1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. İdris Baluken; Cizre’deki Olay Bir Reflekstir
İdris Baluken; Cizre’deki Olay Bir Reflekstir

İdris Baluken; Cizre’deki Olay Bir Reflekstir

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Cizre’de çekildiği iddia edilen fotoğraflarla ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.

A+A-

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken;  “Bir mahalle gençliğinin kendi inisiyatifleri ile tek tip tişört giyerek ortaya koydukları bir reflekstir, bir eylemdir. Bu düzeyde abartılmasını son derece abartılı buluyoruz” dedi.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan BDP’li İdris Baluken, gelinen noktada çatışmasızlık ortamının sağlandığını, ölümlerin durduğu bir ortamın sağlandığını ifade ederek, çatışmalı sürecin gerekçe olarak gösterildiği ortamın çoktan geride bırakıldığını söyledi. Kürt meselesinin çözümünün Türkiye’yi demokratikleştireceğini, toplamsal, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda halkın bütün taleplerine karşılayacak, demokrasiyi sağlam bir zemine oturtacak bir süreç olarak değerlendirdiklerini belirten Baluken, herkesin bu çözüm sürecine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. “Hala bir darbe anayasası ile yönetiliyoruz, hala antidemokratik yasakçı kanunlarla yönetilen bir ülke gerçeği var” diyen Baluken, demokratik yasal düzenlemeler ve anayasa oluşturulması açısından AK Parti hükümetinin mevcut durumu değiştirecek bir tutum belirlemesi gerektiğini ve Türkiye halklarına bu konuda tatmin edici bir açıklamada bulunması gerektiğini ifade etti.

“HÜKÜMETİN SOMUT ADIMLARI HAYATA GEÇİRMESİ GEREK”

Başbakan’ın akil insanların bölgede yaptığı çalışmaları dinlediğini ve raporları kabul etiğini belirten Baluken, “Bu raporlarda yer alan çözüm önerilerinin önemsenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Başbakan çok kısa sürede bu raporları değerlendirerek kamuoyuna resmi bir açıklama yapmalıdır. Bir bütün olarak BDP’nin yaptığı çalışmalar, akil insanların oluşturduğu çalışmalar, halkın beklentileri birinci aşamanın sağ salim devam ediyor olması ve büyük oranda tamamlanmış olması topun artık Ankara’da olduğu gerçeğini önümüze çıkartmış durumda. Bundan sonra silahların tamamen devreden çıkacağı bir ortam isteniyorsa hükümet bu konuda bir an önce yol haritası ortaya koymalı ve somut adımlarını hayata geçirmeli. Basına yansıyan bazı gayri resmi bilgiler var, ‘ana dilde eğitim olmayacak, karakol yapılmaları devam edecek’ gibi hükümetin ağzından duymadığımız, ancak gayri resmi yollarla basına yansıyan bu bilgileri kaygı ile takip ediyoruz. Sorunun çözümünden bahsedeceksek bu şekilde çözümsüzlüğü derinleştirecek yaklaşımlardan uzak durulması gerek. Başbakan’dan basına yansıyan bütün bilgelerin cevaplanacağı şekilde resmi bir açıklama bekliyoruz. 6 aydır tek bir gencin cenazesinin ülkenin herhangi bir tarafına gitmemesi birinci aşamanın büyük oranda başarı ile tamamlandığını ortaya koymuştur. Hükümet ikinci aşamanın somut adımları için son PKK’lının sınır dışına çıkmasını beklememeli, bir an öne adım atmalıdır” diye konuştu.

“35. MADDE YETERLİ DEĞİL, BAŞKA ADIMLARLA DESTEKLENMELİ”

“TSK’nin darbelere zemin hazırladığı öne sürülen İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin değiştirileceği yönünde son dakika gelişmesi var. Bu sizin açınızdan somut bir adım mıdır?“ şeklindeki soru üzerine Baluken, “Tek başına yeterli bir adım olarak değerlendirmiyoruz ama bizim açımızdan somut adımların atılması, hükümetin bu konuda kararlı bir iradeye sahip olunduğunun halka hissettirilmesi açısından bazı adımların ortaya çıkması önemliydi. Bu adım anlamlıdır ancak baka adımlarla desteklenmelidir” şeklinde konuştu.

TBMM’nin tatil edilmesi konusunda da açıklamalarda bulunan Baluken, “AK Parti hükümeti ısrarla Meclis’in tatil edilmesi noktasında bazı gerekçeler bize getirirse, bununda şu şekilde aşılması gerekir; Melis belirlenen tarihlerde tatil edilir ancak demokratik yasal düzenlemeleri yapacak şekilde Ekim ayında değil de daha erken bir tarihte açılır, Kasım ayına kadar çalışmaları yetiştirir şeklinde bir öneride bulunduk. Bu konuda AK Parti’nin bize söylediği resmi bir bilgi yok” ifadelerini kullandı.

“SEÇİM BARAJI YÜZDE 3’E DÜŞÜRÜLSÜN”

Partilerinin seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesini, mümkünse olmaması gerektiğini ifade eden Baluken, “Israrla önümüze Türkiye’deki ısrarla ilgili bir barajın varlığı zorunlu olarak getirildiği için demokratik temsilin sağlanabileceği en asgari koşulun yüzde 3’lük bir seçim barajı olduğunu düşünüyoruz. Ya da yüzde 10’da bir ısrar olursa, 5 seçim bölgesinde birinci olan partinin barajı geçmiş kabul edilmesini önerdik” dedi.

Baluken, Başbakan’ın PKK’lıların çekilmesiyle ilgili yüzde 15 rakamını kullandığının hatırlatılması üzerine, “Bu konuda elimizde bir veri yok. Heyetlerimizin daha önce Kandil’de KCK yetkilileri ile yaptıkları görüşmelerde büyük oranda gerillanın demokratik çözüm yürüyüşünün tamamlandığına dair bilgiler var bizde. Başbakan bu bilgileri neye dayanarak verdi bilmiyoruz. 6 aydır bir çatışmanın yaşanmamış olması, bu çekilmenin büyük oranda tamamlandığı ile ilgili bir gerçeği ortaya koyuyor” açıklamasında bulundu.

“BİR MAHALLE GENÇLİĞİNİN ORTAYA KOYDUĞU REFLEKSTİR”

Cizre’de yaşanan olayları da değerlendiren Baluken, “Çözüm sürecinden rahatsızlık duyanlar, bu Cizre’de ortaya çıkan fotoğraf üzerinden çözüm sürecini baltalamak istiyorlar. Partimiz adına bir inceleme yapılıyor. Bunun Kürt siyasi hareketinin herhangi bir örgütlü yapısının örgütlü bir planı olmadığı yönünde. Bir mahalle gençliğinin kendi inisiyatifleri ile tek tip tişört giyerek ortaya koydukları bir reflekstir, bir eylemdir. Bu düzeyde abartılmasını son derece abartılı buluyoruz. Kan krizine girmiş çevrelerin çözüm sürecini baltalama gayreti olarak görüyoruz. Cizre’deki büyük fotoğraf şudur; Cizre halkı ölümler yaşanmasın diye gerilla ile askerin karşı karşıya geldiği noktalarda canlı kalkan olmuştur. Cizre halkı çözüm sürecini önemli oranda riske edebilecek bazı gelişmelerin önüne geçmiştir. Bir mahalle gençliğinin elinde silah olmadan, herhangi bir polis yapılanmasını anımsatacak hiçbir teçhizat olmadan kendi içlerinde yaptıkları bir etkinliği getirip bütün bir çözüm sürecinin önüne koyma çalışmalarını çözüm sürecini baltalama çalışmaları olarak değerlendiriyoruz. Zaman zaman Türkiye’nin farklı yerlerinde bu tip fotoğraflar ortaya çıktı. Örneğin 1 Mayıs’ta gençlerin tek tip üniforma giydiği, askeri düzende yürüdüğü etkinlikler oldu. O dönemlerde bu düzeyde tepki göstermeyen çevreler şimdi bu süreci sabote etme gayretine girdiler” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT