POLİTİKA

10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5'inci ülke Türkiye

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Demografik bir dönüm noktasındayız. 2017’de 2,08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2,25’in çok altında, 1,48 seviyesine gerilemiş durumda. Bu hızla, son 10 yılda doğurganlık oranı en çok düşen beşinci ülke konumundayız" ifadelerini kullandı.

Abone Ol

Nüfus Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Toplantıya; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, aile ve nüfus yapısına ilişkin güncel verilerden demografik dönüşüm başlıklarına uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmeler yaparak, eylem planlarına yön verecek ortak bir zemin oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti.

Yılmaz, "9 Ocak 2025 tarihinde gerçekleştirdiğimiz ilk kurul toplantımızın akabinde, nisan ayında bakan yardımcılarımızın katılımıyla teknik düzeyde bir toplantı yapıldı, temmuz ayında ise bakanlar düzeyinde ikinci kurul toplantımızı gerçekleştirdik. Bu toplantılarda nüfus politikalarındaki mevcut durumu kapsamlı bir biçimde ele alarak kısa, orta ve uzun vadede atılabilecek adımları değerlendirme imkanı bulduk. Kurul kapsamında mevzuat, çalışma hayatı, sağlık, ekonomik teşvikler, eğitim, iletişim ve farkındalık oluşturma konularında özel çalışma grupları oluşturduk ve her bir çalışma grubu için koordinatör kurumlar belirledik.

Bu kapsamda kurulumuzun sekretarya hizmetlerinden sorumlu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın yanı sıra çalışma grupları bazında Adalet Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve İletişim Başkanlığı, ilgili bütün kamu kurumlarının katılımıyla eylem planının oluşturulmasına yönelik detaylı çalışmalar gerçekleştirdiler. Çalışma gruplarımızda eylem planımız üzerinde yapılan faaliyetler titizlikle sürdürülmektedir" diye konuştu.

'YENİ ÇALIŞMA MODELLERİ GÜNDEMİMİZDE'

Aradan geçen bir yıllık süreçte nüfus yapısının korunmasına yönelik somut birçok adım atıldığını aktaran Cevdet Yılmaz, "Bu çerçevede, gençlerimizin aile kurmalarını kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen projemiz, ülke geneline yaygınlaştırıldı ve destek tutarları artırıldı. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 18-25 yaş aralığındaki gençlerimiz için 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olan gençlerimiz için 200 bin lira olacak şekilde desteklerimizin miktarı artırıldı.

Kısa bir süre önce başlattığımız 500 bin konutluk Yüzyılın Konut Projesi kapsamında gençlerimiz ile üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere konut sahibi olabilmeleri için özel imkan tanıdık. Proje kapsamında 18-30 yaş arası gençlerimize yüzde 20, üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere yüzde 10 kontenjan ayrılmış durumda. 2025 yılında yaptığımız düzenleme ile tek seferlik doğum yardımı ödeme tutarını 5 bin TL'ye yükselttik.

İkinci çocuklar için her ay 1500 TL, üçüncü ve sonraki çocuklar için her ay 5 bin TL tutar belirledik. İkinci ve üçüncü çocuk için olan yardımlar çocuklar eğitim çağına gelinceye kadar devam ettiriliyor. Annelerin ve babaların iş ve aile yaşam dengesini sağlayarak çocuk bakımlarını kolaylaştıracak adımları atmaya devam ediyoruz. Devlet Memurlarının Yarı Zamanlı Çalışma Hakkının Kullanımına İlişkin Yönetmelik, geçtiğimiz yıl yayımlandı. Kadınların iş ve aile hayatını birlikte sürdürmesine imkan veren yeni çalışma modelleri gündemimizde olmaya devam ediyor.

Aynı zamanda, kamu kurumlarımızdan başlamak üzere ülke genelinde kreşlerin yaygınlaştırılması için kapsamlı çalışmalar sürdürüyoruz. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen resmi yazıyla, kreş ve gündüz çocuk bakımevlerinin kapasitelerinin artırılması ve yenilerinin faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar önceliklendirilmiştir. Çocuklarımız için güvenli ve nitelikli bakım ortamlarının yaygınlaştırılmasını en öncelikli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.

'ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL KRİTİK BİR DÖNEM'

Yılmaz, demografik değişimlerin tüm ülkeleri derinden etkilediğini, küresel ölçekli bir sorun haline geldiğini belirterek, "Ülkemizin güçlü aile ve güçlü nüfus odağında benimsediği kararlı yaklaşımın önemini daha net bir şekilde görebiliyoruz. Keza, aile ve demografik yapıda yaşanan değişimler sosyal güvenlik sistemlerinden bakım hizmetlerine kadar pek çok alana doğrudan tesir etmektedir.

Diğer taraftan, günümüzde karşı karşıya olduğumuz dijital ve küresel risklere karşı çocukları, gençleri, aile kurumunu ve nüfus yapısını ancak bütüncül bir yaklaşımla ve çok boyutlu bir politika setiyle koruyabiliriz. Bu açıdan bakıldığında, nüfus politikalarımızda uzun dönemli ve kapsamlı stratejiler ile hareket edilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2026-2035 dönemini kapsayan yılların 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak ilan edilmesi de bu stratejik yaklaşımın açık bir ifadesidir.

Böylece önümüzdeki 10 yıl, toplumun temeli olan aile kurumunun daha da güçlendirilmesi, dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır. Aile kurumunu ve nüfus yapısını daha etkili bir şekilde korumamızı sağlayacak yasal ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçirerek, ülkemizin geleceği için güçlü aile ve güçlü nüfus odağında sağlam temeller atmaya devam edeceğiz.

Temel amacımız; toplumumuzun yapı taşı olan aile kurumunu, genç ve dinamik nüfusumuzu bütüncül bir anlayışla koruma altına almak ve geliştirmektir. Gençlerimizin aile kurma kararlarından ebeveynlerimizin çocuk büyütme süreçlerine kadar her aşamada ailelerimizin yanındayız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın öncülüğünde bu politikalarımızı uluslararası alanda da güçlü bir şekilde gündeme taşıyoruz" dedi.

'AİLE KURMAYI DESTEKLEMEK HAYATİ BİR ZORUNLULUKTUR'

Türkiye'nin 86 milyonu aşan nüfusu ile Avrupa'da 1'inci olduğunu söyleyen Cevdet Yılmaz, devamında şöyle konuştu:

"Demografik bir yol ayrımındayız. 2017'de 2,08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2,25’in çok altında, 1,48 düzeyindedir. Bu düşüş hızıyla, dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundayız. Gelinen bu nokta; Sayın Cumhurbaşkanımızın 20 yıl önce yaptığı 'en az 3 çocuk' çağrısının ne denli hayati bir erken uyarı ve stratejik bir öngörü olduğunu bugün çok daha net göstermektedir.

Diğer taraftan, 2024 yılı itibarıyla ülkemizin yaşlı nüfus oranı 10,6 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşırken, bazı illerimizde bu oran yüzde 20'nin üzerine çıkmaktadır. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017 yılında 10 iken, 2024 yılında bu düzeyi yakalayan tek ilimiz Şanlıurfa olmuştur. 2017 yılında toplam doğurganlık hızı 57 ilde nüfusun kendini yenileme oranı olan 2,1'in altında iken; 2024 yılında bu sayı 71'e yükselmiştir. Özellikle, kırsal bölgelerde genç nüfus kaybının da etkisiyle yaşlılık oranları ülke ortalamasına göre çok daha yüksektir. Mevcut senaryo devam ettiği takdirde projeksiyonlar yakın bir gelecekte nüfusumuzun önemli bir kısmının 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşacağına işaret ediyor.

Genç nüfus oranının azalması ve yaşlı nüfus oranının artması sosyal güvenlik ve bakım sistemimiz dahil pek çok alanı doğrudan etkileyecek bir meseledir. Diğer taraftan, yaşlanmadan zenginleşme hedefi olan ülkemizin kalkınma yolculuğu açısından bu konu merkezi bir noktadadır. Bağımlı nüfus toplamının, çalışma çağı nüfusunun yarısından az olduğu dönemi ifade eden 'demografik fırsat penceresi' kavramı bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Mevcut eğilimler devam ederse, doğurganlık hızındaki keskin düşüş, bu pencerenin beklenen 2035 yılından çok daha önce kapanmasına neden olabilir.

Bu kapsamda, doğurganlığı ve aile kurmayı desteklemek, nüfus dinamizmimizi kaybetmeden ekonomik sıçramamızı gerçekleştirmek bizim için hayati bir zorunluluktur. Bu durum, aynı zamanda, yaşlılık ve aktif yaşlanma alanlarında çok daha güçlü politikalara duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, nüfus politikalarımızı Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle 'varoluşsal bir mesele' olarak görmeye devam ediyoruz. Aileyi merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ve tüm kurumlarımızın müşterek çabasıyla, bu süreci tam bir seferberlik ruhu içerisinde yürütmeye kararlıyız."