1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. KCK Duruşması Tercüman Talebiyle Başladı
KCK Duruşması Tercüman Talebiyle Başladı

KCK Duruşması Tercüman Talebiyle Başladı

KCK Basın Davası\'nda sekizinci duruşma, avukatların tercüman talebiyle başladı. Davaları 22. Ağır Ceza\'da görülen iki gazetecinin dosyalarının birleştirilmesiyle KCK Basın Davası\'nda artık 33\'ü tutuklu 46 gazeteci yargılanıyor.

A+A-

 

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Basın Davası'nın sekizinci duruşması 4 Şubat'ta Silivri'deki İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. 32'si tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı davaya bugün eklenen iki gazeteciyle sayı 33'si tutuklu 46 gazeteciye çıktı. Bugünkü duruşmada ilk önce sanık avukatlarından Sinan Zincir ve Baran Doğan söz aldı.

Zincir anadilde savunmayı düzenleyen kanun değişikliği ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 202. maddesine eklenen dördüncü fıkraya dayanarak Kürtçe tercüman talebinde bulundu. Zincir daha sonra "kanun değişikliğine kadar biz avukatlar olarak tercümanlık yaptık, oysa asli görevimiz savunma yapmak olmalı. Mahkeme mikrofonlarının Kürtlere ve Kürtçeye açılması barış ortamına katkı sağlar" dedi.

Baran Doğan ise savcılığın ve mahkemenin idari uygulamalarla adalet mekanizmasını daralttığını ve iddianamenin uzunluğunun savunmayı kısıtladığını, iddianame okunurken sanıklara söz hakkı verilmesi gerektiğini belirtti. Doğan idari uygulamanın kısa iddianameler için oluşturulduğunu, uzun iddianamelerin günlerce okunduğu söz hakkı daha sonra verildiği için savunmanın sağlıklı yapılamadığını belirtti.

Sinan Zincir son söz olarak iddianamenin okunup biteceğini düşündükleri 8 Şubat Cuma günü Kürt Enstitüsü'nden bir çevirmen getireceklerini adli uygulamaların kendilerine bu hakkı tanıdığını söyledi.

Mahkeme başkanı Ali Alçık duruşmaya ara vermeden önce tercüman taleplerini savcının da mütalaasını aldıktan sonra değerlendireceğini belirtti.

Ara sonrasında davaları 22. Ağır Ceza'da görülen tutuksuz sanık İsmail Kayhan ve tutuklu sanık Fırat Dağıtım eski çalışanı Mikail Barut'un dosyaları KCK Basın Davası'yla birleştirildi.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Milletvekilleri Sebahat Tuncel, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Melda Onur, Veli Ağbaba, İlhan Cihaner, gazeteci Berrin Karakaş ve sanatçı Ferhat Tunç da duruşmayı izliyor.

Yarın da sürecek olan duruşmanın 6 Ocak Çarşamba ara verip perşembe ve cuma günü devam etmesi bekleniyor.

"Fotoğraftaki Çağdaş değil"

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Bugün dinlediğim iddianamenin kısmında gizli dinlemeler, kes-yapıştır iddialar, yalan gizli tanık ifadeleri vardı. Basın metinleri gazetecilerin aleyhine kullanılıyor. Daha da kötüsü şiir, şarkı, müzik, röportajlar iddianamede delil olarak yer alıyor."

"Ben 12 Eylül döneminde ceza avukatı olarak basın davalarına giriyordum. O zaman da yedi yüz yıl gibi cezalar istiyorlardı ama en azından nedenini söylüyorlardı. Basın ne darbeler döneminde ne de başka zaman böyle baskı görmedi, şimdi de görmesin."

Kaplan, muhalif basının terörist olarak göstermenin vahim olduğunu belirterek "Basının üzerinden elinizi çekin" dedi. Kaplan, gazeteci yeğeni Çağdaş Kaplan aleyhine delil olarak dosyaya giren "Kandil" tabelası önündeki fotoğrafta bulunan kişinin Çağdaş olmadığının da aşikar olduğunu ifade etti:

"Haymana'da Kandil tabelası önünde çekilen bir fotoğraf. En yalın gözle bile fotoğraftakinin Çağdaş olmadığı anlaşılıyor."

Kaplan eğer hükümet sahte delil düzenleyerek hükümeti kandıran memuru yargılamazsa, hükümetin kendisinin yargılanacağını ifade etti.

KCK Basın Davası'nın kısa kronolojisi

KCK Basın Davası, 20 Aralık 2011'de, İstanbul Özel Yetkili 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile Özgür Gündem Gazetesi, DİHA'nın tüm büroları, Demokratik Modernite Dergisi ile Etkin Haber Ajansı ve Fırat Dağıtım'ın bürolarına KCK adı altında yapılan baskınla başladı. Operasyonda gözaltına alınan 49 gazeteciden 36'sı tutuklandı.

10 Eylül 2012'de başlayan davada dört gazeteci tahliye edildi.

İddianamede "Devletin imajını bozacak haberler", "Türk devletini sıkıntıya sokacak haberler", "örgütsel gazetecilik/normal gazetecilik", "örgütsel haber yapmak" gibi ifadeler yer aldı.

Duruşmalarda Mahkeme Başkanı Ali Alçık'ın "Türkçe konuşacak varsa ona söz verelim" beyanı, mahkeme heyetinin izleyiciler ile ilgili suç duyurusunda bulunma kararı, avukatların duruşma salonunu terk etmesi, açlık grevindeki gazetecilerin tartaklanması gibi olaylar yaşandı.

Bianet

HABERE YORUM KAT