Van OSB yatırımcılarından Cevher Bal markasının sahibi, (Van Arıcılar Birliği Başkanı) Halil Tandoğan. 2013’te yapılan Van TSO ve Van TB seçimlerinin en çok konuşulan isimlerinden olan Tandoğan, One Ekonomi’ye çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Van TSO seçimlerinde aday olması beklenilen Necdet Takva ve Zahir Kandaşoğlu dışında da adayların olması gerektiğini söyleyen Tandoğan, üstü kapalı 3. Adayın sinyalini verdi. Van Güç Birliği Platformu’na yeni isimlerin dahil edilmesini isteyen Tandoğan, Van Shopping Fest için de açtı ağzını, yumdu gözünü…

İşte o röportaj:

Röportaj: Uğur Tunçdemir

Öncellikle sizi tanıyabilir miyiz?


1978 Çatak doğumluyum.  Ekmeğini tarım ve hayvancılıktan kazanan bir aileye mensubum. Atadan dededen beri hayvancılıkla, arıcılıkla uğraşıyoruz. Şu an arıcılık ve bal sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Çocukluğumdan bu yana ticaretin ve üretimin içerisindeyim. Cevher Bal markasının sahibiyim. Evli ve 4 çocuk babasıyım.

VAN TSO ve VAB TB seçimlerinin en çok tartışılan isim oldunuz. Neden en çok tartışılan isim oldunuz?

VATSO ve VATBO seçimlerine birlikte hareket ettiğimiz sanayici, tüccar, işadamlarıyla yaptığımız istişareler sonucunda girdim. Yoksa aklımda olan hep VAN Ticaret Borsası'ydı. Çünkü içinde olduğum sektör tarım ve hayvancılık. İşte bu istişareler sonucunda hem VATSO'da hem VATBO'da boy gösterdik. Fakat yine VATSO’da birlikte yola çıktığımız insanların da iznini alarak, mesaimin büyük bölümünü VATBO'ya harcadım. 

Peki sonuç?

VATSO’da kaybettik ama VATBO'da devrim yaptık.  Maalesef, Van Ticaret Borsası (VATBO) pek bilinmiyor.  “Ne iş yapar, üyeleri kimlerdir, kimlerden oluşur?”  bilinen şeyler değil, ama o da en az VATSO kadar etkili ve yetkin bir kuruluş. Tartışılmamım sebebine gelince, şuna inanıyorum: “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” Sonuçta biz bunu başardık, bu başarıyla birlikte zaman zaman kralın çıplak olduğunu dile getirdik. Bu yüzden de hedef olduk. Ama bunu hiç dert etmedim. Beni yakından tanıyanlar iyi bilir. Dikiz aynasına fazla takılmam, genelde önüme bakarım. Bu anlayışı hayat felsefem haline getirdim ve faydasını da çok gördüm.

one-ekonomi-007.JPG

VAN TB seçimlerinde devrim yaptınız. 56 üyenin oy kullandığı bir odayı kazandınız. Fakat başarınızdan çok kavga ve tartışmalar ile gündeme geldiniz. Seçimden sonra neden bir birinize düştünüz? 

“Devrim” sözü bana ait değil, bunu tüm Van söylüyor. Mesele, 56 oyun olduğu seçimi nasıl kazanacağımızdı, buna kimse inanmadı. Ama ben yola çıkarken, kazanacağımızdan adım gibi emindim. Düşün seçime 15 gün var, ortada bizim listemiz yok ve ben insanlara kazanacağımızı inandırmaya çalışıyorum. Üyeyi mi ikna edeyim, beni bu sevdadan vazgeçirmeye çalışan dostları mı? Bu konuda en çokta dostların defansıyla karşılaştım.   Olaylar çok hızlı gelişti, bu nedenle biz liste seçimini çok doğru yapamadık. 56 kişi oy kullandı, 1 oy ile aldık. Bu kazanımlar, tecrübeler bizim için, insanlar için tez konusu olur.  

VAN TB seçimlerine Selman Toprak ile girdiniz. Seçimden hemen sonra neden fikir ayrılığına düştünüz o süreçte neler yaşandı?

Seçime birlikte hareket ederek, girdik. 2 yıl Selman Bey, 2 yıl da ben başkanlık yapacağımıza dair kendi aramızda anlaştık. Bizim Selman Bey ile yollarımızı ayırmamızın sebebi koltuk hırsı değil, ilkelerimizdi. Çünkü Selman Bey, seçimi kazandıktan sonra turuncu ekibin (Mirza Nadiroğlu ve ekibi) desteğini almamıza rağmen gitti, kutlamayı EDH’nin mavi grubunda yaptı. Biz, Selman beyle bu hareketinden dolayı ayrı düştük.  Ayrıca seçimlerimize ve seçimden sonra oluşumumuza dışarıdan da çok müdahaleler oldu. Kazandık ama kendimizi bir girdabın içinde bulduk. Selman Bey, biz kazandıktan sonra soğukkanlılığını korusaydı, iş buralara gelmezdi.

Genelde Kavgacı olarak biliniyorsunuz. Gerçekten kavgacı mısınız?

(Gülüyor) Sorgulayıcı ve hakkını arayan dersek, daha doğru olur. Ben işimi sonuna kadar takip ederim. Fikri takipçiliğim de iyidir.  Mücadeleci bir ruha sahibim. Allah’a şükür kavgacı bir insan değilim, Demokrasiye inanıyorum ama demokrasiyi kalkan yapıp, her türlü ilkesizliğe ve eyyamcılığa (çıkarcı) imza atanları reddediyorum. Ortada kavga ile çözülecek hiçbir iş yoktur. Bu ve benzeri iddialar ve iftiralar aslında birileri tarafından bilinçli olarak ortaya atılıyor.  Amaçları bizleri yıpratarak, işlerini yürütmek… İşte bu düzeni sorgulayınca, kavgacı, uzlaşılmaz biri olarak ilan ediliyorsunuz.

VAN TSO seçimlerini kaybetmenize rağmen genelde eleştiriler ile gündeme geldiniz. Necdet Takva ile aranızda alıp veremediğiniz bir şey var mı?

Benim, Necdet Takva ile ilgili kişisel bir problemim yok. Ama eleştirilerim var. Takva 3 yılı aşkındır o koltukta oturuyor. Seçim beyannamesini alın bakın, çoğu sözlerin tutulmadığını göreceksiniz. Takva, deyim yerindeyse top çevirdi. TİM’in (Türkiye İhracatçılar Meclisi)  Van İçin öngördüğü 1 milyar dolar ihracat hedefini dilinden düşürmedi ama onun olması için yapılması gerekenlerle hiç uğraşmadı. 

Mesela ne yapabilirdi?

İran’ı, Irak’a bağlayacak Van-Şırnak karayolu bitmedi. Oda başkanının bu yolla yatıp kalkması gerekir ama nafile. OSB’ye demiryolu projesi, Van’ın ihracatını zıplatacak, ihracatçıyı çekecek bir proje. Peki, odanın gündeminde var mı? Yok. Sen bunların yapılmasını sağla, bak bakayım, Van’a yatırımcı geliyor mu, gelmiyor mu? “Hiç düşündünüz mü Vanlı işadamları neden Van’a değil de Batıya yatırım yapıyor?” diye. Batıdakiler size demezler mi: “Siz önce hemşerilerinizi ikna edin, ondan sonra gelin bizi davet edin” Bu işler Van’ın potansiyeli şöyle, böyle demekle maalesef olmuyor. Antep’e git bak, ulaşıma ne kadar önem verdiklerini gör. İhracatın, kalkınmanın yolunun ulaşımdan geçtiğine inanıyorlar. Fakat üzülerek belirteyim, ne Takva’nın ne de diğer meslek örgütü başkanlarının böyle bir derdi var.

one-ekonomi-009.JPG

Çözüm sadece bu mu?

Hayır, Bak kardeşim eğer yatırımcıyı ikna edemiyorsak, bir araya gelelim, herkes gücüne göre ortaya bir para koysun, Van’a biz Vanlılar yatırım yapalım. 1 milyon nüfustan söz ediyoruz. 5 bin kişi biner lira bıraksa, bu 5 milyon TL eder. VATSO’nun üye sayısı bildiğim kadarıyla 5 binin üzerinde. Ama herkese açık olalım bu üye, bu üye değil ayrımına girmeyelim. Batıda profesyonel yöneticilerle iletişime geçip, Bizim 5 yıllık, 10 yıllık, 20 yıllık hedeflerimiz bunlar. Sermayemiz de bu. Bu paranın tamamını Van’da kullanıp, Van’ın kalkınması ve büyümesi için işleteceğiz. İşi bilen yönetici bu parayı sana 5 yıl içinde 100 katına çıkarır, gelin bunu yapalım. Türkiye’deki çok ortaklı başarılı yapıları inceleyelim, ona göre yol haritamızı çizelim. Bu sadece bir fikir, tartışılır, iş geniş boyutlu hale getirilebilir. 

VAN TSO seçimlerinde Necdet Takva ve Zahir Kandaşoğlu’nun ismi ön plana çıkıyor. Sizce üçüncü bir isme daha ihtiyaç var mı?

1 Milyonluk bir şehirden bahsediyoruz. Bölgenin Paris’i dediğimiz bir kentten bahsediyoruz. Bu memleket Başbakan, Meclis Başkanı, Bakan çıkarmış, Oda başkanı mı çıkaramayacak? Oda başkanlığını yapabilecek çok isim var. Ama kiminde cesaret yok. Kimi ise böyle kısır çekişmelerin içine girmek istemiyor. Hakkını yemeyelim Zahir Kandaşoğlu, bu memlekete önemli isimler kazandırmıştır. Kimsenin önünü kesmemiştir, dün emrinde çalışanı bugün başkan yapan bir insandır. Bugün aynı koltuğa oturanlar, ekip olarak geldiklerini söylüyorlar ama EDH ekibinden 2. bir ismin bugüne kadar ön plana çıktığını görmedim. Yani bir kurum, bir STK, bir oda konuşulduğu zaman bugün hep ortada bir isim dönüp dolaşıyor. Bu memlekette ikinci, üçüncü isimlere ihtiyaç vardır ve olacaktır. Feridun Irak Bey’in VATSO seçim sloganı olan “Ben değil Biz” anlayışına ihtiyacımız var. 

Sizce bu üçüncü isim kim olabilir? Sizin böyle bir düşünceniz var mı?

Bizim üzerinde tartıştığımız isimler var. Bir istişare ekibi oluşturduk. Beraber fikir alış verişi yaptığımız ve zaman zaman bir araya geldiğimiz insanlar var. İsimden ziyade “bu memleket için ne yapabiliriz, Bu memlekete nasıl katkımız olur, Gaziantep, Kayseri bu işi nasıl başardı?” bunu tartışıyoruz. Şuan şahsi çıkarlarını bir kenara bırakacak, tek derdi memleket olacak isimler üzerinde duruyoruz. Kendi aramızda birkaç isim belirledik, gerekirse bu isimleri 3’e indirip, kamuoyu anketi yaptıracağız. İsim değil, Van’ı bir üst lige taşıyacak lidere ihtiyacımız var. Onun arayışı içindeyiz. O yüzden ince eleyip, sık dokuyoruz.

Sizce VAN TSO bu kent için neler yaptı?

