1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Erdoğan: 25 Mart'ta Ne Çıkacaksa Çıksın

Erdoğan: 25 Mart'ta Ne Çıkacaksa Çıksın

Erdoğan: 25 Mart'ta Ne Çıkacaksa Çıksın
A+ A-

Başbakan Erdoğan, tarih yazdığı Yenikapı mitinginde meydan okuyarak, "25 Mart'ta ne çıkaracaksanız çıkarın, ezilip gideceksiniz." dedi.

Ak Parti'nin "Yeniden Milli İrade Mitingi" başlıklı İstanbul mitinginin düzenlendiği Yenikapı Meydanı tamamen doldu. Miting alanında yapılan anonsla katılımcı sayısının 1.5 milyon olduğu duyuruldu. Başbakan Erdoğan ise konuşmasının sonunda alanda 2 milyon kişinin olduğunu söyledi.

galeri.PNG

"25 MART'TA NE ÇIKARACAKSANIZ ÇIKARIN"

Konuşmasında 25 Mart'ta çıkacağı iddia edilen ses kayıtlarıyla ilgili konuşan Erdoğan, adeta meydan okuyarak, "Şimdi 25 Mart'ta şu çıkacak falan diyorlar. Ne çıkarıyorsanız çıkarın, hangi iftirayı atarsanız atın bu tehditleri, bu şantajların, bu alçaklığınızın altında ezilip gideceksiniz." dedi.

ERDOĞAN, MİLYONLARA SESLENDİ

Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, miting alanında milyonlara seslendi.

SÖZLERİNE NECİP FAZIL'IN ŞİİRİ İLE BAŞLADI

Erdoğan, konuşmasına, Necip Fazıl Kısakürek'in, "Şarkımız Bizim" şiirinden, "Kırılır da bir gün bütün dişliler/Döner şanlı şanlı çarkımız bizim/Gökten bir el yaşlı gözleri siler/Şenlenir evimiz barkımız bizim. Yokuşlar kaybolur çıkarız düze/Kavuşuruz sonu gelmez gündüze/Sapan taşlarının yanında füze/Başka alemlerle farkımız bizim. Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman/Görürler nasılmış, neymiş kahraman/Yer ve gök su vermem dediği zaman/Her tarlayı sular arkımız bizim. Gideriz nur yolu izde gideriz/Taş bağırda, sular dizde gideriz/Bir gün akşam olur, biz de gideriz/Kalır dudaklarda şarkımız bizim" dizelerini okuyarak başladı.

"İstanbul, canım İstanbul, aşkım, sevdam, davam, kavgam, ey İstanbul, seni yürekten selamlıyorum ey aziz İstanbul, ey kutlu Peygamberin buyruğuna nail olmuş yüce şehir, ey Mekke'nin kardeşi, Medine'nin kardeşi, Şam'ın, Kudüs'ün, Diyarbakır'ın kardeşi İstanbul, seni kalpten selamlıyorum" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ey aziz İstanbul; Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Bahçelievler, Başakşehir, Bayrampaşa sizleri selamlıyorum. Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt sizleri selamlıyorum. Eyüp, seni muhabbetle selamlıyorum, toprağını şereflendiren Ebu Eyyub el- Ensari'ye buradan dua ve selam gönderiyorum. Fatih, seni gönülden selamlıyor, toprağını şereflendiren Fatih Sultan Mehmet'e buradan rahmet niyaz ediyorum. Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik sizleri de selamlıyorum. Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu sizleri de özellikle selamlıyorum."

"İSTANBUL, TÜRKİYE'NİN ÖZETİDİR"

Erdoğan, İstanbul'a, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirlerinden selam getirdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"İstanbul, sana Sivas'ın, Yozgat'ın selamını getirdim. Sana Batman'ın, Muş'un, Bingöl'ün, Siirt'in selamını getirdim. Sana Antalya'nın, İzmir, Aydın, Edirne, Tekirdağ'ın selamını getirdim. Sana Artvin'in, Rize'nin, Erzurum'un dün Hatay'daki, Ankara'daki kardeşlerimin, az önce Kocaeli'deydim kardeşlerimizin selamlarını getirdim. İstanbul, Türkiye’nin özetidir. İstanbul adeta 81 vilayetimizin bayrağının dalgalandığı bir şehirdir. İstanbul'un tüm kardeş şehirlerini selamlıyorum. Buradan İslamabad seni selamlıyorum. Kabil, Bakü, Lefkoşa seni selamlıyorum. Musul, Kerkük, Erbil, Bağdat, Basra seni selamlıyorum. Kahire, İskenderiye, Beyrut, Şam, Halep seni selamlıyorum. Üsküp, İskeçe, Gümülcine, Prizren, Belgrad, Saraybosna, Mostar sizleri selamlıyorum."

"BUGÜN TÜM DÜNYA İSTANBUL'U İZLİYOR"

Erdoğan, Gazze, Ramallah, Kudüs, Mekke ve Medine'yi de selamladığını kaydederek, şöyle devam etti:

"Bütün kardeş ülkeleri, bütün kardeşimiz, dostumuz şehirleri buradan selamlıyorum. Kardeşlerim, bugün Türkiye bizi izliyor, İstanbul'u izliyor. Bugün tüm dünya İstanbul'u izliyor. Şundan emin olun sevgili kardeşlerim; bugün dünyanın tüm mazlumları, tüm mağdurları, yolda kalmışları, garipleri, öksüzleri, yetimleri sizi izliyor. Kahire'de oyları çalınmış kardeşlerim, sizi İstanbul'u izliyor. Şam'da kurşunların, bombaların altında yaşayan, açlıkla, sefaletle imtihan edilen, belki de yavrusunun başında ağıtlar yakan ciğeri parçalanmış anneler sizi izliyor. Bağdat'ta barışa susayan gönüller İstanbul'u izliyor. Karabağ'da toprakları çiğnenen Azeri kardeşlerim sizleri izliyor." 

"KILIÇDAROĞLU BAK, BU MONTAJI NASIL YAPTIK"

Saraybosna'nın bugün İstanbul'u izlediğini dile getiren Erdoğan, "Mogadişu bugün İstanbul'u izliyor. Varsın birileri 'montaj' desin, Kılıçdaroğlu bak, bu montajı nasıl yaptık? Güzel mi? Beğendin mi? Bir montaj da sen yap böyle. Varsın birileri 'montaj' desin, 'taşıma' desin, bu muhteşem coşkuyu küçümsesin ama bilesin ki İstanbul, Gazze'nin yetimleri, Ramallah'ın öksüzleri bugün seni izliyor. Şu anda Kabe'nin etrafında tavafta olanlar size dualar ediyor. Diyorlar ki; '30'unun akşamında müjde bekliyoruz, İstanbul'dan müjde bekliyoruz, Türkiye'den müjde bekliyoruz'. Onun için 30 Mart bir başka güzel, bir başka önemli."

"İZLENİYORSUN İstanbul AMA PENSİLVANYA'NIN İZLEDİĞİ GİBİ DEĞİL"

Erdoğan konuşmasında, Medine'de Hazreti Nebi'nin mübarek kabri başında gözü yaşlı müminlerin İstanbul'u izlediğini belirterek, "Telefon... Sürekli soruyorlar İstanbul nasıl? Şimdi gelirken, aynı şeye muhatap olduk, İstanbul nasıl, katılım nasıl, bunu soruyorlar. İstanbul her an sen dildesin, her an kulaktasın, her an gözlerdesin" ifadelerini kullandı.

"İzleniyorsun İstanbul ama Pensilvanya'nın izlediği gibi değil, onlar mahremleri izliyor, onlar ahlaki olmayan şeyleri izliyor ama burası güzellikleri izliyor, ama burası ülkemin aydınlık yarınlarını izliyor" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mahsun, boynu bükük Kudüs bugün sizi izliyor. İstanbul sen Türkiye'nin umudusun İstanbul. Sen İslam coğrafyasının, Balkanlar'ın, Avrupa'nın, dünyanın umudusun İstanbul. Sen tarihin yükünü bir emanet gibi sırtında taşıyorsun. İstanbul sen Açe'deki Müslümanın, Somali'deki yoksulun, Afrika'daki mazlumun umudunu sırtında taşıyorsun. İstanbul sen heybende, kınında rahmet taşıyorsun, aşk taşıyorsun, sen Fatih'in emanetisin, sen aziz bir şehirsin, Rabbim senin izzetini artırsın İstanbul, Rabbim seni korusun." 

