1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Ferhat Sarıkaya: Başsavcı beni alnımdan öptü!

Ferhat Sarıkaya: Başsavcı beni alnımdan öptü!

Ferhat Sarıkaya: Başsavcı beni alnımdan öptü!
A+ A-

Van 100. Yıl Üniversitesi’ne yönelik operasyonun, cemaatin ilk operasyonu olduğu belirtildi.

Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanmasından sonra hazırladığı iddianamede Genelkurmay Başkanı olmaya hazırlanan Yaşar Büyükanıt'ı Gülen Cemaati'nden gelen talimat üzerine özellikle hedef aldığını, cemaatten yıllarca para kabul ettiğini açıklayan Ankara Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, 'FETÖ' soruşturması kapsamında verdiği ifadede Van 100. Yıl Üniversitesi’ne yönelik 2005’te düzenlediği operasyonu da anlattı. Sarıkaya, ifadesinde soruşturmayı kendisine veren Van Başsavcıvekili Muharrem Morgül'ün bu soruşturmayı Van KOM Müdürü Mustafa Uçkan ile birlikte yapabileceğini söylediğini belirtti. Sarıkaya, suçlamaları gururlarına yediremedikleri için cezaevinde kalp spazmı geçiren Rektör Yücel Aşkın ve intihar eden koğuş arkadaşı Genel Sekreter Enver Arpalı'nın da bulunduğu soruşturmayla ilgili olarak "Rektörün tutuklanması üzerine Başsavcı Kemal Kaçan dahil beni tebrik ettiler. Başsavcı hatta beni alnımdan öptü" ifadelerini kullandı. 

Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre, 21 Temmuz günü cemaat soruşturması savcısı Serdar Coşkun’a ifade veren Ferhat Sarıkaya, dönemin Van Başsavcıvekili Muharrem Morgül’ün bir gün kendisini odasına çağırdığını belirterek “Van 100. Yıl Rektörü hakkında bir ihbarda bulunduğunu, bunun soruşturulacağını, tıbbi cihaz alımı ihalesinde yolsuzluk yapıldığını, bu konuyu araştırmamı istedi. Van’da en kıdemsiz savcı ben olmama rağmen soruşturmayı bana verdi” dedi. 

Soruşturma ile ilgili adli işlemleri yürüttüğünü, üniversitede arama işlemi yaptırdığını söyleyen Sarıkaya, şunları kaydetti:

“Çeşitli tarihi eserlere ve dokümanlara el konuldu. Üniversite rektörü ve genel sekreteri Enver Arpalı bu soruşturmada tutuklandı.”

Morgül’ün Fethullah Gülen cemaatine üye olduğunu savunan Sarıkaya, “Çocuklarım onların okullarına giderdi. Rektörün tutuklanması üzerine Başsavcı Kemal Kaçan dahil beni tebrik ettiler. Başsavcı hatta beni alnımdan öptü. Bunlardan olmamasına rağmen böyle davrandı. Başsavcının savcılar üzerinde gerçekte bir hakimiyeti yoktu. Biz vekile bağlı olarak görev yapıyorduk” dedi.

Sarıkaya, ifadesinde Morgül’ün bu soruşturmayı Van KOM Müdürü Mustafa Uçkan ile birlikte yapabileceğini söylediğini belirterek, “Onun her türlü yardımı yapacağını söyledi. Uçkan da aynı yapıya mensup birisidir” ifadesini kullandı. Uçkan’la genelde geceleri buluşup operasyonla ilgili konuları konuştuklarını aktaran Sarıkaya, şunları kaydetti:

“Üniversite rektörü, birçok kişiye ilişkin fişleme yapmıştı. Eşi kapalı olanları, namaz kılanları, Nurcu olanları, Fethullahçı olanları ayrı ayrı yazmıştı. Çıkan belgeler içerisinde bunları gördük. Suç örgütünün bir faaliyeti olduğunu düşünerek genel sekreter ve yardımcıları üzerinden bunu gerçekleştirdiğini tespit ettim” dedi.

Hepsi beraat etti, Enver Arpalı intihar etti

Van 100. Yıl Üniversitesi’ne yönelik operasyon, cemaatin ilk operasyonuydu. Dönemin Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın talimatıyla yolsuzluk adı altında yapılan operasyonda, Rektör Yücel Aşkın, Genel Sekreter Enver Arpalı tutuklandı. 11 Temmuz 2005’te tutuklanan Enver Arpalı, hakkındaki suçlamaları onuruna yediremedi ve 13 Kasım 2005’te cezaevinde kendisini asarak intihar etti. Cezaevinde bunu duyan Yücel Aşkın da kalp krizi geçirdi. Savcı Sarıkaya ise geriye kalan 10 kişi hakkında dava açtı. Van’da yapılan yargılama sonucunda tüm sanıklar beraat etti.

