Van sokaklarında bugünlerde en çok duyulan kelime: "Umutsuzluk." TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı verileri, acı gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu. Van, yüzde 15’lik oranla Türkiye’de işsizliğin en yüksek olduğu illerin başında geliyor. Ancak tabloyu asıl ağırlaştıran rakamlar değil; iş bulma umudunu tamamen yitirenlerin sayısındaki korkunç artış.
Diplomalı İşsizler Ordusu ve Kaybolan Üretim Hafızası
Özellikle 25-34 yaş arası gençlerimiz için durum tam bir dram. Van’daki işsizlerin yaklaşık yarısı üniversite mezunu. Şehir, diplomalı gençlerini sistemin dışına itiyor. Oysa Van, bir zamanlar üretim hafızası olan bir kentti. 1981’de 492 kişiyle devleşen Sümerbank Deri ve Kundura Fabrikası, Van Yem, Van Süt fabrikaları... Bugün bunların hiçbiri yok. 2025 Mart ayında 11 tekstil fabrikasının kapanıp 3 bin kişinin kapı önüne konulması, Van’ın üretimden ne kadar hızlı koptuğunun son kanıtı oldu.
Gençlerimiz artık "burada gelecek yok" diyerek batı illerine, Kanada ve Avrupa yollarına düşüyor. Van, her geçen gün en değerli sermayesini, insanını kaybediyor.
"Mış Gibi" Yapılan Projeler ve 9 Milyon Avroluk Soru İşareti
2018 yılı başında İŞGEM yönetimi, 30 yeni iş yeriyle birlikte yaklaşık 700 kişinin istihdam edileceğini, ihracata katkı sağlayacak ve katma değeri yüksek ürünlerin üretileceğini açıklamıştı.
2018 yılında verilen sözler hala kulaklarımızda: “30 yeni iş yeri, 700 kişilik istihdam, ihracat rekorları, inovatif ürünler...” Bugün Van kamuoyu adına soruyoruz:
-
Bu hedeflerden hangisi gerçekleşti?
-
Bu sözlerin hangisi tutuldu?
-
Kaç kişi istihdam ediliyor?
-
Kaç işletme gerçekten üretim yapıyor?
-
Kaçı ihracat yapıyor?
-
Yoksa bunların hiçbiri mi?
-
Yönetim, “ihracata yönelik, inovatif ve katma değeri yüksek iş fikirlerine öncelik verildiğini” ifade ediyordu. Peki nerede bu üretim?
-
Nerede bu markalar?
-
Nerede bu başarı hikâyeleri?
-
Van ekonomisine somut katkı ne oldu?
Sahadaki Manzara: Sessiz İşlikler, Kapalı Kapılar
Kağıt üzerindeki süslü raporlar sahaya uymuyor. İŞGEM koridorlarında üretim sesi değil, derin bir durgunluk var. Bakımsız alanlar, üretim yerine depo olarak kullanılan işlikler ve "yer yok" denilerek kapıdan çevrilen gerçek girişimciler...
İŞGEM yönetimi "56 iş yerimiz var, 3+2 yıl kuralı uyguluyoruz" diyor ama bir yandan da "Çapa Firma" modeline sığınıyor. Bu çapa neyin nesi? Bazı firmalar oraya demir atıp yıllarca çıkmıyor, kurallar esniyor, yerler değişmiyor. Bu çapa sistemi ayakta tutmak için mi var, yoksa yeni neslin önünü kesip sistemi kilitlemek için mi?
Dayı Yoksa İŞGEM'de yok!
Şehirde en çok konuşulan, can yakan iddia ise şu: Nepotizm. Yani işin ehline değil, arkası sağlam olana verilmesi. İddialara göre, güçlü bir iş fikri olan genç girişimci yerine "tanıdığı olan" yer buluyor. İnsanlar artık "çalışırsam başarırım" demiyor, "dayım yoksa giremem" diyor. Bu algı, bir şehrin geleceğine vurulan en büyük darbedir.
Eğitimler veriliyor, destekler açıklanıyor ama somut bir başarı hikâyesi yok. Halk arasında bu duruma tek bir isim veriliyor: “Mış gibi yapma sanatı.”
Şeffaflık Nerede? Paralar Nerede?
İŞGEM sadece bir bina değil, kamu kaynağıyla dönen bir sistemdir. Kira gelirleri, tahsis ücretleri, devasa bütçeler... Peki bu paralar nerede kullanılıyor? Girişimciyi desteklemek, rekabet gücünü artırmak için harcanması gereken bu kaynakların şeffaflığı neden sağlanmıyor? Neden kamuoyuna hesap verilmiyor?
Artık Saklanacak Yer Yok!
Asıl soru: Elde edilen kira gelirleri ve diğer kaynaklar nerede kullanılıyor?
Bu yapı sadece yer tahsis eden bir bina değil. Bu yapı kamu kaynağıyla kurulmuş bir sistem.
Ve o sistemin bir geliri var.
Kira gelirleri…
Tahsisler…
Kaynaklar…
Peki bu paralar nerede?
Kullanılması gereken yerler belli:
Girişimci desteklenecek.
İşletmeler büyütülecek.
Rekabet gücü artırılacak.
Ama iddialar başka bir şeyi söylüyor:
Şeffaflık yok.
Hesap yok.
Denetim görünmüyor.
Ve en tehlikelisi:
Kamu kaynağı var ama kamuya açıklama yok.
Asıl sorun: Sistem mi, niyet mi?
Bugün Van’da gençler işsiz.
Üniversite mezunları iş bulamıyor.
İnsanlar göç ediyor.
Bu şehir üretim kaybediyor.
Ama aynı şehirde, üretim için kurulmuş bir merkez beklenen sonucu vermiyor.
Bu artık tesadüf değildir.
Bu bir tercih mi?
Bir ihmal mi?
Yoksa kurumsallaşmış bir düzen mi?
Açık konuşalım
Eğer:
Üretmeyen işletmeler içeride tutuluyorsa,
Yeni girişimciler içeri alınmıyorsa,
Kurallar esnetiliyorsa,
Kaynaklar şeffaf değilse…
Burada sorun sadece yönetim değildir.
Burada sistem sorgulanır.
Ve artık saklanacak yer yok
Bu şehir susuyor olabilir.
Ama gerçek değişmiyor.
Van küçülüyor.
Van göç veriyor.
Van üretim kaybediyor.
Ve tam bu noktada herkes aynı soruyu soruyor:
Gerçekten üretmek isteyen mi kazanacak, yoksa sistemi bilen mi?
Bu sorunun cevabı verilmeden, Van’ın geleceğinden söz etmek mümkün değildir.