"MİNARELERİ EZANSIZ BIRAKMA ALLAH'IM"

Başbakan Erdoğan, konuşmasını, Arif Nihat Asya'nın, "Dua" şiirinden, "Biz kısık sesleriz minareleri sen ezansız, ezansız bırakma Allah'ım. Ya çağır şurada bal yapanlarını, ya kovansız bırakma Allah'ım. Mahyasızdır minareler göğü de kehkeşansız bırakma Allah'ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım. Bize güç ver, cihad meydanını pehlivansız bırakma Allah'ım. Kahraman bekleyen yığınlarını kahramansız bırakma Allah'ım. Bilelim hasma karşı koymasını bizi cansız bırakma Allah'ım, yarının yollarında yılları da ramazansız bırakma Allah'ım. Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü ya çobansız bırakma Allah'ım. Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız ve vatansız bırakma Allah'ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu Müslümansız bırakma Allah'ım. Amin, sonsuz kere amin, amin desin hep birden yiğitler, Allahu ekber gökten şehitler. Amin, amin Allahu ekber" dizelerini okuyarak sürdürdü.

"İstanbul BUGÜN ÇOK BAŞKASIN"

"İstanbul bugün çok başkasın, İstanbul bugün bir kez daha tarih yazıyorsun" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugün bir kez daha oyunları, tuzakları bozuyorsun İstanbul. Bugün bir kez daha dostun kalbine umut ve sürur, düşmanın kalbine korku salıyorsun İstanbul. Allah senden razı olsun, Rabbim kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı, muhabbetimizi daim eylesin. 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz için, İstanbul için hayırlara vesile olsun. Kardeşlerim, Sivas'tan yola çıktık, bugün Kocaeli'ye 46. şehrimize uğradık, şu anda 47. şehir İstanbul...

"2 SAAT İÇERİSİNDE SİLİVRİ PATLADI"

Daha önce İstanbul'un 3 ilçesinde, Suruç'ta, en son Silivri'de kardeşlerimizle buluştuk. Silivri bir muhteşemdi o akşam. Ve enteresan Edirne'ye uğradım, Tekirdağ bizim programımızda Silivri yoktu. Dediler ki, 'Ne olur işte geçerken bir de Silivri'ye uğrayalım'. 'Peki' dedik, 2 saat içerisinde Silivri patladı. Maşallah 20 bin kişi Silivri'de toplandı, iki saatte... Aman Yarabbim ne coşku, ne muhabbet. Buradan tekrar ben Silivri'nin o akşamki bizi ağırlamasına selamlar, sevgiler yolluyorum."

Erdoğan, Silivri'de çok emekleri olduğunu ve Kadir Topbaş'ın oraya çok emek verdiğini bildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

"İnşallah Silivrili kardeşlerimiz de şimdi bu seçimde sandıkta gereken cevabı verecekler. Avcılar öyle, Büyükçekmece öyle, anında gittik maşallah büyük bir muhabbet var. Çatalca'ya sözümüz var Çatalca'ya uğrayamadım. Ondan dolayı mahcubum ama seçim sonrası inşallah Çatalca'ya da tebriğe gideceğiz. Ak Parti olarak bu bizim girdiğimiz 8. seçim. Evet Küçükçekmece anlıyorum seni, eyvallah, Küçükçekmece'de verilen emekler zayi olmayacaktır diye inanıyorum ve çok daha güçlü bir şekilde inşallah Küçükçekmece'den yine çıkacağız. İnanın meydanlar böyle manzaraya daha önce şahit olmadı. Şehirlerimiz böyle bir coşkuya, heyecana şahit olmadı. Şu İstanbul'un hissiyatı neyse, inanın diğer 80 vilayetin hissiyatı o. Şu İstanbul'un kalbindeki neyse, fikrindeki neyse, dilindeki neyse, dua neyse, inanın bütün dost ve kardeş şehirlerin halkları da işte o şekilde."

"MİLLET OYNANAN OYUNU GÖRÜYOR"

Erdoğan, "Millet oynanan oyunu görüyor, millet o engin ferasetiyle, o sınırsız basiretiyle, o tertemiz kalbiyle, Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunu, Türkiye'ye kurulan tuzağı görüyor" diye konuştu. 

İstanbul'a 1994'te büyükşehir belediye başkan adayı olduğunda kimsenin kazanacağına ihtimal vermediğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kimden aldık belediyeyi CHP'den... Yolsuzlukların belediyesi CHP... Kılıçdaroğlu sen bu işleri anlamazsın. Seni zaten SSK'dan tanıyoruz. SSK'daki yolsuzluklarınla tanıyoruz, Rahşan affıyla kurtardın, işi yırttın. SSK hastanelerinde çektiğimiz çileleri biz biliriz. Az önce Kocaeli'nde yaşlı bir amca illa 'sahneye, sahneye, sahneye' dedi. 'Ya getirin' dedim. Geldi yaşlı amca, ne dedi biliyor musunuz? 'İki kere beni hastanede rehin tuttular' dedi. Belki de şu anda bu topluluğun içerisinde SSK hastanelerinde nice rehin tutulanlar oldu. Öyle mi? Ah kardeşlerim, geldiğimde ilk verdiğim talimat neydi biliyor musunuz? Şuydu; 'bundan böyle hastanelerin kapısından kimseyi döndürmeyeceksiniz, asla rehin tutmak gibi bir şey duymayacağım'. Duyduğum zaman başhekimlere kesin ikazımdı, kesinlikle ilişkilerini keseriz. Böyle bir şey var mı artık. İstediğimiz hastaneye gidiyor muyuz? İstediğimiz eczaneden ilacımızı alıyor muyuz? Men sabera zafera... Sabrettiniz, zafere ulaştık."

"SİZİNLE MUHABBETE DALARSAK İŞ UZAR"

Erdoğan, partisince Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen İstanbul mitinginde, konuşmasının uzun olduğunu dile getirerek, alandan kendisiyle iletişim kurmak isteyen vatandaşlara "Şimdi sizinle muhabbete dalarsak iş uzar" ifadesini kullandı.

Seçimi kazandıktan sonra "İstanbul'un seçkinleri"nin, "kaymak takımı"nın böyle bir sonuç beklemediğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"CHP DEMEK KİRLİLİK DEMEK, YOLSUZLUK DEMEK"

"İstanbul susuzdu, çöp dağları vardı, hava kirliliği vardı. Çünkü CHP demek kirlilik demektir, yolsuzluk demektir, çöp demektir, susuzluk demektir. Ben, buradan şimdi sesleniyorum: Ey İstanbul, o zaman Ümraniye'nin belediyesi de CHP'liydi. Hatırlıyor musunuz? Ümraniye çöplüğünde vahşi depolama vardı. O çöplük patladı. 39 kişiye maalesef orası mezar oldu. Gençler bunu bilmeyebilir, Gezici'ler bunu bilmeyebilir. Ah ah! Çevreci ha ne çevrecisi ya? Ne çevrecisi? 39 kişi orada maalesef öldü. CHP'li belediye vardı, CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardı. Maalesef o çöplük 39 vatandaşımıza mezar oldu. Bunun hesabını soran oldu mu? Nerede o medya? Yandaş medya nerede? Sordular mı bunun hesabını? Sormazlar. İşlerine gelmez. Niye? Paslaşıyorlardı, dayanışma içindeydiler. Onları, onlar getirdiler. Onlar getirdiği için de onların aleyhinde konuşamazlardı. Ama tarih hesap soruyor şimdi. Diyor ki: Ey CHP, 39 tane vatandaşımızın hesabını ver. Kılıçdaroğlu, sen bunların hesabını ver. Ama bunlarda o yüz yok."

"BUNUN ELİNE 3 TANE KOYUN VERİN KAYBEDİP GELİR"

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu dönemi hatırlatarak, şunları anlattı:

"Ben de merak ettim nerede oturuyor diye. Dediler ki, Kağıthane'de. Gazeteciler de sormuş kendisine, 'Nerede oturuyorsunuz?' diye. 'Kağıttepe'de oturuyorum' demiş. Seçim günü geldi, seçim gününde de oyunu kullanamadı. Ya bunun eline 3 tane koyun verin kaybedip gelir. İnanın bundan bir şey olmaz. Pozlar veriyordu, pozlar. Klasör, yolsuzluk klasörü... Tabii böyle şeylerin olacağını da zannetmiyordu o zaman. Baykal, genel başkan. O da yanında klasörün önünde poz veriyor. Klasörün sırtında ne yazıyor 'Yolsuzluk'. Kimin klasörü? Şu anda İstanbul'da büyükşehir belediye başkan adayı olarak gösterdikleri zatın. Ne yaptılar onu? Partiden ihraç ettiler. Hırsız ya, yolsuzluklar içerisinde ya... İhraç ettiler. O ihraç ettikleri kişiyi şimdi getirdiler İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı yaptılar. Peki bu nasıl iş? Ben söylemiyorum, klasörü sen hazırlattın, sen hazırladın, şimdi de kalkıyorsun o adamı İstanbul'a, ihraç ettiğiniz halde, büyükşehir belediye başkan adayı yapıyorsun. Niye? Malzeme yok ellerinde malzeme. Kimi koysunlar? Oraya getirip de aday yapacakları insan yok. Bu durumdalar. Bunlar felç olmuş felç. Ne yapacaklarının farkında değiller. Ama biz gümbür gümbür geldik, gene gümbür gümbür geliyoruz. Rabbimizin izniyle gene geleceğiz. Niye? Biz, İstanbul'a, ülkemize, milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik; yine hizmetkar olarak yolumuza devam edeceğiz. Zira biz bu milletimizin dertlisiyiz, biz bu milletimize aşığız."

"30 MART'TA EN ÖNEMLİ DERSİ PENSİLVANYA'YA VERECEĞİZ"

Erdoğan, İstanbul'daki seçkinler, elitlerin, kendisinin başkan seçileceğine inanmadığını ve her şeyin kontrol altında tutulduğunu, milletin aklını çeldiğini zannettiğini belirterek, "Milletim onlara sandıkta ağır bir ders verdi. Ama şimdi ne diyorum biliyor musunuz? 30 Mart'ta sadece onlara değil, hani bu telefonları dinleyenler var ya, Pensilvanya var ya, en önemli dersi ona vereceğiz, en önemli dersi. Bunların dershanelerine gidenler varsa yavrularımızı lütfen oralardan alın, alın" dedi.

"YA SEN HOCA MISIN SENARİST MİSİN?"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın hafta sonlarında takviye kurslarını ücretsiz vereceğini bildiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yıllarca bunlar bizi sömürdüler ya, sülük gibi sömürdüler. Ama sülük faziletli, sülük zararlı kanı emer. Bunlar bizim helalimizi yediler ya. 'Sadaka' dediler yediler, 'zekat' dediler yediler, 'kurbanlık koyun' dediler yediler, 'adak' dediler yediler. Benim sevgili Peygamberimi, kendi televizyonunda miraçtan indiriyor kamyonete bindiriyor. Bu senaryoları da o onaylıyor biliyor musunuz? Senaryolar onun onayından geçiyor. Ya sen hoca mısın senarist misin? Nesin? Merhum Savaş Ay soruyor; 'Hiç oy kullandınız mı?'. 'Bir kere kullandım' diyor. 'Peki bundan sonra?' 'Hazreti Cebrail parti kursa, ona bile oy vermem' diyor. Ya bizde meleklere iman var. Sen bu lafı nasıl kullanırsın. Hazreti Cebrail'in işi gücü yok da parti mi kuracak ya? Onun yapacağı iş belli zaten. Ama sen bu lafı nasıl söylersin? Bizde bir laf var, 'Teşbih hata kabul etmez' diye. Bu ne demektir biliyor musunuz? Benzetmeyi yaparken doğru yapacaksın. Yanlış benzetme asla olmaz. Bunun yaptığı benzetme rezalet, rezalet.

"İYİ NİYETİMİZİN KURBANI OLDUK"

İyi niyetimizin kurbanı olduk. Başörtülü kızlarımızın, üniversiteye giderken başlarını açmaları noktasında fetva veriyor beyefendi. Niye? Çünkü 28 Şubatçı generaller onu istediler. Ya sen nasıl hocasın be? Ama 28 Şubat öncesinde öyle demiyor, o zaman başka. Akşam başka, sabah başka. 5 ay önce başka, 5 ay sonra başka. 5 ay önce duadan bahsediyor, 5 ay sonra aynı cümlelerle beddualardan bahsediyor. Müslüman, Müslümana beddua eder mi ya? Bırak, insana bile... Çünkü biz bir rahmet peygamberinin varisleriyiz. Asla... Biz gazapla emredilmedik, rahmetle emredildik."

Erdoğan, imam hatiplerin, meslek liselerinin orta kısımlarını kapatanların, üniversiteye başörtülü kızların girişini engelleyenlerin, katsayı engelini koyanların belli olduğunu belirtti. Alandakilere, "Ne oldu kalktı mı? Artık rahatlıkla yavrularımız  4+4+4 ile imam hatiplerin derslerine giriyor mu? Engel var mı? Katsayısı da kalktı mı? İstediği üniversiteye gidiyor mu? Bitmedi. Devlet dairelerinde de çalışabiliyor mu?" sorularını yöneltti. Erdoğan, alandakilerden "Evet" yanıtını aldı.

"EY PENSİLVANYA, DAHA NE İSTİYORDUN!"

Başbakan Erdoğan, "Ey Pensilvanya daha ne istiyordun? Üniversite dedin, sana üniversite verdik. 17 tane üniversiteye sana müsaade verdik. Ne istiyordun ya? Dünyanın değişik yerlerindeki okullarını ziyaret etmemizi istediğinizde, oralara gidip ziyaret ediyor, oralardaki devlet, hükümet başkanlarına biz refere oluyorduk ya. Ne istiyordun sen bizden? Unutmayın, kişi sevdikleriyle beraber haşrolunacaktır. Pensilvanya sen Bahçeli'yle, sen Kılıçdaroğlu'yla haşrolunacaksın. Ama biz de işte biz de bu meydandakilerle haşrolunacağız. Biz vatan, millet, bayrak yolundayız, samimiyetle bunu devam ettiriyoruz" diye konuştu.

İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı olduğu 4,5 yıl, hep aynen bugün söylenenlerin, söylendiğini dile getiren Erdoğan, "En sonunda ne oldu? Siirt'te Ziya Gökalp'e ait şiiri okudum, bu şiirden dolayı tuttular, 'Haydi Pınarhisar' dediler. Tabii ne gelir ki elden? 'Kader bu emir' dedik; Çünkü 'kaderin üstünde bir kader var' dedik. Bizim elimiz silahlı değil ki. Biz hizmetkardık, İstanbul'a bunca hizmetler yaptık. Nereden çıktı bu iş? Dediler ki 'Sen, böyle böyle böyle dedin, devletin nizamını bozmaya yönelik konuşma yaptın.' 'Nedir?' dedim. Önüme bu şiiri çıkardılar" diyerek, alandakilerle "Minareler süngü, kubbeler miğfer/ camiler kışlamız, müminler asker" dizelerini okudu.

"TOPLARIYLA, TANKLARIYLA GELSELER DAHİ..."

Erdoğan, "Toplarıyla, tanklarıyla gelseler dahi imanın bu geçilmez kalesi aşılamaz" dediklerini aktararak, "Bundan rahatsız oldular. Ne oldu? Girdik. O zaman şu andaki yandaş medya var ya, ne yazdı biliyor musunuz? 'Muhtar bile olamaz' dediler. Muhtar bile olamaz dedikleri kişi 11 yıldır aralıksız Türkiye'de başbakan oldu. Çünkü bu milletin iradesini çalamazsınız. Biz önce halkın sonra hakkın iradesine boyun eğdik" dedi.

"MİLLİ İRADENİN DE ÇALINMASINA KARŞI DİMDİK DURUYORUZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, faşizan, baskıcı 27 Mayısçı blok ile mücadelelerini sürdürdüklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin yapısını demokrasi dışı yollarda dizayn etmek isteyenlere karşı fırsat yok. Meydanlarda kin, nefret, öfke ayrımcılık diliyle... Ama bizim kitabımızda o dil yok, kin yok, nefret yok. Gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında milleti ve millet iradesini tahkir eden bir dille konuşuyorlar. Benim meselem, milletimin hak meselesidir, benim meselem milletimin hukuk meselesidir. Biz, hukuku çiğnemek isteyenlere karşı dik duruyoruz. Biz, yargı darbesi yapmak isteyenlere karşı dik duruyoruz. Milletin malının çalınmasına karşı 12 yıl dik durduk, milli iradenin de çalınmasına karşı dimdik duruyoruz."

"ARAMIZDAKİ FARK BU"

Göreve geldiklerinde milli gelirin 230 milyar dolar olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

"Yolsuzlukların olduğu bir iktidarda 230 milyar dolardan 820 milyar dolara çıkabilir misiniz? Şu anda milli gelirimiz 820 milyar dolar. 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yaptılar. Biz 12 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Aramızdaki fark bu. Bitmedi. Bunlar, CHP'nin yavrusu DSP, yanında MHP... Bahçeli de konuşuyor hey Allahım Yarabbim. 16-17 yıldır bu partinin başında. Hiçbir şey olmaz. Fakat benim MHP'ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Ah benim güzel kardeşlerim... Siyaset birinci parti olmak için yapılır. Ey CHP'ye gönül veren kardeşlerim... Ya siyaset birinci parti olmak için yapılır. Hep böyle arkadan mı geleceksiniz? Hep birinci parti olamayarak da böyle arkadan nal mı toplayacaksınız? Yahu hale bak...

"KILIÇDAROĞLU, BAHÇELİ OLDUKÇA BİZ DAHA ÇOK İKTİDAR OLURUZ"

Çıkıyor Bursa'da bir televizyonda konuşuyor Kılıçdaroğlu. 'Eğer yüzde 40'ın altında oy alırsam, ben de istifa edeceğim, arkadaşlarım da istifa edecek' diyor. Yüzde 26 oy aldı. Ne oldu? Yine bırakamadı, bırakamadı. Bahçeli, zaten oraya hiç yanaşmıyor. O şimdi kendine göre bir hesap uydurmuş, 'Yüzde 51 alamazsan çekil' diyor. Ya biz yerel seçim yapıyoruz. Kaldı ki yüzde 51, iktidar olmanın şartı değil, birinci parti iktidar olmanın şartıdır. Sen önce bunu öğren ya. Daha siyaseti öğrenemedin ya. Bunu öğrenmen lazım. Ama Allah'a hamdediyorum Kılıçdaroğlu gibi, Bahçeli gibi, diğerleri gibi muhalefet oldukça Ak Parti bu ülkede daha çok iktidar olur."

"BİZ NE YAPTIK, ÖDEDİK SIFIRLADIK, ŞU AN BORÇ VAR MI?"

Erdoğan, MHP'nin, iktidarı, IMF'ye 23,5 milyar dolar borçla devrettiğini belirterek, "Biz ne yaptık. Ödedik, sıfırladık. Şu anda borç var mı? Yok. IMF bizden borç istiyor. 5 milyar dolar. 'Tamam' dedik, veririz. Veren el, alan elden üstündür" ifadelerini kullandı. 

"Bunlar 'Milliyetçiyiz' diyorlar ya, bunlar kafatası milliyetçisi. Bunlar öyle vatanını sevmek, milletini sevmek, burayı güçlendirmek, böyle bir şey bunlarda yok. Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Merkez Bankası'nın kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar" diyen Erdoğan, Merkez Bankası'nın kasasında şu anda 128 milyar dolar olduğunu söyledi.

"EVELALLAH DİMDİK AYAKTAYIZ"

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ah ah... Faiz lobisi çalışıyor, mafya çalışıyor yine çökertemiyorlar. Evelallah dimdik ayaktayız. Allah'ın izniyle, milletimin dualarıyla biz dimdik ayaktayız. İnşallah daha iyi olacak. Bunlar Türkiye'yi farklı zannettiler. Onun için de yanlış yollara başvurdular. Bununla da kalmadık. Benim çiftçi kardeşime, memur, esnaf kardeşime çileler çektirdiler. Çiftçiye, Ziraat Bankası yüzde kaç faizle kredi veriyordu biliyor musunuz? 59. Biz yüzde 5. Esnafa yüzde kaç faizli kredi veriyorlardı biliyor musunuz? Halk Bankası yüzde 47. Biz yüzde 4-5... Aradaki fark benim esnafımın cebinde kalıyor, çiftçimin cebinde kalıyor. Bitmedi. İşçiyi, memuru sömürdüler. 'Zorunlu Tasarruf' adı altında, yıllarca para kestiler. Ne kadar biliyor musunuz? 13,4 katrilyon... Başbakan oldum, önüme getirip bunu koydular. 'İşçiye, memura bu kadar borç var' dediler. 'Bir devlet, işçisine, memuruna borçlu olamaz' dedim. Hemen bunu ödeyeceğiz. Süratle 13,5 katrilyonu ödedik. Bununla da kalmadı,  'Konut Edindirme Yardımı' dediler. Bununla ilgili yine para kestiler. 3,5 katrilyon... Onu da biz ödedik. Ne oldu? 17 katrilyon... Ya MHP, ey CHP, ey DYP eskiden tabii, ta oralardan başlıyor, hepsi inim inim inlettiler, işçiyi de memuru da... Biz aksine... Bizim farkımız bu. Eğitime bakıyorsunuz farkımız bu. Sağlıkta farkımız bu. Adalette, emniyette farkımız bu. Bu ülkede ayrıcalık artık yok. Batı'da ne varsa, Doğu'da da o olacak. Kuzey'de ne varsa, Güney'de de o olacak. Yani, etnik milliyetçiliğe hayır. Bölgesel milliyetçiliğe hayır. Dinsel milliyetçiliğe hayır. Dolayısıyla ben Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Romanı, Boşnağı, Arnavutu, aklınıza ne gelirse, ülkemdeki 77 milyonu, beni yaradan Allah yarattığı için seviyorum. Onun için ne diyoruz? Tek millet..."

"İSTER HIRİSTİYAN, ATEİST, MUSEVİ OLSUN, HERKESE HİZMET GÖTÜRECEĞİZ"

Başbakan Erdoğan, BDP'nin siyasi Kürtçülük yaptığını söyleyerek, "MHP'ye bakıyorsun, siyasi Türkçülük yapıyor. CHP'ye bakıyorsunuz, 'Ben kumsalların partisiyim' diyor. Biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Farkımız bu. Kim derdi Allah aşkına Şırnak'a havaalanı yapılacak. Kim derdi Ağrı'ya, Kars'a, Iğdır'a havaalanı yapılacak. Oralar bizim vatanımız. Hepsini de yaptık mı? Yaptık. Şimdi Hakkari'yi yapıyoruz. Maalesef bu bölücü terör örgütü, bunlar müteahhit firmaları sürekli tehdit ediyor. İstedikleri kadar tehdit etsinler, orayı da yapacağız. Çünkü orada benim insanım yaşıyor. Onu da yapacağız" diye konuştu. 

Dinsel milliyetçilik de yapmadıklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Niye? Çünkü ülkemde kahir ekseriyeti Müslüman da olsa Müslüman olmayanlara da bizim hizmetimiz var. O bizim görevimiz. İster Hristiyan olsun, ister Musevi olsun, ister ateist olsun ayrımcılık yok. Herkese aynı hizmeti götürmeye mecburuz. Bu ayrımı yapamayız. Yani bir başbakan olarak, bir hükümet olarak bizim görev alanımız içerisinde bunların hepsi var. Asla bizim iktidarımız bir ayrımcılığın iktidarı olmayacaktır. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Bu anlayışla bizler bu mücadeleyi sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz.

Parası olanın, gücü olanın, makamı, mevkisi olanın iktidar sürdüğü bir ülke olmayacak Türkiye. Bunu böyle bilmenizi istiyorum. Elinde gazetesi, televizyonu olanın, çetelerin, mafyanın, cuntanın hakimiyeti artık Türkiye'de sona ermiştir.

Biz, milletin kararına rağmen Türkiye'yi sürekli olarak farklı bir şekilde ele almaya çalışanlara gereken dersi sandıkta veriyoruz. Sandıkta vermeye de devam edeceğiz. 'Söz de karar da milletindir' dedik, yola böyle çıktık. Bunların milletle, demokrasiyle sorunu var. O yüzden sandığa ve millete sürekli itiraz ediyorlar.

