1. HABERLER

  2. Kanser Okulu 3. Dersi

Kanser Okulu 3. Dersi

Kanser Okulu 3. Dersi
A+ A-

Medstar Kanser Merkezi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği 'Kanser Okulu'nun 3. dersinde 'Kan Kanseri, Kan Bağışı, Kemik İliği Nakli ve Kök Hücre Gerçeği' konusu ele alındı.

Medstar Kanser Merkezi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği 'Kanser Okulu'nun 3. dersinde 'Kan Kanseri, Kan Bağışı, Kemik İliği Nakli ve Kök Hücre Gerçeği' konusu ele alındı.
Antalya Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Kanser Okulu' 3. dersine, Medstar Antalya Hastanesi Kanser Merkezinden Hemotoloji ve Hücresel Tedaviler Koordinatörü Prof. Dr. İhsan Karadoğan ve Türk Kan Vakfı Başkanı, Türkiye Kan Merkezleri ve Transfüzyon Derneği Başkanı Prof.Dr. Mahmut Bayık katıldı.
Katılımcılara kan kanseri ile ilgili bilgi veren Medstar Antalya Hastanesi Kanser Merkezi Hemotoloji ve Hücresel Tedaviler Koordinatörü Prof. Dr. İhsan Karadoğan, dünyada her yıl 13 milyon yeni kanser vakasının açığa çıktığını belirtti. Kan kanserlerinin tüm kanserlerin içerisinde dördüncü sırada ve en sık görülen kanserlerden bir tanesi olduğunu belirten Prof. Dr. Karadoğan, "Tüm kanserlerin yüzde 10'unu oluşturuyor, hem kadında hem de erkekte. Aynı zamanda önemli bir ölüm nedeni. Tüm dünyada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kanser ölümleri kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. Bu gelişmelerin yüzde 10'unun kan kanserleri nedeni ile olduğunu biliyoruz" dedi. Kan bağışının önemine değinen Prof.Dr. Karadoğan, Türkiye'de yılda 3 milyon kan ve kan ürünlerinin hastalarda kullanıldığını kaydetti. Bunun çok yüksek bir rakam olduğunu belirten Prof. Dr. Karadoğan, gönüllü kan bağışçılarına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Kan kanserlerinin çok ciddi ölüm nedeni olduğunu ifade eden Karadoğan, şöyle konuştu: "2011 yılında Amerika'da 2,5 milyon kişinin öldüğü bildiriliyor. Türkiye nüfusu Amerika'nın dörtte biri olduğuna göre 600 bin kadar kişi de Türkiye'de vefat ediyor her yıl. Bunun 140 bin kadarının da kanserler nedeni ile olduğunu biliyoruz. Türkiye'de 15 bin kadarı da kan kanserleri nedeni ile her yıl hayatını kaybediyor. Amerika'da yılda 1,5 milyon yeni kanser vakası karşımıza çıkıyor. Demek ki Türkiye'de her yıl 400 binden fazla yeni kanser vakası ile bir şekilde karşılaşıyoruz. Kan kanserinde en çok lemfomaları görüyoruz. Yaklaşık yarısını oluşturuyorlar. İkinci sırada gözüken hastalıklar kronik lösemiler tüm kan kanserlerinin yüzde 16'sını oluşturuyor. Akut lösemi ise yüzde 13'ünü oluşturuyor."
Kemik iliği naklinin riskli ve ciddi ölüm nedeni olabilen bir tedavi yöntemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karadoğan kemik iliği nakli ile bir grup hastalarda şifa sağlamanın mümkün olmadığını belirtti. Kemik iliği naklinin oldukça riskli bir tedavi yöntemi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karadoğan, tedavinin çok ciddi yan etkilerinin olduğunu ve tedaviye bağlı ölüm olasılığının olduğunu bildirdi. Kemik iliği nakli tedavisinin iki yöntemle yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Karadoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki tip nakil var, otolog ve allejenik. Otolog kök hücre naklindeki amacımız aslında hastaya çok yüksek dozda kemoterapi ve radyoterapi vermek. Ama yüksek dozda verilen kemoterapi ne yazık ki hastanın kemik iliğini de yok ediyor, sıfırlıyor ve kemik iliği çalışmayan kişinin yaşaması mümkün değil."
Bu tedavi yöntemine başlamadan önce hastanın kemik iliğindeki kök hücrelerini topladıklarını söyleyen Prof.Dr. Karadoğan, konuşmalarına şöyle devam etti: "Bunu kemik iliğinden toplayabiliriz ya da gelişen teknoloji sayesinde örneğin önce hastaya bazı ilaçlar verip kemik iliğinde bulunan kök hücrelerin kana çıkmasını sağlıyoruz. Sonra kana çıkan hücreleri bir takım cihazla damar yolunu kullanarak toplayabiliyoruz. Bu hücreleri özel yöntemlerle izole ediyoruz, ayırıp eksi 180 derecede sıvı azot tanklarında dondurup saklıyoruz. Yıllarca saklamamız mümkün. Önce kök hücreleri garanti altına alıyoruz. Sonraki aşamada bu hastaya öldürücü diyebileceğimiz yüksek dozda kemoterapi ve radyoterapi veriyoruz. Etkili bir şekilde amacımız kanser hücrelerini yok etmektir. Bu tedaviyi verdikten sonra yan etki olarak kemik iliği yok oluyor. Bu tedavi bittikten sonra daha önceden sakladığımız kök hücreleri tekrar hastaya naklediyoruz. Bu kök hücreler kemik iliğine yerleşiyorlar ve orada tekrar kan üretmeye başlıyorlar. Yaklaşık 3 hafta süre geçtikten sonra artık yeterli miktarda yavaş yavaş kan üretimi artıyor ve hastamız iyileşebiliyor. Yani kök hücreleri biz by-pass ederek kemoterapi ve radyoterapinin etkilerinden kurtarmış oluyoruz."
Medstar Kanser Merkezi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği 'Kanser Okulu' devam edecek. 10 Şubat 2013 tarihinde gerçekleştirilecek 4. derste 'Kanser tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı tıp' konusuna değinilecek.
(ÇY-HO-Y)

06.01.2013 15:56:36 TSI
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT