1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. (Haberimiz Saat 19.30'a Kadar Ambargoludur)
(Haberimiz Saat 19.30a Kadar Ambargoludur)

(Haberimiz Saat 19.30'a Kadar Ambargoludur)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörün sona erdirilmesiyle ilgili başlayan yeni sürecin, terörle mücadeleden taviz verilecek bir süreç olmayacağını söyleyerek, "Bizim, bu süreçte ilkelerimiz bellidir.

A+A-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörün sona erdirilmesiyle ilgili başlayan yeni sürecin, terörle mücadeleden taviz verilecek bir süreç olmayacağını söyleyerek, "Bizim, bu süreçte ilkelerimiz bellidir. Meşru dairede kalmak, anayasal ve yasal dairede kalmak, milletimizin değerlerine hürmet göstermek, bu süreçte de bizim sarsılmaz şiarımız olacaktır. Milletimiz bize güvendiği, bize inandığı sürece, inşallah, nifak ve fitne kaybedecek, kardeşlik mutlaka ama mutlaka galip gelecektir" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Millete Hizmet Yolunda" adıyla gerçekleştirdiği konuşmasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan'ın daha önce 'Ulusa Sesleniş' adıyla gerçekleştirdiği konuşması format değişikliğine giderek "Millete Hizmet Yolunda" ismini aldı. Ayrıca, Erdoğan bu konuşması, 2013 yılının ilk "Millete Hizmet Yolunda" konuşması özelliğini taşıyor.
2013 yılına son derece güzel ve taze bir başlangıç yapıldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Ekonomide üst üste gelen başarıların yanında, gerek yurt içinde, gerek yurt dışında pek çok önemli faaliyet gerçekleştirdik, pek çok önemli girişimde bulunduk" dedi. Eğitim ve sağlık alanında yapılan her hizmetin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini ifade eden Erdoğan, "Bu alandaki tesisleri, her şeyden daha çok önemsiyoruz. Aynı şekilde, halkımızın da sağlık alanındaki hizmetlerimizi çok önemsediğini, büyük takdirle karşıladığını biliyorum" diye konuştu. Sağlık alanıyla ilgili bilgilerde veren Başbakan Erdoğan, konuşmasında şu bilgilere yer verdi:
"Ülkemizde sağlık alanında çalışan insan gücü sayısı 2002 yılında 178 bin iken, bu rakamı bugün 462 bine yükselttik. Sadece kamudaki uzman hekim sayısını, 10 yılda 20 binden 33 bine, pratisyen hekim sayısını ise 24 bin 558'den 31 bin 136'ya çıkardık. Yine bu dönemde, 87 bin olan kamudaki ebe ve hemşire sayısını, 131 bine ulaştırdık. Aile Hekimliği gibi modern bir sistemi ülkemizde kurduk ve işler hale getirdik. Bugün Türkiye genelinde 20 bin 274 aile hekimi vatandaşlarımıza hizmet veriyor.
Kamu hastanelerini yeniden yapılandırdık ve güçlendirdik. Devlet hastanelerindeki nitelikli yatak sayısını 6 bin 839'dan 40 bin 716'ya, yoğun bakım servislerindeki yatak sayısını 665'den 3 bin 86'ya çıkartarak, hizmet kalitesini fevkalade artırdık. Hastanelerimizi, fiziki olarak yenilemenin yanında en modern cihazlarla donattık. Acil Sağlık Hizmetleri konusunda da çok önemli gelişmeler sağladık. 112 istasyonlarının sayısını 481'den 1.854'e, ambulans sayısını 617'den 2 bin 936'ya çıkardık. Türkiye, helikopter ve uçak ambulans hizmetleriyle ilk defa bizim dönemimizde tanıştı. Bugün 4'ü uçak, 19'u helikopter olmak üzere 23 hava ambulansıyla Türkiye'nin her yerinde bu hizmeti veriyoruz.
Şimdi gündemimizde Şehir Hastaneleri var. İlk etapta Kayseri, Ankara-Bilkent ve Ankara-Etlik Şehir hastanelerini 3 yıl içinde faaliyete geçiriyoruz. İstanbul-İkitelli Şehir Hastanesi'nin, ayrıca Elazığ Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi'nin hazırlıkları tamamlandı, en kısa sürede yapımına başlıyoruz. Bunları da 3 yıl içinde hizmete sunacağız. Bu şekilde tam 29 büyük şehirde şehir hastaneleri kurarken, Elazığ'da da bir bölge eğitim araştırma hastanesi kurmayı planlıyoruz. Hamdolsun, bu çabalarımızın, bu emeklerimizin karşılığını aldık, almaya devam ediyoruz. Bugün dünyanın pek çok yerinden uzmanlar geliyor, bizim sağlık sistemimizi inceliyor ve kendileri için model çıkartıyorlar. İnşallah önümüzdeki yıllarda, elbirliğiyle ülkemizi sağlık alanında daha ileri düzeylere taşıyacağız. Kamu kurumlarımızla, özel sektörümüzle, sivil toplum kuruluşlarımızla, üniversitelerimizle bu alanda çok daha büyük başarılara hep birlikte imza atacağız. Türkiye'yi, sadece bölgesinin ve Avrupa'nın değil, dünyanın en önemli sağlık merkezlerinden biri haline getireceğiz."