"DEMOKRASİ SANDIKTAN İBARET DEĞİLMİŞ, SEVSİNLER SİZİ"

Epey bir zamandır bir şarkı tutturdular, ne diyorlar? 'Demokrasi sandıktan ibaret değildir'. Sevsinler sizi. Nereden ibaret? Sizin saltanatınızdan öyle mi? Paranızdan, pulunuzdan öyle mi? Doğru... Bunlar öyle alıştılar. Dünyadaki ağababaları da bunlara böyle çanak tuttu. Ama böyle değil. Biz sandıksız bir demokrasiyi asla kabul etmedik ve etmiyoruz. Sandığı küçümseyerek varılacak yer demokrasi olmaz. Sandığı küçümsemek, bu milleti küçümsemektir. Bu CHP, millete 'göbeğini kaşıyan adam' demedi mi? Bu CHP millete, 'bidon kafalı' demedi mi? Bunlar böyle ya... Bunlar bir elit kesimin sürekli desteğiyle bu ülkede iktidar oldular. Ya darbeyle geldiler, ya bu tür yollarla geldiler. Bu ülkede sandığa laf etmenin, sandığa rıza göstermemenin tek bir anlamı var; o da darbedir."

"3. KÖPRÜ 2.5 MİLYAR DOLARA MAL OLACAK"

Erdoğan, konuşmasında, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün 2,5 milyar dolara mal olacağını belirterek, köprünün 4 gidiş, 4 geliş ve ortasında da tren yolu olacağını anlattı. 

"Cebimizden bir kuruş çıkmıyor, tamamen yüklenici firma alacak. 7,5 sene çalıştıracak, ondan sonra devlete köprüyü teslim edecek" diyen Erdoğan, şöyle konuştu: 

"Bir kuruş para yok. Bunların olduğu bir ülkede sen bu iktidarı nasıl yolsuzlukla suçlarsın. Şimdi üçüncü havalimanını yapıyoruz, maliyeti ne 46 milyar dolar. Cebimizden bir kuruş çıkmıyor. 20 yıl çalıştıracaklar, 20 yıl sonra devlete teslim edecekler. 46 milyar dolar... Sen bu iktidara nasıl yolsuzlukla yüklenirsin? Adam utanır, sıkılır. Hayatında bunlar üç koyun gütmedi ki. 'Durmak yok yola devam' dedik, devam edeceğiz. 'Kanal İstanbul' dedik. Adam Kanal İstanbul'dan rahatsız, her türlü imkanlarıyla bunların kendi STK'ları var. Onlarla gelirler, gösteriler yaparlar, bilmem ne yaparlar...  Biraz kendinize gelin, şu ülkede bir dikili ağacınız yok. Sadece yakarsınız, yıkarsınız başka bir işiniz yok. Ondan sonra da tencere tava, hep aynı hava. Bunların yaptığı bu. Adı da ne? 'Demokrasi, özgürlük!' Tencere tava ile demokrasi olur mu? Özgürlük olur mu ya? Onunla ancak huzursuzluk olur. Bu zihniyette olanlar da sokaklarda, yollarda çirkin hareketler yapmakta. 12 yıl boyunca hırsızların, art niyetlilerin, farklı hesaplar içinde olanların bu davaya sızmaması için hep hassasiyet içinde olduk. 12 yıl boyunca yetimin, öksüzün hakkına el uzatılmamasının bu noktada teminine çalıştık." 

galeri.PNG

"SİZLERİ HAYALKIRIKLIĞINA UĞRATMADIK, UĞRATMAYACAĞIZ"

1994'te görevi devralırken neredelerse bugün de orada olduklarını vurgulayan Erdoğan, "O gün nasıl bir hassasiyet içindeysek, bugün de aynı hassasiyet içerisindeyiz. Biz burada olduğumuz sürece, görev, yetki, emanet biz de olduğu sürece, yetimin hakkına el uzattırmayız. El uzatanın, o elini de kusura bakmasın... Sizleri hayal kırıklığına uğratmadık, uğratmayacağız. Son nefesimize kadar, bu can bu tende oldukça biz size hizmetkarız. Sizin emanetinizi kutsal bilmeye, devam edeceğiz. Namusumuz, şerefimiz gibi korumaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. 

"MİLLİ GÜVENLİĞİMİZE AĞIR BİR SALDIRI DÜZENLEDİLER"

Başbakan Erdoğan, birçok olaylar bahane edilerek yapılan ağır saldırıları vatandaşlarla birlikte atlattıklarını ifade etti. 

17 Aralık'ın da aynı şekilde olduğuna işaret eden Erdoğan, "Yolsuzluk ve rüşvet iftirası altında, bizden ziyade Türkiye'ye, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne, milli güvenliğimize ağır bir saldırı düzenlediler, planlı" değerlendirmesinde bulundu. 

Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Bu saldırılarda en küçük bir mertlik yok. Bu saldırılarda dürüstlük yok, bu saldırılarda ahlakın kırıntısı yok. Önlerine ne gelirse ahlaksızca, hayasızca, namertçe, alçakça, haince ona saldırıyorlar. Kutsal değerlere saldırıyorlar, milletin iradesine saldırıyorlar, kardeşliğimize, çözüm sürecine saldırıyorlar, birliğimize saldırıyorlar. Ekonomiye, emeğe, sofradaki ekmeğe saldırıyorlar. Evlerinde, yurtlarında, Pensilvanya gece seansları yapıyor, beddua seansları yapıyor. Bu beddua seanslarında, bana beddua ediyorlar. Varsınlar, etsinler hiç önemli değil. Kötü söz sahibinindir. Bitmedi. Geçenlerde baktım bir şey daha düşmüş. Ne diyor, 'O uzun bize çok hainlik etti' diyor. Şu hale bak. Ya sen biçim hoca efendisin ya?

Eğer dürüstsen, 99'da bu ülkeden niye kaçıp gittin? 15 yıldır kaçaksın, uydurma bir pasaportla kaçtın, gittin. İlkokul mezunu ve öbür taraftan da maalesef hak etmediği bir pasaportla kaçış...

"NEDEN ERZURUM'DA İNZİVAYA ÇEKİLMEDİN"

Şimdi soruyorum. Diyorlar ki 'inzivaya çekiliyor.' İnzivaya mı çekildin? Erzurum ne güne duruyor, niye orada çekilmedin? İstanbul'da niye çekilmedin, Ankara'da niye çekilmedin, Konya'da niye çekilmedin? Olmadı Mekke'de, Medine'de niye çekilmedin? Pensilvanya'da ne işin var ya? Çok oyunlar kuruldu ama bu oyunu siz bozacaksınız. 30 Mart bunun için çok önemli. İstedikleri ahlaksızlığı yapsınlar, istedikleri alçaklığı yapsınlar, artık bu oyun bozuluyor. Biz dik durduk, dik duruyoruz, dik duracağız. Biz bu ahlaksızlıklara, edebimizle, edepli ahlaklı duruşumuzla gereken cevabı vereceğiz." 

TWITTER'IN KAPATILMASI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Twitter'a tedbir amaçlı erişim engeline değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Twitter, yargının aldığı kararlar nedeniyle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından erişime kapatıldı. Yargının aldığı kararlar nedir? Bir vatandaşımız, bir hanım kardeşimizle ilgili Twitter'da son derece alçakça twetler atılıyor. Son derece alçakça, son derece hayasızca ve edepsizce twetler atılıyor. Onun dışında, sahte hesaplar üzerinden bazı şahısların kişilik haklarına çok yoğun saldırılar oluyor. Yani özel hayatın korunması diye bir olay var. Bunlarda böyle bir şey yok. Bu şahıslar, mahkemeye başvuruyor. Bu hakaretlerin, bu rencide edici, aile düzenini sarsıcı içeriklerin kaldırılmasını istiyor. Mahkeme bunların kaldırılması hakkında hüküm veriyor. Bu hükmü, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na bildiriyor. TİB ne yapıyor? Twitter'a diyor ki; 'Bak böyle mahkeme kararları var, şikayet var, bundan mağdur olan insanlar var, bu içeriği kaldır' diyor.

"MEDYA, BUNU İYİ DİNLE"

Medya, bunu iyi dinle. Günlerdir köşelerinizde, televizyonlarda yalan, yanlış yorumlar yapıyorsunuz.

