Geçtiğimiz günlerde Van’ın doğusunda 250 kilometrelik bir fay hattında artan sismik hareketlilik tespit edilmişti. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kutoğlu, fayın homojen bir gerilme taşıdığını ve Hatay’daki 6 Şubat depremlerine benzer yıkıcı bir sarsıntı riski barındırdığını belirtmişti.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kutoğlu, İngiltere’deki Leeds Üniversitesi ile yürüttükleri uydu radar çalışmaları sonucunda Van’ın doğusunda bir sismik hareketlilik tespit ettiklerini açıklamıştı. Prof. Dr. Kutoğlu, yaklaşık 250 kilometre uzunluğundaki fay sisteminin homojen bir gerginlik taşıdığını ve Hatay’daki 6 Şubat depremlerine benzer yıkıcı bir sarsıntı üretme potansiyeli olduğunu ifade etmişti.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Güvenlik Meslek Yüksekokulu Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sacit Mutlu ise konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, toplumun panik yerine afet yönetimi ve hazırlık süreçlerine odaklanması gerektiğini ifade belirtti.
“HANGİ GÜN VEYA SAATTE DEPREM OLACAĞINI SÖYLEYEMİYORUZ”
Depremlerle ilgili merak edilen en temel sorunun “Deprem ne zaman olacak?” olduğunu belirten Mutlu, “Bizim bahsettiğimiz bilimsel çalışmalar multidisipliner ve bu veri kaynaklarına ulaşmak için çeşitli yöntemler kullanılıyor. Bu yöntemlerde zaman zaman hata payı olabiliyor. Şu anda bilimsel olarak herhangi bir fay zonundaki gerilme birikimini değerlendirsek bile, hangi gün veya saatte deprem olacağını söyleyemiyoruz. Örneğin, sadece gerilme birikimi ile ilgili yapılan bir çalışma vardı; özellikle Van Gölü havzasının hemen kuzeyinde InSAR yöntemiyle yapılmıştı. Bu tür çalışmalar toplumda, özellikle 2011 Van depreminden dolayı, korkuya yol açabiliyor.” dedi.
“TEK BİR VERİYLE GENEL BİR TAHMİN YAPMAK MÜMKÜN DEĞİL”
Fayların gelecekteki depremlerini tahmin etmek için geçmiş yıkıcı deprem kayıtları ve kayma hızı verilerinin incelendiğini belirten Mutlu, şu ifadeleri kaydetti:
“Bilimsel çalışmalar sırasında biz genellikle kayma hızı verisini elde ediyoruz ve fayın geçmişteki yıkıcı deprem kayıtlarını inceliyoruz. Bir fay üzerinde en az üç yıkıcı, 7 büyüklüğü üzerindeki deprem kaydını görmemiz gerekiyor ki gelecekteki olası depremler hakkında tahmin yapabilelim. Elimize gelen veri genellikle deprem tekrarlanma aralığıyla sınırlı. Tek bir veriyle genel bir tahmin yapmak mümkün değil; hata payı hem yaşlandırmadan hem de arazi çalışmalarından kaynaklanıyor. Önemli olan, depremin ne zaman olacağını sormak yerine yönetim ve önlem süreçlerine odaklanmak. Bu sayede geçmişte yaşanan acı deneyimleri gelecekte yaşamayabiliriz.”