• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Van : -3 °C

Birlik Vakfından Mekke'nin Fethi Programı

Birlik Vakfından Mekke'nin Fethi Programı
Birlik Vakfı Van Şubesi tarafından Van Merkez İmam Hatip Lisesi'nde Mekke'nin Fethi programı düzenlendi

Birlik Vakfı Van Şubesi tarafından Mekke'nin Fethi'nin yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen programda konuşan YYÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Demirbağ, Mekke'ye girişin intikam tavrıyla, öç alma duygusuyla olmadığını belirterek, "Mekke'nin Fethi sayesinde insanlık iade olmuş, Hz. Vahş dahi herkes affedilmiştir" dedi. Birlik Vakfı Van Şube Başkanı Rasim Aslan ise İslam tarihinin en önemli olaylarından birinin Mekke'nin fethi olduğunu ifade etti.

Birlik Vakfı Van Şubesi tarafından Van Merkez İmam Hatip Lisesi'nde Mekke'nin Fethi programı düzenlendi. Aynı zamanda İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un ölüm yıldönümü dolayısıyla kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere de ödüller verilen program büyük ilgi gördü.

Söz konusu  programa; Van Vali Yardımcısı Nuri Gezici, Birlik Vakfı Van Şube Başkanı Rasim Aslan,  Ak Parti 23.Dönem Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Van Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Nevzat İnanç, Tuşba İlçe Başkanı Naif Şabu, Çatak İlçe Başkanı Tahsin Babur, Edremit İlçe Başkanı Halis Bayramoğlu, Tuşba İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhlis Ceylani ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Öğretmenler Kurulu Başkanı Orhan Güleşce'nin sunuculuk yaptığı program, Köy Hizmetleri Cami İmamı İlver Ök tarafından, Kur'an-ı Kerim Tilaveti sunularak başlandı.
 

"İSLAM TARİHİ'NİN EN ÖNEMLİ OLAYLARINDAN BİRİ BU FETİHTİR"
Programın başında konuşan Birlik Vakfı Van Şube Başkanı Rasim Aslan, İslam Tarihinin en önemli olaylarından birinin Mekke'nin Fethi olduğunu söyleyerek, "O günün coşkusunu yüreğimizde hissetmek ve tekrar hatırlatmak amacıyla bir araya geldik" dedi. Aslan, Birlik Vakfı Van Şubesi'nin 26 Mart 2014 tarihinde kurulduğunu söyleyerek, "SODES Birlik Merkeziprojemizde Van Valimiz Aydın Nezih Doğan ve milletvekillerimizin çok büyük emekleri ve katkıları olmuştur. Kendilerine Vakfımız adına teşekkürü borç bilirim. Vakıf bünyesinde hali hazırda 12 kulüp oluşturulmuş ve toplumun her kesimine ulaşılması hedeflenmiştir. Aktif olan kulüplerimizden: AR-GE Kulübü, Mühendis ve Mimarlar Kulübü, Öğretmenler Kulübü, Akademisyenler Kulübü, Veteriner Hekimler Kulübü ve Genç Birlik Kulüpleri aktif halde bulunuyor. Ayrıca faaliyetlerimize de başladık. Birlik Vakfı Van Şubesi olarak çeşitli organizasyonlara katılımları sağlamaya çalıştık. Yardım faaliyetlerimiz kapsamında Kobani'ye 200 torba un yardım gönderdik. Vakıf Kulüplerimiz arasından Mühendis ve Mimarlar Kulübümüz 1915 yılında bölgemizde yaşanan savaşta şehit olan 120 Vanlı çocuğumuz anısına bir proje geliştirdi. Proje kapsamında Eğitimde Fırsat eşitliği bakımından dezavantajlı olan bölgelerdeki ilk ve ortaokullarımızdaki çocuklarımıza 30.000 kaynak kitap dağıtımı gerçekleştirildi. Böylelikle 120 kahraman şehidimizi anma vesilesi doğmuştur.Öte yandan ihtiyaç belirten köy okullarımıza kulüplerimiz tarafından imkânlar çerçevesinde kırtasiye yardımları yapılmış ve halen yardımlar devam etmektedir.Tüm Yönetimimiz ve Kulüplerimiz en kıymetli değerimiz olan yeni neslimizin yanında durarak imkânlar ölçüsünde destek vermeye devam edecektir" şeklinde konuştu.
 

