Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de bulunduğu 224 sanıklı Genelkurmay "çatı" davasında, karar açıklandı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen davada, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Genelkurmay'da sivillere ateş eden sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tuğamiral Sinan Sürer, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi.

Darbe girişimi sırasında Genelkurmay 1. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı olarak görev yapan eski tuğamiral Sinan Sürer de Adil Öksüz liderliğinde Konutkent'teki villada yapılan darbe planlaması toplantılarına katıldı.

Sürer'e toplantıda, Mehmet Partigöç, Orhan Yıkılkan ve Ramazan Güzel ile Genelkurmay karargahını yönetme ve Akıncı Üssü ile irtibatı sağlama görevi verildi.

Sürer, olay günü yıllık izinde olmasına rağmen, darbe saatinin erkene alınması üzerine sivil kıyafetleriyle karargaha geldi. Karargahı işgal eden FETÖ'cülerle durum değerlendirmesi yapan Sürer, daha sonra, Türkiye'nin yurt dışında bulunan tüm askeri ataşelerinin kayıtlı olduğu "Ataşeler" adlı WhatsApp grubuna, "Arkadaşlar TSK yönetime el koymuştur. Bunu tüm muhataplarına derhal iletin." diye yazdı.

Mesajı ilettiği eski tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün "Washington ataşesi Tuğgeneral Yavuz Çelik'i ara, onun muhakkak haberi olsun ki Amerikalılara bildirsin." emrini alan Sürer, Çelik'i WhatsApp üzerinden arayarak emri iletti.

Sürer, hain darbe girişimine uluslararası alanda meşruiyet kazandırmak için başta Washington ve Moskova'da olmak üzere birçok askeri ataşeye, muhataplarına darbenin emir komuta zinciri içinde olduğunu anlatmaları emrini verdi. 

Darbe girişimine karşı demokrasiyi savunmak üzere Genelkurmay Başkanlığı önünde toplanan ve ilerleyen saatlerde karargaha da giren vatandaşlara kurşun sıkanlar arasında bulunan Sinan Sürer, yaralı bir vatandaşı da tekmeledi.

Sürer, darbe başarısız olduktan sonra güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. İlk ifadesinde emir subayının kendisini arayarak Genelkurmay karargahına terör saldırısı olduğunu söylediğini, bu nedenle karargaha gittiğini savunan Sürer, kimseye karşı silah kullanmadığı ve darbecilerle birlikte olmadığı yalanına başvurdu.

FETÖ'nün haberleşme uygulaması ByLock'u 2014'ten itibaren kullandığı belirlenen Sürer, mahkeme huzurunda da inkardan vazgeçmedi. 

Sürer'e, yargılandığı sırada, Genelkurmay koridorlarında silahla ateş ettiği görüntüler gösterildi ve burada bir sivilin yaralandığına işaret edildi.

Sürer, "Ben onu görmedim. Kaos ortamı vardı. Bu görüntüyü ilk kez görüyorum. Elimdeki silah değil, cep telefonudur." dedi. Elindekinin silah olduğunun belirtilmesinin ardından ise Sürer, "Olabilir. Cep telefonuna benzetmiş olabilirim. İkisi de aynı renkte. Tamam tabanca, ilk etapta telefon gibi geldi." şeklinde konuştu.

Sürer, sivillere ateş ettiği suçlamasını reddederek, "silahı sadece korunma amacıyla tuttuğunu" öne sürdü.

(AA)

Editör: Wan Haber