"EKMEĞİ, BEREKETİN SEMBOLÜ OLARAK GÖREN BİR ANLAYIŞA SAHİBİZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Ocak'ta başlatılan "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" ile ilgili de açıklamalarda bulundu. "Ekmek ile nimeti bir tutan, ekmeği alın terinin, paylaşmanın, bereketin sembolü olarak gören bir anlayışa sahibiz" diyen Başbakan Erdoğan, "Bakınız; Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yaptırdığı araştırmaya göre, Türkiye'de yılda 37 milyar adet ekmek üretiliyor. Tüketilen ekmek miktarı ise, yılda 35 milyar adet. Bu rakamlara göre, maalesef, günde 6 milyon adet, yılda 2 milyar adet ekmek, çöpe gidiyor. Parasal olarak ifade edildiğinde, yılda 1,5 milyar Liralık bir kaynak çöpe atılıyor" şeklinde konuştu.
Türkiye zenginleştikçe ekmek israfının da arttığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, "2011 yılında günde 5 milyon ekmek çöpe gidiyordu, 2012 yılında, sadece 1 yıl içinde, çöpe atılan ekmek miktarı 1 milyon artışla 6 milyon oldu. Bir tarafta yiyecek bir dilim ekmek bulamazken, diğer tarafta, tıka basa doyan, yediği önünde yemediği ardında duran, yemediğini çöpe atan bir kitlenin olması ne adaletle, ne kalkınmayla, ne de refahla bağdaştırılabilir" dedi. Herkesin bu kampanyaya destek vermesi çağrısında bulunan Erdoğan, "Ekmeği alırken, ekmeği bölerken, bir değil, birkaç defa düşünülmesini, o ekmeğe sahip olmayanların hatırlanmasını, ona göre davranılmasını özellikle rica ediyorum. Başlatılan kampanyanın bu hissiyatı çoğaltmasını, ekmek israfının önüne geçmesini yürekten temenni ediyorum" diye konuştu.

"AFRİKA KITASINA, BATILI ÜLKELERİN BAKTIĞI GİBİ ASLA BAKMIYORUZ"
Başbakan Erdoğan, son Afrika ziyareti ile ilgili olarak da açıklamalarda bulundu. Afrika'da açılan büyükelçilik sayıları ve aradaki ticaret hacmi hakkında bilgi veren Erdoğan, "Afrika ülkeleriyle 2003 yılında sadece 5 milyar Dolar olan ticaret hacmimiz, küresel ekonomik krize rağmen, 2011 yılı sonunda 17 milyar Doları aştı. 2015 yılı itibariyle Afrika ülkeleriyle olan ticaret hacmimizi 50 milyar Dolar seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.
"Türkiye olarak, Afrika kıtasına, Batılı ülkelerin baktığı gibi asla bakmıyoruz" diyen Başbakan Erdoğan, "Oradaki insanları köleleştirmek, oradaki insanları katletmek, oradaki ülkeleri, toplumları birbirine kırdırmak suretiyle Afrika'nın zenginliklerine, elmasına, altınına, petrolüne sahip olmak gibi bir tutum, bizim tarihimizde olmamıştır, olamaz da. Bizim anlayışımız, bizim kültürümüz insanları köleleştiren değil, insanı yaratılmışların en şereflisi gören, insanları özgürleştiren, eşitlikçi bir anlayıştır. Bizim anlayışımızda, bizim kültür ve medeniyetimizde beyazın siyaha, siyahın beyaza karşı bir üstünlüğü yoktur. Bizim anlayışımızda, bütün insanlar eşittir" diye konuştu.
2005 yılında Afrika Kıtasında TİKA tarafından gerçekleştirilen resmi kalkınma yardımlarının 3 milyon Dolar iken, bu oranın 2011 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 156 milyon Dolara ulaştığını kaydeden Erdoğan, "Biz şuna inanıyoruz: 21'inci yüzyıl, Afrika'nın şahlandığı, Afrika medeniyetinin tarih sahnesine geri döndüğü bir yüzyıl olacaktır. Ben, bu ay içinde gerçekleştirdiğimiz Afrika ziyaretimizin, Türkiye-Afrika ilişkilerine büyük faydalar sağlayacağına inanıyorum" dedi.

"GÖREVİ DEVREDEN 4 BAKANIMIZ DA SON DERECE BAŞARILIYDI"
Başbakan Erdoğan, geçen hafta kabinede gerçekleştirdiği revizyon ile ilgili olarak "Görevi devreden her 4 bakanımız da son derece başarılıydı" değerlendirmesinde bulundu. Yeni bakanlara başarılar dileyen Başbakan Erdoğan, "Bizim için hizmet, her zaman makamların önünde oldu. Makamların gelip geçici olduğuna, hizmet ve eserlerin kalıcı olduğuna, önemli olanın milletin kalbinde sarsılmaz bir yer edinmek olduğuna biz yürekten inandık. Bu bir bayrak yarışıdır. Biz, Hükümet olarak, nasıl ki görevi bizden öncekilerden devraldıysak, vakti zamanı geldiğinde, sizler takdir ettiğinizde, aynı şekilde görevlerimizi yeni gelenlere devredecek, ama sizin gönlünüzde yer edinmiş olmanın huzurunu da daima yüreğimizde taşıyacağız" şeklinde konuştu.

"BU SÜREÇ TAVİZ VERİLECEK BİR SÜRE ASLA DEĞİLDİR VE OLMAYACAKTIR"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör sorunun çözümüne ilişkin olarak kararlı adımların atılması için girişimlerini sürdürdüklerini kaydetti. Şiddetin hiçbir şekilde mazur ve meşru gösterilemeyeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, şiddetin; kendisini ve taleplerini haklı görenler için asla bir yöntem olamayacağının altını çizdi. "Nitekim ülkemizde şiddet, bugüne kadar hiç bir şekilde hedefine ulaşamamış, hiç bir sonuç elde edememiştir" diyen Başbakan Erdoğan, "Demokratik toplumlarda, meselelerin çözüm yeri dağlar değil, parlamentolardır, çözümün aracı da silahlar değil, siyasettir. Meşru bir zeminde üretilen siyaset, er ya da geç bütün meselelere bir çözüm yolu, bir çıkış yolu bulacaktır. Ülkemizde maalesef, bir takım bahaneler arkasına sığınanlar şiddeti yol olarak benimsemiş, bazı siyasi partiler de şiddetin gölgesinde siyaset üretme gayretine girmişlerdir" şeklinde konuştu.
Erdoğan, "Silahlar konuşurken, takdir edersiniz ki, çözüm üretmek zorlaşır" diyerek, 10 yıl boyunca vatandaşa hizmetin yanı sıra diğer yandan da bu şiddeti sonlandırmanın, susturmanın kararlı mücadelesini verdiklerini kaydetti. Bu süreçte hükümetin ilkelerinin belli olduğunu, asla ve asla bu süreçte taviz verilmeyeceğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan terör sorununun çözümüne ilişkin şunları söyledi:
"Bir yandan kardeşliği pekiştirirken, diğer yandan kardeşliğimize kasteden teröre karşı dik durduk, birlik içinde olduk, terörün önünde set olduk. Şu anda biz, terörün bir çözüm yolu olmadığını, Türkiye'nin meselelerini siyasetle, konuşarak, istişare ederek çözeceğini vurguluyor, akan kanı dindirmek, yaraları tedavi etmek için adımlar atıyoruz.
Bu süreç, terörle mücadelenin askıya alınacağı, ya da terörle mücadeleden taviz verilecek bir süreç asla değildir ve olmayacaktır. Topraklarımıza kastedenler, askerimize, polisimize, diğer güvenlik güçlerimize alçakça saldıranlar, köy korucularımıza saldıranlar, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da cevaplarını mutlaka alacaklardır. Ancak, tahribat kangrene dönüşmeden, kardeşler arasına husumet girmeden, nifak tohumları yeşermeden, bizim artık bu süreci sona erdirmemiz gerekiyor.
Büyük bir memnuniyetle müşahede ediyoruz ki, aziz milletimiz, terörün bitmesi, kardeşliğin bu topraklara en güçlü şekilde egemen olması için bize çok güçlü şekilde destek vermeye devam ediyor. Terörden beslenenlere, terörden kazanç ve rant sağlayanlara rağmen, bizler sizlerden aldığımız güçle, terörle mücadele etmeyi, kardeşliği yüceltmeyi sürdüreceğiz. Bizim, bu süreçte ilkelerimiz bellidir. Meşru dairede kalmak, anayasal ve yasal dairede kalmak, milletimizin değerlerine hürmet göstermek, bu süreçte de bizim sarsılmaz şiarımız olacaktır. Milletimiz bize güvendiği, bize inandığı sürece, inşallah, nifak ve fitne kaybedecek, kardeşlik mutlaka ama mutlaka galip gelecektir."
(AT-YHY-Y)

31.01.2013 15:30:29 TSI

HABERE YORUM KAT