1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Dersimiz İntihar! - Naif YAŞAR yazdı...
Dersimiz İntihar! - Naif YAŞAR yazdı...

Dersimiz İntihar! - Naif YAŞAR yazdı...

Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörü Peyami Bey, başında bulunduğu üniversiteye toz kondurtmuyor.

A+A-

 

Naif Yaşar

 

Gazetemizin ‘Kampusta kan akıyor’ haberinden sonra, televizyon, radyo stüdyolarına demir atan Peyami bey. stüdyolarda anlattıklarıyla yetinmemiş olacak ki, yerel ve ulusal gazete muhabirlerine, gazetemizde yer alan haberin, maksatlı ve gerçeği yansıtmadığına dair açıklamaları servis yapıyor.

 

Hızını alamayan üniversite rektörü, klavyenin başına geçip, gazetemizi hedef alan açıklamalarını twitter hesabıyla takipçilerine duyuruyor.

Naif Yaşar yazdı...


Battal Bey’in açıklamalarını, ağzı açık dinleyen muhabirler ise zaman, zaman, kafa ve göz hareketleri yaparak, sayın rektörün söylemlerini teyit ediyorlar.

 

Anlayacağınız, Hoca Efendi ve malum medyamız, sarmaş dolaş olmuş, ’Van Haber’i nasıl rencide ederiz. kamuoyunun gözünde nasıl düşürürüz’ün hesaplarını yapıyorlar.

 

Her şeyden önce, iki cenahı da tebrik ederiz. ne de olsa, yaşadıkları kentte ve bu kentin üniversitesinde vuku bulan olay ve olaylara karşı duyarlılıklarını ortaya koyuyorlar.

 

En azından bu tavırları, yerel medyayı dikkate aldıklarını gösteriyor.

 

Velakin, rahatsız oldukları mevzuu konusundaki söylemleri çok garip.

 

Hoca diyor ki ‘bu haberin başlığı esef verici’ ve devam ediyor ‘ çocuklarımızın (öğrencilerimizin) psikolojisini bozuyor’…

Başını önüne eğen muhabirin, kafa göz işaretleri arasında, Battal Hoca açıklamalarını sürdürüyor.’Öğrencilerim gece yarısı dahi beni arıyor. kontörleri olmayan öğrenciler çağrı atıyor, ben onlara dönüp sıkıntılarını dinliyorum’…

Bu açıklamalardan sonra öldürücü hamleyi yaparak ‘ bu haberler kasıtlı yapılıyor, bu haberi yapanların maksatlı ve farklı niyetler güttüklerini düşünüyorum’

 

Tebrikler hocam…

 

Bir bilim adamı olarak ve onbinlerce öğrencinin geleceğe hazırlandıkları bir kurumun başındaki yönetici olarak, öğrencilerinize ve çocuklarımıza sahip çıktığınız için sizleri tebrik ediyoruz..!

 

Yani size göre böylesi vakalar yaşanmadı ..Öyle mi?..

Yani, öğrenciler intihara teşebbüs etmedi…

Öyle mi?

Hastaneye kaldırılmadılar…

Siz gidip ziyaret etmediniz…

Ambulans ve sağlık görevlileri, Melikşah öğrenci yurduna sevk edilmedi..

Yani o senaryoyu biz kurguladık.

Bunu mu demeye çalışıyorsunuz?

O isimler hayali ..

Öyle mi?

 

Tüm bunların hepsini kabul edelim ve öğrencilerin yaşamı üzerine reyting kavgası yaptığımızı var sayalım.

Yani o çocukların bileklerinde akan kanı mürekkep yapıp, popülizm yaptığımızı var sayalım.

Ve bu haberlerle üniversiteyi bir birine karıştırma emelleri peşinde olduğumuzu kabul edelim.

Ya peki sayın hocam, siz bilim adamısınız, siz yöneticisiniz, Allah rızası için oturup bir düşünün. bu kadar büyük acılar yaşamış bir coğrafyanın çocukları olan bizlerin, böylesi sadist, böylesi gaddar ve böylesi insan düşmanı olduğumuzu düşünüyor olabilmeniz hangi mantıkla ifade edilebilinir?

 

Hocam…

Bakınız, gazetemizin manşetine taşınan olaylar, rektörü bulunduğunuz üniversitede yaşandı.

Siz dahi, iki vakanın olduğunu zikrediyorsunuz.

“Çocukları intihara teşebbüs ettiren rektördür” demedik.

“Biz orada bu olaylar ve bu duyumlar var” dedik.

Aksini iddia ediyorsanız, bir kez daha açıp okumanızı tavsiye ederiz.

Kalkıp ta “gerekli hukuki yollara başvuracağız” demek çok kolay eğer ki bizleri cezalandırarak, bu gençlerin ruhsal durumlarını değiştirecek ve intiharların önüne geçecekseniz her türlü cezaya razıyız.

Ne var ki, bir bilim adamının böylesi tehditvari yaklaşımı bizleri fazlasıyla kaygılandırıyor.

Çünkü geçmişte de bu tutumu sergilediniz.

Deprem sürecinde teklif usulüyle verdiğiniz ihalelerde yaşanan usulsüzlükleri kamuoyuyla paylaştığımız için, avukatlarınız o günden harekete geçmiş ve mahkeme tehdidiyle bizleri tehdit etmişlerdi.

Bizler, mesleğimizi icra ettiğimizi ve gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmanın doğruluğuna inanıyoruz, bu uğurda mahkemeler önünde de hesap vermeye hazırız.

 

Fazla söze gerek olmadığına inanarak sayın hocaya ve yönetimine birkaç hatırlatmayı yaparak, sözlerime son noktayı koyacağım.

 

1-Başkale Meslek yüksek okulu binasının bütçesi dört yıl önce ayrıldığı halde ve siz geçen yıl öğrencileriniz kep giyme töreninde bu konuyla ilgili ‘Allah’ın izniyle önümüzdeki yıl içinde ilk kazmayı vuracağız’ dediğiniz halde bu kazma neden vurulmadı? yoksa Başkaleli oldukları için mi?

 

2-Öğrencileriniz, gecenin belirli bir saatinden sonra kampusa servis bulamadıkları için yaya yollara koyulurken, servis sorununu çözdünüz mü?

 

3-Deprem sonrasında bir çok ihale verildi. Bunlardan biri de yaklaşık bir milyon  altı yüz bin lira bedelle, Ankara merkezli Kompozit firmasına verilen sarf malzeme ihalesiydi. Söz konusu firma, altı aydan fazla bu malzemeleri getirmedi. Konuyla ilgili firmaya herhangi bir yaptırım ve cezayı muayede uygulandı mı?

 

Sayın rektör ve sayın yönetim bu örnekleri çoğaltmamız mümkün ama amacımız bir bilim yuvasını karalama yarışı değil.

Yaşananları ve duyduklarımızı, tanık olduklarımızı yazdık.

 

Sanırım asıl rahatsızlık veren şey, yıllardır el pençe duran bir medya anlayışına karşı, gerçekçi, cesur, toplumdan ve mazlumdan yana bir gazetecilik anlayışı sergilememizdir.

Saygılarımla…

HABERE YORUM KAT