1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Türkiye, Cinsiyet Ayrımcılığında 126. Sırada
Türkiye, Cinsiyet Ayrımcılığında 126. Sırada

Türkiye, Cinsiyet Ayrımcılığında 126. Sırada

Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hatice Gülay Atik, Dünya ekonomik formu verilerine göre cinsiyet ayrımcılığında Türkiye'nin 134 ülke arasında 126. sırada yer ald

A+A-
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hatice Gülay Atik, Dünya ekonomik formu verilerine göre cinsiyet ayrımcılığında Türkiye'nin 134 ülke arasında 126. sırada yer aldığını söyledi.
Geçtiğimiz günlerde seçimi yapılan ve başkanlığa seçilen Samsun TSO Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hatice Gülay Atik, kadın girişimcilerle bir araya gelerek TSO meclis salonunda tanışma toplantısı düzenledi.
Toplantıda konuşma yapan Atik, ilk olarak Kadın Girişimciler Kurulunun çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Daha sonra kadınların Türkiye'deki yerini değerlendiren Atik, Dünya Ekonomik Formu verilerine göre cinsiyet ayrımcılığı konusunda Türkiye 134 ülke arasında 126. sırada yer aldığını söyledi. Listede ilk 5 sırada ise İzlanda, Norveç, Finlandiya, İsveç ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin olduğunu belirten Atik, "Dünyada kadına önem veren ülkeler ise İrlanda, Danimarka, Lesoto ve İsviçre, İzlanda, Norveç, Finlandiya, İsveç ve Yeni Zelanda'dır. Son 10 ülke ise Mısır, Türkiye, Fas, Suudi Arabistan, Benim, Fildişi Sahilleri, Mali, Pakistan, Yemen ve Çat'dır" dedi.
Türkiye nüfusunun yüzde 50.2'sini erkekler ve yüzde 49.8'ini kadınların oluşturduğunu ifade eden Atik, "Okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 6'dır. Yani ülkemizde 3 milyon 171 bin 270 kişi okuma yazma bilmiyor. Bunlardan 2 milyon 617 bin 566'sı kadınlardan oluşmaktadır. Bu kadınlarımızın da 2 milyon kadarı 50 yaş ve üzeri okuma yazma bilmemektedir. Okuma yazma bilmeyen her 10 kişiden 8'ini kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlarda 3 5 yaş grubundaki okullaşma oranı yüzde 30'dur. 4 5 yaş grubunda ise yüzde 44'tür. Oysa Avrupa Birliğinde bu oran yüzde 88'lerin üzerindedir. 2011 2012 yılında ilkokul ilköğretimde okullaşma oranı yüzde 98'dir. Yüzde 100'e ulaşan illerimiz ise Mersin ve Amasya'dır. Van, Yozgat ve Tokat illerimiz de en düşük düzeydeler. Eğitim ile birlikte orta öğrenime geldiğimiz zaman kız öğrencilerin eğitime katılma oranı yüzde 60'lara kadar inmektedir. Lise döneminde daha çok kız öğrenciler Kız Meslek Lisesi ve Anadolu Kız Meslek Lisesi gibi okulları tercih etmektedirler. Üniversite'de ise toplam 166 üniversitemiz var. Yüksek öğrenime devam eden öğrencilerimizin oranı yüzde 45'lerdedir. Lisans, doktora programlarına devam edenlerin sayısı yüzde 46'dır. Çoğunlukla kız öğrencilerimiz diş hekimliği, eczacılık, edebiyat, dil tarih ve coğrafya gibi fakülteleri tercih etmektedirler. Erkek öğrenciler ise veterinerlik, tıp, ziraat, iktisadi ve idari bilimler fakültelerini tercih etmektedirler. Okul öncesinde çalışan öğretmenlerin yüzde 94'ü bayanlardan oluşuyor. Fakat okulla birlikte bayan öğretmen oranlarında azalmaya başlıyor. İlköğretimde yüzde 53, ortaöğretimde ise yüzde 43 oluyor. Oysa çalışma hayatında özellikle öğretmenlerin öğrenciler için şöyle bir pozitif etkisi olduğu tespit olduğu tespit edilmiş, kırsal kesimlerde okul öğretmenleri bayan olur ise özellikle okuldaki yönetim kadrosu bayan olur ise bu kırsal kesimdeki kız öğrenciler için çok güzel rol model oluşturdu. Onların eğitimlerine devam etme isteğini arttırdığını ve ailelerinde bu öğretmenlerden pozitif yönde etkilenerek çocuklarını okutmak yönünde daha hevesli oldukları tespit edilmiş. Onun için özellikle ilköğretim ve ortaöğretimde bayan öğretmenleri mutlaka desteklemek gerekmektedir" diye konuştu.

ÇALIŞMA HAYATINDA KADINLARIN DURUMU
Kalkınmanın sürdürülebilmesi için kendilerinin de bir hedefinin olduğunun altını çizen Atik, "Benim çok önemsediğim bir hedeftir. Kadınlarımızın da mutlaka iş gücüne katkısı olması, iş piyasasında olması, çalışma hayatında olması gerekiyor. 1990 yılında kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 34 iken, seneler içinde bu oran azalmaya başlamış ve 2011 yılında yapılan çalışmalarda yüzde 29'lara kadar yükselmiştir. Özellikle kadınlarımız kırsal kesimlerde daha çok çalışma hayatında, kentsel kesimlerde ise bu sayı gittikçe azalıyor. Kırsalda yaşayan her 100 kadından 84'ü ücretsiz aile işçisi olarak tarımda çalışmakta ve bunların çoğu da sosyal güvenceden yoksun olarak çalışma hayatına devam etmektedirler. En çok kadınlar tarım ve hizmet sektöründe daha çok çalıştığını, sanayi sektöründe ise daha az yer alıyor. Kendi işveren olarak çalışan kadınların oranı ise 100 kadından sadece 15 olarak belirlendi. İşçi olarak veya yevmiyeli olarak çalışan kadınların oranı yüzde 51, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların oranı ise yüzde 35'dir. İstihdamda bulunan her 100 kadının 57'si sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmaktadır. Kadınların emeğine vasıf kazandırmak çok önemlidir. Verdiğimiz normal eğitim yanında kadınların becerilerini arttıracak onların iş sahibi yapmasını sağlayacak diğer becerileri de vermemiz gerekiyor. Yeni iş kanunlarında kadın erkek eşitliği sağlanmış olsa da pratik hayatta bunu göremiyoruz. Aynı iş için başvuran kadın ve erkek arasında çoğunlukla erkekler tercih ediliyor. İşveren ekonomik sıkıntıya düştüğü zaman önce kadınlar işten çıkartılıyor. Ülkemizde halen kadın işi, erkek işi olarak ayrılan iş ayrımları var. Böyle olduğu zaman kadınlarımız daha vasıfsız işlerde çalıştırılıyor. Daha düşük ücretle çalıştırılıyor. İşverenler kadın işgücünü ucuz emek olarak görüyorlar. Ülkemizde ev hanımlarına sigortalı olmaları için projeler üretilmiş fakat primlerinin yüksek olması, hanımlarının çoğunun bunlardan haberdar olmaması, primleri ödemek için de işe bağlı kalması nedeniyle bu konuda yeterli başarı sağlanmamıştır. Aynı zamanda kadınlarımızın daha çok evde ev işleri, çocuk bakımı, yaşlı ve hasta bakımı gibi görevleri üstlenmesi ve bu görevleri yapmak 'kadının görevidir' anlayışının devam etmesi onunda çalışma hayatından uzaklaştırmaktadır" şeklinde konuştu.

SİYASETTE KADINLARIN DURUMU
Toplumda erkek egemen bir siyaset güdüldüğünü belirten Atik, "Kadınların siyasete katılmaları konusunda biraz daha ketonluk devam ediyor. Fakat kadınların siyasette olması, karar alma mekanizmalarında olması günümüzde yaşadığımız kadın sorunlarının bilinçlenmesinde, kadın sorunlarına karşı mücadele edilmesinde ve sorunları çözmesinde çok gereklidir. 1935 yılında parlamentodaki milletvekili sayısı 18'dir. Bu toplam meclis oranına göre yüzde 4'dür. Günümüzde ise 79 kadın milletvekilimiz var. Buda yüzde 14.4'e ulaşmıştır. Umarım batılılarda olduğu gibi yüzde 50'lere doğru çıkar diye umut ediyorum. Bugüne kadar 29 Başbakanımız olmuş ama 1 tanesi bayandır. İlk defa 1971 yılında bir kadın bakanımız olmuş. Daha sonra 1. Erim Kabinesi, Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan hükümetinde 4'er tane kadın bakanımız yer almıştır. 2009 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde 2 bin 948 belediye başkanı seçilmiş, bunlardan 27'i kadın yani binde 9 gibi bir oran, sadece 2 tanesi il belediye başkanıdır. 34 bin 275 köy muhtarlarından sadece 65 tanesi kadın, 18 bin 607 mahalle muhtarından da 429'u kadındır. Öğretim üyelerinde profesörümüzden yüzde 27'si, doçentlerin yüzde 32'si, öğretim görevlilerimiz de yüzde 39'u kadınlardan oluşmaktadır. 166 üniversitemizde de sadece 10 tanesi bayan rektörü var. Kamu kurum ve kuruluşlarında memur olarak çalışanların yüzde 37'si kadın ve bürokrasideki yöneticilerin sadece yüzde 13.6'sı kadındır. 193 büyük elçimiz var. 23'ü kadın. Sadece 1 tane kadın valimiz var. 458 vali yardımcısından da sadece 5 tanesi kadın. Hiç kadın müsteşarımız yok. Bankacıların yüzde 50'si kadın, fakat bankacılık denetleme kurulunda hiç kadın bulunmaktadır. Yargıtay, Sayıştay, DİSK, Türk-İş, Hak-İş, TOBB, Kamu-Sen, MÜSİAD ve TESK gibi kuruluşların yönetim kurullarında hiç kadın yok" dedi.
(GKH-MAY-YHY-Y)

23.01.2013 18:44:06 TSI

HABERE YORUM KAT