• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Van : -7 °C

İHD: Hükümet kamuoyunu tatmin edecek adımlar atmalı

İHD: Hükümet kamuoyunu tatmin edecek adımlar atmalı
İHD tarafından HPG\'lilerin geri çekilme sürecinde ilişkin hazırlanan kapsamlı rapor açıklandı.

İHD tarafından HPG'lilerin geri çekilme sürecinde ilişkin hazırlanan kapsamlı rapor açıklandı. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın koşullarının değiştirilmesinden geri çekilen HPG'lilere dönük gerçekleştirilen tacizlere, bölge illerinde "güvenlik" gerekçesiyle yapımına devam edilen barajlardan kalekollara ve koruculuk sisteminin teşvik edilmesinde ısrar edilmesine dönük değerlendirmelerin yer aldığı raporda, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemekle eleştirilen hükümetin, bu konularda acilen kamuoyunu tatmin edecek adımlar atması gerektiği vurgulandı. 

HPG'lilerin 8 Mayıs tarihinden itibaren geri çekilmeye başlamasıyla birlikte İHD tarafından oluşturulan Geri Çekilmeyi İzleme Komisyonu, Van'da yapılan ikinci toplantısının ardından geri çekilme sürecinde yaşanan gelişmeleri ve beklentileri hazırladıkları geniş kapsamlı raporu KESK Van Şubeler Platformu Toplantı Salonu'nda basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Basın toplantısına İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Genel Başkan yardımcıları Serdar Çelebi ve Hasan Erdoğan ile İHD'nin bölgede bulunan şube başkanları ve yöneticileri de katıldı. Derneğin, PKK'nin sınır dışına çekileceği yönünde verdiği karardan sonra oluşturduğu Geri Çekilmeyi İzleme Komisyonu'nun bir süredir çalışmalarını yürüttüğünü belirten Türkdoğan, çalışmalar kapsamında "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi"nin tüm illerinde var olan şubeler üzerinden sürecin takip edildiğini söyledi. Merkez ve şubelerden oluşan 25 kişilik komisyonla takip edilen geri çekilme sürecinin önemli bir aşama kat ettiğine dikkat çeken Türkdoğan, bu süreçte çeşitli provakatif girişimler ve bazı olumsuzluklar yaşansa da çekilme sürecinin can kaybı yaşanmadan devam ettiğini dile getirdi. 

İHD olarak çekilme sürecinin başından beri yürütülen çalışmalara ek olarak derneklere ulaşan bazı şikayetler ve şubelerimizin ilettiği çeşitli gözlemler üzerine, yoğun askeri hareketliliğin yaşandığı ve geri çekilmenin yaşandığı bölge olan sınır hattına yönelik özel bir inceleme çalışması gerçekleştirdiklerini belirten Türkdoğan, "24-26 Haziran 2013 tarihleri arasında yürüttüğümüz bu çalışma kapsamında Genel Merkez yöneticilerimiz ve bölge şubelerimizin katıldığı bir heyetle Şırnak ve Hakkari illerinin sınır bölgelerinde çalışma yürütülmüştür. İkinci özel çalışma kapsamında 19 Temmuz günü sınır hattında yeni bir inceleme gerçekleştirilmiş, bölge genelinde şubelerimizin hazırladıkları raporlar da göz önünde bulundurularak, böylesi bir rapor hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında özellikle şubelerimizin edindiği bilgiler ışığında ve basında yer alan bazı haberlerden, yapımı devam eden bazı karakollar ve askeri hareketliliğe ilişkin veriler toplanmıştır. Çalışmalar çerçevesinde sınır illeri başta olmak üzere bazı illerde il valilikleriyle görüşmeler yapılmıştır. Yine bölgenin bazı alanlarında yaptığımız incelemeler sırasında geri çekilme hazırlığı içerisinde olan PKK militanları ile de karşılaşılarak, kendilerinden yaşanan sorun ve sıkıntılar hakkında bilgiler alınmıştır" dedi. 

