1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Davutoğlu: Erken seçim yüksek, hatta tek ihtimal
Davutoğlu: Erken seçim yüksek, hatta tek ihtimal

Davutoğlu: Erken seçim yüksek, hatta tek ihtimal

AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bugün yaptığı koalisyon görüşmesinin ardından basın mensuplarının karşısına çıktı.

A+A-


Ahmet Davutoğlu basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda ve soru cevap kısmında şunları söyledi:

“7 Haziran seçimleri ülkemizin önüne yeni bir tablo koymuştur. Felsefemizde millet amirdir, devlet adamları memurdur. Millet görev verir, millet ödev verir. / Haziran seçimlerinin çıkardığı tablo, bütün devlet adamlarımız tarafından değerlendirilmesini zorunlu kılan birçok unsuru barındırmıştır.

Size sadece Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP ile yaptığımız görüşmeler konusunda bilgi vermek niyetinde değilim. Hangi siyasi zeminde gerçekleştiğini bilmesi milletimizin önemli.

Eğer millet bir görev vermişse sen bir hata yaptın, bu görevi tekrar düşünmeden önce milletin verdiği görevi idrak etmek gerekir diye AK Parti olarak çok yoğun istişareler yaptık.

3 önemli ödevin bize tevdi edildiği kanaatine ulaştım.

Birincisi, yüzde 41 nispetinde oyla milletimiz AK Parti’ye şunu demiştir: 13 yıllık iktidardan sonra sana tek başına iktidar vermemişsem de seni en iyi şekilde yönetecek olarak atıyorum. Ders şuydu: Ülke sizden gayret bekliyor, parti çıkarını düşünmeden hükümet olma görevini yerine getirin.

Balkon konuşmasında bu ülkeyi hükümetsiz bırakmayacağımız, kaos isteyenlere fırsat vermeyeceğimizi gereğini yapacağımızı ifade etmiştim.

Çok zor süreçlerden geçtik. Ülkemiz geniş kapsamlı ve eş zamanlı 3 terör örgütünün saldırısına maruz kaldı. Geçici bir hükümet, sorumluluğunu üstlenmiş başbakan olarak tereddüt etmediğimize millet ve tarih şahittir.

Devletimizin mekanizmaları harekete geçirildi ve 2 polisin Ceylanpınar’da askerlerimizin birçok yerde saldırılar karşısında her tür güvenlik tedbirini aldık, almaya devam edeceğiz.

Şu yüzden söylüyorum: Biraz sonra koalisyon sonuçları çerçevesinde sonuçları ele alırken kimse fırsatçılık yapmasın. Hükümet olarak gereken her türlü tedbiri aldık, alacağız. Bir an dahi ülkeyi hükümetsiz bırakmamaya gayret edeceğiz. Bu ilk ödevdi.

İkinci ödevimiz, madem ki oylarımızda düşüş yaşanmıştır, milletimiz kendinizi değerlendirin demiştir. Bu bir mesajdır. 7 Haziran’dan bu yana partimizde geniş olarak kurucu değerlerimiz etrafında ne tür bir tedbirler almamız gerektiği konusunu değerlendiriyoruz.

Yarın partimizin 14. kuruluş yıldönümü, orada bu konulara ayrıntılı gireceğim.

Üçüncü ödev, milletimiz şunu demiştir: Siz eğer bundan sonra hükümet edecekseniz uzlaşı kültürü içinde oturun ve konuşun. Hiçbir partinin tek başına iktidar olmaması şu demek. Bir hükümet ortaklığı. Hiç kimseye bu yetki tek başına devredilmemişse bu koalisyon görüşmelerinin yapılmasından daha doğal bir şey yoktur. Parti kurullarımızda şunu söyledik: 8 Haziran’dan sonra bizim için öncü rehber meşruiyettir, dışına çıkmayız. O günden bu yana da bütün çabalarımız meşruiyet çerçevesinde yürümüştür.

Daha sonra başkanlık divanı oluşmasına müteakip Cumhurbaşkanı bana hükümeti kurma görevi verdi. Değişik yerlerden gelen eleştirilere mahal bırakmaksızın görevimi yürütmeye çalıştım. Açık ilkeli şeffaf, kürsüden beyan ettiğim esaslara halel getirmeden bu temasları sürdürdüm.

8 Haziran’dan sonra birçok parti kapılarını diğer partilere, özellikle Ak Parti’ye kapatırken şunu vurguladım: Bütün partilerle görüşeceğiz, temas kapılarını açık bırakacağız, ülkeyi hükümetsiz bırakmamak için gerekeni yapacağız.

9 Temmuz’u müteakip 13 Temmuz’da Kılıçdaroğlu, 14 Temmuz Bahçeli’yle, 15 Temmuz’da Demirtaş’la görüştüm. ‘Hangi partiyle koalisyon imkanı varsa derinleştirerek bu görüşmeleri sürdüreceğiz.’ Yani ‘CHP ile görüşürken diğer partilerle de görüşmelerimizi sürdüreceğiz’ dedik.

