Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, Van Gölü Havzası’nda atık yönetiminin çevre, su kaynakları ve halk sağlığı açısından önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Vahşi depolama uygulamalarının oluşturduğu çevresel sorunlara değinen Kalçık, evsel atıkların kaynağında ayrıştırılması, geri kazanılması süreçlerinin şeffaf yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, Van Gölü Havzası ve il genelindeki evsel atık yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Atık yönetiminin yalnızca temizlik çalışması olmadığını belirten Kalçık, sürecin toprak, hava, su kaynakları, sulak alanlar, hayvanlar ve halk sağlığını ilgilendirdiğini ifade etti. Geçmişte uygulanan vahşi depolama yöntemlerinin çevresel etkilerine değinen Kalçık, atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri kazanılması gerektiğini kaydetti.
Van’da geçmiş yıllarda uygulanan vahşi depolama yöntemlerinin çevresel sorunlara neden olduğunu belirten Kalçık, özellikle Sıhke Gölü’nün üst tarafındaki depolama alanının yerleşim yerlerine ve su kaynaklarına yakınlığı nedeniyle çevresel baskı oluşturduğunu aktardı. Bu alanda biriken atıkların rüzgarla çevreye yayıldığını, kötü koku ve dumanın günlük yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Kalçık, sulak alanlara, dere yataklarına ve toprağa karışan sızıntıların su kaynakları ve canlı yaşamı açısından risk oluşturduğunu ifade etti.

“ATIK TESİSİNİN VARLIĞI ÖNEMLİ BİR KAZANIMDIR”
Van’da düzenli bir atık tesisinin bulunmasının geçmişte yaşanan doğrudan çevresel maruziyetin azaltılması açısından önemli olduğunu belirten Kalçık, “Bugün düzenli bir atık tesisinin varlığı, geçmişteki doğrudan maruziyetin azaltılması bakımından önemli bir kazanımdır. Ancak bu kazanım kendiliğinden sürmez. Bir tesisin varlığı kadar, atığın kaynağında ayrıştırılması, düzenli toplanması, sağlıklı biçimde taşınması, halkın bilgilendirilmesi ve sürecin şeffaf biçimde denetlenmesi de önemlidir. Aksi halde sorun yalnızca bir yerden başka bir yere taşınmış olur. Evsel atık çöp değildir. Mutfak artıkları, pazar atıkları, bahçe yaprakları, ambalajlar, kağıt, cam, metal, plastik, soba külü ve tehlikeli atıklar aynı poşete konulduğunda hem geri kazanım imkanı kaybolur hem de çevresel risk büyür. Organik atıklar kompost yöntemiyle toprağı besleyebilir. Kağıt, cam, metal ve plastik geri dönüştürüldüğünde yeni hammadde ihtiyacı, enerji tüketimi ve doğa üzerindeki baskı azalır. Pil, ilaç, elektronik eşya, boya ve benzeri tehlikeli bileşenler ise ayrı toplanmadığında toprağı, havayı ve suyu kirletir.” dedi.
Kalçık, evlerde, okullarda, iş yerlerinde, pazarlarda ve kamu kurumlarında atık ayrıştırmanın önemine değinerek çocuklara küçük yaşlardan itibaren atığı azaltma, yeniden kullanma ve ayrıştırma bilinci kazandırılması gerektiğini belirtti. Okullarda, mahallelerde ve kamu alanlarında anlaşılır atık toplama noktalarının oluşturulmasını isteyen Kalçık, vatandaşların sürece katılımını kolaylaştıracak altyapının kurulması gerektiğini kaydetti.

“TESİSİN KAPASİTESİ YAKLAŞIK 600 TON”
Van’daki atık tesisinin günlük yaklaşık 600 ton atık işleyebildiğinin belirtildiğini aktaran Kalçık, “Tesisin yaklaşık 600 ton atık işleyebildiği belirtilmektedir. Ancak Van’da üretilen atığın bunun üzerinde olduğu bilinmektedir. Bu durum, yalnızca kent merkezinde değil ilçelerde, beldelerde, köylerde ve kırsal mahallelerde de düzenli toplama ve taşıma sisteminin kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Hiçbir atık dere yatağına, su kaynağına, boş araziye, tarım alanına ya da açık alana bırakılmamalıdır. Bir tek kilogram atığın bile doğaya karışmasına göz yumamayız. Yerel yönetimler ve ilgili kurumlar, atık yönetimini yalnızca araç ve konteyner meselesi olarak görmemelidir. Toplama güzergahları, aktarma alanları, tesis kapasitesi, çalışanların koşulları, sızıntı suyu kontrolü, koku ve emisyon ölçümleri düzenli biçimde izlenmelidir.” diye kaydetti.

“ENERJİ ÜRETİMİ, ATIK AZALTMANIN ÖNÜNE GEÇMEMELİ”
Tesiste üretilen enerjinin yaklaşık 20 bin hanenin elektrik ihtiyacına karşılık gelebileceğine yönelik açıklamaları da değerlendiren Kalçık, atıktan enerji üretiminin fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını belirtti. Ancak enerji üretiminin daha fazla atık oluşturulmasına gerekçe yapılmaması gerektiğini kaydeden Kalçık, önceliğin atıkların kaynağında azaltılması, yeniden kullanılması ve geri kazanılması olduğunu vurguladı.
İklim krizi, kuraklık ve su sorunlarına da değinen Kalçık, “Tesisin etkin ve sürdürülebilir çalışması için ilgili kurumlar, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum ve yurttaşlar birlikte hareket etmelidir. Atığı yalnızca bertaraf edilecek bir yük değil azaltılacak, ayrıştırılacak ve geri kazanılacak bir kaynak olarak görmek zorundayız. Çünkü doğaya bıraktığımız her atık, eninde sonunda havamıza, suyumuza, toprağımıza ve yaşamımıza geri dönmektedir.” ifadelerini kullandı.
Kalçık, eksikliklerin açıkça ele alınması, sorumlulukların paylaşılması ve denetim süreçlerinin kamuoyuna açık yürütülmesi çağrısında bulundu.