"DEMİRBAĞ'IN KONUŞMALARI BÜYÜK ALKIŞ ALDI"
Daha sonra sahne alan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Demirbağ, Mekke'nin fethinin önemine vurgu yaptı. Konuşması sürekli alkışlarla kesilen Demirbağ, fetih dendiğinde Mekke'n hatırlandığını dile getirdi.

Demirbağ, işgal dendiğinde ise maalesef vatanın elden gitmesi tehlikesiyle karşı karşıya ömrü boyunca adeta ciğerinden kalemine kan çekerek şiirlerini yazan Mehmet Akif Ersoy'un hatırlandığını belirtti. İslam tarihindeki ilk fethin Mekke'nin fethi olduğunu anlatan Demirbağ, "Alemlerin efendisi fetihten 8 yıl önce hicret buyurmuştur. Çok büyük zorluklarla hatta mağaraya saklanmak zorunda kalacak şekilde peşindeki takipçilerden kurtularak Mekke'den,Medine'ye hicret buyurmuştur. 8 yıl içinde öyle şeyler olmuş, öyle tarihi olaylar gelişmiş ki, 8 yıl sonra 10 binlik kuvvetle Mekke'ye geri dönmüştür peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) tarihimizde 3 tane oluş vardır. Bütün edebiyat âlemini de ilgilendiriyor. Birincisi kendilerinin dünyayı teşrifleridir. Mukaddes anneleri Hz. Amine'nin rivayetleri, zamana Araf edebiyatında şiire dönüşmüştür derken Müslüman olan her milletin edebiyatında yer almıştır. Bütün dünya tarihinin içerisinde edebiyat âlemindekul risalede ve kullar arasındada peygamberimiz kadar övülen, şiire konu olan ikinci bir şahsiyet yoktur. Allah zaten övmüştür, kullar tarafından dahi bu kadar övülen ikinci bir şahsiyet yoktur, yeryüzüne gelmemiştir ve aynı zamanda gelmeyecektir. Kendilerinin dünyaya gelmesinden sonra o zamanlar Arap âleminde şiir ve edebiyat son derece güçlüydü. Hatta o kadar güçlüydü ki bütün anneler çocuklarının şair olma arzusuyla yaşardı. Günümüzde nasıl anneler çocuklarının doktor olmasını arzuluyorsa, o zamanlar her annenin rüyası "evladım şair olsun" şairlik muhteşem bir şey yani şiir ve edebiyat o derece güçlüydü. Peygamberimiz için ilk şiir söyleyen kişi Mukaddes anneleri Hz. Amine'dir. Dolayısıyla edebiyat âleminde ilk şair Hz. Âmine olarak kabul edilir. İslam âlemine giren her milletin kültürel sanata yaptığı ilk hamle Âlemlerin efendisinin dünyaya gelişine şiire dönüştürmek. Bu bakımdan yeryüzünde en çok Peygamber efendimiz övüldü. Dünyaya gelişleri kâinata sunulmuş bir lütuftur. Âlemlererahmet olarak gönderildiğini Allah buyuruyor. Onun dünyaya gelişi fetihlerin en büyüklerinden bir tanesidir" dedi.
 

"MEDİNE'YE GİRİŞ, İKİNCİ BÜYÜK FETİHTİR"
Peygamber Efendimizin Medine'ye girişinin ikinci büyük fetih olduğunu anlatan YYÜEdebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Demirbağ, "Kendilerinin Medine'ye girdikleri andan itibaren kâinatın gördüğü ikinci büyük fetih gerçekleşmiş oluyor. Üçüncü büyük fetih ise Mekke'nin fethidir. Mekke'den, Medine'ye hicret buyurduktan sonra çok tarihi olaylar oluyor. İlk savaş Bedir Harbi oluyor. İlk cihat gerçekleştirilmiş oluyor. Peşinden Uhut harbi, onun da peşinden Hendek Savaşı. Bu 3 büyük savaş her an Müslümanları yok olma noktasına getiriyorHendek Savaşı tam bir müdafaa harbidir. O zamana kadar denenmemiş bir savunma taktiğiyle 4 koldan saldıran ilk atlıların hızını kesmek maksadıyla yapılan bir taktik savaştır. Bu savaştan sonra artık hamle sırası Müslümanlara geçmiştir. Hendek Savaşı'ndan sonra Müslümanlar taarruza geçecektir. İşte Hendek Savaşı'ndan bir yıl sonra Mekke'nin Fethi, İslam tarihinin en büyük şeref levhası, en büyük fetih, Mekke'nin Fethi gerçekleşiyor. Kendileri Müslüman olan kabinelerle 10 bine varan asker sayısı ile Mekke'ye giriyorlar. 8 yıl önce iki kişi Mekke'den Hicret ederken, 8 sene sonra 10 binlik İslam ordusu Mekke'ye giriyor. Ne olmuşsa bu 8 senenin içindedir ve bu açık bir fetihtir. Mekke'ye giriş çok muhteşem bir şekilde olmuştur. Birçok kitaba, şiire, filme konu olmuştur. Giriş muzaffer komuta sevdasıyla değildir. Giriş intikam tavrıyla değildir. Giriş bir öç alma duygusu değildir. O bir fetihtir. Zaten fetih ile işgal arasındaki fark budur. Bir yere giriyorsanız ve oraya canlandırıyorsanız oraya fethetmiş oluyorsunuz. Bir yere girip orayı yakıp yıkıyorsanız orasını işgal etmişsiniz demektir. İşgal etmek zapt etmek demektir. Bunlar insani değildir. Fethetmek ise oraya insanlığını iade etmektir. Peygamberimizin bizzat müsaadesiyle Mekke'ye giren 10 bin İslam ordusu davullarla karşılanıyor. Mekke'ye girişte davullar çalınmıştır. Mekke'ye girildiğinde müthiş bir disiplinle ve bizzat peygamber efendimizin emriyle en ufak bir tahrik yok. En ufak bir taşkınlık yok. En son bu iki kabile geçtikten sonra Ensar geçmeye başlıyor. Medineli Müslümanlar, şerefli Müslümanlar Allah Resulü'nü bağrına basan Mekke'den, Medine'ye muhacir olanların bizzat destekleyen, besleyen Ensar Kur'an da Allah tarafından şerefli insanlar diye geçiyor" diye konuştu.
 

"İSLAM ÖN YARGILARI YIKMIŞTIR"
Mekke'nin fethi sayesinde İslam'ın ön yargıları yıktığını anlatan Demirbağ, "Mekke'ye insanlar akın ederken Mekkeliler hayrete düşüyor. İslam bir yönüyle ön yargıları yıkmak demektir. İlk ön yargı Mekke'de kırılıyor. Mekkeliler hayretteler. Ön yargıları ile düşünüyorlar: 'Hani gelip bizi keseceklerdi?' Ne savaşlar oldu, ne kanlar döküldü. Bizzat Mukaddes amcaları Hamza dahi parça parça edilmiş yüzü gözü parçalanmıştı. Ne büyük züllümler olmuştu. İslam selamet, kurtuluş demektir. Mekke'ye İslam giriyor. Mekke'ye giren ilk İslam ordusu Peygamber efendimizin talimatıyla Hz. Bilal nida ediyor. Her kim evinde kalırsa emindir. Yani güvendedir. Her kim Kâbe'de kalırsa emindir. Bunlara dokunulmayacak. İşte ön yargıyı yıkmak budur. İslam ön yargıları yıkar. Âlemlerin efendisi Mekkelilerin önünden gelenlere seslenerek, 'Size ne yapacağımı sanıyorsunuz?' Onlar da şöyle cevap vererek, 'Biz Yusuf'un kardeşleriyiz Ey Allah'ın Resulü. Hz. Yusuf'u kuyuya attılar' Bu yanıttan sonra Âlemlerin efendisi yine seslenerek 'Hepiniz serbestsiniz, gidebilirsiniz' diyor. Hepsi affediliyor. Olacak şey değil, biri diyor, herkes affediliyor. O kadar ki Hz. Hamza'nın katili bile Hz. Vahş, Vahşi affediliyor. Hazret diyoruz, nedeni ise çünkü sahabedir. Allah Resulü affetmiş, daha kime ne söz düşer. O bile affediliyor. Yani Hz. Hamza amcayı hem şehit etmişler hem de parçalamışlar. O dahi affediliyor. İşte İslam Mekke'ye böyle giriyor. İslam ön yargıları yıkmak demektir. İslam ak ve merhamet demektir. Bu şekilde herkesin hayretlerde kaldığı ve inanamadığı bir şeydir. Mekke'nin fethi bu şekilde oluyor. Mekke'nin Fethi çok şahane, muhteşem birşeydir.  Mekke'nin Fethi peşinden gelecek insanlık tarihine çok muazzam bir yol açmıştır. Çok büyük bir mucizedir. Çöllerden kubbeler fışkırmaya, medeniyetler yükselmeye başlar. Mekke'nin Fethinden sonra Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar hepsinin başlangıcı Mekke'nin Fethidir. 16. Yüzyıl altın dönem olarak kabul edilir. Osmanlı medeniyeti İslam Medeniyetinin üçüncü bir kıblesidir. Emeviler ve Abbasilerden sonra üçüncü bir İslam medeniyetidir. Osmanlı Uygarlığı 600 yıl sürmüştür. Bütün bunlar Mekke'nin Fethiyle başlar" dedi.
 

"ZEKAT VERMEMEK KÜFÜRDÜR"
Zekât konusuna da değinen Demirbağ, "İslam'ın 5 şartı içinde yer alan Zekât çok önemlidir. Zekâtı vermemek günahtan ziyade, küfürdür. Bakın İslam'ın diğer şartlarını yapmasanız günahkâr olursunuz, ancak zekâtı vermemek birçok Âlime göre küfürdür. Çünkü Peygamber Efendimiz harp ilan etmiştir. Savaşlar olmuştur, zekât vermeyenler öldürülmüştür. Bu para çok önemlidir. Dinden çıkma durumu olduğuna göre nikâhı boş düşüyor. Bu kadar tehlikelidir. 16. Yüzyılın büyük şehir İslam hukukçusu Ebu Suud Efendiye soruyorlar. Gayrimüslime zekât geçer mi? Müslüman olmayana da zekât verilebilir mi? Cevabı ise gayrimüslime zekât geçer. Ancak şu şartla sizinle harp etme ihtimali yoksa verebilirsiniz. Müslümanlara vurma ihtimali varsa, veremezsiniz. Yani şuanda İsrail'e zekât verilmez. Çünkü vuruyor" dedi.

Müslümanlar döneminde birçok alanda ilerlemeler olduğuna da vurgu yapan Demirbağ, "Emeviler zamanında ilk çalar saat yapılarak Avrupa'ya gönderiliyor. İlk defa çalar saati Müslümanlar yapıp İngiltere Kralına hediye olarak gönderiliyor. Şurada verilen mesaj ise bakın Doğu âlemi neler yapıyor. Siz ise hala mahkemelerde adam yakıyorsunuz demeye getiriliyor. Abbasiler zamanında bütün Avrupa orta çağ karanlığındadır. İslam âlemi ise medeniyetin ışıkları devresindedir. Abbasiler zamanında günümüz için utanç vesikası olacak bir tablodan bahsedeyim. Abbasiler'de Harun Reşit döneminde Kur'an-ı Kerim o kadar hayatın içinde ki, ezbere bilmeyen adam askere alınmıyordu. Geri zekâlı, özürlü diye nitelendiriliyordu. Askere alınmamasının sebebini ise şu şekilde düşünüyordular. Askere alırsak Kur'an-ı Kerim'i bilmiyor, onun için harpte Allah bize yardım etmez. Akıl almaz biçimde Kur'an-ı Kerim hayatın içindeydi. Ezbere bilmeyeni engelli, özürlü sayıp kız dahi vermiyordular. Yani evlenemiyordu. Kur'an-ı Kerim Abbasiler döneminde o kadar hayatın içindeydi ki gayrimüslimler bile ne kadar zeki olduklarını, aydın olduklarını göstermek için Kur'an-ı Kerim'i ezberliyorlardı. Çünkü kültürlü olmanın, okur-yazar olmanın, iki lafı bir araya getirebilmenin şartı Kur'an-ı Kerim'i ezbere bilmekti. Fakat günümüze baktığımız zaman, halimiz içler acısıdır. İnananlar arasında bile okumasını bilen çok azdır. Kur'an'dan bu kadar uzağız. Kur'an-ı Kerim'i herkesin okuyup ezberlemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

 Program, kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere ödüllerin verilmesi ile son buldu. Dereceye girenler ise şu şekilde açıklandı: Erhan Şimşek Türkmenoğlu Anadolu Lisesi, Yusuf Kızıltaş Van Polatoğlu Ortaokulu ve Öner Çayırlı İdris-i Bitlis Ortaokulu. Birinciye tam altın, ikinciye yarım, üçüncüye ise çeyrek altın ödülü verildi.

Bölge Gazetesi - Bişar Ulutaş

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Wan Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0850 302 65 34 | Faks : 0850 302 65 34 |