1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Davutoğlu 5.büyükelçiler Konferansının İkinci Gününü Değerlendirdi
Davutoğlu 5.büyükelçiler Konferansının İkinci Gününü Değerlendirdi

Davutoğlu 5.büyükelçiler Konferansının İkinci Gününü Değerlendirdi

5. Büyükelçiler Konferansı'nın ikinci gününde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Binali Yıldırım ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın hitaplarından sonra basın toplantısı düzenleyen Dışişler

A+A-
5. Büyükelçiler Konferansı'nın ikinci gününde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Binali Yıldırım ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın hitaplarından sonra basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye ve dünya gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 5. Büyükelçiler Konferansının ikinci gününde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Konferansın 5 yıldır kurumsallaşan bir nitelik taşıdığını belirten Bakan Davutoğlu konferansın Türkiye açısından önemli boyutlarının olduğunu belirtti.

'ESAD'IN YÖNTEMİ DOĞRU DEĞİL'
Bakan Davutoğlu açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir basın mensubu tarafından Suriye Devlet Başkanı Esad'ın geçiş hükümeti kurulacağına yönelik açıklamasının hatırlatılması üzerine Bakan Davutoğlu Esad'ın ikna edici bir perspektife sahip olmadığını ifade ederek; "Özetle şunu söyleyebilirim, maalesef Beşar Esad ne Ortadoğu'da olanları ve Ortadoğu halklarının haklı haklı taleplerini anlamış görünüyor, ne de Ortadoğu'daki Arap topluluklarının bugün taleplerini anlayabilmiş durumda. Sorumluluğu sadece dışarıdan gelen bazı güçlerde aramak doğru değil. Bir yıkıma şehirleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki görüntüye dönüştüren hava bombardımanları dışarıdan gelenler mi yaptı? Hangi meşru yönetim kendi halkını şehirlerini havadan bombalamayı haklı gösterebilir. Bütün bunları kendi sorumluğundan çıkarak tespiti yanlış. Yaşanan tarihi süreçteki tespit yanlış. Suriye'de yaşananların tespiti i yanlış. Demek ki bir odaya kapanmış uzun aylardır sadece kendisine gelen ve kendisine yararlanmak için sunulan istihbarat raporlarını okumuş. Eğer gerçekten Suriye halkına vaadedilen bir gerçek var ise gelsin bu şehirleri dolaşsın. Bu açıklamaları kapalı bir salonda güvenlik şartları içinde değil halkın içinde yapması bekleniyor. Bunu yapmayıp komşu ülkelere ve Suriye halkına çok haklı taleplerle barışçıl bir şekilde önce ayağa kalkmış olan ve sonra kendisinde baskı yönetilmesi durumunda dahi barışçıl durumu sürdürenden ama özellikle kendi askerlerini kendi halklarına doğru yöneltmesini reddetmesi sonrasında ortaya çıkan tabloda bizim de arzu etmediğimiz ama gerilimli ortamın sorumluluğunu yanlış yerde arıyor. Teklif ettiği yönteme gelince son olarak 2011 yılının Ağustos ayında görüştüğümüzde o zaman daha bu kadar büyük bir yıkım yaşanmamışken, bu unsurlara dayalı bir çözümü teklif etmiş hayata geçirmiş olsaydı o zaman da referandum yoktu seçime gidilirdi. Fakat alanda artık yaşanılanlar inandırıcılığını kaybetmiş durumda. Şimdi söylediklerinde hiçbir yeni bir söz yok. O günden bugüne kadar 60 bin kişinin öldüğü bu büyük yıkımda sadece boş vaatlerle yol almak mümkün değil. Sabah İsveç Dış İşleri Bakanlığı ile görüştük. Düşük ihtimal vermek suretiyle yeni bir şey söyleyecek diye umutla bekledik. Fakat şu anda ne Beşar Esad'ın ne yaşananları anlayabildiğini ne de geleceğe yönelik ikna edici bir perfpektif sergiliyor.
İMRALI EKSENİNDE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ ROLÜ
'İmralı'da yaşanan görüşme hareketliliğinde Dışişleri Bakanlığı'nın izleyeceği bir yol var mı?' sorusuna karşılık olarak Bakan Davutoğlu çevre aktörleri ile irtibatın devam edeceğini ifade ederek; "Son dönemde belli bir hareketlilik var. Ama sürekli aynı yöntem ifade edildi. Farklı yöntemler olarak algılanmış olması çözüm oluşturmak üzere kullandığımız zaman terör örgütü sürekli saldırdığı için bazen mücadele dozu diyalog ve müzakere sürecinin önüne geçmiş olabilir. Ama biz hiçbir zaman o günden bugüne Türkiye'nin demokratik bir ülke olarak bütün meselelerini kendi içinde tartışır, çözer ve bu konuda da etkili olabilecek her muhatabı muhatap olarak görür ve ciddiye alır. Tezinde hareket ettik. Son haftalarda bu konuda yürütülen çalışmalar tam bir koordinasyon içindedir. Sayın Başbakanımızın talimatları ile bütün kurumların kendi üzerlerine düşenleri yaptığı bir süreçtir. Maalesef geçen yol Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler terör örgütünde bazı vehimlere yol açmıştı. Sanki Türkiye'de de bu izlenim varmış gibi bu tarz yanlış bir hâlbuki 2011 seçimleri sonrasında o kadar olumlu bir atmosfer vardı ki Silvan saldırısı sabote edilmeseydi, belki hem bu kadar kayıp yaşanmayacaktı hem de odaklandığımız konu anayasa olacaktı" dedi.
NATO ADIM ATABİLİR Mİ?
Suriye'de yaşanan iç kargaşada NATO'nun tutumunun ne olacağına yönelik ifade edilen soruya ise Bakan Davutoğlu şu sözlerle cevap verdi: "Suriye halkı ne diyorsa onun gerçekleşmesi lazım. Bu Uluslararası toplumların Esad'ı ikna etme turları yerine 'bu insanlara nasıl yardım götürebiliriz? Hususunu ele almalı ve Suriye'ye net mesajla; 'ben bu yardımları götüreceğim. Bana da engel olmayacaksın' demelidir."
(AH-ÖK-Y)

06.01.2013 15:07:44 TSI

HABERE YORUM KAT