Van’da Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde bulaşıcı hastalıklara ilişkin bilgilendirme çalışmaları sürdürülüyor. Merkezde görev yapan Dr. Elif Değirmenci, HIV konusunda sağlık çalışanlarına ve askeri personele yönelik eğitimler düzenlediklerini, halk eğitimleri kapsamında da bilgilendirme yaptıklarını dile getirdi. Değirmenci, HIV şüphesi durumunda test ve doğrulama sürecinin yürütüldüğünü, düzenli antiviral tedaviyle virüsün kandaki seviyesinin baskılanabildiğini ifade etti.
HIV vakalarına ilişkin sayıların doğrudan kendilerine ulaşmadığını belirten Dr. Elif Değirmenci, test ve doğrulama sürecine ilişkin bilgi verdi. Değirmenci, HIV testi pozitif sonuçlandığında laboratuvarın testi isteyen doktora bilgi verdiğini, ardından doğrulama amacıyla hastanın yeniden çağrıldığını söyledi.

“HIV’DE BİR SÜREÇ VAR”
Bu süreçte hastalara bazı formların doldurtulduğunu belirten Değirmenci, “HIV’de şöyle bir süreç var: Biz hastadan kan alıyoruz ve sonuç HIV pozitif geldiğinde, hangi doktor bu testi istediyse laboratuvar o doktora ulaşıyor ve hastasının testinin pozitif çıktığını bildiriyor. Ancak bunun doğrulanması gerekiyor. Bunun üzerine hastayı tekrar çağırıyoruz. Hastaya bazı formlar doldurtuyoruz. Nereden bulaşmış olabilir, riskli davranışları var mı gibi bilgileri değerlendiriyoruz. Daha sonra hastadan doğrulama amacıyla yeniden kan alıyoruz ve laboratuvara gönderiyoruz. Bu bilgiler kapalı zarf içerisinde, hastanın adı yerine kod kullanılarak gönderiliyor.” dedi.
“HIV HER ZAMAN BELİRTİ GÖSTERMEYEBİLİYOR”
HIV enfeksiyonunun kendine özgü, kesin bir belirtisinin bulunmadığını belirten Değirmenci, bazen herhangi bir belirti görülmeyebildiğini söyledi.
Bazı kişilerde bulaşın ardından yaklaşık bir ay sonra ateş, üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer belirtiler, boğaz enfeksiyonu ve lenf bezlerinde şişlik görülebildiğini ifade eden Değirmenci, “HIV'in net, kendine özgü belirtileri yok. Yani ‘şu belirti varsa mutlaka HIV testi yapılmalıdır’ diyebileceğimiz özel bir belirti bulunmuyor, bazı kişilerde hiç belirti görülmeyebiliyor. Bazı kişilerde ise bulaştıktan yaklaşık bir ay sonra ateş, üst solunum yolu enfeksiyonu benzeri belirtiler, boğaz enfeksiyonu ve lenf bezlerinde şişlik gibi durumlar görülebiliyor ve ancak HIV testi genellikle şüphelenildiğinde yapılıyor. Bunun dışında iş yerleri HIV testi isteyebiliyor, gebelikte veya ameliyat öncesinde de HIV testi istenebiliyor, bu şekilde de ortaya çıkabiliyor.” ifadelerini kullandı.
HALK EĞİTİMLERİ VE TARAMALARDA BİLGİLENDİRME YAPILIYOR
Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde halk eğitimleri düzenlediklerini belirten Değirmenci, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) tarama amacıyla gelen kişilere de HIV konusunda bilgi verdiklerini dile getirdi.
Özellikle kadınlara yönelik bilgilendirmelerde HIV’in bulaş yollarını anlattıklarını belirten Değirmenci, “Özellikle kadınlar buraya geldiklerinde HIV'in nasıl bulaşabileceğini anlatıyoruz. Şüphelenildiğinde mutlaka test yapılması gerektiğini söylüyoruz. Test pozitif geldiğinde ise düzenli tedaviyle kişilerin sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmeleri mümkün. Günde bir tane ilaç kullanarak virüsün kanda baskılanması sağlanabiliyor ve böylece kişinin başkasına bulaştırma riski de engellenebiliyor.” şeklinde konuştu.
“VÜCUTTAN TAMAMEN ATILMASINI SAĞLAYAN KALICI BİR TEDAVİ BULUNMUYOR”
Berber, kuaför ve güzellik merkezleri ile manikür ve pedikür hizmeti sunan işletmelerde kullanılan malzemelerin temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Değirmenci, “HIV konusunda bulaş yollarına da dikkat etmek gerekiyor. Özellikle kan ve vücut sıvılarının bulaşabileceği durumlarda dikkatli olunması lazım. HIV yalnızca cinsel yolla bulaşan bir hastalık değil, kan yoluyla ve vücut sıvılarının bulaştığı durumlarda da bulaşma riski bulunuyor. Bu nedenle kullanılan malzemelerin temizliği ve tek kullanımlık olup olmadığına dikkat edilmesi gerekiyor. HIV pozitif olan kişilerin tedavisiyle ilgili de şu nokta önemli: HIV'in vücuttan tamamen atılmasını sağlayan kalıcı bir tedavi bulunmuyor. Ancak antiviral tedavi uygulanıyor, düzenli ilaç kullanımıyla virüs kanda çok düşük seviyelere indirilebiliyor. Böylece hem kişinin sağlıklı şekilde yaşamını sürdürmesi hem de başkasına bulaştırma riskinin azaltılması sağlanabiliyor.” diye ifade etti.
DÜZENLİ TEDAVİYLE VİRÜS BASKILANABİLİYOR
HIV’in vücuttan tamamen atılmasını sağlayan kalıcı bir tedavinin bulunmadığını belirten Dr. Elif Değirmenci, son olarak şu sözleri kaydetti:
“HIV aslında doğrudan kişiyi öldüren bir hastalık değil, bağışıklık sistemini zayıflatarak kişiyi başka hastalıklara açık hale getiriyor. Öncelikle enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geliniyor, daha sonra fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkabiliyor. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon oluşturmayan bazı etkenler HIV pozitif kişilerde hastalığa neden olabiliyor. İlerleyen süreçte başka hastalıklar ve kanserler de ortaya çıkabiliyor, kişinin başka kronik hastalıkları varsa bunların da daha erken ortaya çıkmasına veya ağırlaşmasına neden olabiliyor.”





