Van Haber

Vanlı uzmandan anne babalara uyarı!

Çocuk Terapisti Psikolog Pelin İnan, oyun bağımlılığı ve akran zorbalığının, çocukların duygularını ifade edememesiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Ailelere de tavsiyelerde bulunan İnan, şiddetin bir sonuç olduğunu belirterek çözüm için nedenlere odaklanılması gerektiğini ifade etti.

Abone Ol

Son dönemde çocuklar arasında yaygınlaşan oyun bağımlılığı, akran zorbalığı ve şiddet davranışları, tartışılmaya devam ediyor. Van’da Çocuk Terapisti Psikolog Pelin İnan, bu davranışların tek başına bir sorun olarak ele alınamayacağını, çoğu zaman daha derin psikolojik süreçlerin dışa vurumu olduğunu söyledi.

Ailelere tavsiyelerde bulunan İnan, çocukların duygularını ifade edebilmesinin bu süreçte belirleyici olduğunu dile getirdi. Şiddetin yalnızca bir öfke patlaması olmadığını belirten İnan, bu davranışın altında bastırılmış duygular, ifade edilemeyen ihtiyaçlar ve öğrenilmiş kalıpların yer aldığını kaydetti.

“MEDYADA ŞİDDET NEREDEYSE HAYATIN BİR PARÇASI GİBİ SUNULUYOR”

İnan, “Son zamanlarda hepimiz bir şeyi daha sık fark ediyoruz; şiddet artık daha görünür, daha yaygın ve ne yazık ki daha sıradan hale geldi. Haberlerde, sokaklarda, sosyal medyada şiddet neredeyse hayatın bir parçası gibi sunuluyor. Ama burada durup düşünmemiz gereken önemli bir soru var. Şiddet neden bu kadar arttı? Şiddet çoğu zaman sadece bir öfke patlaması değildir, altında bastırılmış duygular, ifade edilemeyen ihtiyaçlar, öğrenilmiş davranışlar ve bazen de çaresizlik yatar. İnsan duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmediğinde; öfke, kırgınlık ve hayal kırıklığı farklı şekillerde dışa vurulur ve bu bazen ne yazık ki şiddete dönüşür.” dedi.

“ŞİDDET ÇOĞU ZAMAN BİR SONUÇTUR”

Çocuklar arasında artan akran zorbalığı ve dijital oyun bağımlılığının da bu sürecin bir parçası olduğunu söyleyen İnan, duyguları ifade edememe, öfke kontrolünde zorlanma, empati eksikliği ve iletişim becerilerindeki yetersizliklerin çatışmaları artırdığını belirterek, “Şiddetin altında genellikle tek bir neden değil, birden fazla katmanın birleşimi vardır. Yani şiddet çoğu zaman bir sonuçtur, bu nedenleri birkaç başlıkta toplarsak; duyguları ifade edememe, öfke kontrolünde zorlanma, öğrenilmiş davranışlar, güç ve kontrol ihtiyacı, düşük empati, yoğun stres ve çaresizlik ile zayıf iletişim becerileri. Kendini ifade edemeyen ve dinlemeyi bilmeyen kişilerde çatışmalar daha hızlı tırmanır; çözüm yerine şiddet devreye girebilir. Kısacası, şiddet çoğu zaman duygunun dilidir ama yanlış bir dildir.” ifadelerini kullandı.

Empati eksikliğiyle birlikte şiddetin önündeki engellerin zayıfladığını ifade eden İnan, çocukların karşısındakinin ne hissettiğini anlamakta zorlandıklarında daha kolay saldırgan davranışlar sergileyebildiğini söyledi.

“ÇATIŞMA YÖNETİLEMEDİĞİNDE ŞİDDET ORTAYA ÇIKABİLİR”

Aile içi stres, ekonomik zorluklar ve travmaların da çocukların davranışlarını etkilediğini belirten İnan, “Empati eksikliği de burada önemli bir rol oynar, karşısındaki insanın ne hissettiğini anlamayan ya da önemsemeyen biri için şiddetin önündeki engeller zayıflar. Bunun yanında hayatın yükü, stres, ekonomik zorluklar ve travmalar da birikir; kişi baş etmeyi öğrenmemişse en zayıf anda patlak verebilir. Tüm bunlara iletişim eksikliği de eklenir, konuşarak çözülebilecek pek çok şey ifade edilemediği için çatışmaya dönüşür. Çatışma yönetilemediğinde ise şiddet ortaya çıkabilir. Ama burada çok önemli bir nokta var, şiddeti anlamak, onu kabul etmek değildir. Nedenlerini görmek, onu meşrulaştırmak anlamına gelmez, tam tersine, şiddeti azaltmanın yolu buradan geçer. İnsanlara duygularını tanımayı, öfkeyi yönetebilmeyi ve sağlıklı iletişim kurmayı öğretmemiz gerekir. Çünkü şiddet bir sonuçtur ve biz sonucu değiştirmek istiyorsak nedenlere bakmak zorundayız.” şeklinde konuştu.

“GÜVENLİ BİR ALAN OLUŞTURUN”

Ailelerin bu süreçte çocukların duygularını fark etmesine ve ifade etmesine alan açmasının önemli olduğunu belirten İnan, son olarak şunları söyledi:

“Çocuğunuzun yalnızca davranışına odaklanmak yerine, o davranışın altında yatan duyguyu anlamaya çalışın. Onu yargılamak ya da hemen düzeltmeye çalışmak yerine dinleyin, kendini ifade edebileceği güvenli bir alan oluşturun. Duygularını konuşabildiği, anlaşıldığını hissettiği bir ortamda çocuklar şiddete değil, iletişime yönelir.”