Kendileri EDH olarak Necdet Takva imzalı bir kitapçık dağıtmışlardı. Kitapçık aynı zamanda onların seçim beyannamesiydi. Ona bakın neler yapıp yapmadığını görebilirsiniz. Necdet Takva’nın şuanda yaptığı en iyi iş herkesin seçimine karışmak oldu. Benim gördüğüm o. Herkesin kendi adamı olmasını istedi. Bu anlayış, diğer STK ve meslek örgütlerinde ayrışmaya ve bölünmelere yol açtı. O gün onlara destek veren veya vermeyen bütün STK’ları kırıp, döktüler. 

one-ekonomi-008.JPG

Bunun temel sebebi ne?

Bunun temel sebebi Necdet Takva’nın “böl, parçala, yönet” anlayışıdır. EDH gibi iddialı çıkış yapan bir ekibin bu anlayışa sessiz kalması ise manidardır. Geçen yıl 28 Şubat’ta İstanbul’da tüm yönleriyle Van ekonomisinin masaya yatırılacağı zirvede olanları yatıştıracağına ateşe körükle gitmeyi tercih etti. O gün orada Bekir Kaya ve Burhan Kayatürk’ü ikna edeceğine “biz de katılmıyoruz” diyerek, işin kolayına kaçtı, insanların hevesini kursağında bıraktı. Onlarca emeği boşa çıkardı. Büyük fırsat kaçmış oldu. Van Ekonomist Dergisi sahipleri Orhan Olgun ve Zeki Yiğit’i ben huzurlarınızda tebrik ediyorum. Büyük bir fırsat sundular ama kişisel kaprislerimizi aşamadılar.

VAN TSO sizce neler yapmalı?

VATSO’yu yöneten anlayış, acil bir şekilde Van iş dünyasında oluşan bölünmeler ve ayrışmaların önüne geçmelidir. Birbirine düşen insanlar bir araya getirilmelidir. Uzlaşma esas alınmalıdır. Vergi terkini olmuyorsa eğer, bir B planlarının olması gerekir. Çıkmaz sokaklarda oyalanmalarının bir faydası yok. “Vergi kapımıza dayandığında bu yükü nasıl azaltırız?” Onun için kafa yormalılar. Vergi meselesi tüm Van’ın, Van STK’larının sorunudur. Bu sorun biran önce sonuçlandırılmalıdır. Yoksa çok ciddi yüklerle karşılaşabiliriz.

Adil bir seçim yarışı olması için neler yapmalı?

Oda seçimlerine az bir zaman kaldı. Odanın kimliği ve gücü kullanılıp seçim yatırımı yapılmamalıdır. Meslek gruplarının çoğaltılması gerekir. Erzurum TSO’nun 35 meslek grubu var. Van’ın 12. Bu durum temsilde adalet sorununu ortaya çıkarıyor. Unutmayın, yönetimde istikrarın yolu, temsilde adaletten geçer. Kadınların muhakkak hem mecliste hem yönetimde olması gerekir. Bu seçimde onlar için pozitif ayrımcılık yapmak lazım. Kadınsız VATSO ve VATBO, Van’ın sorunlarını çözemez.

VAN TSO ve VAN TB seçimlerinde tavrınız ne olacak?

Bir vatandaş olarak, bir sanayici olarak, bu ilde yaşayan biri olarak elbette olup bitene kayıtsız kalmayacağız. Seçimleri birbirine karıştırmadan, başkasının seçimine müdahil olmadan, söylediklerimizin arkasında durarak, böl-parçala-yönet anlayışını reddederek, Van için doğru bildiğimizi değil, doğru olanı yapacağız.