"Ağabeyimin katili Ferhat Sarıkaya’dır"

Enver Arpalı’nın kardeşi mimar Dursun Arpalı, Sarıkaya’nın gerçek yüzünü ortaya çıkarması gerektiğini belirterek, “Bunun baktığı bütün davalar irdelenmeli. Bu şahıs, ağabeyimin katilidir” dedi. Ağabeyinin “yerim sabittir” demesine karşın bir türlü tahliye edilmediğini, adliyeye kelepçeli gelmek istemediği için intihar ettiğini belirten Dursun Arpalı, “Tahliye dilekçesinde, psikolojim tamamen bozuldu. Kalp ilaçları alıyorum, tansiyon hastasıyım. Sonunda beraat edeceğime inanıyorum. Tahliye edin beni dedi. Okumadan hayır dediler. Bu işin arkasını bırakmayacağız. 11 sene geçti. Halen içimizde yanan bir ateştir bu. Kolay iş değil” diye konuştu.

"Çiçek de bedel ödemeli"

Dönemin Adalet Bakanı Çiçek’i suçlayan Dursun Arpalı, “Zamanın Adalet Bakanı dahil tüm sorumlular bunun bedelini ödemeli. Var mı böyle bir şey? Biz adalet adalet dedik. Pensilvanya’nın talimatıyla yapılan bir adalet adalet mi olur? O zaman sesiniz çıkmadı. Olmayan bir adalete güvendik. Buradaki herkes suçludur” dedi.

"Çiçek ve Çelik de işin içindeydi"

Enver Arpalı’nın ailesinin avukatı Turgut Kazan, savcı Sarıkaya’nın ifadesini değerlendirdi. Bunların itiraf olmadığını, zaten Sarıkaya’nın ne olduğunun belli olduğunu söyleyen Kazan, “İfadesinde bu örgütsel ilişkisini sürdürüyor ve örgütün Pensilvanya’nın kendisi ile birlikte örgüt üyesi olarak görev yaptığı kişileri saklıyor. Sadece tutuklanmış bir kişinin adını veriyor. Oysa orada müthiş bir ekip vardı” dedi. 100. Yıl Üniversitesi soruşturmasının Fetullah Gülen suç örgütünün ilk eylemi olduğunu belirten Kazan, şunları anlattı: O eylemin hazırlayıcıları içerisinde AKP’nin ileri geleni sayılabilecek Hüseyin Çelik ve dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek de vardı. Adalet Bakanı olarak hazırladığı kararname taslağı ile Ferhat Sarıkaya’yı oraya atadılar. 100. Yıl Üniversitesi Saidi Nursi Üniversitesi olarak planlandı. Erdoğan Teziç başkanlığındaki YÖK, üniversitede Fethullahçı yapılanmayı dağıtmak içinYücel Aşkın ve bir ekibi oraya atadı. Hüseyin Çelik o yerel seçimde belediyeyi bize verin üniversiteyi halledeceğiz diye konuşmalar yaptı. Onlar da belediyeyi AKP’ye verdiler. Ve böylece düğmeye basıldı.

"Çamaşır ipi verdiler"

Genel Sekreter Enver Arpalı’nın muhafazakar biri olduğuna dikkati çeken Turgut Kazan, kendisine atılan iftira karşısında ezildi ve cezaevinde kendisiyle görüşmeye gelen imama “İntihar Müslümanlıkta günah mıdır” diye sorduğunu anlattı. Hatta Arpalı’ya cezaevinde iki tane çamaşır ipi verildiğini söyleyen Kazan, Arpalı’nın bununla kendisini astığını kaydetti.

"Zavallı bir adam"

Ferhat Sarıkaya’nın 'zavallı bir adam' olduğunu söyleyen Kazan, şöyle devam etti:
"Bu iddianame falan yazamaz. İki cümleyi yan yana getiremez. Cemil Çiçek’e Meclis Başkanı’yken sordum. Siz o iddianamelerin nerede yazıldığını biliyor musunuz diye. Bilmez olur muyum dedi, hepsi Ankara’da yazılıyor, flaş bellekle gidiyor dedi. Bütün bunların hepsi AKP cemaat ortaklığı içinde yapıldı."

"Baktıkları davalar şaibeli"

Ankara Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın cemaatin istediği üzerine emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı Şemdinli olaylarının içine kattığını itiraf etmesi, gözleri diğer davalara çevirdi. Sarıkaya’nın ifadesi başta Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk, KCK, Şike gibi onlarca davanın, cemaatin yönlendirmesiyle açıldığına dair iddialara sebep oldu.

Gözler cemaatin etkin olduğu dönemdeki davalarda

Balyoz davası: 365 sanıklı Balyoz davası ile cemaat TSK içindeki bir grup askeri tasfiye etti. Cemaat, hükümete darbe yapılacağı savıyla AKP iktidarını da yanına alarak, operasyon üzerine operasyon gerçekleştirdi. Bu soruşturmada yapılan aramalar, gazeteci Mehmet Baransu’nun bavul içinde sunduğu belgelerin güvenirliliğinin hep tartışmalı olduğu ileri sürüldü. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı verdikten sonra yeniden yapılan yargılamada bu belgelerin sahte olduğu belirtildi. Tüm sanıklar beraat etti.

Ergenekon davası: Faili meçhul cinayetlerle hesaplaşılacağı tezi üzerinden yola çıkılan soruşturma süreci, cemaatçi hâkim, savcı ve polisler tarafından sürek avına döndürüldü. Birbiriyle alakasız birçok olay ve kişi, aynı torbaya atılarak 275 sanıklı, 22 iddianameli dev bir davaya dönüştürüldü. Yıllarca süren dava sonunda dönemin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ceza yağdırdı. Ancak AYM’nin verdiği hak ihlali kararıyla birlikte tüm sanıklar tahliye edildi. Yargıtay da hem usül hem de esas yönden davayı bozdu. Soruşturmada görev alan savcı Zekeriya Öz, şu anda kaçak durumda.

Askeri casusluk davası: 49’u muvazzaf asker 357 sanıklı İzmir Askeri Casusluk davası ile birçok insanın özel hayatının deşifre edildiği belirtiliyor. İzmir’de yapılan yargılama sırasında heyet değişti. Alınan yeni bilirkişi raporunda, dijital delillerin hiçbir delil değeri olmadığına hükmedildi ve tüm sanıklar beraat etti. Bu dava ile Donanma Komutanı Veysel Kösele’nin de önünün kesilmek istendiği iddia edildi.

Şike davası: 3 Temmuz süreci ile özellikle futbol takımlarına ve Fenerbahçe’ye yönelik operasyonda Aziz Yıldırım tutuklandı. Ancak Fenerbahçeli taraftarların Yıldırım’ın arkasında durmasıyla da buna karşılık başlatılan hukuki mücadele kazanıldı.

KCK davaları: Diyarbakır, İstanbul olmak üzere birçok kentte KCK adı altında gözaltına yapıldı. Operasyonlarda Kürt siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, sendikacılar, öğretmenler olmak üzere her meslekten kişi tutuklandı. Çözüm sürecine paralel bu davalarda ancak tahliyeler oldu. KCK İstanbul ana davası iddianamesini hazırlayan savcı Adnan Çimen, KCK Diyarbakır ana davasının ilk hakimlerinden olan ve daha sonra Yargıtay üyeliğine atanan hakim Menderes Yılmaz ile bu davada görev alan Bekir Soytürk, İsmail Gözükara, Ömer Yıldırım, İsmail Aksoy, Engin Ataksöz, Levent Kaya, Adem Özcan, İbrahim Baytekin ve Durdu Kabak, KCK avukatlar davasında soruşturmayı yürüten İsmail Tandoğan, 46 Kürt gazetecinin yargılandığı KCK basın davasında soruşturmayı yürüten Bilal Bayraktar ve yargılamanın yapıldığı Özel Yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi üye hâkimleri Alparslan Uz, Kazım Kahyaoğlu ve duruşma savcısı İsmail Işık darbe soruşturmasının ardından görevden alındı ya da tutuklandı.

Diğer davalar: Cemaatin etkin olduğu yargı döneminde, yalnızca bu davalar değil birçok davada ağır cezalar çıktı. Ancak bu davalarda verilen cezalar kaldırılmadı. Örneğin Atabeyler davasında Pilot Yüzbaşı Murat Eren, halen hapiste. Kaynak: T24

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT