1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. SOFRALARIMIZI DAĞ KOKUSU SARDI
SOFRALARIMIZI DAĞ KOKUSU SARDI

SOFRALARIMIZI DAĞ KOKUSU SARDI

90 Yılların yasaklı, barut kokulu dağları 2013 baharında, barış çiçeklerinin dallanıp budaklandığı tarlalarla kuşatıldı.

A+A-

 

İshak KARA

Namluların sustuğu, tetiklerin kırıldığı 2013 baharında, İspiriz, Cilo, Mor dağlarında toplanıp, pazarlarda satılan, pancarlarla pişirilen yemekler, sofralarda dağ kokulu lezzetler yaratıyor.

Kan, gözyaşı ve ölümlerin kol gezdiği doksanlı yıllarda, en çok gitmeye hasret kaldığımız mekânların başında dağlarımız gelirdi.

Kar dağlarının erimeye başladığı Mart günlerinde, yeniden uyanan doğayla baş başa kalabilmek için uykularımız kaçardı. Bir an önce dağlara çıkıp, eriyen kar öbeklerinin yanı başında biten, tepsi büyüklüğündeki mantarları odun ateşinde pişirmek için neleri vermezdik ki?

 

Oysa, dağlar yasaklandı.  insanlara, barut kokuları sinerken, dağa taşa, Kardelenler, süsenler, menekşeler kardeş kanıyla sulandı.

Van, Hakkari, Bitlis, Ağrı coğrafyasındaki insanlar, bir tutam kengere, siyabo’ya, mendé’ye hasret kaldı. Çünkü yasaklıydı dağlar, korkular hakimdi Kürt coğrafyasına, bir tutam dağ kekiğinin bedeli, namludan ansızın fırlayan bir çift kurşundu.

 

Dağları özlemek, dağlara çıkmak ölümle orantılıydı,

Dağlar bizlere, biz dağlara uzak kalmıştık.

 

DİYARBAKIR’DA YAKILAN ATEŞ, KORKU BULUTLARINI DAĞITTI

20 yılı aşkın zaman uzak kalınan dağlara yeniden dönmenin zamanı geldi.

Diyarbakır’ın Bağlar semtinde yakılan Newroz ateşiyle, başlayan barış süreci, dağlara özgürce, korkusuzca ulaşabilmenin yolunu da açtı.

 

Dağ hasretiyle yanıp tutuşan yoksul Kürt insanları bir kez daha dağın yolunu tutmaya başladı. Sırtlarında Parzün denilen pancar konulan torbalarla dağ yolunu tutan, Kürt kadınları ve gençleri, 2013 baharının  yarattığı barış rüzgarıyla dağlara çıkıp pancar toplamaya başladılar.

 

İspiriz, Süphan, Cilo, Sümbül ve Mor dağları gibi dağlarda, alın teriyle topladıkları pancarları köylere getirip ihtiyaç fazlası da pazarlarda satılmak üzere şehirlere gönderen Kürt köylüleri, hem günün sofrasını zenginleştiriyorlar, hem kış  aylarında tüketilmek üzere stokluyor bunun yanında birde aile bütçesine katkı sunuyorlar.

 

KÜRT COĞRAFYASI DOĞAL BİR ECZANEDİR

Binlerce çeşidi olduğu söylenen ve Kürt coğrafyasında görülen bitki, çiçek ve otlar başlı başına bir araştırma konusudur.

Zira konusu alanda ciddi çalışmalar yapılmıştır. Bu haberimiz de ise, söz konusu coğrafyada yetişen belli başlı bazı, yörede ‘Pancar’ olarak isimlendirilen bazı otlardan söz edeceğiz.

 

Siyabo: 70-120 cm yükseklikte, yapraklı çok parçalı ve tüysüz çiçekleri sarı renkli ve çok yıllık otsu bir bitkidir. Genellikle, Hakkari yöresinde bolca görülen bu ot, halk arasında çagşır, çaşır, çaşur ve çavşir olarak da adlandırılmaktadır

 

Kurad: İnce ensiz ve uzun yaprakları olan,15-20 cm boyunda hafif acımsı bir ottur. Bölgede Kurad olarak bilinen otun , kızartması, bulgur pilavi ve çorbası meşhurdur.

 

Guhbézin: Yaprakları keçi kulağına benzediği için, keçi kulağı anlamına gelen Guhbézin olarak tanımlanmış, sebzeli yemeklerde, pilavlarda kullanılan bir ottur.

 

Mendé : İnce, sık ve yayvan olan yapraklarıyla 10-15 cm boyundadır, otlu peynir ve yemeklerin vazgeçilmezidir.

 

Guvark (Mantar): Kürt coğrafyasında yetişen mantarların türleri başka coğrafyalarda ender görülür, genelde, Heléz, Kerkol, Kermex denilen otların arasında boy veren mantarların en küçüğünün çapı 15-20 cm iken, 60-70 cm boyu olan ve her biri iki üç kg. bulan mantarlarda vardır. Kar beyazı renktedirler, başka renklerden mantarlarda var ama bölgede toplanmazlar.

 

Sébisk : Dalları ya da yaprakları fazla olduğu için ‘üç dal’ anlamına gelen Sébisk olarak bilinen bir ottur. Kızartmalarda, pilavlarda ve çorbalarda kullanılır.

 

 

Sirmo, (Sirik ya da yabani sarımsak): Kürt coğrafyasının her bölgesinde bolca görülen ve sulak alanlarda yetişir. Otlu peynirin  vazgeçilmez otlarındandır. Kuvvetli kokuya sahip olan sirmonun yaprakları köylüler tarafından çorba, peynir, börek içine koku verici olarak ilave edilmektedir. Sirmo (yabani sarımsak ) yemeklere koku vermek ve tad vermesi için çok sık olarak ve sarımsak yerine kullanılmaktadır

 

Yılan dili (Tilki kuyruğu, Achillea setaca Waldy. Et. Kit.) 10-80 cm yükseklikte, sık tüylü parçalı yapraklı, beyaz çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitkidir.

 

Dağ kekiği (Catre) (Satureja cuneifolia Ten.) 20-30 cm yükseklikte, çalı görünüşün de, tüylü ve beyaz çiçekli bir bitkidir. Van otlu peynirinde katılmaktadır,Kekik,bölge dağlarına saldığı kokuyla tüm canlıları kendine çeker.

 

Isırgan otu (Urtica doica L.) bir yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yaprakları açık yeşil renkli, saplı, yakıcı tüylüdür. Yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma meydana getirir. Isırgan otunun bileşiminde potasyum tuzları, organik asitler (formik asit) histamin, asetilkolin ve C vitamin bulunmaktadır , yaprak ve kökler kan temizleyici, idrar artırıcı ve iştah açıcı olarak kullanılmaktadır.

 

Evelik (Kıvırcık labada, Rumex crispus), 1m yükseklikte kazık köklü, çok yıllık otsu bir bitkidir.

 

Emebgümeci yaprağı (tolik, Malva sylvestris L.), çok yıllık, otsu,yeşil renkli, mor çicekli, tüylü ve uzun saplı yapraklıdır. Hafifi kokulu ve yavan tatlıdır. Glikoz ve pektin içermektedir.

 

Kaz ayağı (Chenopodium anthelminthicum), kokulu otsu bir bitkidir. Askaridol içeriği bakımından zengindir. bağırsak solucanlarını düşürmekte olarak kullanılır. Halk arasında taze olarak salatalarda ve ayran aşı çorbasına katılarak tüketilir. Kış aylarında kullanılmak için kurutulup saklanmaktadır.

 

Çireş  (Gulik) (Asphedelus Aestivus Brot), Mayıs ve Haziran aylarında pazarlarda satılır. Çireş otunun kendine has bir kokusu vardır. Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitkidir. Kökündeki yumrulardan çireş yapılır. Nisan - Temmuz aylarında çiçek açar , bu bitki kısa ömürlüdür. Çıktıktan bir iki hafta sonra kartlaşır, ortasında bir dal uzanır bu dal aynı zamanda tohum verir.

 

Kenger (Enger. kengel, kengi otu, kengir, Gundelia tournefortii), 30-100 cm yükseklikte, sütlü, çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Yaprakları tüylü ve parçalı ve parçaların uçları batıcı dikenlidir. Genç sürgünler ilkbaharda sebze olarak tüketilmektedir. Kenger çorbası,kenger cacığı,kenger kızartması damaklarda doyumsuz bir tad bırakır.

 

Uşgun (Rheum ribes), 40 cm kadar yükseklikte küçük çiçekli, kazık köklü, çok yıllık, otsu bitkilerdir. Yaprakları 2-5 tane, uzun saplı böbrek biçimde ve kenarları dişlidir. (Ağrı, Bingöl, Elazığ, Hakkari, Kars, Van) dağlarında bol miktarda yetişir Ayrıca posasının basura, kızamık çiçek hastalığına karşı iyi geldiğini kan ve safrayı temizlediği söylenir.

 

Kuzu kulağı (Galium aparine), ıspanakgiller familyasından; kırlarda kendiliğinden yetişen veya bahçelerde yetiştirilen otsu bir bitkidir. Yaprakları iri ve çok, kökleri dallı ve az etlidir. Yapraklarında bol miktarda A ve C vitamini vardır idrar söktürür. İdrar yolları rahatsızlıklarını ve haşlanmış yapraklarının suyu kabızlığı giderir. Yaprakları yanık, apse, şişlikler ve basura iyi gelmektedir.

 

Boğa dikeni (Eryngium billardieri Delar.), 40-75 cm yükseklikte, yaprakları parçalı, parçalarının uçları dikenli, çiçekleri mavimtırak renkli olan çok yıllık bir bitkidir

 

Yarpuz (Menthae pulegium L.püjan, havşan), 10-40 cm yükseklikte, çok yıllık bir otsu bir bitkidir. Yaprakları kısa saplı az veya çok tüylüdür

 

SIPING (Yemlik) :Genellikle cimlerde çıkar yaprakları Gızer yapraklarına benzer, Sıpıng’ın yaprakları daha enli ve uzundur. Yaprakları tuzlanıp çiğ olarak yendiği gibi, pancar olarak da yenilebilir. Ayrıca sütü yarayan kanamalarda kanı durdurmak için ilaç olarak da kullanılır.

 

Pünk (Mentha longifolia(l.) Hudson, tüylü nane), 40-120 cm yükseklikte, yaprakları hemen hemen sapsız veya beyazımtırak sık tüylüdür. %0,2-0,55 arasında uçucu yağ ve uçucu yağların %15-29 arasınsa metanol saptanmıştır.

 

Karabaldır (Asplenium adiantum-nigrum), 10-40 cm uzunlukta parçalı bir yaprak görünümündedir. Yaprak ve lopların sapı parlak siyahımsı renklidir

 

Şaladir ( Centaurea virgata Lam.), compositae familyasından bir yıllık otsu bir bitkidir

 

Beyaz otu (Teucrium polium L., tüylü kısa mahmut, acı yavşan, aksedef otu, anababa kekiği, anababa kokusu, cadı, mayasıl otu, Meryem otu, peryavşan, sancı otu, yayla yavşanı), 10-40 cm uzunlukta, yatık veya dik gri veya beyaz tüylü, çok yıllık bir bitki türüdür. Kurak yerler, kayalıklar ve tarla kenarlarında yetişir.

 

Yörede sıkça kullanılan bazı otlar ise yöredeki adlarıyla şöyle sıralanıyor: “

Poxik, Gullik,  Mendîk,  Gurîz, Sîlmastîk Pecek, Pincaré Bostanan, Kînkor, Qari,Kovkarîk,Nuka bej,

Kereng, Gîzér, Sîping Xilok, Pivok, Gûlsosîn, Nérbend, Ruweş, Silmok Kerenga Newi Pivoka bej

Tîrşîk, Pel hewes, Zırık, Gula gılor, Gulfıst, Lale, Pisık,KululıkMenekşeSunbîlKavrok, Gula hustixwar

,Xiyaré pisikan,SivîskGirnug,Havlék, Dema colé, Reyhan Sirame.”

 

 

Yörede Yabani Otların Kullanımları

Van otlu peynirinde kullanılan heliz, dağ kekiği, sirmo, siyabo ve mendi dağlardan toplanarak büyük çuval içerisine konulmaktadır. Toplanan otlar önce iyice yıkanır sonra kullanılacakları ürüne göre ayrılır. Van otlu peyniri ilkbaharda hem sütün hem de otun bol olduğu dönemde genellikle koyun sütünden yapılır. Otlar Van otlu peynirinin yapımında kullanılacak ise yıkandıktan sonra ince ince doğranır ve taze halde telemeye katılmaktadır %5 oranında tuz kullanılarak salamurası yapılmaktadır. Yemek olarak ta yağda kavrulup üzerine yumurta kırılarak tüketilmektedir. Ferula, türlerinin yaprakları kurutulduktan sonra heliz veya helizan diye adlandırılmaktadır. Yaprakları haşlanarak acılığı alındıktan sonra yumurta ile pişirilerek yenilmektedir. Turşusu yapılarak kış ayları boyunca da tüketilmektedir. Dağ kekiğinin, halk arasında şeker hastalığına iyi geldiği bilinmekte ve kurutulup yemeklerde, özellikle çorbalarda kullanılmaktadır. Ayrıca su ile kaynatılarak çay şeklinde tüketilmektedir.

HABERE YORUM KAT