Güç Birliği Platformunda yer almamanıza rağmen destek mesajları verdiniz. Güç birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu Güç Birliği Platformu aslında yeni bir şey değil. Daha önce Van Sivil Toplum Örgütleri Dayanışma Grubu vardı. Bunun dönem sözcülüğünü de yaptım. Van Ekonomi Konseyi ve Kent Konseyi var. Güç Birliği Platformu biraz daha siyasi ağırlığın olduğu bir oluşumdur. Biz bu oluşumu son derece olumlu ancak eksik görüyoruz. Orada kendini görmek isteyen kurumların da olması gerektiğini düşünüyorum. Bunları bırakın Van için fikri olan herkesin rahat bir şekilde platformda yer alması gerekir. Bu anlamda Güç Birliği çok önemlidir. Nihayetinde bu kent için insanların bir araya gelip sorunları konuşması gerekiyor. En son Güç Birliğinde bizi tarım komisyonuna yazacaklarını söylediler. Muhtemelen üçüncü toplantıda bizler de yer alacağız. Ama mesele ben, biz değil, hepimiz. 

Kimler olabilir?

Mesela ben isterim orada Mesut Öztürk, Faruk Alpaslan, Feridun Irak, Zahir Kandaşoğlu, Zozan Özgökçe, Mustafa Sarı, Can Ozan Tuncer, Nahit Aktaş, Selahaddin Direk, İlhan Güneri, Kadri Salaz, Çetin Kotan gibi bu memlekete hizmet etmiş insanlar da olsun. Şuan aklıma gelen isimler bunlar. Sayı çoğalabilir.

Lokman Hekim Van Hastanesi konusunda STK’lara çağrıda bulundunuz. Sizce STK’lara yaptığınız çağrılar karşılık buldu mu?

Ben birçok STK’yı aradım. Özellikle üyesi çok olan STK’ları aradım. Dedim ki: “Arkadaşlar bu işe el atmamız” lazım. Yaptığım çağrı karşılık buldu. Keşke toplantı geniş katılımlı olup, Van’ın tüm sağlık sorunları masaya yatırılsaydı. Bu sorunlar bir hastaneyle sınırlandırılmasaydı. Basın mensupları söylediler: “Sizin çağrınız olmasaydı, VATSO öncülüğünde hastane yönetimiyle yaptığımız toplantı da olmazdı” Lokman Hekim Hastanesi Van’ın sağlığıyla ilgili önemli bir kurumdur. Lokman Hekim Hastanesi’nin bazı hataları vardır, ama düzelteceklerini umut ediyorum.

one-ekonomi-006.JPG

Hem siyasetin hem de STK’nın içinde yer almış birisiniz. Bundan sonra yaşantınıza siyasetle mi yoksa STK’larla mı devam edeceksiniz?

Siyaset tecrübem var ama hala öğreneceğim çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Tabi bizim için önce Van gelir. “İlimize nasıl hizmet edebiliriz, nasıl daha faydalı olabiliriz” Daima bunun üzerine kafa yoruyorum.  İnşallah bundan sonra da STK mensubu ve şahıs kimliğimle Van’a hizmet etmeye devam edeceğim. Siyaseti şuan düşünmüyorum. STK’lar yoluyla bu kente daha faydalı olacağıma inanıyorum.  

Van’ın geleceğini nasıl görüyorsunuz. Endişe ediyor musunuz?

Mesela batıda yaşayan işadamları veya insanlar nasıl endişe içinde yaşıyorsa biz de o kadar endişeliyiz ama umutluyuz da. İşlerin kendi kendini düzeltmesini beklersek, zaman kaybı olur. Yolumuza devam edip Van ile ilgili bir şeyler üretmeliyiz. Umutluyuz ve bu bölgeye huzur geleceğine inancımız tam. Sonuçta burada yaşıyoruz. Şuna inanmanızı isterim. Van kabuğunu kıracak. Van, Türkiye’nin gelişmesinden ve büyümesinden daha çok pay alacak.

Yerel yönetimleri başarılı buluyor musunuz?

