• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Van : -6 °C

Milliyetçi Hareket Partisi Bayburt İl Başkanı İdris Aydın:

Milliyetçi Hareket Partisi Bayburt İl Başkanı İdris Aydın:
Milliyetçi Hareket Partisi Bayburt İl Başkanı İdris Aydın, bir basın açıklaması düzenleyerek iktidar partisini eleştirdi. Bayburt'un tek milletvekiliyle temsil edilmesine rağmen 2. milletvekilinin
Milliyetçi Hareket Partisi Bayburt İl Başkanı İdris Aydın, bir basın açıklaması düzenleyerek iktidar partisini eleştirdi.
Bayburt'un tek milletvekiliyle temsil edilmesine rağmen 2. milletvekilinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten İdris Aydın, "İl olduktan sonra 2 defa tek başına iktidarlar dönemi görmüştür Bayburt. Bugün de çok şanslı olması gereken Bayburt, gerekli yatırımı hükümetten isteyememiştir. Bunun sorumlusu da bizleri yönetenlerdir" dedi.
Bayburt'un her ay bankalara 2.5 milyon civarlarında faiz ödeyen ve sokaklarında kredi alabilmek için kefil bulunamayan bir memlekete dönüştüğünü ifade eden Aydın, Bayburt'ta esnaf, zanaatkar ve üretim yapan insanların dükkanlarını kapatarak, SODES kapsamında 750 lira maaşla çalışır vaziyete geldiğini söyledi.
Parti binasında gerçekleşen basın açıklamasında, belediye çalışmalarını da eleştiren Aydın, 1970'lerde yapılan altyapının Bayburt'u taşıyamadığını, altyapıyı yenilemenin zor ve sıkıntılı olmanın yanı sıra risk gerektiren bir iş olduğunu belirterek, "Birileri bu riski üzerine almak zorundadır. Altyapı zordur ve kısa sürede oya dönüşmez. Ne dönüşür, kaldırımlar ve yollar. Ama siz 2-3 yıl sonra onları sökecekseniz. Milli serveti de boşu boşuna harcıyorsunuz demektir" dedi.
Bayburt'un en önemli sorunlarından birinin de su sıkıntısı olduğunu, insanların her daim çeşmelerin başında olduğunu söyleyen Aydın, "Eğer şehir şebekesi içilemeyecekse ve içilmesinde sıkıntı varsa bunun biran önce açıklanması gerekir. Eğer içilecekse sayın belediye başkanının bu konuyu insanlara açık bir şekilde belirtmesi gerekir. Kendi imkanlarımız dahilinde, noter kanalıyla şebeke suyunun tahlillerini yaptırıp kamuoyuna açıklayacağımızı sizler aracılığıyla halkımıza duyuruyoruz" diye konuştu.
Konuşmasında geçtiğimiz günlerde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan 2012 yılına ait ihracat verilerine de değinen Aydın, "Gümüşhane geçen yıl bir önceki yıla göre ihracatını 20 kat artırmış ve ihracat tutarını 5 milyon 487 binlere çıkarmış, Bayburt ise geçen yıl ihracatı en fazla düşen illere bakıldığında ilk sırada yer almıştır. Bayburt'un ihracatı 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 85.7 azalış göstererek, 2 milyon 460 bin dolardan sadece 353 bin dolara düşmüştür. Neden ihracatımız düşük, bununda sorgulanması gerekli. 1999 yılında temelleri atılan bugün Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren esnafımızı da tebrik ediyor ve kutluyorum. Neden çok kıt kanaat, su ve elektrik problemleri dahi aşılmamış bir yerde eğer üretim yapabiliyorlarsa, bu onların başarısıdır. Burada yatırım yapacak insanların önünün nasıl açılacağı da sorgulanmalıdır" şeklinde konuştu.
Açıklamasında ülke gündemi ve Bayburt'a dair düşüncelerini ve eleştirilerini açıklayan MHP İl Başkanı İdris Aydın konuşmasında şu ifadelere yer verdi :
"Ülkemiz ekonomik anlamda ciddi sıkıntılar çekmektedir. IMF'ye 20 milyar dolar borcu ödediğini söyleyen sayın Başbakanımızın bu söylemlerinden Türkiye'de ciddi anlamda refah olduğu algılanmaktadır ama ülkemizin iç ve dış borçları 3 katına çıkmıştır ve maalesef bundan kimse bahsetmemektedir. 2002'li yıllara göre Türkiye'nin toplam dış borcu 326 milyar dolar seviyesindedir. Vatandaşların bankalara borçlanma oranları da yaklaşık 256 milyar lirayı bulmuştur. Bu cari açıktaki açılmayla beraber dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalardır. Ama IMF'ye 20 milyar dolar borcu ödediğini söyleyen sayın Başbakanımız buna karşılık özelleştirme kapsamında bir yerleri satarak bu borcu kapatmıştır. Türkiye'nin ihracatı ve üretimi ortadadır ve bu meyanda ciddi sıkıntılar geçirecektir. Örnek verecek olursak TÜPRAŞ, TOAŞ'ın, bankaların, kamu yollarının ve bir çok yerin özelleştirilmesi ile sağlanan yaklaşık 55 milyar dolar paradan IMF'ye olan 20 milyar dolar borç kapatılmıştır. Ama bu cari açık, bu borçlanmanın 3 kata çıkmış olması ciddi anlamda Türkiye'nin geleceğinde sıkıntılar doğuracağı ortadadır. Hem ülke hem Bayburt genelinde tarım ve hayvancılık, inşaat sektörü ile birlikte ülkenin lokomotifi olmalıydı. Türkiye coğrafyasında 21 milyon hektar tescilli mera arazisi olmasına rağmen hayvan sayısında azalmalar olmakta. Mesela Hollanda coğrafya ve nüfus olarak Türkiye'ye göre küçük bir ülke. Hayvansal ve tarımsal ürünlerden yıllık ihracatı Türkiye'nin yaklaşık 5 katını oluşturmaktadır. Bu tarım ve hayvancılıkta ne kadar geride olduğumuzun bir örneğidir.
Türkiye'nin şuandaki gündemini oluşturan ve ciddi sıkıntılar meydana getiren ve 30 yılımıza mal olan terörle ilgili bize göre ters giden noktaları da halkımızın dikkatine sunmak istiyorum. Türkiye'nin başındaki bela olan terör bugüne kadar 400 milyar dolara mal olmuştur. Terörle mücadele etmek başlı başına bir sıkıntı ama terörle mücadele etmeyi teröristle pazarlık halinde bu memleketi dönüştürmeye çalışan, bazı sivil toplum örgütleri, bazı gazete yazarları ve bazı profesörlerle insanları kendileri gibi düşünmeye zorlayan bir irade var. Onların belki bayrak, toprak, devletin üniter yapısıyla ilgili hiçbir sıkıntısı yoktur ama bizlerin Milliyetçi Hareket partililer olarak bizim çok ciddi sıkıntılarımız var. Dikkat ederseniz son AKP kongresinde daha düne kadar Barzani şeref konuğu olarak davet edilmiş ve "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganlarıyla da uğurlanmıştır. Bu sadece MHP'yi değil, AKP'ye oy veren kardeşlerimizi ve bütün Türk milletini en az bizler kadar yaralamış ve incitmiştir. Şunun altını çizmekte fayda görüyorum. Düne kadar BDP'li milletvekillerin teröristlerle kucaklaşmasından rahatsız olan sayın başbakanımız, 1.5 ay önce bu insanların dokunulmazlıklarının kaldırılmasını ve idamında geri getirilmesini gündeme getirmişti. Ve sayın Başbakan bundan vazgeçti. Bugüne kadar kabineye destek veren doğulu milletvekilleri ve il başkanları Başbakanı fikrinden caydırdılar. Biz bugün gelinen nokta ile bu süreci ilişkilendirdiğimiz zaman devletin üniter yapısından oya karşılık taviz verildiğini görüyoruz. Ve bu süreç Türk milletini derinden yaralamıştır. İşte Bebek katili görüşmeler açık beyan ortada. Bugün toplumu dönüştürmeye çalışan insanlar bu süreci hazmettire hazmettire hazırladılar ve şimdi sahneye koyuyorlar. MHP olarak 'bin yıllık kardeşlik' söyleminin mimarlarıyız. Başbuğumuzun dediği gibi et ve tırnak gibiyiz, ayrıştırılmamız mümkün değildir. Bu söylemleri söyleyen MHP, dün hangi noktada ise bugünde aynı noktadadır. Ama bizim dışımızdaki insanlar barışı istemeyen üniter yapı, toprak bütünlüğü gibi kavramlarla ciddi sıkıntıları olan insanlar bugün bu toplumu dönüştürmeye çalışıyorlar. En önemlisi de Fransa'da ölen 3 teröristin Türkiye gelişinde olayların yaşanmaması için gereken kamuoyu yapıldı ve olaylar çıkmadı. Bunun çıkmamasını bir kısım medya ve hükümet sözcüleri bir başarı olarak nitelediler. Ama bizim gördüğümüz fotoğrafta bir çok bez paçavrasının içerisinde eğer bir Türk Bayrağı, asker, polis, devlet yoksa o insanlar için kargaşayı gerektiren bir şey olmaz. Bu devletin sınırları içerisinde eğer Türk Bayrağı sallanmıyorsa bu bizi yönetenlerin ayıbıdır.
Yaşadığımız, havasını teneffüs ettiğimiz ve gurur duyduğumuz Bayburt'umuza gelince anlatacak çok şeyimiz var. İl olduktan sonra 2 defa tek başına iktidarlar dönemi görmüştür Bayburt. Bugün çok şanslı olmamız gerekli. Bir milletvekili ile temsil edilmesine rağmen 2. milletvekilimizin sayın başbakanımız olmasına rağmen Bayburt gerekli olan yatırımı, desteği, projeyi hükümetten isteyememiştir. Bunu sorumlusu da bizleri yöneten insanlardır. Bayburt 3 bin 652 kilometrekarelik yüzölçümü, 75 bin nüfusu, bankalara borcu 150 milyonu geçmiş, her ay bankalara 2.5 milyon civarlarında faiz ödeyen ve sokaklarında kredi alabilmek için kefil bulunamayan bir memleket görüntüsündedir. Esnafın hali ortadadır. Sanayi esnafına bir gezi düzenledim. Her iki bölgede bulunan sanayi esnafının işsizlikten yana sıkıntı çektiğini gördük. En önemlisi de birbirinin tabutunu taşıyan esnaflar arasında ciddi anlamda sıkıntı doğmuştur. Bu durumun çözüm merci bizi yönetenlerdir. Ayrıca 1970'lerdeki esnaf sayısı ile bugünkü esnaf sayısı arasında da korkunç derecede bir düşüş olmuştur. Bayburt'ta esnafımız, zanaatkarımız, üretim yapan insanlarımız dükkanlarını kapatıyor, SODES kapsamında 750 lira maaşla çalışır vaziyete gelmiştir. Bize yakın nüfuslarda bulunan komşumuz Gümüşhane geçen yıl bir önceki yıla göre ihracatını 20 kat artırmış ve ihracatını 5 milyon 487 binlere çıkarmış, Bayburt ise geçen yıl ihracatı en fazla düşen illere bakıldığında ilk sırada yer almıştır. Bayburt'un ihracatı 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 85.7 azalış göstererek, 2 milyon 460 bin dolardan sadece 353 bin dolara düşmüştür. Neden ihracatımız düşük, bununda sorgulanması gerekli. 1999 yılında temelleri atılan bugün Organize Sanayi'de faaliyet gösteren esnafımızı da tebrik ediyor ve kutluyorum. Neden çok kıt kanaat, su ve elektrik problemlerini dahi aşılmamış bir yerde eğer üretim yapıyorsa, bu onların başarısıdır. Burada yatırım yapacak insanların önünün nasıl açılacağı da sorgulanmalıdır.