"KONU BANA GELDİ 'NE GEREKİYORSA YAPIN' DEDİM"

Ama Twitter bunu umursamıyor ve olay bana geliyor. Ben de diyorum ki kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. 'Ne gerekiyorsa bunu yapın' diyorum. Bir defa bütün dünyanın bilmesini istiyorum. Twitter, ABD anayasasına, yasalarına uyuyor. İngiltere'nin kurallarına uyuyor, Almanya'nın, Rusya'nın, Çin'in, Hindistan'ın diğer birçok devletin kurallarına uyuyor, bu ülkelerle iş birliği yapıyor. Ama mesele Ukrayna olunca, Mısır olunca, Türkiye olunca, diğer devletler olunca Twitter çıkıyor, özgürlükten bahsediyor.

"BİZ 3. DÜNYA ÜLKESİ DEĞİLİZ"

Belli ülkelerde Twitter iş birliği yapıyor, kanunlara uyuyor. Ama belli ülkelere gelince kanunları çiğniyor. Hiç kusura bakmasın, biz üçüncü dünya ülkesi değiliz. Twitter da Facebook da Youtube da Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'na, yasalarına saygı göstermek zorundadır. Amerika'da, İngiltere'de, Rusya'da, Çin'de nasıl özgürlük bahanesinin arkasına sığınıp mahkeme kararlarını uyguluyorsa, Türkiye'de de uygulamak zorundadır."

Atatürk'e çok ağır hakaretler edildiğini anlatan Erdoğan, "Buna özgürlük mü diyeceğiz? Kutsal değerlerimize, milli değerlerimize çok ağır hakaretler ediliyor, buna özgürlük mü diyeceğiz? Aile hayatına, kişilik hayatına çok ağır saldırılar var, buna özgürlük deyip geçecek miyiz? Çocuklar istismar ediliyor, ırkçılık yapılıyor, çok ağır suçlar işleniyor, buna özgürlük deyip geçecek miyiz?" değerlendirmesinde bulundu. 

"OBAMA'NIN KONUŞMALARI YAYINLANSA 'ÖZGÜRLÜK' MÜ DİYECEKLER"

Başbakan Erdoğan, "Twitter, Facebook, Youtube, anlaştığı ülkelerde buna neden 'özgürlük' demiyor. ABD başkanının gizli telefon görüşmeleri yayınlansa, bu Twitter, bu Facebook, bu Youtube buna 'özgürlük' diyecek mi? Diyemez, hatta demiyor. Türkiye'ye gelince mi özgürlük akıllarına geliyor? Ukrayna, Mısır söz konusu olunca mı akıllarına özgürlük geliyor?

"BURASI MUZ CUMHURİYETİ DEĞİL"

Biz Türkiye Cumhuriyeti üzerinde asla ameliyat yaptırmayız. Twitter gelir, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararlarına uyacağını söyler, biz de mahkeme kararları doğrultusunda gerekeni yaparız. Bizim kanunlarımıza uymayacaksa o zaman da gereğini yaparız. Burası muz cumhuriyeti değil Türkiye Cumhuriyeti'dir" şeklinde konuştu."

YASA DIŞI DİNLEMELER

Yasa dışı dinlemelerle mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Ya bunlar cumhurbaşkanını dinliyor, cumhurbaşkanımızın kanaati farklı olabilir. Beni dinleyecek, genelkurmay başkanımı dinleyecek, bakanları dinleyecek, bırakın tüm insanları dinleyecek. Yasal, mahkeme kararı, beni dinleyemezsin. Yok böyle bir şey. Bunlar ahlaksız, bunlar sahtekar. Ben artık evimde bile rahat rahat konuşamıyorsam, bir başbakan olarak telefonla konuşamıyorsam, ailemle konuşamıyorsam kimse kalkıp da bu montaj, bu uydurma, bu dublaj şeylere itibar etmek suretiyle bu ülkede başbakanını yargılayamaz. 

"BAŞTA DOĞAN GRUBU, CİNER GRUBU BİZE YAPILAN HAKSIZLIKLARI SAVUNUYOR"

Böyle bir hakları olmadığı halde bunlar bizi dinliyorlar. Ya şu medya, açık söylüyorum, başta Doğan Grubu olmak üzere, Ciner Grubu olmak üzere, buna benzerler, isimlerini diğerlerinin vermeyeceğim, utanmadan, sıkılmadan kalkıp şu anda bu olaylarda bize karşı yapılan bu haksızlıkları hala savunur durumdalar. Bu ülkenin başbakanına bu hakaretler yapılırken, afedersiniz bu ahlaki olmayan saldırılar yapılırken, siz nasıl oluyor da bunları savunuyorsunuz. Söyleyeyim çünkü Pensilvanya'nın onlarla ilgili kasetleri de var. Şantaj var onlarla ilgili şantaj. 'Yeri geldiğinde onu da açıklarız' diyorlar. Geçenlerde bir tane açıklandı. Diğeriyle ilgili de açıklandı. Şimdi korkuyorlar acaba daha ne var, daha nereden ne açıklanacak. Çünkü batmışlar, bataklığa batmışlar ondan çekiniyorlar. Kendi devletine güvenmiyor ama kalkıyor onlara, ona güveniyor, Biz de kusura bakmasınlar gereken neyse onu yaparız. Öyle tweet, mivit filan falan anlamam ben bu işlerden anlamam." 

"FACEBOOK AHLAKSIZLIKLARINDAN VAZGEÇERSE..."

Twitter dürüst davranacaksa her türlü desteği vereceklerini belirten Erdoğan, "Youtube dürüst davranacaksa her türlü desteği veririz. Facebook, ahlaksızlıklarından vazgeçerse destek alır ama aileleri bozacaksa, aileleri ifsad edecekse karşısında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni bulur.

"25 MART'TA NE ÇIKARIRSANIZ ÇIKARIN"

Ah kardeşlerim ah, bunlarda neler var neler. Şimdi ne diyorlar? '25 Mart'ta şu çıkacak, 30 Mart'ta şu çıkacak'. 29 Mart olur, 30 olmaz tabi. Ne çıkarırsanız çıkarın. Hangi montajı, hangi dublajı çıkarırsanız çıkarın. Hangi yalanı söylerseniz söyleyin, hangi iftirayı atarsanız atın, bu tehditlerin, bu şantajların, bu montajların, bu alçaklığınızın ve ahlaksızlığınızın altında ezilip gideceksiniz" diye konuştu.

Erdoğan, birilerinin daha şimdiden 30 Mart akşamı hangi yalanları söyleyeceklerini, hangi bahanelerin arkasına sığınacaklarını konuştuklarını kaydetti.

Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"ÇAMUR ATMANIN PROVASINI YAPIYORLAR"

"Çünkü neticeyi görüyorlar. 'Acaba' diyorlar, 'böyle başarısız bir netice için ne söyleyeceğiz?' Şimdi onu düşünüyorlar ve prova içindeler. Çamur atmanın provasını yapıyorlar. Kardeşlerim, senaryolar yazıyorlar, tabi büyük senaristleri var. Büyük senaristleri var Pensilvanya'da. Bunlar kendilerini ne zannediyor ya. Bize iftira, çamur atınca milletin bunlara oy vereceğini mi zannediyorlar? Kardeşlerim, bu oyunu 30 Mart akşamı bozuyoruz. Bunların ablaları varmış. Size geldiler mi? Ne yaptınız? Gönderdiniz. Bir de şunu söyleseydiniz. 'Partinizi kurun da öyle gelin' deseydiniz. Dediniz, güzel. Bizim ablalarımız da burada. Ablalar 6 gün var. Ama çok çalışacağız. Kapı kapı dolaşacağız. Durmak yok, ona göre.

"30 MART AKŞAMI GÜLEN BİZ OLACAĞIZ"

İnşallah 30 Mart akşamı gülen biz olacağız. Abiler size de geldiler mi? Bunların abileri varmış. Ne dediniz? 'Partinizi kurun da gelin' dediniz mi?  Abiler 6 gün, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Durmak yok ve sandıklara da sahip çıkacağız. Kuş uçurtmayacağız kuş, ona göre."