Yerel yönetimlerimiz maalesef olmaları gerektiği yerde değiller. Yapılan anketler yerel yönetimlerin ne durumda olduğunu zaten ortaya koyuyor.  Yani imar sorunu, çevre yolu, otogar, sahil yolu ile ilgili herhangi bir ilerleme yaşanmadı. Yerel yönetimleri hem eleştirmeli hem de hizmetlerinin daha iyi olması için katkı sunmalıyız. Aslında bir ilin kalkınmasında en önemli temel taş yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler toplumun tamamıyla aynı ilişki içinde olmazsa başarılı olamaz. Bu konuda ben kendilerine bir çağrıda bulunuyorum: Gelin Van için bir şeyler yapalım. Van’ın büyük sorunları var ve ancak bu sorunları birlik içinde çözebiliriz” 

Sizce Van’ın sahibi var mı?

Lafı eveleyip gevelemeden söyleyeyim şuan için yok. Geçmişte bir Ferit Melen, bir Kınyas Kartal, bir Salih Yıldız, bir Hüseyin Çelik Van’ın sahibiydiler. Aklıma gelmeyen daha nice isim vardır. Şuan için o şansı Beşir Atalay ve Fatih Çiftçi taşıyorlar. Zaman neyi gösterir, bilemiyorum. Az önce değindiğim gibi sağlık sorunu ortada YYÜ’den onlarca değerli bilim insanının göç ettiğini görüyoruz. Van’da beyin ve sermaye göçü had safhada… Kimse bunun önüne set çekmiyor. Durum ortada, kral çıplak…

Bu işin vebali kime ait? 

Bu işin vebali hepimizin boynunadır.  Başta VATSO, VATBO, olmak üzere tüm STK’lardır, tüm siyasi parti yönetimi ve teşkilatlarıdır. Bunlar gidişatın bir göstergesidir. Bu anlamda eğer siz insanları Van’da mutlu edemiyorsanız, kalmazlar, çekip, giderler.

Van Shopping Fest’i nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi Van Shopping Fest’i İranlıların geldiği Newroz dönemine denk getirmeniz başarı değildir. Zaten siz yapsanız da, yapmasanız da İranlılar gelecek. Para harcamaya da hazırlar.  Önemli olan siz bunları Newroz dışında İran’dan getirebiliyor musunuz?  Ona bakmak lazım. Hem sezon sonuna denk gelmesi hem de esnafın daha çok para kazanabilecekken kardan zarar edeceği bir indirim yapmaya zorlanması haksızlıktır.  

one-ekonomi-005.JPG

Neyi eksik görüyorsunuz?

Bir kere ulusal giyim markalarının çoğunun Shopping Fest’e katılmadıkları ortadadır. Bu bir eksikliktir. Biz de destekliyoruz. Van için çok güzel bir şeydir ama bunu İranlıların Van’a geldiği döneme denk getirmek, bunu en az maliyetle kurtarmanın yoluna bakmak çözüm değil. İşte gidin gümrükte resmi rakamları alın. Bakalım kaç İranlı Van’a giriş yapmış, kaç kişi konaklamış? buna bakmak lazım. Gelen sayıyı ne kadar burada tuttuysanız o kadar başarılısınızdır. Gidin havaalanı otoparkına bakın zenginlerin lüks araçları orada park etmiş bekliyor, orta halli İran plakalı araçlar Van trafiğinde dolaşıyor.  Alt yapınız var mı, insanlar memnun mu, oteller dolu mu? Bunlara bakmak lazım… Ben size daha acı olanını söyleyeyim

Buyurun söyleyin

Van-Urmiye Uçak seferleri bu ay sonunda bitiyor. Peki neden? Çünkü yolcu sayısı çok az. İlgili firma bu işten zarar ettiğinden dolayı çekilme kararı aldı. Peki, Van bunu biliyor mu? Bilmiyor çünkü her şey o kadar tozpembe gösteriliyor ki, kimse halının altını kaldırma ihtiyacı hissetmiyor. Van için İranlılarla ilgili en güzel ölçü, Van-Urmiye karşılıklı uçak seferleriydi. O da tutmadı. Eğer ilgili firma devam etseydi, ben o zaman derdim. Birileri bu işi başardı, uçaklarda yer bulmak mümkün değil. Ama nafile...

HABERE YORUM KAT

2 Yorum