1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Beni Ağlatmayın, Gözyaşlarımı Silecek Ellerim Yok
Beni Ağlatmayın, Gözyaşlarımı Silecek Ellerim Yok

Beni Ağlatmayın, Gözyaşlarımı Silecek Ellerim Yok

Haberdar yazarlarından Gürhan Gürses yazdı...

A+A-

-Bana şeker verir misin? diyor Filistinli çocuk!  "Al sana demirden şeker!" diyor İsrailli asker! İsrailli asker vuruyor Filistinli şeker çocuğu. Ve bayram kan olup damlıyor insanlığın üstüne! Bayram gelmiş neyime, kurşun yağar minik bedenime.

-Bana özgürlüğü siz mi getireceksin, diyor Iraklı bir çocuk kendilerini vuran Amerikalı Coni'ye. "Al sana varil bombası!" diyor Coni! Bayram gelmiş neyime, bombalar yağar üzerime.

- Benim namusumu sen mi koruyacaksın, diyor Suriyeli küçük kız, zalime. Pazarda mal gibi satılıyor 10 kuruşa Suriyeli küçük kız.

-Bana ekmek al, diyor Afrikalı bir çocuk babasına. Babası çaresizlik içinde oturup ağlıyor dünyanın gözünün içine baka baka, yüreğimi yaka yaka...

Daha dün, İstanbul'da canlı bomba patlattılar. Onlarca can kaybı... Irak'taki patlamada ise yüzlerce can kaybı... Bu modern dünyanın ayıbı... Ve insanlığın kaybı... Bayram gelmiş neyime kan damlar ümmetime.

Yok Boko Haram, Yok Daeş, yok El Kaide, yok bilmem ne? Hepsi  de güya Müslüman! Hepsi de İslam ülkelerinde hepsi de yer altı zenginliği olan ama fakir ülkelerde faaliyet gösteriyor. Bayram geldi ama barış gelmedi bir türlü. Bekliyoruz hâlâ!  Savaş o kadar kolay çıkıyor ki sahneye, barış ise binbir türlü naz ve işve ile gününü gün edip gelmiyor! Bayram geldi ama barış gelmedi bir zahmet ve huzur bulmadı bu topraklar! Sağım solum önüm arkam savaş! Biraz yavaş...

Böyle bir bayram, bayram olur mu? Çocuksuz bayram olur mu? Çocuksuz şeker olur mu, harçlıksız? Gazze'de çocuk kalmadı.  Ben Gazze diyorum siz zulme uğrayan her yeri bilin. Gazze'nin şahsında bayrama ölümle giren her coğrafya bizim yüreğimizi dağlamaktadır. Ve yer gök buna ağlamaktadır.Suriye deyin isterseniz, Urumçi deyin, Nijerya, Srebrenisca... Caddelerde Suriyeli kadınlar çocuklar el açıyor. sofraları eksik, içecekleri hep kahır, başlarını sokacakları evler damsız, üst başları perişan... “Bayram gelmiş neyimize / Kan damlar yüreğimize” diye eski bir türkü radyodan cızırtılı bir şekilde gelir oturur kulağımıza. İslam ülkeleri küffar elinde kukla olmuş, her gün bir coğrafyasında yeni icat bomba tatbikatlarına ev sahipliği yapmakta, binlerce -yüz binlerce Müslüman da bu deneme oyununda bertaraf olmaktadır. Kimin umurunda? Ramazan gelmiş hoş gelmiş, bayram gelmiş hoşluklar getirmiş kimin aklının ucunda?

 Müstemleke ülke pozisyonunda kalırsak analar daha çok ağlar diye düşünüyorum, bayramlar daha çok yüreğimizi dağlar. Bayram barışın, dostluğun, inancın, sevincin ve emniyetin şahikasıdır. Lakin el halden ne anlar, el bayramdan ne anlar diye başlarsak; ezilmişliğin, sövülmüşlüğün, itilip-kakılmışlığın hâkim olduğu bir büyük coğrafyada; sömürülen, her daim gökte bombalar hediye edilen bir dinin mensupları olarak daha çok söyleriz bu türküyü “Bayram gelmiş neyimize / Kan damlar yüreğimize.”

Ben Gazze diyorum, siz Sincan deyin, Srebrenitsa deyin, Musul - Kerkük deyin, Türkmendağı deyin, Halep deyin,  Afrika deyin... Deyin de  deyin! Hiç değilse sesimiz çıksın! Bir de savaşa dur deyin! Akan kana tampon olun. Tavır geliştirin, posta koyun,  dik durun, birlik olun!  Herkes kör, âlem sağır! Çocuklar ölüyor ağır ağır! İstediğin kadar bağır. Herkes başına buyruksa, her kafadan bir ses çıkıyorsa kusura bakmayın ama tek tek de ölürsünüz, sırayla da...

El uzatıp şeker toplayan çocuklar yok, o çocukların kapılarını çalacağı bir ev de yok. Böyle bir bayram bayram olur mu? Çocuksuz, şekersiz, harçlıksız... Ellerini öpecekleri anneleri babaları silah tacidarlarının bilmem kaç bininci bombalamasında ölen bu çocuklar bu bayram kimin ellerini öpecek? Hangi el okşayacak saçlarını, hangi el yıkayacak masum yüzlerindeki çaresizliği? Aynı inancın insanları yüreğiniz cız etmiyor mu? Ya ölen yüzlerce çocuğa ne diyeceğiz? Yüreğiniz aynı rabbe inanan, aynı peygambere naatlar yazan bu insanlar için çarpmıyor mu? Bananecilik oynanmıyor bu oyunda. Yarın sıranın bizde olmadığını kim söyleyebilir? Bu bir senaryo ise elbette bize de bir rol biçilmiştir. Sırası gelince sahneye konulacaktırSırt çevirmemeliyiz mazlum olana, yüz asla. Onların acısını acımızmış gibi hissetmeli, onların gözyaşlarını gözyaşlarımızmış gibi görmeli ve o gözyaşlarının seliyle zalimleri boğmalıyız. O zalimler ki ağızları ve elleri kanlı aç bir vahşi gibi önüne sunulanı büyük bir iştiha ile yemek için hazır ve nazır. O zalimler ki bütün insanlığın kendilerine hizmet yapmak için yaratıldığını kutsal kitaplarına dahi koymuşlar ve ona inanmışlar. Kim kimin kölesi olur? Kim kimin kulu olur? Ama onlar hep böyle kan içmek için ulur!

 Herkes eşittir. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun. Mevlana’nın tabiriyle “Ne olursan ol, gene gel!” diyen bir medeniyetin evrensel postacılarıyız. Bu daveti vücuda getiren, bütün insanlığı eş tutan, ayrımı gayrımı olmayan bir dinin mensupları olarak asri, modern, çağdaş, hep mutegalip, hep ferah, hep çok gelişmiş(!) ülkelere bir ders vermiyor muyuz acaba? Onlar bizi bizden daha iyi biliyorlar da biz bizi onlardan daha iyi bilmiyoruz ne yazık ki. Bizi uyutmak için her türlü dışı süslü, içi boş unsuru ambalajlı bir şekilde yüzümüze gülerek sunarlarken, içten içe de başımıza örecekleri çorapları ve elde edecekleri neticeleri hesap ediyorlardır. Biz her zaman kendimize Batının penceresinden bakmışız ve bunu marifet saymışız. Bu yüzden anlayamamışız kendimizi. Kendin ol, derken filozoflar boşuna haykırmamışlardır sanırım. Önce kendimiz olursak, başkalarının üzerimize oynadığı oyunları daha kolay başımızdan atacağımızı zannediyorum. Bugün bayram Arakan'dır bize! Şeker verecek çocuk kalmadı. Bayramınız kutlu olsun diyemiyorum, diyecek yürek kalmadı bizde.

Biz iftarımızı top sesiyle açarken Suriye'de  top sesiyle insanlar ölüyor. Bugün bayram yok bize. Ağlıyorsa bir kardeşimiz dünyanın herhangi bir noktasında, aç susuz yaşıyorsa  ve üst başı yoksa bayram nasıl kutlanır? Bir top kefen alıp insanlığı sarıp defnedelim. İnsanlık öldü dünyada! Bugün bayram yok bize! Suriye'de şeker toplaması gereken çocuklar öldürülüyorsa bu dünyanın canı cehenneme diyorum. Çocuklara şeker diye bomba atılıyorsa gökten, o gök yıkılsın daha iyidir.Çocuklara harçlık verilmesi gerekirken kurşun veriliyorsa, bayram olmasın daha iyi. Bayramı asıl kutlaması gerekenler bir parça ekmek bulamayan ama orucunu tutanlardır. Bir tas suya hasret yaşayanlardır.Savaşta inancı uğruna ölenlerdir. Asıl onlar sevinmeli onlar bayramı yaşamalı içten içe!

İşe bak! Daeş, Müslüman'ım diyor  ama Müslüman'ı vuruyor. El Kaide' de öyle...Herhalde bunlarda kaide böyle! Boko Haram'da hakeza! İsminde hayır yok bir kere; "Bok" O! Eksik olsunlar!  Hatta bir zahmet asla olmasınlar. Hiç olsunlar. Onlar dışarıdan bunlar içeriden vuruyor da vuruyor habire! Olan Müslüman olana oluyor, ölüyor durmadan.

Bayram gelmiş neyimize kan damlar yüreğimize!  Bana şeker ver diyen çocuk! Sana parça tesirli bomba veriyor insanlık, alma sakın! Kaplumbağalar da Uçar adlı İran sinema filminde mayın toplarken kollarını kaybeden çocuk "Beni ağlatmayın, gözyaşlarımı silecek ellerim yok." diye haykırıyordu.   Bugün İslam ülkeleri ağlıyor ve elleri yok ki gözyaşlarını silsin. Suriye ağlıyor, Filistin ağlıyor, Irak ağlıyor.

HABERE YORUM KAT