"İSTANBULLU İSTANBUL'U SİZE TESLİM ETMEZ"

Şu ana kadar atılan adımlarla milletin yapılan ahlaksızlığı gördüğünü dile getiren Erdoğan, "Milletim bunların edep dışı adımlarını gördü. Milletim, bunların hiçbir kural, hiçbir sınır tanımadan nasıl azgınlaştığını gördü. Milletim bunlara Türkiye'yi emanet etmez. Zaten Kılıçdaroğlu kayış attı. Niye kayış attı biliyor musunuz? Ya, bu seçimi genel seçime dönüştürdü. Zannediyor ki genel seçim. Bizim açımızdan genel seçim doğru. Ama Kılıçdaroğlu, senin açından genel seçim olamaz. Çünkü genel seçim 2015'te. Şimdi sen bu seçimde ne yapacaksın ona bak. İstanbullu, İstanbul'u zaten size teslim etmez. İstanbul, edebi, ahlakı olmayan siyasete prim vermez. İstanbul bunların defterini dürecek. İstanbul bunlara çok güzel bir ders verecek. İstanbul şehirlerin annesi olduğunu, bir dünya şehri olduğunu, bir mübarek şehir olduğunu bunlara gösterecek" diye konuştu.

"ŞEHİTLERİMİZ PENSİLVANYA'NIN UMRUNDA MI?"

Erdoğan, aylardır Pensilvanya'nın ve onun yandaşı medyanın var güçleriyle çözüm sürecini baltalamaya çalıştığını söyleyerek, "Terör örgütüne gidiyorlar. 'Neden çatışmıyorsunuz, neden silahı yeniden elinize almıyorsunuz?' diye telkinde bulunanlar var. Böyle alçaklar var. Bu alçakları bile tespit ettik. Oslo'da süreci bozmaya çalıştılar. MİT Müsteşarımı tutuklayıp süreci bozmak istediler. Alçakça manşetler atarak, yazılar yazarak, komplolar tertip ederek süreci bozma mücadelesi veriyorlar. Benim Anadolu'daki, Trakya'daki kardeşimin gözünden bile sakındığı 20 yaşındaki evladı o dağlarda şehit olmuş, bunların umurunda mı? Yozgat'taki kardeşimin, Samsun'daki, Kastamonu'daki, Erzurum'daki, İstanbul'daki kardeşimin ocağına ateş düşmüş bunların umurunda mı? Değil. Annelerin yüreği yanmış, babaların ciğeri dağlanmış, bu Pensilvanya'nın umurunda mı?" şeklinde konuştu.

"Mavi Marmara vuruluyor, Pensilvanya'nın gözünde yaş yok. Tam aksine o başkalarının yanında yer alıyor" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İSTANBUL'DA KOMADA ÖLEN ÇOCUK..."

"Çocuklar öksüz kalmış, yuvalar bozulmuş, eşler dul kalmış, o Aydın Doğan'ın, bu Pensilvanya'nın, onların medyasının umurunda mı? Ne İstanbul'da komada ölen çocuk, ne de sokakta vurulan gencecik Burak yavrumuz bunların asla umurunda değil. Bunlar nebbaş, nebbaş. Bunlar mezarlık soyguncusu. Bunların gözyaşları, timsah gözyaşları. İnanın o iki gence de zerre kadar üzülmediler. Eğer üzülselerdi, gencecik ölmüş bir çocuktan reklam malzemesi, istismar malzemesi, reyting malzemesi çıkarmazlardı. DHKP-C'nin bir elemanı olarak onu kullanmazlardı. Eğer bunların kalbinde gerçekten merhamet olsaydı, ölmüş bir çocuk üzerinden siyaset yapacak muhalefet bunlarda olmazdı. Kanlı manşetler atacak kadar alçalmazlardı. Yalan söylüyorlar yalan. İstanbul bunları çok iyi tanıdı ve tanıyor. Türkiye bunları çok iyi tanıdı, tanıyor. 30 Mart işte bu vampirlerin, bu faiz, kan ve çatışma lobilerinin yenileceği, milletin bir kez daha zafer kazanacağı tarih olacak."

"İSTANBUL'DA 2 ADAY VAR"

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da 2 aday olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

"Biri Ak Parti'nin adayı. Çok enteresan bu. Biri Pensilvanya'nın diğerleriyle ortaklaşa çıkardığı aday. Şimdi bakın, bu İstanbul'daki aday, elinden geldiğince dindar görünmeye çalışıyor. Yapabildiği kadar din istismarı da yapıyor. Ama eline, yüzüne de bulaştırıyor.

galeri.PNG

"RÖPORTAJI YAPAN BU CHP ADAYIYLA DALGASINI GEÇİYOR"

Bir gazeteye röportaj vermiş. Hangi gazete biliyor musunuz? Çok enteresan, hani şu Pensilvanya'nın yayın organı olan gazete varya. Kardeşlerim röportajı yapan bu CHP adayıyla dalgasını geçiyor. Tabii şimdiki ortamda değil. Biraz geçmişte. Şimdi sizlere ben o röportajdan bazı bölümleri aktaracağım. Çok enteresan. Röportajı yapan soruyor; 'Milletvekiliyken iki sözünüzden biri Allah değildi' diyor. Cevap veriyor, 'Hac ziyaretine katıldım' diyor, CHP'nin istanbul adayı. Röportajı yapan diyor ki; 'O ziyarette her şeyi yaptınız ama tam Arafat'ta, Vakfe'ye varacağınız zaman ortadan kayboldunuz' diyor. Bu CHP'li aday cevap veriyor 'Hiç öyle bir şey yoktu.' Röportajcı ısrar ediyor 'evet kayboldunuz, Arafat'tan kaçtınız' diyor. Olayı biliyor çünkü. CHP'nin bu İstanbul adayı çarkediyor. Kabul ediyor 'Evet hacı olmak istemedim' diyor. Röportaj devam ediyor. Bu İstanbul adayı şunu söylüyor: 'Hacı olduğunuz zaman, yapmamanız gereken metruk olan olaylar var' diyor. Anladınız mı ne demek istediğimi? 'Metruk' gazeteci düzeltiyor, 'metruk değil, mekruh' diyor. Gazeteci gülüyor. Pensilvanya'nın yandaşı bir başka gafını hatırlatıyor, 'Bir kelime kullanmıştınız diyor.' İstanbul adayı cevap veriyor 'Ne mahrem diyecektim, na mehram dedim' diyor. Gazeteci düzeltiyor 'namahrem.' CHP'li aday diyor ki; 'Kelimeye takılıyorsun. Alime tarif gerekmez diyor.' 'Alime tarif gerekmez.' Gazeteci yine düzeltiyor, 'Alim'e tarif değil, Arif'e tarif gerekmez olacaktı' diyor.

"PENSİLVANYA BUNA SAĞILACAK İNEK GÖZÜYLE BAKIYOR"

Bir dakika içinde ayaküstü 10 yanlış. Kendisini ne diye tanıtıyor biliyor musunuz? 'Ben siyasetin mor ineğiyim' diyor. Zaten eminim ki Pensilvanya da buna sağılacak inek olarak bakıyor. Tam komedi, karikatür. Anadolu'da bu tiplere ne derler bilir misiniz? 'Düğün evinin tefçisi, ölü evinin yasçısı' derler. Bu da böyle. nabza göre şerbet. Bir de önüne gelene yumruk sallıyor. Boksör olacakmış, yanlışlıkla siyasete atılmış. Kendisini siyaset arenasında değil, ringde görüyor. Sonu belli siyasi nakavt." 

"BİZİM KARŞIMIZDA 3 SEÇİM KAYBETTİ"

CHP'de genel başkan olmak için seçim kaybedilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'da seçim kaybettiğini ve CHP'in başına geldiğini aktardı. 

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim karşımızda 3 seçim kaybetti. Yeri sağlamlaştı, şimdi dördüncüsü geliyor. İstanbul'daki adayları da seçimi kaybedince, göreceksiniz, herhalde bunu da Kılıçdaroğlu'nun yerine getirirler. 'Sen iyi kaybediyorsun, gel CHP'yi sen yönet' diyecekler. Bunlara şunu hatırlatmak lazım; bunlarda kaybedince hesap vermek yok. Bunlarda sözünde durmak yok. Bakınız ben size çok açık, net söylüyorum. Evet, dürüstseler, medya burada, hem şahitsiniz, kaçıp gitmişler ya yok burada... Nasıl olsa canlı yayındayız, onlar vermesin, önemli değil. Bakınız, diyorum ki 'siyaset niye yapılır?' Birinci adam olmak, iktidar olmak için yapılır. Batıda siyasette kaybeden çekilir, gider ama bunlarda böle bir şey yok. Biz bu seçimde birinci parti olmazsak genel başkanlıktan çekiliyorum. Ancak diyorum ki; milletimin hizmetindeyim, bunda bir değişiklik yok. Ey Kılıçdaroğlu, sen birinci parti olamazsan çekilmeye var mısın? '46' dedi olmadı, 26 çıktı çekilmedi. Şimdi tekrar hatırlatıyorum; ey Bahçeli, 15-17 senedir o partinin başındasın, yine mi üçüncü parti olacaksın? Birinci parti olmazsan çekilmeye var mısın? Çekilemez çünkü bunların böyle bir iddiası yok. Böyle bir derdi de yok." 