Zaten HDP Eşbaşkanları tavırları da biliyorsunuz herhangi bir hükümet ortaklığının mümkün olmadığı aşikardı.

CHP ile görüşmelerde istişari görüşmeler başladı, 35 saati süren görüşmeler neticesinde bütün devlet meseleleri gözden geçirilerek takdire şayan bir müktesebat çerçevesinde tüm meseleler görüşüldü. En kapsamlı müktesebattan oluşan bir metin oluşturuldu. Bu başlı başına bir kazanımdır. Emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum.

13 Temmuz’dan bu yana, tam bir ay geçti. Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibine, üslup kurallarına riayetleri dolayısıyla teşekkür ediyorum. Bu medeni bir ilişkidir. Bu üslubu millet tarafından da benimsenmiş bir yöntemdir. Görüşmeler ilkeli, açık ve şeffaf yürümüştür.

Kamuoyunun tam bilmediği ancak iki taraf açısından şeffaf tartışmalar yaşanmıştır.

İki farklı siyasi kanat ve entelektüel ayrılıkların olduğu bir geçmişten geldiğimiz bir vakıadır. Uzlaşılar olduğu da bir gerçektir. Üzerinde mutabık kalınacak konuların da çokluğundan memnun oldum. Ancak ekonomi ve eğitim konusunda farklılıkların olduğu, temel anlayış farklılıklarının olduğu aşikar. Pazartesi 4,5 saat tek tek dosyaları gözden geçirdik, bazı derin görüş ayrılıkları dolayısıyla uzun süreli bir koalisyonun doğurabileceği sakıncalar sonucunda başka seçeneklerin CHP ile süreli reform hükümetinin kurulmasına yönelik birlikte bir çalışma yapmayı ve bu tablo sonrasında da aynı duyarlılıkla seçim öncesi hükümetsiz bırakmama, Türk siyasi zeminini istikrara kavuşturma sonucunda teklifte bulunduk. Reform odaklı üzerinde mutabık kalınan seçim odaklı bir hükümet formülü de dahil olmak üzere, Kılıçdaroğlu kendi MYK’sında ben kendi MYK’mda görüşmelerde bulunduk. Bütün bu seanslar neticesinde karşılıklı güvenin arttığı, üslup ve usul bakımından ilişkileri yumuşatan, siyasette psikolojik zemini geliştiren bir yaklaşım olduğuna şahit oldum. Sayın Kılıçdaroğlu, uzun dönemliye daha yakın olduğunu, kısa dönemli reforma partisinin daha mesafeli olduğunu ifade etti. Ancak şu durumda bir hükümet ortaklığı zeminin oluşmadığı kanaatı hasıl olmuştur.

Çevrelerin, koalisyon kurulamamasını olumsuz bir gelişme olarak değerlendirmemesini istiyorum. Yeni bir siyasi kültür örneği ortaya koyduk. Anlaşmak ve anlaşmamak iki doğal sonuçtur. Önemli olan bu sonuca ulaşırken tutunulan tavırdır. Güzel bir timsalini oluşturduğumuz kanaatindeyim. Kitlelerimizin de farklı taleplerini göz önüne alarak, üç ödev konusunda da tabanlarımızın beklentilerindeki farklılıklar değerlendirilerek bir zeminin oluşmadığı sonucuna vardık. Bu Türkiye’nin yönetim boşluğu içine düşeceği manasına gelmez. En büyük parti olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu vermiştir. Yeni hükümet çıkana kadar bu sorumluluğu sürdüreceğimizin bilinmesini isterim.

“Erken seçim güçlü bir ihtimaldir”
Sayın Bahçeli ve Kılıçdaroğlu ile de temasları sürdüreceğimi ifade ettim. Ülkemizin hükümetsiz kalmaması için çabaları sürdüreceğiz. Burada çıkan sonuç hükümet çabalarının sürmesi ise bir diğer sonuç da Bahçeli’nin sözleri göz önüne alındığında bir milli iradeye başvurma yüksek ihtimal, hatta tek ihtimal haline gelmiştir diyebiliriz.

Oluşturamadığımız hükümet ortaklığı neticesinde erken seçim güçlü bir ihtimaldir ve bu yönde çalışmalarımız demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde atılması gereken adımlar neyse, Türkiye’yi suhulet ve güvenlik ortamı içerisinde erken seçime götürmek görevimizdir. Erken seçim yönünde oluşan bu ortamı yine meşruiyet zemini içinde birlikte yürütme zarureti var.

Siyasi diyaloğu sürdürmemiz şarttır. İnşallah önümüzdeki günlerde haftalarda aylarda milletimizi memnun edecek, ve pusuda bekleyen bazı çevreleri boşa çıkaracak işbirliğinin, gereken reformlar için meclis’İn harekete geçmesi için temaslarımızı sürdürme kanaatindeyim.

3 ödevin de bilincindeyiz, önümüzdeki günlerde bu yöndeki çabalarımıza devam edeceğiz.

Soru: Erken seçim için ‘Meclis’in en doğru kararı vereceğini düşünüyorum’ dediniz. Karar Meclis’ten mi çıkacak? Bahçeli ile görüşecek misiniz?

Bu yönde yapılan spekülasyonları doğru bulmuyorum. Herkes takip ediyor, verdiğim sözden dönmedim, eylem planından sapmadım. Sürecin doğası gereği konuşmamaya özen gösterdim, ben burada 13 Temmuz akşamı yaptığım görüşmeden sonra bütün liderlerle temasın sürmesinin devam etmesine özen göstereceğimi söyledim. Bu yeni bir durum değil, en başından söylenen bir durum. Siyasetçilerin böyle günlerde bir araya gelmesinden daha doğal bir şey yok. Eğer erken seçime gidilecekse, ki görünen bu, herkesin seviyeli bir şekilde gerçekleştirmesi lazım.

Bahçeli’yle görüşmek gerekirse bunu da yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Erken seçim kendisinin de gündeme getirdiği bir husustur, bunun nasıl gerçekleşeceği görüşülecektir. Herkesin herkesle istişare etmesi ve bundan imtina edilmemesi gerekmektedir.

Eğer herkes görevini yaparsa ülkede olağanüstülük gerektiren bir durumun olmadığını sergilemiş oluruz. 23 Ağustos’a kadar Meclis olarak Sayın Cumhurbaşkanı’nın inisiyatif kullanmasına gerek olmaksızın biz sonuç alabiliriz. Ama siyasi liderlerin başarısız olduğu bir senaryoyu düşünmek istemiyorum. TBMM’nin kendi sorununu çözmesi daha doğru olacağı kanaatindeyim. Koalisyon ortaklığı üzerinde duydum, CHP’yi denedik, şimdi MHP ile konuşabiliriz. Erken seçim herkesin zikrettiği bir husus. Kurallar çerçevesinde gereğini yaparız. Şimdiye kadar gerek olmadıkça erken seçim lafzını kullanmadım, çünkü millet bize görev verdi. Ben millete bir şey yapmadan ben sana dönüyorum diyemem. Üzerime düşeni yapmak önemli. Erken seçimden en fazla fayda bulacak parti Ak Parti’dir. Neden? 276’yı alırsa tek başına hükümet kurabilir, diğer partilerin böyle bir seçeneği yok. Görevinin tamamının hakkını vermeden benim partime fayda sağlayacak diye öyle bir seçeneğe başvuramam. Şimdi görevimi yaptığıma inanıyorum ve bu seçeneğe başvuruyorum. TBMM’nin görevini yapamayıp Cumhurbaşkanı’nın seçime götürdüğü bir seçeneği de doğru görmem.

Soru: Son cümlenizden, Sayın Cumhurbaşkanı’ndan hükümeti kurma görevini iade etmeyeceğinizi mi anlıyoruz, Meclis’te bir seçim kararı almayı mı planlıyorsunuz?

Bir hukuki bir siyasi boyutu var. Ben görev aldığımda üzerimde bir sorumluluk oldu. Türkiye koalisyon pratiğinden bir hayli uzaktı ve 90’lı yılların koalisyon pratiği bir hayli kötüydü. Koalisyona ulaşmamış bile olsak usulüne uygun güzel bir örnek teşkil ettik.

9 Temmuz’da Ak Parti dışında bütün hükümet formülleri tüketilmişti arkadaşlar. Bana görev verildiğinde ancak Ak Parti’yle kurulabilecek hükümet seçeneği vardı. 9 seçenek ortada duruyor.

Soru: CHP ile koalisyon hükümeti ortadan kalktı ancak seçim hükümeti seçeneği ortadan kalkmadı mı?

Onu söylemek Kılıçdaroğlu’na düşer ama CHP bize seçim hükümetinin CHP ile AKP arasında olamayacağını söyledi. Reform anayasal reformları hayata geçiren kısa bir hükümet CHP’nin tavrına bağlı.

Soru: MHP AKP Azınlık hükümeti midir aklınızda? Seçim için Kasım’ı mı düşünüyorsunuz?

Hükümet formülleri 9’dan dördü tükendi, 5’i, hükümet formülleri olarak alternatifler var. Olan süreçler hakkında şeffafız ancak gelecek formüller açısından bir şey telaffuz etmek, muhatapları sıkıştırmak olur. Ani tepki fevri tepki devlet hayatında doğru değildir. Yapmayacağımız şeyleri söyleyim: Ülkeyi hükümetsiz bırakmayız, kriz ortamına fırsat vermeyiz. Demokratik hukuk meşruiyetinden sapmaya izin vermem.

Kılıçdaroğlu ile görüşme sonrası telefonla Cumhurbaşkanı’yla görüştük. Bilgi verdim, o da bazı kanaatleri dile getirdi.

Erken seçim tarihi konusunda şöyle diyim: Seçim aşı olmak gibidir, istemeseniz de bünyeye ufak acı hissettirebilir ancak aşıdan korkmamak lazım. Erken seçim tablosu ortaya çıkarsa mümkün olan en kısa zamanda aşı olup bünyeyi sağlığa kavuşturmayı tercih ederim. (ZETE)

HABERE YORUM KAT