Bayburt'un en önemli sıkıntılarından biri bize göre su sıkıntısıdır. İnsanımız her daim çeşmelerin başında. Eğer şehir şebekesi içilemeyecekse ve içilmesinde sıkıntı varsa bunun biran önce açıklanması gerekir. Eğer içilecekse sayın belediye başkanının bu konuyu insanlara açık bir şekilde belirtmesi gerekir. Ben buradan sizler aracılığıyla kamuoyuna söz veriyorum. Kendi imkanlarımız dahilinde, noter kanalıyla şebeke suyunun tahlillerini yaptırıp kamuoyuna açıklayacağımızı da halkımıza duyuruyoruz. Bayburt'un altyapı sıkıntıları var. İçilebilir bir suyu akıtmanın ilk ayağı Bayburt'un merkezinde altyapı ile ilgili kanalizasyon çalışmalarının tekrar yenilenmesidir. 1970'lerde yapılan altyapılarla bugüne gelinmiştir ama artık Bayburt'u kaldıracak bir altyapı değildir ve yenilenmelidir. Altyapı zor ve sıkıntılıdır ve risktir ama birileri bu riski üzerlerine almak zorundadır. Sayın bakanlarımız buraya geldi gitti. Gönül isterdi ki Şehircilik Bakanımız Bayburt'un altyapısı için gerekli desteği versin. Çayımızı, kahvemizi içip gittiler. Altyapı zordur ve kısa sürede oya dönüşmez. Ne dönüşür, kaldırımlar ve yollar. Ama siz 2-3 yıl sonra onları sökecekseniz, milli serveti de boşu boşuna harcıyorsunuz demektir. Bayburt en büyük sorunlarından biri yine göç. Bayburt tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir memleket ama bugün Bayburt'ta saman fiyatları ortada. Hayvan sayısı gittikçe düşmüş. Kurban için mal satan hiçbir besiciyi mutlu görmedik. Bayburt'un 2 tane fabrika mahiyetinde üretim tesisi vardır. Fakat bunlar bile her gününü zararla kapatmaktadırlar.
Bunun yanında Bayburtlunun muzdarip olduğu arsa satışı konusu var. 1999-2004 dönemleri arasında Milliyetçi Hareket Partisi idaresinde bir belediye yöneticilik anlayışı görülmüştür. Bu dönemde bırakın arsa satışlarını şuanda Belediye tarafından otopark olarak kullanılan arsa kamulaştırması yapılarak Bayburt Belediyesi'ne kazandırılmıştır. Mevcut olan belediye binasının 1. katındaki bürolar satılmış iken, paraları ödenerek tekrar geri alınmıştır. Aynı zamanda koalisyon hükümetinde ciddi anlamda bize göre bir rehabilitasyon merkezi olan bir yüzme havuzu yapılmıştır. O yüzme havuzuna da iyileştirme adına tek bir çivi çakılmamıştır. Bir dar ölçekteki o dönemi, bir de borcu karşılığında SGK'ya arsa veren 10 yıldır hüküm süren Ak Partili belediyeyi düşünün. Bu bize göre çok yanlış. Ben yaptım oldu mantığıyla Bayburt yönetilmektedir. En son itfaiyenin yeri satışı yapılmıştır. Alan kişilerle hiçbir problemimiz yok ama Bayburt'un en nadide yerlerinde bir tanesi olan bu yer muhalefet Belediye Meclis üyelerinin karşı çıkmasına rağmen satılmıştır. Bu iki olayı da zihniyet farklılığını anlamanız açısından dikkatinize sundum. Bayburt ekonomik anlamda güçlü olmak zorunda. Kültür başkenti olan Bayburt vizyon kenti olmak zorundadır. Bunun için bizi yöneten insanların gerekli olan desteği iktidardan almak zorunluluğu vardır. 10 yıldır Bayburt'ta yönetim sergileyenler bu olayı çözmek zorundadırlar. İyi şeyler olmadı mı oldu. Parklara ek olarak yapılan sosyal donatı alanları için, Belkent'in hemen alt tarafından başlayan sosyal donatı alanlar için de emeği geçenlere ve belediye başkanına teşekkür ederim ama biz bunların hiç birini de yeterli görmüyoruz. Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum, büyük bir düşünür diyor ki satrançta kaybedersen şah da piyon da aynı kutuya girer. Bizim bütün kavgamız, kaygımız, düşüncemiz Bayburt. Onun için biz Bayburt'un ve Bayburtlu'nun kaybetmesini istemiyoruz. Biz gereken desteğin, özenin, projenin Bayburt'un ve Bayburtlu'nun hizmetinde olmasını istiyoruz. Biz kaybetmek istemiyoruz. Ve ayrıca bugün Bayburt'ta demokrasi kültürünü geliştirmek adına Bayburt için düşünen herkesi açık yüreklilikle konuşmaya davet ediyorum. Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı Mehmet Sekmenli'ye de düşüncelerini açık açık belirttiği için, yol gösterdiği için ayrıca teşekkür ediyorum."
(YY-AT-Y)

26.01.2013 12:49:15 TSI
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Wan Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0850 302 65 34 | Faks : 0850 302 65 34 |