Yoğun bir şekilde bu süreci devam ettireceklerini vurgulayan Erdoğan, Allah'ın izniyle de neticeye varacaklarını dile getirdi. 

Alandakilerin "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde tezahüratta bulunması üzerine Erdoğan, "Biz sizinle gurur duyuyoruz" diye karşılık verdi. 

"BUGÜN BURASI 2 MİLYONU GÖRDÜ"

İzmir-İstanbul otoyolunu başlattıklarını, bunun yoğun bir şekilde devam ettiğini hatırlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Geçenlerde Körfez'de, Dilovası'nda orada artık keson kuyularının da temel atma törenini yaptık. Bununla birlikte, inşallah süratle bu köprüyü de bitirmiş olacağız. Üçüncü Boğaz Köprüsü, yani Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 2015 sonunda bitiyor. Denizin altından iki tüp geçit, 2015 sonunda bitiyor. Bunlar İstanbulumuz'a farklı zenginlikler getirmiş olacak. 53 bin seyirci kapasiteli TT Arena'yı biz kazandırdık. Bunu bitirdik, şu anda Galatasaray maçlarını orada oynamaya devam ediyor. İnşallah İstanbulumuz bu adımlarla beraber uluslararası arenada çok daha farklı bir konuma, çok daha farklı bir yere geliyor. Diyorum ki İstanbulumuz'da, bu yeni süreçte, yine belediyecilikte bizimle beraber bu yolda yürüyen, daha önce gerek Beyoğlu, ondan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız olan Kadir Topbaş Bey ile İstanbul'da devam ediyoruz.

Yeni dev projelerle, İstanbulumuz'un dünyada saygın şehir olarak devamını sağlayacağız. Şu alan (Yenikapı Meydanı) daha önce yoktu. Bakın bu alan... İstanbul'un bu tür meydanı olmaz mı ya? İşte bu alan bugüne hamdolsun yetişti. Şu alan 700 bin metrekare. Maltepe'de yine denize dolguyla, ne kadar biliyor musunuz? 1 milyon 200 bin metrekare inşallah bir dahaki dev mitingimizi Maltepe'de yapalım. Çünkü burası bugün 2 milyonu gördü. İnşallah Maltepe'de bir dahakini yaparız, orada da inşallah artık 3 milyonu görürüz." 

Başbakan Erdoğan, 30 Mart'ın hayırlı olmasını dileyerek, "Geleceğimiz aydınlık olsun" dedi.

2 MİLYON KİŞİYE DOMBRA SÜRPRİZİ

Mitingin sonunda Başbakan Erdoğan, Dombra'nın mimarı Arslanbek Sultanbekov'u sahneye çağırarak büyük bir sürpriz yaptı. 

DEV MİTİNGDE COŞKU 2'YE KATLANDI

Başbakan Erdoğan'ın davetiyle sahneye gelen Sultanbekov, Erdoğan'la birlikte el ele milyonları selamladı. Dev mitingde coşku bir anda ikiye katladı.

Arslanbek Sultanbekov'un devasa kalabalık karşısında heyecanı gözlerden kaçmadı.

TÖREN ALANINDAN NOTLAR:

Ak Parti'nin İstanbul mitingini düzenlediği, denize dolgu yapılarak inşa edilen Yenikapı Meydanı, tamamen doldu. 

Kentin çeşitli noktalarından miting alanına gelen vatandaşlardan bazıları, yoğunluk nedeniyle miting alanına yürüyerek ulaştı. Miting alanını erken saatlerden itibaren doldurmaya başlayan vatandaşlar, çalınan şarkılara, okunan şiirlere coşkuyla eşlik etti. 

Ellerinde Türk bayrakları ile Ak Parti flamaları bulunan vatandaşlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan lehine tezahürat yaptı. 

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı miting alanının İDO Feribot İskelesi tarafında, 100 metrekarelik platform hazırlandı. Platformun iki yanında, Başbakan Erdoğan'ın "Daima millet, daima hizmet" ve "Yeni Türkiye yolunda bi'daha İstanbul" yazılarının bulunduğu fotoğrafları yer aldı. 

Platformun yanına, vinçlerle Türk bayrağı, Atatürk ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dev posterleri ile Ak Parti flaması asıldı. 

Alanın dört bir yanına da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile partinin ilçe belediye başkan adaylarının büyük boy fotoğrafları yerleştirildi. 

Çeşitli noktalarına görüntü ve ses sistemleri kurulan alana, mescit ve mobil tuvaletler de konuldu. Meydanın açığında bekleyen tekneler de parti flamaları olduğu görüldü. 

Mitingde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Ak Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, ilçe belediye başkan adayları ve parti yetkilileri, katılımcıları selamladı. 

Ak Parti'nin seçim kampanyası şarkısını hazırlayan sanatçı Uğur Işılak, "Dombra" şarkısını seslendirdi. 

IŞILAK: BİR SEVDA ADAMIYLA KOL KOLA GİRDİM

Mitinge katılanlara da seslenen Işılak, şöyle konuştu:

"Bana dediler ki; 'Uğur, Başbakan'a eser yapmakla şiir yazmakla sanatçı adını lekeledin.' Ben de dedim ki 'Ben bir parti adamına eser yapmadım, bir siyaset adamına eser yapmadım, hatta bir başbakana eser yapmadım. Ben bir dava adamına, bir sevda adamına eser yaptım.' 'Olsun sen yine de ismini kirlettin' dediler.  'Ben ismimi kirlettiğimi hiç düşünmüyorum. Sebebine gelince bir sanatçının adı, unvanı nasıl kirlenir biliyor musunuz? Taksim Meydanı'nda, Okmeydanı'nda polise taş atarsa kirlenir. Ben polise taş atmadım hamdolsun. İtfaiye arabasını devirmedim. Esnafın camına taşlayanları desteklemedim. Ben bir dava adamını destekledim. Bir sevda adamıyla kol kola girdim. Hepsi bu." 

BAŞBAKAN ERDOĞAN, ALANA HELİKOPTERLE GELDİ

Başbakan Erdoğan, Kocaeli mitinginin ardından Yenikapı Meydanı'na helikopterle geldi. Helikopter, miting alanın bulunduğu bölgeye inmeden önce, bir süre havada bekledi. 

Bu sırada partililer büyük coşkuyla Başbakan Erdoğan'ı selamladı. Erdoğan da helikopterden vatandaşlara el sallayarak karşılık verdi. 

 

Bu arada, Başbakan Erdoğan'ın arama noktalarının açılarak dışarıda kalan vatandaşların alana alınması için talimat verdiği öğrenildi.

ALANDA MEŞALE YAKILDI

Erdoğan'ın konuşması sırasında, mitinge gelenler tarafından alanda dev boyutlarda iki Türk bayrağı ve Başbakan Erdoğan'ın posteri açılarak, elden ele dolaştırıldı. Erdoğan'ın konuştuğu sırada ve sonrasında, alanda meşale yakıldı. 

Mitinge katılanların, Mısır, Suriye, Bosna Hersek bayrakları da taşıdığı görüldü. 

Başbakan Erdoğan'ın yaklaşık 2 saat halka hitap ettiği mitingin sonunda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve ilçe belediye başkan adayları platforma geldi. 

Erdoğan, bu sırada, "30 Mart akşamı '40 defa maşallah' diyeceğiz. 39 ilçe ve büyükşehir. Hepsine maşallah" dedi. 

Miting sonrası metro, tramvay ve Marmaray'ın miting alanına yakın duraklarında yoğunluk yaşandı, trafikte birçok noktada aksama oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kente büyük bir meydan kazandırmak için "Yenikapı Meydan Düzenlemesi" çalışması kapsamında deniz doldurularak inşa edilen yaklaşık 1 milyon kişi kapasiteli alan, ilk kez Ak Parti mitingine ev sahipliği yaptı. 

galeri.PNG

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT