1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Kamerun'da Cuma Namazı Kıldırdı

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Kamerun'da Cuma Namazı Kıldırdı

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Kamerunda Cuma Namazı Kıldırdı
A+ A-

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kamerun'daki cuma hutbesinde, "İman kardeşliği, İslam kardeşliği bütün kardeşliklerin fevkindedir, kan kardeşliğinin fevkindedir" dedi. Resmi ziyaret k

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kamerun'daki cuma hutbesinde, "İman kardeşliği, İslam kardeşliği bütün kardeşliklerin fevkindedir, kan kardeşliğinin fevkindedir" dedi.
Resmi ziyaret kapsamında Kamerun'da bulunan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, başkentteki Yaounde Merkez Camii'nde cuma namazı kıldırdı ve hutbe verdi. Merkez Camii'ni dolduran kalabalık cemaate, "Dost ve kardeş Kamerun halkı, aziz Kamerunlu kardeşlerim" diye hitap eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, iman kardeşliğinin kan kardeşliğinden üstün olduğunu belirterek, "Bizim en büyük muradımız ve Yüce Rabbimizden niyazımız, Kamerun'da yaşayan farklı inanç ve kültür mensuplarının barış ve huzur içerisinde birlikte yaşamalarıdır" diye konuştu. Ziyaretin Diyanet İşleri Başkanlığı düzeyinde Kamerun'a gerçekleştirilen ilk ziyaret olma özelliği taşıdığını ve iki ülkenin kardeşliği açısından yeni bir sayfa açacağını vurgulayan Başkan Görmez, "Aradan geçen uzun yıllardan sonra ihmal edilen kardeşliğimize bizleri yeniden kavuşturan Yüce Rabbime sonsuz hamd ve senalar ediyorum" dedi. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, şunları kaydetti:
"Bizim dinimiz, bizim inancımız, farklılıklarla birlikte barış içerisinde yaşayabileceğimiz bir ahlak ve hukuk temeline dayanmaktadır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (SAS) Medine-i Münevvere'ye hicret ettiğinde, tarihte ilk defa başta Yahudiler olmak üzere bütün gayri müslimlerle bir muahede, bir anlaşma imzalamıştır. Böylece farklı dinler ve kültürlerin bir arada barış içerisinde yaşayabilmelerinin ahlâkî ve hukukî temellerini atmıştır. Bizler kardeşiz. Hepimiz aynı annenin, aynı babanın çocuklarıyız. Hepimiz Hazreti Adem'in, Hazreti Havva'nın çocuklarıyız. Hepimiz aynı özden, aynı topraktan, aynı çamurdan yaratıldık. Yüce Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'de, 'Ey insanlar. Sizleri bir tek anneden, bir tek babadan yarattım. Sonra sizi şubelere, kabilelere ayırdım. Ta ki birbirinizle tanışasınız, birbirinizle birleşesiniz, birbirinizle marifet alışverişinde bulunasınız. Ancak şunu biliniz ki Allah katında en kıymetliniz, en değerli olanınız muttaki olanınızdır. Allah'ın koyduğu sınırlar içerisinde imanlı, ibadetli ve ahlaklı yaşayanlarınızdır' diye buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV), Veda Hutbesi'nde, 'Hepiniz Adem'densiniz, Adem de topraktandır. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana, beyaz olanın siyaha, siyah olanın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır' buyurmuştur."
Aynı tarihin, aynı kültürün, aynı medeniyetin çocukları olduklarını ifade eden Görmez, "Aynı güneşten istifade ediyoruz. Aynı topraktan Cenab-ı Hakkın bize bahşettiği nimetlerden istifade ediyoruz. Bizi birbirimize bağlayan tarihimizin ortak büyükleri var: Bilal-i Habeşi'ler, Necaşi'ler var. İslâm ilim ve irfan tarihine isimlerini altın harflerle yazdıran Esed b. Furat, Sahnun, Zeylaî, İbn Haldûn, İbn Battuta, Süyûtî, Ahmed et-Ticânî, Muhammed es-Senûsî, Hayrettin Tunusî ve ismini burada zikredemediğim ilim, irfan ehli pek çok şahsiyet bu mümbit toprakların evlatlarıdır. Hepimizi birleştiren ortak pek çok değerimiz var ki, bu değerler bizi birbirimize kardeş kılmıştır" dedi. Bütün bunların ötesinde bizi kardeş kılan daha büyük bir kardeşlik var ki o da iman kardeşliğimiz, İslam kardeşliğimizdir. Kur'an-ı Kerim'de buyrulduğu gibi müminler, ancak kardeştirler. Aynı Allah'a inanıyoruz, aynı peygambere iman ediyoruz, aynı ahirete iman ediyoruz, aynı kıbleye dönüyoruz, aynı namazı kılıyoruz, aynı secdeye varıyoruz, aynı rukua varıyoruz. Yemeğe başlarken aynı kelimeyi söylüyoruz, "Bismillahirrahmanirrahim" diyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun her Müslüman işine başlarken aynı kelimeyle başlıyor: "Bismillahirrahmanirrahim". İşini bitirdiğinde de "Elhamdülillah" der, aynı kelimeyle bitirir. Biraz sonra namaza duracağız, hep birlikte "Allahü Ekber" diyerek tekbir alacağız. Sonra "Elhamdülillahi Rabbil Alemin" diyerek dualarımızı okuyacağız. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her Müslüman secdede "Sübhane rabbiyel a'lâ" der, rukuda ise "Sübhane rabbiyel azîm" der. Müslüman, Allah'a saygı duyan, Allah'a ta'zimde bulunan ve Allah'ın yarattığı bütün mahlûkata şefkat duyan insandır. İşte bütün bu özellikler, bizi kardeş kılan değerlerdir. İman kardeşliği ise kan kardeşliğinin çok çok üstündedir. Hazreti Nuh gemiye bindiği zaman Cenab-ı Hakk'tan bir söz aldı. "Allah'ım beni ve ailemi benimle birlikte kurtar." diye dua etti. Bunun üzerine Cenab-ı Hak da ona "Seni ve aileni kurtaracağım." dedi. İman etmeyen oğlu geminin dışında kalınca Cenab-ı Hakk'a serzenişte bulundu. "Rabbim! Bana bütün ehlimi kurtaracağını vaat etmiştin." dedi. Cenab-ı Hak da O'na "O senin ehlinden, senin ehli beytinden, senin ailenden değildir" dedi. Bu bize gösteriyor ki iman kardeşliği, İslam kardeşliği bütün kardeşliklerin fevkindedir, kan kardeşliğinin fevkindedir. Öyleyse mümin mümine renginden dolayı farklı bakamaz. Çünkü rengi siyah, rengi beyaz, rengi kırmızı olmak hiçbir değer ifade etmez. Bir mümin bir mümin kardeşine ırkından dolayı farklı bakamaz. Bu siyahtır, bu beyazdır; bu Araptır, bu acemdir diye ayrım yapamaz. Çünkü hepimiz aynı Allah'ın kullarıyız. Hepimiz aynı peygamberin ümmetiyiz. Hepimiz aynı kitabın yani Kur'an-ı Kerim'in müntesibiyiz" ifadelerini kullandı.
Kamerun'un büyük bir ülke olduğunu vurgulayan Görmez, Kamerun'un genel olarak Afrika devletleri arasında, özel olarak da orta Afrika ülkeleri arasında önemli bir yeri olduğunu söyledi. Görmez şöyle konuştu:
"Herkes tarafından bilinmektedir ki Kamerun, doğal güzellikleriyle, halkının barışseverliği ve hoşgörüsüyle temayüz etmiştir. Kamerun, Sayın Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği gibi dünyada daha iyi seviyede olmayı hak eden bir ülkedir. Sizlerin bunu başaracağına yürekten inanıyorum. Yeter ki din-i mübin-i İslam'ın gösterdiği üç kötülükle mücadele edebilelim. Mücadele etmemiz gereken bu kötülükler ise şunlardır: 1Cehalet: İslâm, kendinden önceki dönemi cahiliye olarak adlandırmıştır. Cahiliye ve cehalet, İslâm'ın en büyük düşmanıdır. 2Fakirlik: Fakirlik, çalışmamanın, tembelliğin bir göstergesidir. Bu sebeple Yüce Allah 'İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır' buyurmuştur. 3Tefrika: Toplumun birliğini, dirliğini ve bütünlüğünü sarsan bir kötülüktür. Bu sebeple Yüce Allah Kur'an'da 'Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın. Asla tefrikaya düşmeyin' buyurmuştur. Kalkınma ve ilerleme ancak halkların yardımlaşması ve omuz omuza vermesiyle gerçekleşir. Cehaleti yenmek, ancak ilim ve hikmete sarılmakla mümkündür. Fakirliği yenmek, ancak çalışmak ve üretmekle mümkündür. Tefrikayı yenmek ise ancak birlik, beraberlik ve kardeşliği yeniden tesis etmekle mümkündür."
(ZÇ-OK-Y)

21.12.2012 16:32:24 TSI
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT