Çocukta olsa,kadında olsa,gereği neyse, o yapıla! Diyen bir başbakanın ülkesinde yaşamak çocuk ölümlerini gayet normalleştiren durum olmaktadır. Berkin Annesinin söylediği‘Allah Berkimi bende almadı.Tayip Erdoğan bende aldı’ çığlığı gerçeğin öz katil tanımıydı. Türkiye cumhuriyeti ve bir bütün egemenlikçi sistemlerin hepsi, çocuklar karşısında iki sahtekâr yüzünü hep sergiler, dururlar. Birincisi çocuklarımız geleceğimizle başlayan argümanla kendi iktidar oyunlarına peşkeş çekme arzusundalar. İkincisi bu arzuya bağlıeğitim ocaklarında çocukları geçirip, kendi sömürü çarkın garantörü kılmayı hedeflemekteler. Fehtullah okulların dünyanın dört tarafında yaygınlaşması/yaygınlaştırması bundandır. Tüm egemenlikçi sistemler çocuk deyince, hemen geleceğim der, gelecek adına çocuğun hizmetine koşturulması, koşturtamıyorsa, yok edilmesi hep kurgulanan egemenlikçi siyaset olmaktadır. Mesela Kawa destanı buna örnektir. En eski örneklerdendir.Dehak denilen zalimin(  Asur kralıdır)  iki omuzunda Çiya şeklinde iki irin peyda olur.İrinlerin iyileşmesi ancak Kürt çocukların taze beyinleriyle mümkündür denir ve birer birer Kürt çocuğu Dehak iyileşin diye başı kesilerek,taze beyincikler zalim Dehakın irin yarasına merhem edilir, sürülür.Sadece Dehak destanıyla mı bu durum sınırlıdır? Elbet ki değil. Dikkat edilirse, devletli sistemlerin hepsi çocukları gelecekleri için, meze olarak kullanılmak isterler. Devlet çarkını bu minval üzerine inşa ederler.Bunu bazen zorla, bazen de yönettikleri toplum, insan hâkim düşünce algısına göre yapmaktalar. Öyle bir şartlandırmaya çekmekteler ki, yönetilen toplum bireyler,bunu gönüllü, kendi eliyle yapar hale getirilmektedir. Milyonlarca anne baba çocuğumun geleceği adına sistemin okulluna, çıraklığına, zorla evlendirilmesine geçit vererek, mezelik işine gönüllüçocuğunu yatırır olmaktadır. Çocuğum okusun, iyi yerde mürüvvet görsün, işe atılsın, çırak olsunlar la başlayan söz dizesi, hep devlet çarkına gönüllü çocuğunu yemlendiren pozisyonuna düşürülmektedir. Anne Babaların bu yanlış algısı gönüllü şekilde devlette teslim olmaya götürürken, bu teslimiyetle devlet denilen insan cinayet makinesine çocuğunu bilinçli kurban eden duruma düşürmektedir. Ömer Hayâmın deyişiyle Düşmanına âşıklık durumuna kendini gönüllü yatıran olmaktadır. Bu gönüllük olmasaydı, elbet beşbin yıldır devlet denilen egemenlik sultası devam etmemiş olurdu. Dehakzüllümü bu nedenle sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmamış, Mitolojik ifadeye kavuştuğu günden bu yana zülüm kârlar hep çocukların taze beyinlerini, kendilerine mehlem kılmışlardır.Osmanlı, Roma imparatorlukları bunu daha bir dizginsiz yapar olmuşlardır.Özelikle Osmanlıda bunu daha korkunç yapmıştır.Korkunçluğu, Öze ihanet, düşmanlık üzerinde yapmasıdır.Yeniçeri ocaklarınatoplanan çocuklareğitilerek, öz soy katilleri olarak Osmanlı-Ali adına kendi soykırımını gerçekleştiren katil durumuna getirilmişlerdir. Yıllar sonra Hırant Dinkcinayetine sebep olan çocuğa atfen, Hırandın sevgili eşi Rakel ’Çocuklarda katil ürettiler!’ sözü geçmişin ironi gerçeğinin, bugüne taşındığını kavratan, hatırlatan söz olmuştur. Ayhan çarkının Kürtler iyi insandı.Biz bu iyi insanlara çok kötülük yaptık demeside, devlet katilliğin itirafıydı.Öyle bir sistem ki,iktidar için özbe öz çocuklarını eliyle boğan bir katil sistemdir! Dehak mitolojisi esasında hep günceldir. Özünde bişey değişmemiş.Sadece biçim değiştirmiş. Biçim değiştirse de, uygulana gelen devlet sistemi hep Dehakçadır. 90 yıllık T.C iktidarlarında o kadar çok çocuk öldürüldü ki,bunun hadi hesabı yoktur. Amed İHD Raporunda son yirmi yıl içinde 569 çocuk ölümünde bahsetmektedir. Ama biliyoruz ki, Çocuk ölümleri bu rakamla sadece sınırlı değildir. Berfo Ana gözlerini kapatana kadar, çocuğumu bana verin deyip, durmaktaydı.Bu çırpınışı hepcellat devlet gerçeğini bize hatırlatmaktaydı. Devletin katil olduğunu gösteren ses olmaktaydı. Devlet çocuk ölümleriyle de sınırlı kalmaz. Ana, baba yaşlıları da çocuklar kadar yok eder. Çocukları geleceğini kaybetme korkutuculuğuyla katledilirken,yaşlıları da irfan aydınlık yayıcıözeliklerinden dolayı katletmektedir. Katledilirken hiçbir zaman hak hukuku engeline takılmaz. Hak onun kendi iktidarıdır. İktidarını korumaktır.Sex Sait yaşı Küçültülmüş idam ettirilmiş,Seyit Rıza bir gecede 78 den 54 yaşa indirilerek idam edilmiş, Ape Musa Kur kurşuna getirilerek, katledilmiştir. Daha nice bilge yaşlı insanlar bu akıbetle yok edilmişlerdir. Keza seyit Rızanın oğlu Hüseyin’inde yaşı 17 de 21 çıkarılarak idam edilmiş,1980 cuntasında da 17 yaşında olan Erdal Erende 45 yıl sonra aynı Hüseyin gibi,17 yaşında cuntacılar tarafında idam edilen çocuk olmuştur. Ya bugün? Bugünde dünde farklı değildir. 40 yıldır Kürtler özgürlük direnişi içindeler.Bu direnişe katık olan çocuk, yaşlı sayısı hiçte az değildir. Devlet bu 40 yıl içinde hiçte az çocuk öldürmemiştir. Roboskili çocuklar, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Enes Ata ve daha nice Kürt çocuğu Türk başbakanın ağız salyalarınınşehvet kurbanı olmuşlardır. Bir an insan Türkiye başbakanına bakınca, o kükreyen sesinde Dünün Firavunu, Kanuni Sultanını, Sezar’ını, Dehakkı , Hitlerini, Musoliniyi,Salazar,Franko Saddam’ını, ve Kenan Evreni görür gibi oluyor. Öyle bir katil ki,kendi öz çocuklarını bile kendi bencil iktidar,servet düşkünü haline getirmiş, çocuklarını kendi kirli iktidar oyun maşasına dönüştürmüştür. Onca yolsuzlukları başka nasıl izah edilir! Daha yazılacak çok şey var.Devlet olduğu sürece yazılacaklar bitmez, devam eder. Çünkü katilliği üreten devlettir. Onun egemenlikçi karakteridir.Egemenlikçi devletler var oldukça, çocukların ölümü durmaz devam eder.Ölümü durdurmak isteniliyorsa, o zaman bu zülüm devletinde vazgeçmek tek düşünülen yol olmalı, çocuklarımın geleceği denilerek, devlet kapısının kurtarıcı algısında sıyrılmak olmalı! Bu bilinç, pratikte başarılırsa, işte o zaman Nazımın Çocuklar ölmesin, şeker yesin dizeleri tam yerine oturmuş olur. Berkin, Uğurun, Ceylan, Roboskili çocukların anısına Nazımın Hiroşimalı Kız çocuğa yazdığı şiiri olduğu gibi aktararak, bende Nazım gibi çocuklar ölmesin,şeker yesin diyor.Berkin anne babasının acısını içimde derin hissettiğimi belirterek,kendilerine metanet diliyorum.İnsanlığın ölmediğini dün, Berkin maaşına sahip çıkan insanların sahiplenmesinde bir daha gördüm.Bu beni daha bir geleceğe güvenle bakmaya götürdü.Şehit Berkin Namıre diyerek Nazıma söze bırakıyorum.

           Kız Çocuğu

 Kapıları çalan benim

Kapıları birer birer

Gözünüze görünemem

Göze görünmez ölüler

Horişma’da öleli

Oluyor bir on yıl

Yedi yaşında bir kızım

Büyümez ölü çocuklar

Saçlarım tutuştu önce

Gözlerim yandı kavruldu

Bir avuç kül oluverdi

Külüm havaya savruldu

Benim sizden kendim için

Hiçbir şey istediğim yok

Şeker bile yiyemez ki

Kaat gibi yanan çocuk

Çalıyorum kapınızı

Teyze,amca,bir imza ver

Çocuklar öldürülmesin

Şekerde yiyebilsinler

1956 da yazılmıştır.

Nazım Hükmet Ran

Hasan Akbaba

Emmendingen-Almanya

13 Mart 2014