Van’da hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşlar serinlemek için Van Gölü ve çevresindeki sulak alanlara yöneliyor. Göl kıyılarının bazı noktalarında bulunan güçlü akıntılar ile can güvenliği altyapısındaki eksiklikler, geçmiş yaz dönemlerinde yaşanan boğulma vakalarıyla birlikte değerlendirilirken, bölgedeki güvenlik önlemlerinin ise sınırlı olduğu görülüyor.
Van’da hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşlar serinlemek için Van Gölü ve çevresindeki sulak alanlara gitmeye başladı. Ancak göl kıyılarında can güvenliği açısından yaşanan eksiklikler ve bazı bölgelerdeki güçlü akıntılar, her yıl yaz dönemlerinde boğulma vakalarına neden oluyor.
Yüzme antrenörleri ve bölgedeki cankurtaranlar, özellikle ters akıntıların ve ani derinleşmelerin bulunduğu alanlarda riskin arttığına işaret ederek, cankurtaran hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtirken, yaz aylarında yoğun şekilde kullanılan kıyı bölgelerinde, düzenli denetim ve gözetim eksikliğinin de önemli bir sorun olduğuna değindi.
Boğulma vakalarının yaşandığı noktalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Van Denizi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü üyesi Erhan Çalışkan, bölgede hem bilinç eksikliğine hem de altyapı yetersizliğine değindi.
“PANİK, EN BELİRLEYİCİ FAKTÖRLERDEN BİRİ”
Van Denizi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü üyesi Çalışkan, vatandaşların suya girişte akıntı, ani derinleşme ve rüzgar etkisini yeterince dikkate almadığını belirterek, “Van’da yaz aylarının gelmesiyle birlikte her yıl ne yazık ki boğulma vakalarıyla tekrar tekrar karşı karşıya kalıyoruz. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşlar özellikle Van Gölü çevresindeki piknik alanlarına ve sahil niteliği taşıyan bölgelere yöneliyor.
Ancak burada en önemli sorun, yüzme konusunda yeterli bilinç düzeyinin olmaması. Vatandaşların birçoğu suya girdikten sonra akıntı riskini, suyun ani derinleşmesini ya da rüzgarın oluşturduğu dalga etkisini yeterince dikkate almıyor. Özellikle ani suya girişler, vücutta termal şok etkisi oluşturabiliyor. Bunun yanında kramp, yorgunluk ve panik gibi durumlar birleştiğinde maalesef boğulma vakalarına giden süreç başlıyor. Aslında vakaların büyük kısmında panik en belirleyici faktörlerden biri.” ifadelerini kullandı.
“BÖLGEDE DÜZENLİ, PLANLANMIŞ VE DENETLENEN PLAJ SAYISI YETERLİ DEĞİL”
Bölgede düzenli ve denetlenen plaj sayısının sınırlı olduğunu, mevcut alanlarda dahi sürekli cankurtaran bulunmadığını belirten Çalışkan, “Bir diğer önemli konu ise altyapı ve denetim eksikliği. Bölgede düzenli, planlanmış ve denetlenen plaj sayısı yeterli değil. Mavi Bayraklı alanlar dahil olmak üzere birçok noktada dahi sürekli görev yapan cankurtaran sistemi bulunmuyor. Mevsimlik olsa bile cankurtaran istihdamının artırılması gerekiyor. Çünkü bu alanlar özellikle hafta sonları çok yoğun kullanılıyor.” dedi.
“ALANLARIN PROFESYONEL ŞEKİLDE YÖNETİLMESİ GEREKİYOR”
Ayrıca ailelerin çocuklarıyla birlikte geldikleri alanlarda otopark, trafik akışı ve yönlendirme gibi konularda da eksiklikler bulunduğunu belirten Çalışkan, bu durumun zaman zaman ek güvenlik sorunlarına yol açtığını dile getirerek şu sözleri kaydetti:
“Aileler çocuklarıyla birlikte geliyor ancak hem güvenlik hem de organizasyon açısından ciddi eksikler var. Otopark düzeni, trafik akışı ve yönlendirme gibi temel konular bile risk oluşturabiliyor. Bazı bölgelerde araçların gelişigüzel park edilmesi nedeniyle hem yaya güvenliği hem de yol güvenliği ciddi şekilde tehlikeye giriyor. Aslında burada sadece boğulma değil, genel bir güvenlik sorunu da var. Vatandaşların bilinçlendirilmesi kadar, bu alanların planlı hale getirilmesi ve profesyonel şekilde yönetilmesi gerekiyor. Cankurtaran hizmeti, uyarı sistemleri ve denetim mekanizmaları güçlendirilmeden bu riskler tamamen ortadan kalkmaz.”
Van Denizi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü üyesi Erhan Çalışkan, vatandaşları da uyararak özellikle ters akıntı ve ani derinleşmenin görüldüğü yerlerde yüzmemeleri gerektiğini ve dikkatli olmaları gerektiğini hatırlattı.