1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem:
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem:

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem:

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Trabzon'daki Ayasofya Camisi'nin ibadete açılmasının önünde hiçbir engel olmadığına dikkati çekerek, "Burası vakfiyesinde Fatih Sultan Mehmet tarafından vakfedilmiş

A+A-
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Trabzon'daki Ayasofya Camisi'nin ibadete açılmasının önünde hiçbir engel olmadığına dikkati çekerek, "Burası vakfiyesinde Fatih Sultan Mehmet tarafından vakfedilmiş ve camiye dönüştürülmüş bir mekan. 1960'lı yıllara kadar cami olarak faaliyet göstermiş ama 1960 yılında müzeye dönüştürülmüş fakat müzeye dönüştürülme işlemi tamamen hukuksuz ve bizim rızamız yok" dedi.
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde basın toplantısı düzenledi. Ertem, yaptığı konuşmada, eski eserlerin ayağa kaldırılması ve Cemaat Vakıfları'na yönelik çalışmaların olduğunu belirterek, "Restorasyonlarda, şunu çok güçlü bir şekilde ifade edebiliriz; Cumhuriyet tarihinde son 10 yılda yapılanların üzerinde işler gerçekleştirildi. Bizim eserlerimiz gerçekten harap vaziyetteydi. Belki de toprak altında kalmış herhangi bir izi bile kalmamış eserlerin yeniden inşası dahi yapıldı. Fatih ve Sultan Süleymaniye Camii gibi büyük eserler restore edildi" dedi.
Kamunun idare ettiği tarihi yapıların yüzde 70'inin vakıfların olduğunu söyleyen Ertem, bu anlamda 20 bine yakın tarihi eserin vakıfların idaresinde olduğunu ifade etti. 2002'den bu yana 3 bin 750 civarında eserin restorasyonunu gerçekleştirdiklerini vurgulayan Ertem, bunun küçük bir rakam olmadığını ve yapılması gereken çok fazla işin olduğunu ifade etti.

"RESTORASYONLARIN UYGULAMASINDA ÇOK FAZLA YANLIŞ YOK"
Yapılan restorasyonların hatalı olduğu yönünde yapılan açıklamaları hatırlatan Ertem, "Hakikaten haklı eleştiriler oluyor. Şunu çok güçlü bir şekilde iddia edebilirim. Eski eserler noktasında İstanbul yoğun olduğumuz bir bölge. Yani, buralarda yaptığımız restorasyonların uygulamasında çok fazla yanlış yok. Bunun da sebebi; İstanbul'da bu işi bilen insanların fazla sayıda olması. Yani, mimarı ve mühendisinin orada yoğun olması ve uygulama esnasında 'burada yanlış yapılıyor' noktasında bizleri bilgilendiriyor olmaları" dedi.
İstanbul ve Edirne genelinde yapılan restorasyonlardan çok fazla şikayet gelmediği bilgisini veren Ertem, restorasyonların kendi inisiyatifleri altında yapılmadığının altını çizdi. Tarihi bir yapıya müdahale edebilmek için bir projenin hazırlanması gerektiğini vurgulayan Ertem, bu projenin ilgili Bölge Koruma Kurulları tarafından onaylanması gerektiğine dikkati çekti. Ertem, Bölge Koruma Kurulu'nun onaylamadığı, revize etmediği, uygun görmediği herhangi bir projenin uygulanmasının mümkün olmadığının altını çizerek, "Bölge Koruma Kurulları, bu işin ehli kişilerden oluşuyor. Şu an 9 üyesi var, bu kurul kendisini aşan hususlar olduğunda, Bilim Kurulları oluşturarak yapılması gerekenlerle alakalı projeye yön veriyor" diye konuştu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ayrılan bütçenin yıllık 300 milyon lira üzerinde olduğunu söyleyen Ertem, bunun yarısına yakınının restorasyonlara ayrıldığını ifade etti. Ertem, "Şu anda Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak, vakıfların aslına uygun yaşatılması noktası birinci vazifemiz. Bir yer, medrese olarak tahsis edilmişse onun eğitim faaliyeti, darüşşifa olarak tahsis edilmişse bugün sağlık veya sağlığa yakın bir alanda işlev verilmesi bizim birinci önceliğimiz. Bu çerçevede daha önce cami olarak vakfedilmiş yerler varsa bunları da cami olarak hizmete sunmak" dedi.
2011 yılında İznik Ayasofya Camii'nin ibadete açıldığını hatırlatan Ertem, bu anlamda birçok tepkinin olduğunu ama daha çoğunun buranın aslına uygun yaşatılması noktasındaki talepleri içerdiğini ifade etti. Ertem, tepkilerin buranın turistik bir merkez ve müze olarak kaldığı takdirde turizmin daha canlı olacağı yönünde olduğunu bildirerek, "Ama biz gördük ki bir buçuk yıl içerisinde İznik bölgesinde bu anlamda bir düşüş yok. Bunların bir ehemmiyeti yok aslında" dedi.
Antalya'daki Kesik Minare Camii'nin evveliyatının kilise olduğunu söyleyen Ertem, "Antalya'nın fethinden sonra Şehzade Korkut tarafından burası camiye dönüştürülmüş ve cami olarak vakfedilmiş bir mekan. Adı aslında Korkut Camii'dir. Buranın şu anda tekrar cami fonksiyonuna dönüştürülmesi için bir proje hazırlıklarımızı yönetiyoruz. Ama gördük ki, Antalya'daki bir kısım, kendilerini hiç ilgilendirmeyen bir alanda olabildiğince sert bir muhalefet oluşturmaya çalışıyorlar. Yani, camiye dönüştürülmeyi engellemesine yönelik bir talebi sürekli olarak dillendiriyorlar" şeklinde konuştu.
Bu caminin Mimarlar Odası ve Kent Konseyi'nin hiç ilgilendirmediğini anlatan Ertem, Mimarlar Odası'nın o eserin aslına uygun yaşatılıp yaşatılmadığı noktasıyla ilgilenmesi gerektiğine dikkati çekti. Ertem, yapının tamamına yönelik bir cami çalışması olmadığını dile getirdi.