'Geri çekilmeyi etkileyen tacizler söz konusu'

"Gerek bazı bölgedeki PKK militanları ile gerekse il valileri ile yaptığımız görüşmelerde her ne kadar bu süreçte çatışmalar ve can kayıpları yaşanmasa da, geri çekilme sırasında bazı sorunların yaşandığını da söylemekte yarar var. Özellikle çekilme yapan grupların takibi için sürekli olarak Heronların uçurulması, bazı alanlarda pusuluma faaliyetlerinin olması, savaş uçaklarının sürekli olarak kritik alanlarda uçması ve zaman zaman bazı grupların helikopterlerle taciz edilmesi, yaşanan bu sorunların başında gelmektedir" denilen raporda, "Militanların geri çekilmesi konusunda hükümet yetkililerinin 'henüz yüzde 15'i çekildi' şeklindeki beyanatlarının sağlıklı bir değerlendirme olmadığını söylemekte yarar var. Son olarak en uzak bölgeler olan Karadeniz ve Dersim alanlarından da bazı grupların sınırı geçerek Kandil bölgesine ulaştıklarını basından takip etmekteyiz. Yürüyerek yapılan bu geri çekilme işleminin zorluklarının da göz önünde bulundurularak, beyanatların verilmesi daha sağlıklı olacağı düşüncesindeyiz. Ayrıca yaptığımız araştırmalara göre, bölgedeki alanlarda bulunan militanların büyük bölümünün geri çekilmeyi gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Ancak bu sürecin halen devam ettiğini ve çekilmenin tamamlanmadığını belirtmekte yarar vardır" denildi. 

'Yeni karakolların yapımı halkta ciddi tedirginlik yaratıyor'

Raporda, çalışmalar süresince yaşanan en önemli olumsuz gelişmenin sınır bölgeleri başta olmak üzere bölge genelinde yapımı devam eden yeni karakollar ve üs bölgeleri olduğu da vurgulandı.

'Kalekol' olarak tabir edilen bu yeni karakolların yapımının, öncelikle bölge halkında ciddi tedirginlikler yarattığını dile getirildiği raporda, "Yine yapılan bu yeni karakollara yönelik birçok bölgede tepki gösterileri gerçekleştirilmiş, bunlardan bir tanesi olan Diyarbakır'ın Lice İlçesi Kayacık Köyü'nde yapılan gösteride ne yazık ki acı bir tablo ortaya çıkmıştır. Göstericilerin üzerine karakoldan ateş açılması sonucu Medeni Yıldırım adlı genç yaşamını yitirirken, 8 kişi ise kurşunlarla yaralanmıştır. Her ne kadar devlet yetkilileri, yapımı devam eden yeni karakolların geçmişe dayanan bir proje olduğunu ileri sürseler de, karakolların yapım işi PKK militanlarının geri çekilme sürecine denk gelmesi hem halkta, hem de çekilen militanlarda ciddi kaygıların oluşmasına neden olmuştur" ifadeleri yer buldu. Bu konuda görüşülen yetkili merciler ile hükümet adına açıklama yapanların karakol yapımlarının öyle abartıldığı düzeyde olmadığına dönük eleştirilerde raporda, "Oysaki yaptığımız çalışmada, bölge genelinde ciddi oranda karakol ve askeri üs yapımının olduğunu gözlemledik. Öte yandan bazı bölgelerde işlevsiz kalan jandarma karakollarının kapatılmaya başlandığını söyleyebiliriz. Örneğin Siirt'te 3 karakolun kapatıldığını tespit ettik" ifadeleriyle dile getirildi. 

'Güvenlik barajları' ciddi sıkıntı!

Barış sürecinin başlamasıyla birlikte dikkat çeken konulardan biri de "güvenlik barajı" olarak tabir edilen çok sayıda barajın yapımı olduğu belirtilen raporda, şunlara yer verildi: "Dersim'de Munzur Vadisi üzerinde yapımı devam eden 4 güvenlik barajı olduğu bilinmektedir. Yine Çemişgezek ilçesinde Tagar Suyu üzerinde yapılan baraj ve Aliboğazı'nda yapımı devam eden barajlar bulunmaktadır. Ancak şu sıralar sınır hattında yapılan barajlar dikkat çekmektedir. Halen Şırnak'ta 11 adet güvenlik barajının yapımı devam etmektedir. Yine Siirt'te Botan çayı üzerinde yapılan baraj dikkat çekmektedir. Şırnak'ta sınır boyunda Türkiye ve Irak sınırının kesiştiği noktalarda yapımı devam eden güvenlik barajları, iki coğrafyayı adeta birbirinden ayırmayı hedeflemektedir. Barışın konuşulduğu, geri çekilmenin başladığı ve demokratikleşme adımlarının beklendiği bir dönemde, güvenlik barajı adı altında yeni baraj yapımlarına neden ihtiyaç duyulduğu doğrusu kafaları kurcalayan bir sorudur. Devletin bu barajlarla uzun vadede aslında bölgede yeni güvenlik politikalarıyla çepeçevre sarmak istediği izlenimi tüm kamuoyunda olduğu gibi bizlerde de oluşmaktadır. Aynı akarsu üzerinde bu kadar çok baraj yapılmasının uluslararası hukuk açısından sorun yaratacaktır. Yine bu barajlarla doğal yaşamın tahrip edildiği görülmelidir. Derin vadilerde yapılan barajların bitki örtüsünü yok edeceği ve bölgenin iklimini değiştireceği bilinmelidir. Bu nedenle yapımı devam eden bu barajların yapım çalışmaları bir an önce durdurulmalıdır." 

'Koruculuk tamamen lağvedilmeli'

Bu süreçte yaşanan önemli sorunlardan biri de yeni koruculuk kadrolarının açılması ve tüm ısrarlara rağmen halen ortadan kaldırılmayan koruculuk sisteminin yarattığı sorunlar olduğuna dikkat çekilen raporda, "İHD olarak, uzun zamandır koruculuk sisteminin bölgede yarattığı huzursuzluğu ve sorunları gündeme getirmeye çalışmaktayız. Barış sürecinin gündemleşmesiyle birlikte, çözülmesi gereken sorunların başında gelen koruculuk sistemi ne yazık ki halen orta yerde durmaktadır. Korucuların etkin olduğu bazı alanlarda gerek PKK militanlarının geri çekilmesini tehdit eden, gerekse sivil halka yönelik bazı olumsuz gelişmelere tanıklık etmiş bulunmaktayız. Korucuların bazı alanlarda pusulama yöntemiyle, gerillanın geçişlerini zorlaştırdığı görülmektedir. Örneğin Bitlis'te 2 bin civarında korucunun Valiliğin emriyle aktif göreve çağırıldığı ve bu korucuların gerillanın geçiş güzergahlarında görevlendirildikleri yönünde bilgiler almaktayız. Yine Diyarbakır'ın Silvan, Batman'ın Kozluk ve Bingöl'ün Karlıova ilçelerinde korucuların içerisinde bulunduğu bazı birimlerin pusulama yöntemiyle geçiş güzergâhlarını tuttukları bilgisi edinilmiştir. Sınır bölgelerinde de benzer uygulamalarla karşılaşılırken, son olarak Şemdinli'de köy korucularının Haruna bölgesinde sivil halka yönelik baskılar yaptığı, bazı vatandaşları darp ettikleri ve köylere giriş çıkışları engellediklerini öğrenmiş bulunmaktayız. Korucuların ayrıca birçok bölgede ormanlık alanları talan etme konusunda aktif rol aldıklarını belirtmekte yarar var. PKK militanlarının çekilmesiyle birlikte kesimi yasak olan ormanlık alanlarda korucuların ağaçları pervasızca kestikleri görülmektedir. Muş'un Şenyayla bölgesinde onlarca hektarlık ormanlık alanın korucular tarafından talan edildiği belirtilmektedir. Kamuoyunda koruculara ilişkin dikkat çeken en önemli hususlardan biri de yeni korucu kadrolarının açılarak, korucu alımlarının yapılmasıdır. Şırnak bölgesinde 200 civarında yeni korucu alımı gerçekleştirildiği belirtiliyor. Yine Van bölgesinde çok sayıda yeni korucu alımı gerçekleştirildiği söylenmektedir. Van'ın Çatak ilçesi Övecek Köyü'nde var olan 70 korucu kadrosuna ek 40 korucu kadrosu daha verilmek istendiği, Başkale İlçesi'ne bağlı Albayrak köyüne 100 yeni korucu kadrosu verilmek istendiği ancak köylülerin henüz kabul etmediği, Özalp İlçesi'nde İlçe Kaymakamının beraberindeki diğer yetkililerle köyleri gezerek, bin civarında yeni korucu kadrosu verebileceklerini söylediği, Çaldıran İlçesi'ne bağlı Yaşkütük (Pirabinerd) köyüne korucu olmaları yönünde teklifler götürüldüğünü tespit etmiştir. 

Bitlis'te 600 yeni korucu kadrosu verildiği, 600 yeni korucu alımı daha yapılacağı şeklinde tespitlerimiz bulunmaktadır. Muş'un Korkut İlçesi'nde resmi yetkililer tarafından doğrulanmayan ancak, halk içerisinde yaygın olarak konuşulan yeni korucu alımı söz konusudur. Bingöl'ün Genç İlçesi'nde yeni korucu alımı olduğu şeklinde iddialar bulunmaktadır. Siirt'in Pervari İlçesi'nde 5 yeni korucu alımı yapıldığı tespit edilmiştir. Tüm bu sorunlar, koruculuk sisteminin geldiği düzey ve kaldırılmasının ne kadar büyük önem arz ettiğinin göstergesidir. Bu nedenle hükümetin atması gereken en önemli adımlardan birinin koruculuk sistemini bir an önce kaldırmak olduğunu söyleyebiliriz" diye belirtildi. 

'Sivil halka yönelik uygulamalar devam ediyor' 

Bu süreçte yaşamın normalleşmesini sağlayacak en önemli hususların başında köye geri dönüşler ve bugüne kadar savaşın yakıcılığıyla boğuşan kırsal kesimdeki sivil halkın daha güvenli bir yaşama dönüşlerinin sağlanması geldiği vurgusu yapılan raporda, şunlar belirtildi: "Köye geri dönüşler konusunda her ne kadar beklenen sonuç yaşanmamışsa da, kısmi de olsa dönüşlerin gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Yine çatışmaların bir anda durmasıyla birlikte kırsal kesimde yaşayan vatandaşların günlük normal yaşamlarına dönüşü beklenmekteydi. Ancak bu konuda istenilen düzey yakalanamamıştır. Özellikle bölgedeki askeri hareketliliğin sürmesi ve koruculuk sisteminin devamı bölge halkının güvenliğini tehdit etmeye devam etmektedir. Nitekim bu konuda yaşanan örneklerin de mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Örnek olarak; Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'ne bağlı Rahmo Tepesi civarında sürekli askeri hareketlilik, yeni üs bölgelerinin oluşturulması girişimi mayınlı arazilerin varlığı, bu bölgede hayvancılık ve arıcılık yapan yurttaşların ciddi anlamda sıkıntı yaşamasına neden olmaktadır. Şemdinli bölgesinde yeni yapılan karakol inşaatları için yapılan yollar, köylülerin arazilerinden geçirilerek, köylüler mağdur edilmektedir. Bu bölgelerde yine köylülere ait içme sularının bilinçli olarak kirletildiği ve köylülerin bu yolla yaşamlarının zorlaştırıldığı belirtilmektedir. Siirt'in Pervari İlçesi kırsalında oluşturulan arama kontrol noktaları, bu bölgede hayvancılık yapan köylüleri ve göçerleri ciddi anlamda zorlamaktadır. Köylülerin sürekli olarak rahatsız edildikleri ve güvenlik güçlerinin tehditlerine maruz kaldıkları belirtilmektedir. 


Sınır bölgelerindeki birçok köyde halen halka yönelik baskıların devam ettiği ve güvenli bir ortamda günlük yaşamlarını ve çalışmalarını sürdürmeleri engellendiği görülmektedir. Halen bölgedeki çok sayıda köy ve araziye korucular tarafından el konulduğu bilinmektedir. Koruculuk sisteminin devamından kaynaklı, bu köyler ve araziler gerçek sahipleri tarafından alınamamaktadır. Bu durum da, köyünden edilenlerin geri dönüşlerini ciddi manada zorlamaktadır."

'Askeri bölgelerde yazılan yazılar halkta tepki yaratıyor'

"Bölgeyi gezerken gözlemlediğimiz en önemli sorunlardan biri de bölgenin birçok yerinde ve özellikle askeri üslerin bulunduğu alanlarda özellikle 'Ne Mutlu Türküm Diyene' şeklinde yazılamaların olduğu görülmüş, bu yazıların halkta ciddi bir tepki oluşturduğu tespit edilmiştir" denilen raporda, "Yeni süreçle beraber bu tip yazılamaların kaldırılması gerekmektedir" denildi. Kapsamlı bir şekilde izah etmeye ve bazı örneklerle açıklamaya çalışıldığı bu sorunlar, geliştirilen barış sürecinin ruhuna ters olduğunu belirtilen raporda, "Kırsal kesimde yaşayan halkın normal yaşama dönüşünü sağlanması için biran önce ciddi bir çalışma yürütülmeli, yukarıda sıraladığımız engellemeler bir an önce kaldırılmalıdır" denildi. 

Bölgenin birçok alanında halen var olan mayınlı araziler, başta hayvancılık olmak üzere kırsal kesimde yaşayan halkın çalışmasını engellendiğine dikkat çekilen raporda, "Mayınlı bölgelerin olduğu gibi bırakılması, arazilerden verim elde edilmesini engellediği gibi, insan yaşamı üzerinde de ciddi tehditler oluşturmaktadır. Her yıl çok sayıda kişinin mayınlar ve patlayıcı maddeler yüzünden yaşamını yitirmesi veya yaralanması bunun en somut kanıtıdır. Özellikle sınır hattına yakın bölgelerde birçok alan mayınlanmış durumda ve çoğunun da mayın haritasının bulunmadığı belirtilmektedir" denildi. 

İHD olarak bu süreçte barış sürecinin zarar görmemesi ve bazı sorunların aşılmasına dönük çeşitli faaliyetlerde de bulunduklarını belirtilen raporda, "Örnek olarak; Diyarbakır'ın Lice İlçesi'nde Kayacık karakolunda halkın üzerine ateş açılması olayı sonrası PKK militanları tarafından alıkonulan Uzman Çavuş'un serbest bırakılması için girişimlerde bulunduk ve Uzman Çavuş, yöneticilerimiz tarafından PKK militanlarından teslim alınmıştır. Yine Bitlis'te silahlı militanlar tarafından alıkonulan 3 sivil vatandaş, Bitlis Temsilciliğimizin girişimleri sonucu serbest bırakılmıştır. Yine Yüksekova İlçesi'ne bağlı Oramar bölgesinde kırsal alana yönelik top atışları ve yarattığı gerginlik Hakkari Şubemizin girişimleri sonucu durdurulmuştur. Hakkari'nin Berçelan Yaylası'nda geçiş güzergahında meydana gelen gerginlik, yerel izleme komisyonunun girişimleri sonucu büyümeden önlenmiştir" şeklinde belirtildi. 

'Öcalan'la ilgili hükümetin tatmin edecek adımları atması gerek'

Raporun sonuç bölümünde ise sıralanan sorunlar ile ilgili hükümetin biran önce adım atması gerektiği vurgusu yapılarak, "İHD olarak bu ülkede barış ve huzur içinde yaşanabilmesi için yapılması gereken tek şeyin onurlu bir barış olduğunu tekrarlamak istiyoruz. Bunun için ise, barışı gerçekleştirecek tarafların hassasiyetle davranarak, sürecin ilerlemesini sağlaması en önemli şartların başında gelmektedir. Ancak son günlerde bu sürecin zaman zaman gerildiğini ve atılması gereken adımların yavaşladığını gözlemleyebilmekteyiz. Özellikle çekilme sürecinden sonra AKP hükümetinin atması gereken demokratikleşme adımlarının henüz gerçekleşmediğini görüyoruz. Bu konuda defalarca yaptığımız çağrılara rağmen, Meclis tatile sokularak, çıkarılması gereken yeni yasaların çıkarılma tarihi ötelenmiştir. Yine yeni Anayasa konusunda partilerin yeterli düzeyde çaba sarf etmemesi yüzünden, Cunta dönemi Anayasası bir türlü değiştirilememiştir. Meclisteki muhalefet partilerinin yetersizliği ve AKP iktidarının isteksizliğinden kaynaklı ilerlemeyen süreç, temenni ettiğimiz onurlu barışın sağlanmasını da akamete uğratacak tehlikededir" denildi. 

Özellikle PKK Lideri Abdullah Öcalan için halen uygun koşulların sağlanmamış olması ve sağlık sorunları yaşaması bölgede ciddi bir gerginliğin yaşanmasına neden olduğuna dikkat çekilen rapor sonucunda, "Hükümetin bu konuda acilen kamuoyunu tatmin edecek adımları atması gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle hükümetin bu süreci tekrar ciddi bir şekilde ele alarak, sonbahar aylarına kalmadan, gerekli demokratikleşme ve iyileştirme adımlarını atması gerekmektedir. Geri çekilme işleminin tamamlanmak üzere olduğu bu süreçte atılacak adımların, halkta yeni bir güven ortamı yaratacağı unutulmamalıdır. Her fırsatta barış sürecinden vazgeçmeyeceğini deklere eden Başbakan'ın bu söylemlerinin içini doldurmasını bekliyor, yaşanan sorun ve sıkıntıların aşılarak, beklentileri karşılayacak bir süreci girilmesini talep ediyoruz. Ayrıca İHD olarak gerek geri çekilme süreci olsun, gerekse bir bütün olarak barış sürecinin takipçisi olduğumuzu ve yaşanacak olumsuzlukların önüne geçmeye çalışacağımızı tekrardan vurgulamak istiyoruz" çağrısında bulunuldu. DİHA

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Wan Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0850 302 65 34 | Faks : 0850 302 65 34 |