1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Nazmi Gür Mandela İle Görüşmek İçin G.Afrika'ya Gidiyor
Nazmi Gür Mandela İle Görüşmek İçin G.Afrikaya Gidiyor

Nazmi Gür Mandela İle Görüşmek İçin G.Afrika'ya Gidiyor

1965 Yılında, Kato dağının eteklerinde bulunan Beytüşşebap (Elké) ilçesinde doğdu. Öğrencilik yıllarında tanıştığı Kürt ulusal mücadelesi, onu 2011 yılında milletvekili olarak Ankara’ya gönderdi.

A+A-

 

Ropörat: Naif Yaşar / Foto: İshak KARA

Güney Afrika yolculuğu öncesi Van Haber Gazetesi’ni ziyaret eden ve yapacakları geziyle birlikte, Türkiye’de yaşanan sürece dair detaylı açıklamalarda bulunan BDP Van milletvekili Nazmi Gür, yakalanan barış sürecinin başarıya ulaşacağına inananlardan biri.

 

Nazmi Gür;1965 yılında Beytüşşebap’ta doğdu. 1983 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne girdi. Ancak eğitimini tamamlayamadan 1987 yılında terk etti. 1989 yılında İHD Van Şubesi’ni kurdu. Şube başkanlığı yaptı. İHD Genel Yönetim Kurulu ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliklerinde bulundu. 2000-2003 yılları arasında merkezi Kopenhag’da bulunan Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Örgütü adlı kuruluşta yönetim kurulu üyeliğinde bulunda. DTP kurucular kurulu üyeleri arasında yer alarak PM’ye seçildi. Doğu Akdeniz Üniversitesi hukuk fakültesi mezunu olan Gür, 2011 genel seçimlerinde BDP’nin gösterdiği bağımsız adaylar listesinde Van’dan milletvekili seçildi, Evli ve iki çocuk babası…

 

GÜNEY AFRİKA GEZİSİ BUGÜN BAŞLIYOR

 

Merkezi Londra’da bulunan Uluslararası bir kuruluş olan Demokratik Gelişim Enstitüsü'nün (DPI) Davetlisi olarak 30 Nisan 2013 tarihinde Güney Afrika’ya giderek uluslararası bir konferansa katılacak olan BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, yolculuk öncesi Van Haber’i ziyaret etti.

 

Nazmi Gür ile Afrika gezisi, barış süreci, BDP gerçekliği üzerine detaylı bir röportaj yaptık, işte röportajın detayları..

 

-----Gidiş amacınız ne ve kafilede kimler yer alıyor?

 

 

30 Nisan - 8 Mayıs tarihlerinde, Güney Afrika örneğini incelemek üzere, DPI öncülüğünde yapılan uluslararası konferansa katılmak üzere gidiyoruz ve heyette, üç BDP’li milletvekilinin de bulunduğu 25 kişi var. Milletvekilleri arasında tanıdık simalardan, BDP’li Ertuğrul Kürkçü, Ayla Akad Ata, Ak Parti’den Burhan Kayatürk var. Yani, BDP, AKP, CHP milletvekilleriyle Akademisyenlerin, Gazeteci ve DPI yetkililerinin katılacağı bir programdır İngiltere ve Güney Afrika’dan  da Katılımcılar olacak, ortalama 30 kişilik bir ekip olacak, Avrupa’dan konunun uzmanları katılacak.

 

Kafilede iki Van Milletvekilinin olması bir şans mı?

 

Sayın Kayatürk’ün gruba dahil olması ve Van Milletvekili olması beni ayrıca memnun etmiştir

 

Bu tür etkinlikler nasıl gelişiyor, giden milletvekilleri nasıl belirleniyor?

 

DPI kuruluşu, böyle bir programının olacağı davetle tarafımıza ilettildi. Grubumuzdan 3 kişinin katılabileceği belirtildi. Bizde Partimizin organları Merkez yürütme kurulu, Eş başkanlarımız bu konuyu değerlendirildi ve 3 Milletvekilini görevlendirdi.

Herhangi bir kriter aranmıyor mu?

 

Partimizin ve Diğer partilerin heyetlerle ilgili bir kriterinin olduğunu düşünmüyorum. Ancak şu şekilde değerlendirmek gerekirse, vekillerin barış sürecine katkıları, parti içindeki konu ve sözü itibariyle örneğin ben hem Parlamentonun Dışişleri ve Avrupa birliği uyum komisyon üyesiyim, bunun yanında uzun yıllardır böylesi işlerle uğraşmaktayım. Dolayısıyla orda tek taraflı öğrenme bilgilenme süreci değil aynı zamanda deneyim ve bilgilendirmelerimizi aktarıyoruz. Bizimle birlikte ortak toplantılara katılan İngilizler veya uzmanlar onlarda bizden faydalanıyor. Bizim de yarattığımız deneyimler var. Bu deneyimleri orada paylaşma ve nihayetinde bir senteze ulaşma durumu var. Birazda bu yönde bakmak gerekir. Milletvekillerinin katkı sunması, örneğin Milletvekilimiz Ayla Akat Ata Anayasa uyum komisyonu üyesidir. Bundan eminim ki Ayla hanım edindiği izlenimleri, özellikle Anayasal çözüm  konusundaki deneyimlerini komisyonda sunacaktır.

 

Bu tür organizasyonların mimarı ABD’midir?

 

Amerika’da konuyla ilgili kurulan Barış enstitüsü var. Dünya çapında barışçıl programları yürütüyorlar. Avrupa, Amerika, İngiltere ve özellikle İskandinav ülkelerinde de bir çok üniversitenin bünyesinde “silahlı çatışmaların çözümü” konusu Akademik çalışma konusudur. Çatışma dinamiklerini silahlı çatışma dinamiklerini ve silahlı dönem sonrası barış süreçlerini mercek altına alıp incelerler.

DPI(Demokratic Progress) statüsü nedir?

DPI bir düşünce kuruluşu enstitüsü olarak İngiltere’de kuruldu Türkiye’den de birçok akademisyen, gazeteci ve aydın DPI danışma kurulunda yer alıyor.

 

KÜRT SİYASETÇİ GÜR 20 YILDIR SOLUKLANMADI

 

Sanırım bu alandaki ilk geziniz değil?

 

Bir Kürt milletvekili olarak, bir buçuk yıldır bu tür organizasyonlar içindeyim.

Bu organizasyonun yaptığı toplantılarla 4 ziyaretimiz oldu. Londra, Belfast, Dablin’de İskoçya Cumhuriyetinde ve Galler’de incelemelerde bulunduk.

 

Görüşme ve gezilerinizde dile getirilen konular nelerdir?

 

Biz öncelikle İngiltere de Büyük Britanya’nın 3 temel bölgesi olan Kuzey İrlanda, sorunun çözümü başta olmak üzere Galler ve İskoçya bölgelerinin de İngiltere’yle ilişkilerini o sorunun çözümünü ve çözüm sonrası süreçleri mercek altına aldık,

devam eden Çatışmalı süreçlerin Barışçıl çözümü konulu dünya deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yaptığı bir program var. Bu programda Dünya örneklerini karşılaştırmalı olarak bir grup insana aktarmak adına program düzenleniyor… Çatışmalı süreçlerin barışçıl çözümleri, özellikle ABD’de de  akademik çevrelerin üzerinde yoğunlaştıkları çatışmalı süreçlerin dinamiklerini inceleyen onların tahribatlarını, çatışma sonrası travmalarını inceleyen onlara ilişkin proje program geliştiren bir yaklaşımdır.

 

Sorunları tartıştığınız muhataplar kimlerdi?

 

 

İngilizlerin bu süreçlere nasıl yaklaştıklarını nasıl çözdüklerini doğrudan bu soruna muhatap olan kişiler Müzakerecilerle aktörleriyle tanıştık, toplantılar yaptık, Akademisyenlerden sunum aldık, oldukça geniş verimli deneyim üzerinden bilgilendik, örneğin;İngilterede Tony Blair hükümetinin en önemli kişilerinden biri olan Jonathan Powell ile karşılaştık, Jonathan Powell Kuzey İrlanda sorununu çözen baş müzakerecilerden birisidir. Gerry Adams ve Martin Mc Guinness  görüşen ve onlarla müzakere eden 1998’daki Kuzey İrlanda sürecini 'Good Friday Agreement' (Hayırlı Cuma Anlaşması) gerçekleştiren kişidir. Çok önemli anekdotları var. Colin Powell ‘Ben bir katilin elini (Martin McGuinness  atifen ) sıkmaktan imtina ettim, çünkü benim kuzenim onun verdiği bir emirle öldürülmüştü’ ama sonuçta bu barış düşmanınla yapılır diye düşündüm diyor.

 

Çok tarihi olduğu kadar bir o kadar da zor olan bir kulvar gibi görünüyor, üstesinden gelebiliyor musunuz, yani katkı sunabiliyor musunuz?

 

Çatışmalı süreçlerin çözümü konusunda 20 yıldır çalışmaktayım, Bir çok uluslararası toplantıya, eğitimler, seminerler, paneller, gezilere katıldım.

 

Buradan Avrupa’dan giden bizler Güney Afrika’da ki Irkçı rejime karşı hem ANC ve hem de Nelson Mandela’nın verdiği o görkemli mücadelenin ve nihayetinde çözüm sürecinin bir bütün olarak muhataplarından duyup öğreneceğiz, eğer mümkün olursa da küçük bir grup sağlık durumu el verirsen Nelson Mandela ile görüşmeyi planlıyoruz.

 

Kendi alanlarında yetkin, isim yapmış şahsiyetlerden söz ediyorsunuz,,,,!?

 

Burada ayrıca Güney Afrika hükümeti, Parlamento, Sivil Toplum Örgütleriyle, Güney Afrika ANC yetkilileri ve bu sorunun bütün taraflarıyla bu sorun nasıl çözülür, bu sorun nasıl çözdüklerini ve çözüm sürecinin sonrasında uygulamanın nasıl olacağını bizzat yerinde göreceğiz, dolayısıyla 3 parti milletvekillerinin böyle bir toplantıya böyle bir öğrenme sürecine dahil olmaları oradan edinecekleri izlenimlerini buradaki Türkiye’deki sürece ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum.

 

ÇATIŞMALARIN EVRENSEL BENZERLİKLERİ VAR

 

Görüşmeleriniz sürece nasıl yansıyacak?

 

Ben şahsım Kuşkusuz 30 yıllık çatışma sürecinde hem insan hakları savunucu olarak hem de bir siyasetçi olarak bu sorunun barışçıl çözümü konusunda çok yoğun çalışmalar yürüttüm. Geçmişte de İskandinav ülkelerinde kimi üniversitelerde toplantılarda, ABD de kimi sivil toplum kuruluşlarının gerçekleştirdikleri eğitim çalışmalarına seminerlerine, deneyim paylaşım seminerlerine katıldım. Bu tür çalışmalar olmadan da bu Uluslararası deneyimlere vakıftık.

Kürt sorunuyla örtüşen benzerlikler var mı?

 

Her çatışma sürecinin kendi dönemi ve karakteri var. Her sorunun kendine özgü yanları var. Türkiye’deki Kürt sorununu Kuzey İrlanda’da ki sorununla elbette ki karşılaştıramayız veya Güney Afrika’daki  çatışmalarla karşılaştıramayız, ama her çatışma sürecinin evrensel benzer bir takım yanları da var. Çatışma olgusu en benzer yanlarından bir tanesidir. Çatışmaların yarattığı travma kitleler üzerinde, insanlar üzerinde savaştan etkilenen, çatışmadan etkilenen siviller konusunda neredeyse aynı süreçlerdir.

 

Genelde sonuçlar üzerinde mi yoğunlaşıyorsunuz?

 

Biz daha çok üzerine konuştuğumuz silahlı çözümler ve silahlı sorunlar nasıl çözülür? Şiddet savaş nasıl sona erdirilir? Sona erdirme süreçleri nelerdir? Sona erdirildikten sonra varılan antlaşmalar, yapılan yasal değişikler nelerdir? İngiltere’de olduğu gibi yapılan yetki devirleri acaba yaşama nasıl geçiriliyor? Uygulama nasıldır ve Çatışmaların yarattığı travmalar açısından da çatışma sonrası travmalar nasıl

Tedavi ediliyor.?

Örneğin, her iki taraftan da varsayalım karşılıklı insan öldürülmüşlerdir. Ama sonuçta bakıyorsunuz ki Kuzey İrlanda’da gördüğümüz gibi her iki tarafta parlamentodadır.  Aynı sıraları paylaşıyorlardır. İRA’nın eski mensupları büyük bir kısmı Lider kadrosu şuan kuzey İrlanda parlamentosundadır.  Eski militanların büyük bir kısmı şuan Polis örgütünün içinde yer alıyor. Eski İRA militanı şuan güvenlik gücü olarak görevdedir. Ya da IRA’nın politik kanadında yer alanlar şuanda Parlamento çatısı altında, Bürokrasi’de veya Belediye’de görev yapıyor. Geçmişte çatıştıkları kişilerle birlikteler.

 

İrlanda reçetesi Türkiye’ye uyar mı?

 

 

Türkiye’deki sorunun çözümüne bakarsak bütün dünyada silah bırakma yada silahlara veda etme çözüm süreçlerinin en sonundaki bir süreçtir. Ya da atılması gereken en son adımdır. İrlanda ve başka ülkelerde de böyle olmuştur. Her ülke kendi şartlarında kendi özgürlüğünde silahlı mücadele yürüten grupların topluma ve sisteme entegrasyonu farklı yöntemlerle gerçekleşmiştir. Bizde de kuşkusuz farklı yöntemler olabilir ama biz Dünyada bu kullanılan teknik ve yöntemlerden faydalanabiliriz.

 

 

MANDELA’YA BARIŞI MÜJDELEYECEKLER

Geziniz gündemleştikten sonra ‘Mandela’ gerçekliğinden çok söz edilir oldu. Biraz Mandela’dan söz edebilir misiniz?

Mandela da 25 yıl bir adada bir hücrede yaşadı. 25 yıl boyunca izole edildi. Hem toplumdan hem örgütünden izole edildi. Nihayetinde Irkçı Apartheid rejiminin vardığı nokta ANC’nin yürüttüğü büyük insanlık mücadelesi ile  Mandela’yla cezaevinde görüşmeler başlatıldı. Başka bir aşamada Adalet bakanı Adaya giderek Mandela’yla görüştü. Mandela aynı şunları söylemişti. “Örgüt ve Halk katılımı yoksa çözüm de yoktur” demişti. ANC ve Halkın doğrudan katılımı ile bütün halkın katılımını sağladıktan sonra Mandela bir karar verebildi. Ama burada Mandela’yı 25 yıl sonra ev hapsine alındı. Nihayetinde yeni anayasa yürürlüğe girdikten sonra Mandela serbest bırakıldı.  Mandela Apartheid rejiminden sonra Güney Afrika Cumhuriyetinin ilk başkanıdır. Belli bir süre başkanlık yaptıktan sonra çekildi şuanda ANC bu çalışmayı sürdürüyor. Fakat Güney Afrika’daki çatışma sürecinde bizim çatışma sürecimiz arasında kimi farklılıklar var. Ama Biz oradaki bir takım deneyimleri yöntemleri burada bu deneyimlerden faydalanabiliriz.

 

Mandela’yla yüz yüze görüşme sansınız olsa bu barış sürecini ona nasıl anlatırdınız?

Eş Genel başkanımızla geçen sene Afrika’daydık, Keytan’da Desponto’yu ziyaret ettik, Ellerimizi tuttu ve ilk iş olarak bize söylediği tek şey vardı. "Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için dua ediyorum" dedi. Ben eminim ki sayın Mandela’da Türkiye’de onurlu bir barış için Türkiye’de Demokratik bir barış süreci için “Abdullah Öcalan özgür olmalıdır” diye bir mesaj verir. Benimde onu görme şansım olursa şunu söylerim. “Sayın Mandela Kürtler sizin yarattığınız büyük mücadelenin özgürlük mücadelesinin sürdürücüleri olarak önemli bir aşamaya geldiler. Çözüm barış kardeşlik için Türkiye’de yaşayan herkes için Demokrasi için böyle bir karar aldılar. Bu kararda sizin aldığınız sizin yürüttüğünüz mücadelenin katkıları vardır” derim.

Katılımcıların bu tür organizasyonlarda, en çok üzerinde durdukları temel kriter ne?

İngiltere hem Ira’nın, İngilizce hükümeti temsilcilerinin, Uzmanların, Gazeteci ve Akademisyenlerin önemle ve özellikle altını çizdikleri bir konu DİL meselesidir. Çatışmalı süreçlerde dil o kadar önemli ki bazen süreci derinleştirebiliyor. Bazen de çatışmayı kışkırtabilir. Onun için ayrımcı, ırkçı, karşı tarafı aşağılayıcı, onur kırıcı, dil ve söylemlerden mutlaka vazgeçilmesi gerekiyor. Barış dilinin egemen kılınması gerekiyor. Bu süreçlerde bu deneyimlerde edindiğimiz en önemli kuşkusuz buydu. Barış Dili Egemen olsun.

 

Geçmiş yıllarda tanık olduğunuz önemli bir yaklaşımı ya da söylemi okurlarımızla paylaşır mısınız?

 

Size bir anekdot anlatayım. İngilizlerin baş müzakerecisi, Jonathan Powell, İRA ‘yı kastederek “biz onları Terörist olarak görüyorduk, onların insanı yönlerini asla görmemiştik, bizim için canavardılar. Masada biz onları düşman olarak görüyorduk, düşman dili kullanıyorduk ama bir araya geldiğimizde çözümü bunlarla konuştuğumuzda onların onurunu kırmadan bir yaklaşım sergilememiz gerektiğinin sonradan farkına vardık, aynı şekilde IRA kanadında da görüşmelere katılan kişilerde bize aynı şeyleri söylüyordu. Biz İngilizleri sömürgeci korkunç kan dökücü, ülkemizi bölen parçalayan, ülke olarak görüyorduk, ve onları mutlaka buradan def etmemiz gereken bir güç olarak görüyorduk, ancak biz masaya oturduğumuzda bütün bunları bir tarafa bırakmamız gerektiğini ve artık konuşarak ve barışın, çözümün dilini egemen kılarak bu işin son bulması gerektiğinin farkına vardık.”

Barış süreçlerinde dil son derece önemlidir. Şimdi sayın Başbakan ve kimi AKP sözcüleri hala eski tutumlarından davranışlarından söylemlerinden vazgeçmiş değiller. Oysa yeni bir süreç başladı. Bu süreçle birlikte yeni bir dil, yeni bir yaklaşım, davranış biçimi gerekiyor.

HABERE YORUM KAT