SATILMIŞ OLAN CAMİLERİN İBADETE AÇILMASI
İstanbul'da restorasyonu tamamen yok olmuş eserlere yönelik birkaç caminin restorasyonun tamamlandığını belirten Ertem, İstanbul'da yok olan camilerin çok fazla olduğunu ifade etti. Ertem, satılmış olan camileri tekrar satın alıp ibadete açtıklarını bildirdi. Ertem, "Trabzon'daki Ayasofya Camii'nin ibadete açılması için önünde herhangi bir engel yok. Burası vakfiyesinde Fatih Sultan Mehmet tarafından vakfedilmiş ve camiye dönüştürülmüş bir mekan. O günden bugüne kadar, 1960'lı yıllara kadar cami olarak faaliyet göstermiş ama 1960 yılında müzeye dönüştürülmüş. Fakat müzeye dönüştürülme işlemi tamamen hukuksuz ve bizim rızamız yok" dedi.
Bugüne taşınmaz mülklerle ilgili bin 560 müracaatın yapıldığını söyleyen Ertem, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye'de 165 tane cemaat vakfı var. 2003 yılında çıkan kanunla 365 adet taşınmaz vakıf adına tescil edildi. 2008 yılında çıkan kanunla da 331 taşınmaz ile ilgili olumlu karar verildi. Bugüne kadar değerlendirdiğimiz mülk sayısı 490. Bin 560 taneden 490'yla alakalı değerlendirme yaptık. Bunlardan 174'üyle ilgili olumlu ve 15'iyle ilgili tazmin noktasında karar verdik. 300'üyle ilgili de olumsuz görüş ortaya koyduk. Bu 300'ün 270 tanesi belge ve bilgi taşımadığı içindir."
Geçtiğimiz günlerde Heybeliada Ruhban Okulu'nun çevresindeki 190 dönümlük arazinin Aya Triada Tepe Manastırı Vakfı'na iade edildiğini hatırlatan Ertem, kıymetli olan taşınmazların da iade edildiğini söyledi. Ertem, cemaat vakıflarıyla ilgili 7 tane ibadethanenin restorasyonunu gerçekleştirdiklerini belirterek, şu anda restorasyonu devam eden 1 sinagog ve 2 kilisenin olduğunu söyledi.

CEMAAT VAKIFLARININ SEÇİMLERİ
Cemaat vakıflarının seçimlerinin önemli bir konu olduğuna dikkati çeken Ertem, "Seçimle alakalı bugüne kadar tartışma çıkmıyordu, şimdi niye oluyor? Bu sorunun cevabını bulursak hakikaten bu kavgalar devam edecek mi etmeyecek mi fikir sahibi olabiliri. Cemaat Vakıflarının bundan önce pek fazla malı yoktu. 2002 yılına kadar cemaat vakıfları ellerindeki mallara yatırım yapamıyorlardı. Restorasyonu bile izinle yapıyordu. Şimdi mülk edinmeye başladılar ve artık bu mülkler üzerinde yatırım yapmaya da başladılar. Vakfın gelirleri artınca bundan istifade etmek isteyenlerin sayısı arttı. Eskiden seçimlere fazla itibar edilmiyordu, şimdi her cemaat mensubu artık yönetimde olmak için bir gayret içerisinde. Onun için yönetime giremeyen dava ediyor" dedi.
28 Şubat'ta kapatılan vakıflarla ilgili de bir çalışmaları olduğu bilgisini veren Ertem, 28 Şubat sürecinde kapatılan vakıfların yeniden hayat bulabilmesi için mutlaka kanun çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Ertem, "21 tane kapatılan vakıf var ama bunların her birinin mal varlığı yok. Daha çok mal varlığı olan vakıfların sesi çıkıyor" şeklinde konuştu.
(EY-ÖZ-Y)

04.02.2013 15:11:44 TSI

HABERE YORUM KAT