Hale bakın!  En kutsal meslek olan öğretmenliğin şu sıralar tanımı ücretli öğretmenlik olarak tanımlanmış…
 
Biliyorsunuz, her yıl bu vakitlerde bir hakkaniyet paketi açılıyor Milli Eğitim Bakanlığı tarafından. Tabiri caizse mürekkep yalamış devlet erkinin, bu ülkenin çocuklarına uyguladığı haksızlık bu tarihte biraz daha derinleşiyor.
 
Bir toplumu, devleti aydınlatabilecek, ileriye taşıyabilecek, önünü açabilecek yegane şey eğitim olmasına rağmen, dalga geçer gibi yol ve yöntemlere havele edilmiş.
 
Öğretmen dilenci konumuna getirilmiş.
 
Sıradan bir meslek, alanmış gibi davranılıyor.
 
Polis, asker, korucu, imam, müezzin atamaları ardı ardına yapılıyor ve bu alanların maaşları düzenleniyor, özlük hakları gözden geçiriliyor ama öğretmenliğe yabancı duruluyor.
 
Öğretmen olmak için, kırk bin kahır çeken çocuklara göstermiş olunan bu samimiyetsiz tutum, bu ayrımcı tutum oldukça çirkin duruyor.
 
Bu ayrımcılık karşısında kılı kıpırdamayan hukuka da şaşıyor insan.
 
Korucu; insan öldürmek için elinde silahla atanıyor.
 
Polis ha keza…
 
Ama insan yaşatacak öğretmen atanmıyor!
 
Bu nasıl bir çirkinliktir böyle.
 
Yok efendim, maliye bakanlığı kadro vermiyormuş.
 
Peki, Üniversiteyi bitirmiş öğretmen adayları hep boşta mı kalacak böyle?
 
***
 
Hele bizim ilimiz ve ilçemizde ücretli öğretmen atamaların içinde olduğu durum içler acısı.
 
Öğretmen adayı olan üniversite mezunlarının işe alınmıyor olmasını nasıl tanımlayabilir insan.
 
Öğretmen adayı açıkta kalırken, yüksekokul mezunlarının göreve gönderilmesine ne denilebilir?
 
Nasıl izah edilebilir bu durum?
 
Bu bariz ayrımcılığı tanımlayabilecek bir görevli vardır umarım!
 
Ve bu ayrımcılığı yaratanlar hakkında savcılar gereğini yapar dilerim.
 
Sormadan da geçemiyor insan.
 
Kayırdığınız insanlar kimin adamı?
 
Cemaatin mi?
 
Devletin sadık insanlarının mı?
 
Ağanın/beyin çocukları mı?
 
Sizin tabirinizle “iyi Kürtlerin mi”?
 
Kimin çocuklarını kayırdığınızı bir açıklayın ki, insanlar kendi çarelerini arasınlar.
 
Adil olduğunuzu ispatlayın.
 
Ustaysanız ustalığınızı gösterin.
 
Yoksa bu yapılanı çıraklar bile yapmaz.
 
Kayrılmayanlar kim? Onu da açıklayın.
 
Babası, solcu olduğu için mi?
 
Kardeşi dağda gerilla olduğundan mı?
 
Sizin siyasi tercihlerinizin karşısında olanların çocukları mı?
 
Kim bu atamadığınız insanlar?
 
Başını bağlayamadıklarınızın çocukları mı?
 
Bu laçkalığınızı bu bölücü tutumunuzu çıkıp anlatın!
 
Bölücülüğünüzün gazabına uğrayan çocuklar, yoksul çocukları bilin. İhtiyaçları ve hakları var. Haklarını çiğnediğiniz bu çocukların ahı tutar sizi!
 
Unutmayın! Yaratmış olduğunuz bu ayrımcı tutum ve hukuksuzluk, adaletsizlik karşısında durabilecek bir vicdan var.
 
Bu vicdan bir gün hesap sorar.
 
Yoksul çocukların vicdansızlığa uğruyor olmasına siz göz yumabilirsiniz bu sizin tarihi geleneğiniz…
 
Ama o vicdan o mazlum vicdan göz yummayacaktır.
 
Yaptığınız kepazeliktir çünkü…
 
Emek vermiş, gözünü kör etmiş, dirsek çürütmüş, sizin müfredat dediğiniz zülüme rağmen öğretmenliği hak etmiş çocukların yakasından bi düşün!
 
Bi düşün artık!